Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
Namazı Terk Edenin Tekfiri Hakkında Bazı Hadislerin ve Eserlerin Tahrîci
Bir kere namazı bilerek bırakan kişi kafirdir.
Müslümanların ittifakı ile namazı bir müddet bırakan kişi kafirdir.
Kuran ve Sünnet, bir kere dahi namazı terk edenin tekfirine apaçık bir şekilde delalet etmiştir.
Sahabelerin sözleri, bir kere dahi olsa namazı terk edenin tekfirinde icma etmişlerdir.
Tabiin ve onları hak yol üzere takip edenler, bu icma üzere idiler. Bu icmaya muhalefet etmediler. Çünkü bu icma, Kuran ve Sünnet’in delaleti üzere bina edilmiştir.
Allah c.c. şöyle buyurmuştur: Namazı kılın, müşriklerden olmayın. (Rum suresi. 31.ayet.)
Derim ki: Bu ayet net bir şekile isbat eder ki, namazı bırakan kişi kafirdir.
Müslümanlar icma etmişlerdir ki, Allah’a ibadet etmeyi tamamıyla terk eden kişi kafirdir. Aynı şekilde namazı tamamıyla bırakan kişi ittifaken kafirdir. Bir kişi uzun süre namaz kılmazsa, bu durumda icma ile kafirdir.
Sahabeler ve onları takip edenler, bir kere dahi olsa namazı bırakanları tekfir etmişlerdir. Malik, Şafii, Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Mubarek, Buhari, Muslim, Tirmizi ve Ebu Davud gibilerinin görüşü böyledir. Ehli Hadis cemaatinin inancı budur. Onlar da, ayetleri ve hadisleri direk takip eden tek fırkadır. Allah onlardan razı olsun.
Ama sonradan çıkan bir bidat taifesi, bir kere namazı bırakanları tekfir etmemişlerdir. Bunlara göre birkaç kere, veya bir zaman bırakması lazım ki, kafir olsun. Sonra maalesef bu bidat görüşü çoğalmıştır. Ama hak olan görüş ise, bir kere namazı bırakanın kafir olduğudur.
Bu ayrımı çok iyi bilmek lazım. Yani uzun süre namazı terk edenin tekfiri hakkında bir ihtilaf söz konusu değildir. Tarih boyunca böyle bir ihtilaf bilmiyorum.
Ama bir kere namazı terk etmeye gelince, bu konuda da Sahabaler ve tabiinler arasında hiçbir ihtilaf yoktur.
Gerçek müslüman, bu konuda Kuran’ı ve Peygamberimizi s.a.v. takip eden kişidir. Bunları takip eden, namazı bir kere dahi olsa terk edeni tekfir eder. Bidat ve sapıklığa kaymaz.
En doğrusunu Allah c.c. bilir.
Hadislerin Tahrici:
Bir:
Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu “Iman ile kufr arasinda namazin terki vardir”
Tirmizi 2618.
سنن الترمذي
2618 – حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ: حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «بَيْنَ الكُفْرِ وَالإِيمَانِ تَرْكُ الصَّلَاةِ»
Derim ki: Bu Hadis sahihtir. Sahihi Muslimde de geçmektedir. Sahih olduğunda ittifak edilmiştir.
Burada Tirmizi’nin ve Muslim’in namazı terk eden hakkında rivayet edilen bu hadisi zahirine göre alıp kabul etmelerinden, onların namazı terk edeni tekfir ettiklerini anlamaktayız.
İmam Buhari de namazı terk edeni tekfir etmiştir.
صحيح البخاري
7284 – حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَاسْتُخْلِفَ أَبُو بَكْرٍ بَعْدَهُ، وَكَفَرَ مَنْ كَفَرَ مِنَ العَرَبِ، قَالَ عُمَرُ لِأَبِي بَكْرٍ: كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ؟ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ” أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا: لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، فَمَنْ قَالَ: لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ، إِلَّا بِحَقِّهِ [ص:94] وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ “، فَقَالَ: وَاللَّهِ لَأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ، فَإِنَّ الزَّكَاةَ حَقُّ المَالِ، وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عِقَالًا كَانُوا يُؤَدُّونَهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهِ، فَقَالَ عُمَرُ: «فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلَّا أَنْ رَأَيْتُ اللَّهَ قَدْ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِلْقِتَالِ، فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الحَقُّ»، قَالَ ابْنُ بُكَيْرٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ عَنِ اللَّيْثِ عَنَاقًا وَهُوَ أَصَحُّ
Bu hadis meşhur Ebu bekir r.a. İle Ömer r.a. arasında olan tartışmadır. Zekatı vermeyenlerin kafirliğinde ittifak ettikten sonra, onlar ile savaşmak hakkında tartışırlarken, Ebu Bekir Ömere der ki: Namaz ile zekat arasında ayrım yapanlar ile savaşacağım.
Derim ki: Bu gösterir ki ikisi de namazı ve zekatı vermeyeni tekfir ediyorlar. Bu nedenle Ebu bekir Ömer’e bu misali veriyor ki olayı anlasın. En sonunda ikisi icmâ ediyorlar ki her kafir ile savaşmak farzdır.
Yani Ebu Bekir ile Ömer’in tartışmaları savaşma konusundadır. Tekfirde ise asla ihtilaf etmemişlerdir. Bu rivayet net bir şekilde Sahabelerin namazı ve zekatı bırakanı tekfir ettiklerini net bir şekilde isbat etmektedir.
İmam Buhari şöyle demiştir:
صحيح البخاري
بَابُ مَنْ تَرَكَ العَصْرَ
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ: حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي المَلِيحِ، قَالَ: كُنَّا مَعَ بُرَيْدَةَ فِي غَزْوَةٍ فِي يَوْمٍ ذِي غَيْمٍ، فَقَالَ: بَكِّرُوا بِصَلاَةِ العَصْرِ، فَإِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ تَرَكَ صَلاَةَ العَصْرِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ»
İkindi (namazı)nı bırakan kişi(nin hükmü) bâbı:
Bize Muslim bin İbrahim tahdis etti, dedi ki: Bize Hişam tahdis etti, dedi ki: Bize Yahya bin Ebî Kesir tahdis etti, o da Ebu Kilabe’den, o da Ebul Melîh’ten şöyle dedi(ğini rivayet etti) :
Bizler, etrafın karanlık olduğu ve gözükmediği bir anda Burayde ile bir Gazve’de (savaşta) idik. (Burayde) şöyle dedi:
İkindi namazını erkenden kılın. Şüphe yok ki Peygamber s.a.v. şöyle demiştir: Her kim ikindi namazını bırakırsa, onun ameli (yaptıkları) boşa gitmiştir.
Derim ki: Bu çok net bir şekilde Buhari’nin bir namazı terk edeni tekfir ettiğini göstermektedir. Peygamberimiz s.a.v. de bu hadisinde net bir şekilde bir namazı terk edenin kafir olduğunu çok net bir şekilde isbat etmiştir.
Ameli boşa giden kişi, elbette kafir olmuştur.
Allah c.c. şöyle buyurmuştur: Her kim kafir olursa, onun ameli (yaptıkları) boşa gitmiştir. Ahirette de kaybedenlerden olur. (Maide suresi. 5.ayetin bir kısmı)
قال تعالى: {وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْإِيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ وَهُوَ فِي الْآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ } (المائدة: 5)
Burayde’nin r.a. ikindiyi erkenden kılmalarını emretmesine gelince, bilinmelidir ki sisli ve etrafın gözükmediği bir havada güneşin ne zaman battığı anlaşılmaz. Bu nedenle titizce davranılıp hemen namazın kılınması en güzelidir. Hele ki saatin kullanılmadığı o zamanlarda, vakte önem vermek ve namazı erkenden kılmak en güzelidir.
Ek bilgi:
سنن الترمذي ت شاكر
سَمِعْتُ أَبَا مُصْعَبٍ المَدَنِيَّ، يَقُولُ: ” مَنْ قَالَ: الْإِيمَانُ قَوْلٌ يُسْتَتَابُ، فَإِنْ تَابَ وَإِلَّا ضُرِبَتْ عُنُقُهُ
İmam Tirmizî rahimehullah şöyle demiştir: Ebu Musab el-Medenî’yi şöyle derken işittim: Her kim îman sözdür derse, tevbe ettirilir, eğer etmezse boynu vurulur.
Derim ki: Bu gösteriyor ki imanın amel olduğunu söylemiyenler selefin zamanında tekfir edilirlerdi.
Eğer denilirse: Neden bu sözde itikaddan hiç söz edilmemiştir?
Cevaben deriz ki: Dikkat edilirse selef bir çok sözünde îmanın söz ve amel olduğunu söylerler, itikad olduğundan söz etmezler.
Çünkü herkes biliyor ki itikadsız iman olmaz. Ama bu konuda (genelde) ihtilaf olmadığı için, ihtilaf olan noktalardan hep söz etmişlerdir.
O nedenle imanın söz ve amel olmasına çok önem göstermişlerdir. Bu ikisini ayıranın ve imanın amel olmadığını söyliyenin kafir olacağını dile getirmişlerdir. Çünkü böyle bir şeyi diyen kişinin bir çok delilleri inkar etmesi gerekir.
İki:
Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu “Kisi ile şirk arasında namazı terk etmekten başka bir şey yoktur.Kisi namazi terk ettigi zaman artik şirk koşmuş olur”
Ibni Mace 1080.
Derim ki: İbni Mace, es-Sunen adlı eserinde ”Kitabu İkametus Salât” adlı bölümde, namazı bırakanlar hakkında rivayet edilenler diye bir konu açmıştır.
Hadis ise şudur:
سنن ابن ماجه
1080 – حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ قَالَ: حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ قَالَ: حَدَّثَنَا الْأَوْزَاعِيُّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَيْسَ بَيْنَ الْعَبْدِ وَالشِّرْكِ إِلَّا تَرْكُ الصَّلَاةِ، فَإِذَا تَرَكَهَا فَقَدْ أَشْرَكَ»
Derim ki: Senedinde geçen ravilerin hepsi güvenilirdir.
Sadece Yezid er-Rakâşî adlı kişi hariç. Rakâşî’nin hadislerinde zayıflık vardır. Ama tahkikten sonra, bu hadisi doğru rivayet ettiği ortaya çıkar. Çünkü hadisi manen bir çok ravi rivayet etmiştir.
Yani Rakâşî’nin zayıflanması, çok fazla münker şeyler rivayet ettiği içindir. Ama madem ki bu hadiste mutabaa olmuş ve kendisinen başkası da hadisi rivayet etmiş, o zaman anlarız ki bu senedde hata etmemiştir.
Dolayısıyla inşaAllah sened sahihtir.
Burada da önemli bir noktaya deyinmek isterim: Bir hadisin rivayetinde bir senedin sahih olması, her zaman o senedin sahih olduğunu gerektirmez. Bu hadis ilminde önemli bir kuraldır.
Üç:
Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu “Bizimle,Onlar arasındaki sözleşme namazdır.Kim namazı terk ederse kafir olur”
Tirmizi 2621.
سنن الترمذي
حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ الحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، وَيُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالَا: حَدَّثَنَا الفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ الحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، ح وحَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلَانَ، قَالَا: حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الحُسَيْنِ [ص:14] بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، ح وحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الحَسَنِ الشَّقِيقِيُّ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلَانَ، قَالَا: حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، عَنْ الحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ 4740 عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «العَهْدُ الَّذِي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمُ الصَّلَاةُ، فَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرَ»
Derim ki: Hadise İmam Tirmizî sahih demiştir.
Dört:
Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu “Kim su bes vakit namazi muhafaza ederse,namazi kiyamet gununde kendisine nur,rehber ve bir kurtulus olur.Kim de bes vakit namazi muhafaza etmezse,kiyamet gununde kendisine ne bir nur,ne bir rehber ne de bir kurtulus olur.Kiyamet gununde de Karun,Haman,Firavun ve Ubeyy bin Halef ile beraber olur”
Ahmed 2/169. Darimi 2724.
Darimî’nin rivayeti ise şudur:
سنن الدارمي
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ هُوَ ابْنُ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ: حَدَّثَنِي كَعْبُ بْنُ عَلْقَمَةَ، عَنْ عِيسَى بْنِ هِلَالٍ الصَّدَفِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ ذَكَرَ الصَّلَاةَ يَوْمًا فَقَالَ: «مَنْ حَافَظَ عَلَيْهَا، كَانَتْ لَهُ نُورًا، وَبُرْهَانًا، وَنَجَاةً مِنَ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ لَمْ يُحَافِظْ عَلَيْهَا، لَمْ تَكُنْ لَهُ نُورًا، وَلَا نَجَاةً، وَلَا بُرْهَانًا، وَكَانَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَعَ قَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ، وَأُبَيِّ بْنِ خَلَفٍ»
Derim ki: İmam Ahmed’in senedi de bu sened ile hemen hemen aynıdır. Senedde geçen Said’den sonra, senedde hiçbir değişiklik yoktur.
Senedi Sahihtir. Kaab bin Alkame, Sahihi Muslim’in ravilerindendir. İsa bin Hilal ise, Yakub el-Fesevî’nin dediği gibi güvenilirdir. (Bkz: el-Marifetu Vet Tarih. 2.clt. 515.s.)
Dolayısıyla sened Sahihtir.
Beş:
Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu “Her kim kasten namazı terk ederse,Islam milletinden çikmistir”
Lalekai 1522.
Hadis Lâlekâi’de şu şekildedir:
شرح أصول اعتقاد أهل السنة والجماعة
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي حَاتِمٍ، ثنا مُحَمَّدُ بْنُ عَوْفٍ، ثنا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ: ثنا نَافِعُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ: ثنا سَيَّارُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ قَوْذَرٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ: أَوْصَانَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «لَا تُشْرِكُوا بِاللَّهِ وَإِنْ حُرِّقْتُمْ وَقُطِّعْتُمْ وَصُلِّبْتُمْ وَلَا تَتْرُكُوا الصَّلَاةَ مُتَعَمِّدِينَ؛ فَمَنْ تَرَكَهَا مُتَعَمِّدًا فَقَدْ خَرَجَ مِنَ الْمِلَّةِ»
Manası ise şöyledir: Allah Rasulu s.a.v. bize şöyle vasiyyet etti:
Ateşe atılsanız bile, kesilseniz bile, çarmaha gerilseniz bile Allah’a şirk koşmayın. Bilerek de namazı bırakmayın, şüphe yok ki her kim bilerek bırakırsa, milletten çıkmıştır.
Derim ki: Bu hadisi Lalekâi dışında bir çok kişi rivayet etmiştir. Senedinde geçen Yezid bin Kavzer, kuvvetli bir râvî değildir.
Dıyâuddin Muhammed el-Makdisi (643.yılda vefat etmiştir) el-Ehâdîsul Muhtâre adlı eserinde rivayet etmiştir. (8.clt. 287.s. ve sonrası)
Ama Hadis manen bir benzer şekli ile de rivayet edilmiştir:
İbni Mace es-Sunen’de rivayet etmiştir.
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ الْحَسَنِ الْمَرْوَزِيُّ ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ .ح وحَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعِيدٍ الْجَوْهَرِيُّ ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَطَاءٍ ، قَالَا : حَدَّثَنَا رَاشِدٌ أَبُو مُحَمَّدٍ الْحِمَّانِيُّ ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ ، قَالَ : أَوْصَانِي خَلِيلِي صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ ” لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ شَيْئًا، وَإِنْ قُطِّعْتَ وَحُرِّقْتَ، وَلَا تَتْرُكْ صَلَاةً مَكْتُوبَةً مُتَعَمِّدًا، فَمَنْ تَرَكَهَا مُتَعَمِّدًا فَقَدْ بَرِئَتْ مِنْهُ الذِّمَّةُ، وَلَا تَشْرَبْ الْخَمْرَ، فَإِنَّهَا مِفْتَاحُ كُلِّ شَرٍّ “
Altını işaretlediğim yerin manası ise şöyledir: Her kim namazı bilerek bırakırsa, zimmet ondan kalmıştır (kafir olmuştur).
Derim ki: Senedinde geçen ravilerin hepsi kabul edilir ravilerdir. Ama Şehr bin Havşeb, ihtilaf söz konudur. Bazıları hadislerini kabul etmiş, bazıları kabul etmemişlerdir.
Dolayısıyla bu hadisin senedi muhaddisler arasında ihtilaflıdır. Kimisi Sahih derken, kimisi sahih dememiştir.
Ama önceden de dediğimiz gibi namazı terk edenin tekfiri hakkında bir çok hadis rivayet edilmiş ve bir çoğu ittifaken sahihtir.
Altı:
Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu “Namazi terketmek sirktir”
Abdurrezzak 5009.
Bu rivayet şu şekildedir:
مصنف عبد الرزاق الصنعاني
عَنِ الثَّوْرِيِّ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «تَرْكُ الصَّلَاةِ شِرْكٌ»
Bu sened ise, cumhurun görüşüne göre sahihtir.
İmam Muslim bu gibi senedlere îtimad etmiştir.
Şahsen ben bu senedin Sahih olduğunda hiçbir şüphe yoktur diyorum. Ebuz Zubeyr, Câbir’in r.a. en değerli öğrencilerindedir.
Eserlerin ve Nakillerin Tahrici:
Yedi:
Ebu Hureyra (radiyAllahu anhu) soyle dedi “Rasulullah’in ashabi,namazdan baska hiçbir amelin terkini kufr olarak gormezlerdi”
Ibni Ebi Seybe,Musannef 10495.
Bunun Ebu Hureyre’den değil de, Abdullah bin Şakik’ten rivayet edildiğini biliyorum.
مصنف ابن أبي شيبة
30446 – حدثنا عبد الأعلى , عن الجريري , عن عبد الله بن شقيق قال: «ما كانوا يقولون لعمل تركه رجل كفر غير الصلاة» قال: ” كانوا يقولون: تركها كفر
Derim ki: Senedi Sahihtir.
Bunun manası ise: Namazdan başka bir şey küfür olmaz gibi değildir. Aksine, günlük yapılan amellerin arasında namazı kasd etmiştir. Veya önemsendiğinden böyle demiştir. Yoksa herkes biliyor ki sahabeler zekat vermeyenleri de tekfir ederler. Bir çok ameli terk edenleri tekfir ederler. Bunun açıklanması da, farklı yerdedir inşaAllah.
Ayrıca unutulmasın ki buradaki konu, amelleri terk etmektedir. Küfür amelleri işlemekte değildir. İkisi arasındaki ayrımı, beyazla siyah arasındai ayrımı bilen herkes çok iyi bilir. Küfür ammellerini bir kişi bir kere bile işlese, kafir olur. Bu ayrı bir konudur. Asla karıştırılmaması gereklidir.
Sekiz:
Abdullah bin Şakik el Ukayli (rahimehullah) “Rasulullah’in ashabı namazdan başka hiç bir amelin terkini kufr saymazlardı.Ancak namazın terk edilmesini kufr sayarlardı”
Tirmizi 2622.
سنن الترمذي
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ: حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ المُفَضَّلِ، عَنْ الجُرَيْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ العُقَيْلِيِّ، قَالَ: «كَانَ أَصْحَابُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَرَوْنَ شَيْئًا مِنَ الأَعْمَالِ تَرْكُهُ كُفْرٌ غَيْرَ الصَّلَاةِ
Derim ki: Senedi bir öncekinden birazcık farklıdır, ama sonuçta yine sened Sahihtir. Senedindeki bütün raviler bir önceki gibi büyük imamlardan oluşmaktadır.
Dokuz:
Ibni Mesud (radiyAllahu anhu) soyle dedi “Her kim namazi terkederse,o kisinin dini yoktur”
Ibni Ebi Seybe,Musannef 10446.
Derim ki: Sanırım burada bir hata vardır. Bu İbni Mesud’un sözü değil, İbni Amr’ın sözü olması gerek.
مصنف ابن أبي شيبة
حدثنا أبو بكر قال: حدثنا غندر، عن شعبة، عن يعلى بن عطاء، عن حسان بن أبي وجزة، عن أبيه، عن عبد الله بن عمرو، قال: «لأن أزني أحب إلي من أن أشرب خمرا، إني إذا شربت الخمر تركت الصلاة، ومن ترك الصلاة فلا دين له»
Abdullah bin Amr bin el-Âs r.a. şöyle demiştir: Zina etmektense, içki içmek bana göre daha iyidir. Ben eğer içki içersem, o zaman namazı bırakırım. Namazı bırakanın da dîni yoktur.
Derim ki: Ama senedinde Hasan bin Ebî Vicze vardır. Muteber birisinin güvenilir dediğini görmedim.
Eseri Taberânî ve başkaları da farklı senedlerle rivayet etmişlerdir. Ama içinde namazı bırakanın tekfiri hakkındaki bölüm yoktur.
On:
Cabir bin Abdullah (radiyAllahu anhu) soyle dedi “Namaz kilmayan kafirdir”
et-Temhid 4/225.
İbni Abbdilber şöyle demiştir: Ali bin Ebî Talib’ten, İbni Abbas’tan, Cabir’den (Cabir bin Abdullah r.a.) ve Ebud Derdâ’dan namazı terk edeni tekfir ettikleri rivayet edilmiştir.
Onlar şöyle demişlerdir: Namaz kılmayan kafirdir.
Ömer bin el-Hattab’ın da şöyle dediği rivayet edilmiştir: Namazı bırakanın islamda bir payı yoktur.
İbni Mesud’un şöyle dediği rivayet edilmiştir: Namaz kılmayanın dîni yoktur.
İbrahim en-Nehaî, Hakem bin Uteybe, Eyyub es-Sihtiyânî, (Abdullah) İbnul Mubârek, Ahmed bin Hanbel ve İshak bin Rahuyeh şöyle demişlerdir: Her kim, bilerek bir tane namazı, mazeretsiz bir şekilde vakti çıkana kadar bırakırsa, sonra onu da iâde etmeyi kabul etmezse ve kılmam derse, bu durumda o kişi kâfir olur. Kanı ve malı helaldir. Müslümanlardan olan vârisleri onun mîrâsını almazlar (Çünkü Peygamberimiz s.a.v. kafirin mîrâsını almayı yasaklamıştır).
Bu kişi tevbe ettirilir. Eğer tevbe eder (bırakılır), yoksa öldürülür. Malı da, açıkladığımız gibi mürtedin malı ile aynıdır.
Aynen bu görüşü Ebu Davud et-Tayâlisî, Ebu Hayseme ve Ebu Bekir İbni Ebî Şeybe de söylemişlerdir.
İshak bin Rahuyeh şöyle demiştir: Peygamberimiz s.a.v. zamanından bu güne kadar ilim ehlinin görüşü şu şekildedir: Bir namazı mâzeretsiz bir şekilde vakti geçene kadar bırakan kişi, kafirdir. Eğer iâde etmezse ve kılmam derse (kafirdir).
(et-Temhid. 4.clt. 226.s. Umumul Evkaf bsk.)
Derim ki: İşte İbni Abdilber’in, Cabir’in r.a. zikrettiği sözü bu şekildedir.
Görüldüğü gibi burada 15 tane müslümanların en büyük imamlarının namazı terk edenin tekfîri hakkındaki sözleri vârid olmuştur.
Görüldüğü gibi namazı terk eden kişi hakkında bütün ihtilafın sadece bir kere ve iki kere namazı terk ederse meselesindedir. Yoksa her an namazı kılmayanın tekfiri ihtilafsızdır.
Hatta İshak bin Rahuyeh gibi büyük imamların, bir kere bile namazı terk edenin tekfîri hakkında icmâyı naklettikleri sabittir. O zaman anlarız ki namazı terk edenin tekfiri bilinen bir meseledir.
En doğrusunu Allah c.c. bilir.
Onbir:
Ibni Abbas (radiyAllahu anhuma) soyle dedi “Her kim namazı terk ederse kafir olmustur”
Muhammed Ibni Nasr,Kitabu’s-Salat 939.
تعظيم قدر الصلاة لمحمد بن نصر المروزي
939 – حَدَّثَنِي الْحَسَنُ (الحسين) بْنُ عِيسَى الْبِسْطَامِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، قَالَ: حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: مَنْ تَرَكَ الصَّلَاةَ فَقَدْ كَفَرَ .»
Derim ki: Sened şu şekildedir: Hüseyin bin Îsâ’dan, o da Yahya bin Abdulhamid’den, da Şureyk’ten (Veya: Şerîk), o da Simâk’tan, o da İkrime’den, o da İbni Abbas’tan rivayet etmiştir.
Baskıda adı geçen Hasan bin Îsâ değildir. Bu hatâdır. Doğrusu ise, şu şekildedir: Hüseyin bin îsâ el-Bistâmî.
Nesâî güvenilir demiştir. (el-Meşyeha. Yazarı: Nesâî. 70 numaralı râvî.) Ahmed bin Hanbel de güvenilir demiştir. (Bahrud dem. 42.s. 206 numaralı râvî. Yazarı: Hafız ibnul Muberrid.)
Yahya bin Abdulhamid ise, el-Himmânî adlı kişidir. Garib ve herkeste olmayan şeyleri rivayet etmesine kızmışlardır. Yine ondan sâbit olmayan şeyler olmuş, bu sâbit olmayan iddiâlar üzerine bazıları onu terk etmişlerdir. Bu iddiâlara karşı muhaddisler onu savunmuşlardır. Yoksa onun dışında sahih olarak rivayet ettiği şeyler vardır ve çok fazladır.
Yahya bin Muin, Ebu Hâtim, İbni Numeyr, Muhammed bin İbrahim el-Bûşencî ve başkaları doğru sözlü olduğunu söylemişlerdir.
Bu rivayet ettiği söz de, doğru olarak rivayet ettiği şeyler arasındadır.
Ebu Hâtim, Yahya bin Abdulhamîd’in, Şureyk’in hadislerini çok güzelce ve hatâsız bir şekilde ezberlediğini zikretmiştir. Bu da bu senedde Yahya’nın hata etmediğini göstermektedir.
Şurayk (Şerîk) ise, İbni Abdullah en-Nehaî’dir. Güvenilir bir imamdır. Sadece bazen hatâ ettiği olur. O da her zaman olmaz ve nâdiren olur. Cumhura muhalif rivayet ettiği senedlerde hata eder, bu sened de öyle bir sened değildir. O zaman bu rivayeti Sahihtir.
Sonra şunu da eklemek isterim: Vekî’nin dediği gibi Şerîk çok fazla hadis rivayet etmiştir. Böyle çok fazla hadis rivayet eden kişi, eğer bu hadislerini bir kitaba düzenlice yazmadı ise, zaman zaman hatâ edebilir. Bu meşhur bazı muhaddislerde de olabilen bir şeydir. Ama birkaç hatâ etti diye, bütün hadisleri çöpe atmak, hiçbir ilmî değere uymayan bir şeydir. Hatâ ettiği rivayetlerle hata etmediği rivayetlerin arası ayırt edilmelidir.
Simâk ise, Simâk bin Harb’tır. İbni Abbas’tan, o da Peygamberimizden s.a.v. merfû olarak rivayet ettiği bâzı hadislerini tenkid etmişlerdir. Onun dışında güvenilirdir. Burada da görüldüğü gibi İbni Abbas’tan mevkuf olarak rivayet etmiştir. O zaman bu senedi sahihtir.
İkrime ise, İbni Abbas’ın r.a. kölesi diye bilinir. Bu kişi hakkında İmam Buharî’nin şu sözü yeterlidir: Bizim ashabımızın (arkadaşlarımızın) hepsi bunu hüccet görmektedirler. (et-Târîhul Kebîr. Yazarı: Buharî. 7.clt. 49.s. Darul Meâriful Osmâniyye bsk.)
ibni Abbas ise, Abdullah bin Abbas’tır. Peygamberimizin s.a.v. meşhur ashabındandır.
Bu ilmî tahkikten sonra bu rivayetin Sahih olduğu ortaya çıkmıştır.
(Bkz: Tehzibul Kemal. Yazarı: Mizzî. / Tehzîbut Tehzîb. Yazarı: İbni Hacer. Burada kaynak zikretmeden verdiğim bilgilerin hepsi bu gibi eserlerden özetlenmiştir)
Tenbih: Burada geçtiği gibi Şerîk – Simâk – İkrime – İbni Abbas r.a. şekli ile olan senedi bazı hadis bilginleri Sahih görmüşlerdir. Mesela İbnul Kaysarânî, Ceyyid (iyi) demiştir. (Zahîretul Huffâz. 1.clt. 272.s. Darus Selef bsk.)
Oniki:
Ebu Derda (radiyAllahu anhu) soyle dedi “Namazi olmayanin imani da yoktur”
Lalekai 1536.
شرح أصول اعتقاد أهل السنة والجماعة
أَخْبَرَنَا كُوهِيُّ بْنُ الْحَسَنِ، نا مُحَمَّدُ بْنُ هَارُونَ الْحَضْرَمِيُّ، قَالَ: ثنا أَبُو الْوَلِيدِ، يَعْنِي أَحْمَدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَادٍ الْقُرَشِيَّ قَالَ: ثنا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ: حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي زَكَرِيَّا، يُحَدِّثُ عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ: «لَا إِيمَانَ لِمَنْ لَا صَلَاةَ لَهُ، وَلَا صَلَاةَ لِمَنْ لَا وُضُوءَ لَهُ»
Derim ki: Aynısını İbni Betta el-İbane’de rivayet etmiştir:
الإبانة الكبرى لابن بطة
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ أَحْمَدَ أَبُو الْحُسَيْنِ الْكَاذِيُّ , قَالَ: نا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ , قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ: نا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ , قَالَ: نا ابْنُ جَابِرٍ , قَالَ: حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زَكَرِيَّا , أَنَّ أُمَّ الدَّرْدَاءِ , حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا , سَمِعَتْ أَبَا الدَّرْدَاءِ , يَقُولُ: «لَا إِيمَانَ لِمَنْ لَا صَلَاةَ لَهُ , وَلَا صَلَاةَ لِمَنْ لَا وُضُوءَ لَهُ»
Derim ki: Bu sened Sahihtir.
Velid bin Muslim, büyük imamdır. Onun hocası İbni Cabir, Abdurrahman bin Yezid bin Cabir’dir. O da büyük bir imamdır. Abdullah bin Ebî Zekeriyyâ da imamdır. Kalan râvîler de zaten büyük imam olduğu bilinen kişilerdendir.
Onüç:
Omar bin Hattab (radiyAllahu anhu) soyle dedi “Namazi terkedenin Islam’dan nasibi yoktur”
Abdurrezzak,Musannef 5010.
مصنف عبد الرزاق الصنعاني
عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: سَمِعْتُ عُمَرَ يَقُولُ: «لَا حَظَّ فِي الْإِسْلَامِ لِأَحَدٍ تَرَكَ الصَّلَاةَ»
Derim ki: Bu sened çok kuvvetli senedlerden birisidir.
Ondört:
Mucahid Ibni Cebr (radiyAllahu anhu) soyle dedi “Cabir bin Abdullah’a “Rasulullah zamaninda kufr ile imanin arasini ayiran amel ne idi?” diye sordum.”Namaz” dedi”
Hibetullahi’t-Taberi,Usulu’s-Sunne 1538.
شرح أصول اعتقاد أهل السنة والجماعة
1538 – أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ، أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْحُسَيْنِ، قَالَ: ثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ، قَالَ: ثنا أَبِي قَالَ: ثنا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ: ثنا أَبِي، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ: ثنا أَبَانُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ أَبِي الْحَجَّاجِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: قُلْتُ لَهُ: مَا كَانَ يُفَرِّقُ بَيْنَ الْكُفْرِ، وَالْإِيمَانِ عِنْدَكُمْ مِنَ الْأَعْمَالِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ قَالَ: الصَّلَاةُ»
Derim ki: Bu Eser Sahihtir.
Aynı şekilde hemen hemen aynı sened ile hadisi İbni Betta el-İbane adlı eserinde şöyle rivayet eder:
الإبانة الكبرى لابن بطة
876 – حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ أَحْمَدَ الْكَاذِيُّ , قَالَ: نا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ , قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ: نا يَعْقُوبُ , قَالَ: نا أَبِي , عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ , قَالَ: نا أَبَانُ بْنُ صَالِحٍ , عَنْ مُجَاهِدِ بْنِ جُبَيْرٍ أَبِي الْحَجَّاجِ , عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْأَنْصَارِيِّ , قَالَ: قُلْتُ لَهُ: مَا كَانَ ” يُفَرِّقُ بَيْنَ الْكُفْرِ وَالْإِيمَانِ عِنْدَكُمْ مِنَ الْأَعْمَالِ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ قَالَ: الصَّلَاةُ
Derim ki: Bu sened çok kuvvetlidir ve sahihtir. İbni İshak duyduğunu zikretmiştir. Bu da tedlisin olmadığını gösterir.
Hadisin manası ise aynıdır.
Ek bilgi:
Aynı zamanda Mervezî, Tâzimu Kadris Salât adlı eserinde, bu eseri Yahya bi Yahya’dan, o da Ebu Haysame’den, o da Ebuz Zubeyr’den, o da Cabir’den r.a. rivayet etmiştir. (Tâzimu Kadris Salât. 904.s.)
Bu sened de muttasıldır. Sahih olan görüşe göre Sahihtir. Bir önceki senedden tamâmen farklı olduğu için ve bir önceki senedi kuvvet üzerine kuvvetlendirdiği için zikrettim.
Hadisi yüksek senedle Ali bin el-Caad, Musned’inde rivayet etmiştir.
Şu senedle rivayet etmiştir:
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، أَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ …
Derim ki: Bu sened Sahihtir. Burada Ebuz Zubeyr, olayı Cabir’den duyduğunu direk zikretmiştir. Bu da senedin kuvvetini kat kat artırır.
«مَا بَيْنَ الْعَبْدِ وَالْكُفْرِ؟» ، فَقَالَ: «تَرْكُ الصَّلَاةِ»
Hadisin metni şöyledir: Kul ile küfür arasında ne vardır?
Dedi ki: Namazı bırakmak vardır.
Derim ki: Bu apaçık bir şekilde sahabelerin namazı terk edeni tekfir ettiğini göstermektedir.
En doğrusunu Allah c.c. bilir.