You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Hayrdır ? Sizin amacınız ne?

Hayrdır ? Sizin amacınız ne?

Karmakarışıklaşmaktayım
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
Dalga geçme edebiyatı işlemeyecek yanlız, haberin olsun gülücük

Hadis'in iftirası olur mu bilinmez ancak, bazı (Alim) dediğiniz insanlara güvenipte uydurma bir hadise Peygamber'in sözüdür demek, Peygamber'e iftira olabilir, o konuda dikkat etmek lazım.

Ben arkadaşın ateis veya deist olduğunu düşünmüyorum, eğer öyleyse belirtsin, boş yere onu savunuyor olmayayım.

Kur'an'a gerektiği önemi veren insanlardan biri sadece.

Benim yolumu Alimleriniz değil, Allah, Kur'an ve Rasulu belirliyor. gülücük
Zaten inancımız olmasa, var olmanın anlamı, anlamsızlıktan başka bir anlama gelir miydi?

Dünyada dost ister isen Hazreti Allah yeter,
Mürşid-i kâmil ister isen Hazreti Kur’an yeter,
Delil ister isen Hazreti Muhammed yeter,
Meşgul olmak ister isen ibadet yeter,
İbret almak ister isen ölüm yeter,
Bunlar da yetmez der isen Nâr-ı Cehennem yeter.

[Resim: ny4qc.gif]

Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
impossible ; hadisler hz muhamed sav den 200 , 300 sene sonra yazılmaya ve toplanmaya başlamıştır , kuranı kerimi yazdıran peygamberimiz hadisleri elbette yazdırırdı ve hatta 4 halife bile hadisleri yazdırmamıştır onlar öldükten sonra hadisçilik işi başlamıştır , yüzbinlerce hadis toplanmıştır ve 10 binlercesi elenmiştir , bir sürü farklı farklı kitaplar haline getirilmiştir ,hadis kitaplarınızda peygamebrimizin en yakın arkadaşı 4 halifeden bile tek tük hadis nakli varken onu görmeyen insanlardan bile yüzyıllar sonra binlerce hadis nakli vardır .

kuran ; hz muhammed zamanında yazılmıştır ve Ayetinde Allah kuranı koruyacağını söylemiştir ,
hadis ise , hz muhamed den yüzyıllar sonra yazılmıştır , koruyacağını söylememiştir Allah

kuran ; şu an bile tüm dünyada bütün mezheblerde , ülkelerde aynıdır
hadis ise , tüm mezheblerde başka , kitaplarına kadar farklıdır , cemaatlerde bile inanılan hadisler farkldırı bir kısmı ,

kuran ; asla elenmeyen bir kaynaktır ve ilk günkü gibi aynıdır ,
hadis ise , daha ilk dönemlerde bile onbinlerce hadis ayıklanmış ve elenmiştir halada elenmektedir ,

kuran ; pratik , kolay ve özgürlükçü bir din anlayışı sunarken ;
hadisler ise , zor , anlaşılmayan ve kadınları aşağılayan müminler aşağılayan çelişen bir kısım sözler içermektedir ,

kuran ; içerisinde hiç bir çelişki yok iken ,
hadisler ise hem kuranla çelişen , hem kendisiyle çelişen sözler içermektedir ,

kuran ; Bizzat Allah ,cebrail ile peygameberimize nakletmiş iken ve hemen kitap haline getirilmişken ,direk hz muhamed den yazılmıştır
hadisler ise , hz muhamed in ağzından çıktığı varsayılan sözleri bir kısım insanlrın toplanması ve elemesi ile kitap haline getirilmiştir ve farklı farklı kitaplar haline getirilmiştir , hz muhammedin ağzından çıktığı gibi yazılmamıştır

kuran ; tek olduğu için insanları kapsayan ve birleştiren bir kitap iken ,
hadis ise bir çok mezhebe bölünmesini sağlayan ,müslümanları birbirine düşüren ve her mezhebte farklı olduğu için her mezhebin cemaatin kendi hadislerini doğru saydığı kaynak haline gelmiştir.

BU YÜZDEN KURAN HAKİKİ İSLAMDIR , HADİSLER İSE TARİHİ BİR KAYNAKTAN RİVAYETTEN BAŞKA BİŞEY DEĞİLDİR
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
Bismillahirrahmannirrahim

28 bu seni tebrik etmemek mümkün değil, Bu konuyu nasıl akılcıl oyunlarına hadisleri redde getirdin tebrikler...

Şimdi önce videodan başlayım, eğer o videoyu adam gibi izleseydin, bahsedilen facebook sayfasının şahsi olanlarından değil (Cennete giden yol ) ismi ile açılan bir topluluk sayfası ve bu sayfadaki üye olan kardeşlere hitaben yapılan bir konuşma olduğunu fark edicekdin, bunu fark edincede bu kadar komik konuşmalar yapmıyacakdın...

Sen yani kısacası bize kuran yeter mi demek istiyorsun ?

Günümüzde müctehid geçinen ilâhiyat patentli bir takım zevâtın, televizyon kanallarında arzı endam ederek koltuklarına kurulmuş vaziyette (Bize Kuran yeter) dedikleri ve senin buradaki tutulur içbir yanı olmayan saçmalardan seçmeler olan yazılarını görünce tahmin et aklıma ne geliyor ? Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)in: (Karnı tok bir şekilde koltuğuna kurulmuş olan bazı kimselerin ‘Bize Kur’an yeter…’ diyeceği zamanlar yakındır. ) Hadîs-i Şerifi geliyor.
Tamda seni anlatıyor sanki demi =)

Peygamber Efendimiz (s.a.m) şöyle buyurmuştur: "Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun koltuğuna kurulan tok bir adamın size: Sadece şu Kur'an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter, diyeceği günler yakındır..." Ebu Davud, Sünnet, 6, İmare 33; Tirmizi, İlim 10)

Ama sen bunuda inkar edersin, çünkü sizin adetiniz böyle nefsine hoş gelmedi demi bu hadis o zaman dur kurana bakalım, nasılsa onu reddetmezsin, o kadarda değil =)

Allah’ü Teala şöyle buyuruyor: “... O (Resul) onlara iyiliği emreder, onları kötülükten nehyeder, onlara iyi ve temiz olan şeyleri helal, kötü ve pis olan şeyleri de haram kılar....”( A’raf, 157) “...Allah’ın ve Rasülünün haram kıldığını haram saymayanlarla ...savaşın.”( Tevbe, 29)

Allah bu ve benzeri ayetlerde, Hz. Peygamber (a.s.m)’e haram ve helal koyma yetkisi verdiğini açıkça belirtiyor. Özellikle ikinci ayette Allah Teala kendi ismi yanında Hz. Peygamber (a.s.m)ın da ismini zikretmesi, yapılacak bütün te’villerin yolunu kapatıyor. Şayet Allah’ın yasakladığı Peygamberin de yasaklamasına şart kılınsa, haşa Resul de beraber olarak yasaklarlarsa diye anlaşılsa bu manasız olur. Tersi olsa, Resulün yasakladığını Allah’ta sarahaten yasaklaması lazım dense bu da anlamsız olur. Şu halde her ikisinin haram ve helal koyma yetkisiyle belirtilmesi daha ziyade Hz. Peygamberin (a.s.m) görevine yönelik bir emirdir. Bu açıdan Hz. Peygamberin bütün emir ve yasakları bu ayetin bir açılımı ve tayyibat olanları emretmesi, habais olanları da yasaklaması demektir.

Şimdi, Allahü Teala, Hz. Peygamber’e en üst seviye olan haram ve helal koyma yetkisi verdiğine göre, O’nun (a.s.) bunun altındaki vacip mekruh, adab gibi konularda öncelikle söz sahibi olduğunun açık göstergesidir.

İşte Peygamber Efendimiz (a.s.m) “Kur'an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir” sözüyle kendisine verilen yetkiyi ve dindeki konumunu bildirmektedir. Budamı olmadı ?

Hey gidi hey sen kiminle savaşıyorsun ?

Kuran’daki İslâm, (Kuran Müslümanlığı) ve (Kurana dönüş) gibi benzer sloganlarla sünnet ve hadis kabul etmeyip inkar eden!, Müslümanların kafasında da bu konuda bir takım şüphe ve istifhamlar oluşturmaya çalışan sünnet inkârcıları ! Akılcıl oyunlarınızı alın siz kumdan kaleler yapın!!

hem Kuran’da bulunan: (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının.) (Haşr: 7) gibi, sünnete delâlet eden bir takım âyetlere rağmen sünneti hadisleri inkar edeceksin, hem de Kuran sevdalısı olacaksın öylemi ? Cahil herifler!!!

BAK ŞİMDİ BURAYA DİKKAT....
hadisleri, güya sıhhatinden şüphe ettikleri için kabul etmeyen ve (Bize Kuran yeter) diyerek sadece Kuranın delil olduğunu iddia edenler her ne kadar hadis kabul etmiyorlarsa da, işlerine gelince zayıf hadisleri bile kabul ederler. Mesela; ağızlarından düşürmeyip bu fikirlerine delil olarak ileri sürdükleri bir hadis vardır .

(Size Benden bir hadis geldiğinde bunu Kurana arzedin. Eğer bu hâdisle ilgili Kuranda bir asıl buluyorsanız hadîsi alın, bulamıyorsanız onu reddedin.)
Hadis inkarcılarının cankurtaran simidi gibi sarılıp kendilerine delil olarak aldıkları bu hadisin sahih isnadı dahi yoktur oysaki =)))))

Yine bu manada zikredilen bir başka hadiste: (Bazı insanlar olacak, benden Hadis rivayet edecekler. Size bir kimse hadis rivayet ettiğinde bu Kurana muvafıksa onu Ben dedim. Kurana muvafık değilse onu Ben demedim.)buyrulmuştur. Diyerek nasıl çelişirler =))) Mesela Allah rasulü hadislerin yazılmamasını emretmiştir diyerek hadis inkar ederler, Ama herkesi kendileri gibi kıt sandıklarından dolayı düşünmezlerki şimdi ben bir hadis naklettim o halde Benim ağzımdan çıkanları yazmayınız ) da bir hadistir hem reddeceksn hemde reddiye delili olarak hadis sunacaksın bu nasıl iş =)

(İmran b. Husayn (r.a.) şefaatla ilgili hadisi zekreder[2] Oradikelerden bir tanesi

-Ya eba’n Nuceyd! Siz bizlere hadisler anlatıyorsunuz fakat biz bunlarla ilgili Kur’an’da bir asıl bulamıyoruz, deyince İmran kızar ve adama şöyle der:

- Sen kur’an’ı okudun mu?

- Evet.

-Peki kur’an’ın hiçbir yerinde yatsı namazının farzının dört, akşamınkinin üç, sabahınkinin iki, öğleye ikindininkinin de dört rekat olduğuna rastladın mı?

- Hayır.

- Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Rasulullah’tan (s.a.v.) öğrenmedik mi? Peki Kur’an’da kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekat düştüğüne rastladın mı?

- Hayır.

- Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Rasulullah’tan (s.a.v.) öğrenmedik mi? Keza Kur’an’da

“eski evi (Kabe’yi) tavaf etsinler” (Hac: 22/29)

ayetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi deva tavaf edin. makam’ın arkaında iki rekat namaz kılın diye bir ifadeye rastladınız mı? Aynı şekilde Allah Rasulünün (s.a.v.) buyurduğu şu hususlar Kur’an’da var mı?

“Zekatını verecek olanın malını zekat tahsildarının ayağına kadargetirmesi, malını bulunduğu yerden uzaklaştırması, birbirlerine kız kardeşlerini verecek kişlerin mehirsiz evlenmesi İslamda yoktur”[3]

...Peki Allah Teala’nın (c.c.) Kur’an’ında şöyle buyurduğunu duymadınız mı?

“Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının” (Haşr: 59/7)
İmran daha sonra şöyle söyler:

- sizin ilginizin olmadığı, Rasulullah’tan (s.a.v.) öğrendiğimiz daha başka şeyler de var.)

Allah akıl fikir versin size...
Bak bu senin yazdığın hadis daha hadisi düzgün bile blmiyorsun...
(tum kara kopekleri oldurun. cunku onlar seytandir. (hanbel))

Hz. Aişe'nin yanında namaz kılanın önünden geçen köpek, merkep ve kadının namazı bozacağından bahsedildi. Bunun üzerine o şöyle dedi :
"Bizi merkep ve köpeğe mi benzettiniz?! Allah'a and olsun ki ben , kıble ile Hz. Peygamber (s.a.v.) arasında yatarken, onun bana doğru namaz kıldığını gördüm. Bazen bir ihtiyacım hasıl olurdu. Ona karşı oturup, Allah Rasulu (s.a.v.)i rahatsız etmek istemezdim. Bu yüzden ayak ucu tarafından yavaşça sıyrılıp çıkardım".
Ve aŞk İnsanın aLnına Dokundu !

SubHane RabbiyeL aLa...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
Uğursuzluk üç şeydedir. At, ev ve kadın. (buhari)



UĞURSUZLUK

Herhangi bir şeyde bulunduğu zannedilen ve işlerin ters gitmesine sebep olarak ileri sürülen hal.

Değişik çağlarda pek çok kişi ve toplumlar çevrelerinde gördükleri bir takım eşyalarda, hayvanlarda ve tabiat olaylarında uğursuzluk bulunduğuna inanmıştır. Çağımızda bu uğursuzluk anlayışını üzerinden atamamış pek çok insan görülür. Bu tipteki insanlar, uğursuz olarak niteledikleri şeylerden, kendilerine bir kötülük ve zarar geleceği inancındadır. Daima bu tür şeylerden uzak durmağa çalışırlar. Hiç bir dinî ve ilmî kaynağı olmayan "uğursuzluk" anlayışına sahip olsalar, hayatların her safhasında korku ve endişe içinde bulunurlar.

Aslında hiç bir şeyde uğursuzluk yoktur. Hiç bir şey doğuştan uğurlu değildir. Uğursuzluk olsa olsa herkesin kendisinde, kendi yorumunda ve anlayışındadır. Halk arasında sık sık kullanılan "Uğurlu geldi" veya "Uğursuz geldi" gibi sözler birer zan ve kuruntudan ibarettir.


Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadis-i şerifinde, "İslâm'da taşe'um (uğursuz sayma, kötüye yorma) yoktur; en iyisi tefe'uldur (iyiye yorma)" (Buharî, Tıb, 54) buyurarak, bu zararlı anlayışın İslam'da bulunmadığını ifade etmiştir.

Diğer bir hadiste ise: "Eşya da uğursuzluk yoktur, safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur" (Muslim, Selâm, 102) buyurulmuştur.


Uğursuz Saymak

5754 - Ebu Hureyre'den, dedi ki : Rasulullah (s.a.v.)'i "Uğursuzluk yoktur. Bunun hayırlısı tefe'uldur" diye buyururken dinledim. Ashab: "Tefe'ul nedir diye sorunca, Allahrasulu : "sizden birinizin işiteceği güzel bir sözdür" buyurdu.
(İbn Hacer el Askalani; Fethul Bari (Sahih-i Buhari şerhi); Bab Tıb, C. 11 s. 489)

2859- Sehl ibn Sa'd es Saidi'den nakledildiğine göre Rasul-u Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Eğer uğursuzluk bir varlıkta olacaksa kadında , atta ve evde olur".

Abdurrazzak'ın Musannef'inde Ma'mer'den naklettiğine göre hadiste işaret edilen uğursuzluk şöyle açıklanmıştır: "Kadının uğursuzluğu kısır olması , atın uğursuzluğu sırtına binip cihad etmemek ve evin uğursuzluğu ise kötü komşularla olmaktır".
Ebu Davud'un İbnu'l Kasım'dan naklettiğine göre İmam Malik'e bu konu sorulmuş o da : "Öyle evler var ki , insanlar orada otururlar ve helak olup giderler" diye cevap vermiştir.
Maziri, İmam Malik'in bu sözünü şöyle yorumlamıştır : "İmam Malik de hadisi açık ifadesine göre kabul etmiştir. Bunun anlamı şudur: Bazen kul Allahın takdiri ile hoşlanmadığı bir evde ve bölgede yaşamak zorunda kalabilir. Bu durumda ev adeta bu kötü durumun bir sebebi gibi olur ve uğursuzluk eve izafe edilir".

İbnu'l Arabi ise İmam Malik'in bu sözüyle ilgili olarak şunları söylemiştir:
"İmam Malik uğursuzluğu eve izafe etmek istememiştir. Burada sadece bir dil özelliği söz konusudur; halkın kullanımına uygun olarak böyle bir ifade kullanılmıştır. O bu sözüyle şuna işaret eder: Böyle kötü bir çevrede bulunan kimseler kendi inançlarını korumak ve batıla düşmemek için orayı terk etmelidirler."

Bana göre İbnu'l Arabi'nin açıklaması daha doğrudur. Bu yönüyle hadis -bulaşıcı olmadığı halde- cüzzamlı bir hastadan kaçmaya benzer. Çünkü bir kimse cüzzamlı hastaya yaklaşıp aynı hastalığa yakalanacak olsa bunu ondan kaptığına ve o hastanın uğursuzluğuna inanabilir. İşte böylesi durumlardan kaçınmak için onlardan uzak durulması emredilmiştir. Dolayısıyla oturduğu evde böylesine rahatsız edici bir durumla karşı karşıya olan kimse de oradan taşınarak bu sorununu çözebilir. Zira bu evde oturduğu sürece oranın gerçekten uğursuz bir mekan olduğuna inanmaya başlayabilir.
(İbn Hacer el Askalani; Fethul Bari (Sahih-i Buhari şerhi) ; Bab Cihad ve Siyer, C. 6, s. 190 - 191)


5094 - İbn Ömer'den , dedi ki : Peygamber (s.a.v.)'in huzurunda uğursuzluktan söz ettiler. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu. "Eğer uğursuzluk herhangi bir şeyde varsa bu, evde , kadında ve atta söz konusu olur."

5095- Sehl ibn Sa'd'dan rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Eğer (uğursuzluk) bir şeyde varsa atta, kadında ve meskendedir".

5096- Usame ibn Zeyd (r.anh)dan rivayete göre: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Ben, benden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmış değilim"

İZAHAT :

"Kadının uğursuzluğundan sakınılması"
Burada (uğursuzluk anlamı verilen) : "eş-Şu'm" uğur anlamına gelen "el-yumn"un zıttıdır.

"Ve yüce Allah'ın : "Muhakkak ki Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır" (Teğabun 14) buyruğu ." Bununla (Buhari) uğursuzluğun yalnızca bazı kadınlar hakkında söz konusu olduğu, diğer bazıları hakkında da söz konusu olmadığını işaret etmek istemiş gibidir. Buna da ayet-i kerime'deki kısmilik bildiren (....dan anlamındaki) "min"in delaletininden hareket ederek işarette bulunmaktadır.


Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği gibi İbn Hibban ve Hakim de sahih olduğunu belirttiği aynı zamanda Sa'd' ın merfu olarak rivayet ettiği hadis şöyledir :
"Şu üç husus Ademoğlunun mutluluğundandır: Saliha bir kadın , uygun bir mesken ve uygun bir binek. Şu üç husus da Ademoğlunun bedbahtlığındandır : Kötü kadın, kötü mesken ve kötü binek".


"Ben, benden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmış değilim"
Şeyh Takıyyuddin es Subki der ki : Buhari'nin bu hadisi (5096) , ayet-i kerimeyi bab başlığında zikrettikten sonra İbn Ömer ve Sehl yolu ile gelen iki hadisin akabinde zikretmesi, uğursuzluğun, kendisinden düşmanlık ve fitne görülen kadınlara tahsis edildiğine bir işarettir. Bazı kimselerin anladığı gibi kadının topuğundan bile uğursuzluğun söz konusu olduğu yahut kadının bunda bir etkisinin olduğu şeklindeki anlam doğru değildir. Zaten bu , ilim adamlarından hiçbir kimsenin belirtmediği bir görüştür. Kadının bunda bir sebep olduğunu söyleyen kimse de cahildir. Çünkü şeriat koyucu, yağmuru yıldızların doğuşlarına bağlayan kimse hakkında mutlak olarak kafir ifadesini kullanmıştır. O halde kadının herhangibir dahlinin bulunmadığı bir husus dolayısı ile şerri kaddına nispet eden kimsenin durumu ne olabilir? Olsa da görülen bir kaza ve kadere uygun bir halin ortaya çıkmasından ibarettir.

Hadisten Çıkarılan Sonuçlar :

1- Kadınlar dolayısıyla fitneye maruz kalmak, başkaları dolayısıyla fitneye maruz kalmaktan daha ağırdır. Bunu yüce Allah'ın "Kadınlar .... gibi arzulanan şeylere sevgi, insanlara süslü gösterildi" (Al-i İmran 14) buyruğu da buna tanıklık etmektedir. Yüce Allah onları arzulanıp , sevilen şeyler arasında saymış ve direk türler arasında önce onları zikrederek başlamıştır. Yine muşahede ile görülen şu ki : Erkeğin , yanında bulunan hanımından olma çocuğuna karşı olan sevgisi, bu durumda olmayan başka bir kadından doğma çocuğuna olan sevgisinden daha fazladır.

2- Hukemadan birisi şöyle demiştir: kadınlar tamamıyla bir şerdir. Onlardaki en şer olan husus ise onlardan mustağni kalamayıştır.
Kadınlar "akli" ve dini bakımdan eksiklik" ile nitelendirilmiş olmakla birlikte erkeği akli ve dini bakımdan eksiklik gerektiren hususları işlemeye de iterler. Erkeğin dini hususlardan uzaklaşarak dünyaya talip olmak üzere hırs göstermesi gibi .... Bu ise fesadın en ağır halidir.

Muslim , Ebu Said yoluyla gelen "ve kadınlardan sakınınız" diye bilinen hadisin bir kısmında şunları da zikretmiş bulunmaktadır: "Çünkü İsrailoğullarının fitneye ilk maruz kalması, kadınlar hususunda olmuştu."

(İbn Hacer el Askalani; Fethul Bari (Sahih-i Buhari şerhi) ; Bab Nikah, C. 10 s. 381 - 383)

Artık anlamışsındır sanırım çok uzun oldu yazılar hiç sanmıyorum okuyacağını =)
Hakkınızı helal edin kardeşlerim...
Kardeşim bir daha sahih olan ,hadisleri manasına bakıp , Muhaddislerin bu hadisler hakkındaki şerhlerini, sened , sıhhat tetkiklerini araştırmadan , öğrenmeden yazma konuşma. En azından bizim formumuzda böyle delilsiz, kaynaksız yazıp tansiyonu yükseltme!!!Ama amacın gerçekten sormak öğrenmek kastı ise başımızın üzerinde yerin var. Aksi durumlarda yanlış anlaşılıp hadis inkarcıları veya daha farklı niyetli olduğun şüphesi oluşmakta. Bu da gereksiz ithamlara ve zanlı yaklaşımlara sebeb olmaktadır. Buna mahal vermeyesin .

Sad Kardeşim sende bundan sonra inşeallah daha dikkatli ol belliki öğrenmek isteyen bir kardeşimizsin , böyle şarlatanların yazdıklarına sırf mantığına uyuyor diye destek verme hi farkına bile varmadan kendi karanlık kuyularına çeker bunlar adamı heleki islami bilgisi zayıf olanları...
Aklına takılan hadis veya herhangibir soru var ise bunu soru cevap bölümüne aç sor, çekinme.


Hepiniz Allaha emanet olun . Allah en iyisini bilendir....
Ve aŞk İnsanın aLnına Dokundu !

SubHane RabbiyeL aLa...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 29-12-2012, Saat:02:21 PM, Düzenleyen: İmpoSsibLe.
General
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
gereken cevaplar verilmiş zaten, bir de komediye bak :D

"Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı?” diye sordu. O da “Sadece Kuran’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı.” cevabını verdi.

Buhari,"

yazında geçiyor bu. bunu kim naklediyor? sahabe. kim kitabına almış? hadis alimleri. işinize geleni kabul ettiğinize bir delil değil midir bu?
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
anlamak isteyenler çıkar belki taha yusuf ; -)
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Hayrdır ? Sizin amacınız ne?
"Adam sadece Kur'an'ı esas alıyor diye değil mi bu tepkin?"

sad, kuranı tek esas alan kişi aslında sünneti terk etmez. kurandaki emirlerden bihaber bir "ehli kuran"(!) çıkıyor Allah şahid...
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.