Ubade b. Sâmit:
"Beş vakit namazı Allah tealâ kullar üzerine farz kılmıştır. Bunları yerine getirip hiç birini kaçırmayan, bu namazların hakkını hafife almayan kimseyi Allah tealâ cennete koymaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler hakkında böyle bir sözü yoktur. Dilerse âzab eder, dilerse bağışlar."
(Ahmed; Ebu Dâvud, Vitir, 2, Salât, 9; Neseî, Salat, 6; Darimi, Salat , 208, Muvatta, Salatu'l Leyl, 14 ve İbn Mace,İkâmetu's-Salât, 194) rivayet etmişlerdir. Neylu'l-Eviâr, I, 294)
Et Temhid yazarı ve Ebu Davud şarihi Hattabi'den bu hadisin şerhini nakledebilirmisiniz? Bu tür şerhlere ulaşmanız zamanınızı alabilir yada mümkün olmama itimali bulunabilir,ozaman sadece bu hadisin sıhhati hakkında bilgi verebilirmisiniz?
Allah'ın İzni ve İnayeti İle Vermeye Çalıştığımız Cevap:
!بسم الله والحمد لله الذي هدانا لدينه المرتضى، والصلاة والسلام على رسوله المصطفى وعلى آله وصحبه اجمعين
:وبعد
عَنِ ابْنِ مُحَيْرِيزٍ،أَنَّ رَجُلًا مِنْ بَنِي كِنَانَةَ يُدْعَى الْمَخْدَجِيَّ، سَمِعَ رَجُلًا بِالشَّامِ يُدْعَى أَبَا مُحَمَّدٍ، يَقُولُ: إِنَّ الْوِتْرَ وَاجِبٌ، قَالَ الْمَخْدَجِيُّ: فَرُحْتُ إِلَى عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، فَأَخْبَرْتُهُ، فَقَالَ عُبَادَةُ: كَذَبَ أَبُو مُحَمَّدٍ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:
«خَمْسُ صَلَوَاتٍ كَتَبَهُنَّ اللَّهُ عَلَى الْعِبَادِ، فَمَنْ جَاءَ بِهِنَّ لَمْ يُضَيِّعْ مِنْهُنَّ شَيْئًا اسْتِخْفَافًا بِحَقِّهِنَّ، كَانَ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ عَهْدٌ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ، وَمَنْ لَمْ يَأْتِ بِهِنَّ فَلَيْسَ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ عَهْدٌ، إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ، وَإِنْ شَاءَ أَدْخَلَهُ الْجَنَّةَ»
İbn Muhayriz'den rivayet edildiğine göre; Kinane oğullarından el-Mehdeci denilen bir adam, Şam'da Ebû Muhammed denilen birinin "şüphesiz vitr vâciptir" dediğini duydu.
el-Mehdeci dedi ki: Hemen Ubâde b. Sâmite gidip bunu haber verdim. Bunun üzerine Ubâde; şöyle dedi:
Ebû Muhammed yalan/yanlış söyledi. Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şöyle buyururken işittim:
«Allah beş vakit namazı kullara farz kıldı. Kim bunları (yerine) getirir, hafife alarak onları zayi etmezse Allah'ın onu cennete koyacağına dair ahdi/sözü vardır. Kim de (yerine) getirmez ise, onun için Allah katında herhangi bir ahd/söz yoktur. Dilerse azap eder, dilerse Cennete koyar.»
Sıhhat durumunu ve şerhini bizden talep etmiş olduğunuz bu hadis; tesbit edebildiğimiz (ve bunun dışında buraya almadığımız) farklı kanallar ve lafızlar ile tahrici şu kaynaklarda geçmektedir:
Ebu Davud no: (1420); Nesai: no: (461); Müsned-i Ahmed (Müessesetu’r-Risale 2001 Yılı Baskısıyla), 22693, 37/336; Darimi no: (1618); Muvatta; hadis no: (123/400) S. No: (2/169); es-Sunen’us-Suğra Beyheki no: (262); es-Sunenu’l-Kubra Beyheki, no: (1692,2226,4136,20972) Musannef Abdurrezzak, no: (4575); Musannef İbn Ebi Şeybe no: (6852,36359); es-Sunne İbn Ebi Asım no: (967); Ta’zimu Kadri’s-Salat, İmam Mervezi no: (1029)
İbn Abdilberr Rahimehullah “et-Temhid” adlı eserinde bu hadisin sıhhati hakkında şunları söyler:
لَمْ يُخْتَلَفْ عَنْ مَالِكٍ فِي إِسْنَادِ هَذَا الْحَدِيثِ فَهُوَ حَدِيثٌ صَحِيحٌ ثَابِتٌ رَوَاهُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ جَمَاعَةٌ مِنْهُمْ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَعَبْدُ رَبِّهِ بْنُ سَعِيدٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ وَعُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَجْلَانَ وَغَيْرُهُمْ بِهَذَا الْإِسْنَادِ وَمَعْنَاهُ سَوَاءٌ إِلَّا أَنَّ ابْنَ عَجْلَانَ وَعُقَيْلًا لَمْ يَذْكُرَا الْمُخْدَجِيَّ فِي إِسْنَادِهِ فِيمَا رَوَى اللَّيْثُ عنهما وَرَوَاهُ اللَّيْثُ أَيْضًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ كَمَا رَوَاهُ مَالِكٌ سَوَاءً وَإِنَّمَا قُلْنَا إِنَّهُ حَدِيثٌ ثَابِتٌ لِأَنَّهُ رُوِيَ عَنْ عُبَادَةَ مِنْ طُرُقٍ ثَابِتَةٍ صِحَاحٍ مِنْ غَيْرِ طَرِيقِ الْمُخْدَجِيِّ بِمِثْلِ رِوَايَةِ الْمُخْدَجِيِّ
Bu hadisin isnadı hakkında Malik’ten bir ihtilaf nakledilmemiştir. Bu sahih ve sabit bir hadistir. (Bundan sonra hadisin ravilerini zikretmekte ve şöyle devam etmektedir.) Hadisin ma’nası birdir. Ancak Leys’den gelen rivayette; İbn Aclan ve Ukayle isnadların da el-Mehdeci’yi zikretmemişlerdir. Leys aynı Malik’in rivayet ettiği gibi Yahya b. Said kanalıyla rivayet etmiştir. Ancak biz deriz ki; Gerçekten bu hadis sabittir. Çünkü bu hadis Ubade Radiyallahu Anh’dan el-Mehdeci’nin rivayetinin benzeri olup, el-Mehdeci’nin kanalından olmayan, sabit ve sahih yollardan rivayet edilmiştir.
Hadisin muhtevasına yönelik de şunları zikretmektedir:
وَفِي هَذَا الْحَدِيثِ مِنَ الْفِقْهِ دَلِيلٌ عَلَى مَا كَانَ الْقَوْمُ عَلَيْهِ مِنَ الْبَحْثِ عَنِ الْعِلْمِ وَالِاجْتِهَادِ فِي الْوُقُوفِ عَلَى الصِّحَّةِ مِنْهُ وَطَلَبِ الْحُجَّةِ وَتَرْكِ التَّقْلِيدِ الْمُؤَدِّي إِلَى ذَهَابِ الْعِلْمِ
Bu hadiste fıkha dair; bir topluluğun ilim ve ictihad yönünden araştırma yapmasına, (meselenin) sıhhatinin üstünde durulmasına, hüccetin talep edilmesine, ilmin uzaklaşmasına sebep olan taklidin terk edilmesine delil vardır.
وَفِيهِ دَلِيلٌ على أن السَّلَفِ مَنْ قَالَ بِوُجُوبِ الْوِتْرِ وَهُوَ مَذْهَبُ أَبِي حَنِيفَةَ وَقَدْ ذَكَرْنَا وَجْهَ قَوْلِهِ وَالْحُجَّةُ عَلَيْهِ فِي غَيْرِ مَوْضِعٍ مِنْ كِتَابِنَا هَذَا وَالْحَمْدُ لله
Aynı şekilde seleften birilerinin –ki bu Ebu Hanife’nin mezhebidir.- vitir namazının vacipliği üzerine söz söylediklerine dair de delil vardır. Biz bu mezhebin sözünü/vechini ve kitabımızın çeşitli yerlerinde bu konu hakkında ki hücceti Allah’a hamd olsun zikretmiştik.
وَقَدْ ذَكَرْنَا اخْتِلَافَ الْعُلَمَاءِ فِي قَتْلِ مَنْ أَبَى مِنْ عَمَلِ الصَّلَاةِ إِذَا كَانَ بِهَا مُقِرًّا فِي بَابِ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ مِنْ هَذَا الْكِتَابِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ
(…)Biz alimlerin “Namazı ikrar ettiği halde namaz kılmaktan kaçınan kimsenin öldürülmesi” hakkındaki ihtilaflarını “Zeyd b. Eslem’in bölümünde” bu kitapta Allah’a Hamd olsun zikretmiştik. (Diyerek de bu hadisin “Namazı ikrar ederek terk eden kimsenin tekfiri” hakkında zikredildiğine/tartışıldığına işaret etmektedir.)
Hattabi Rahimehullah ise Sünen-i Ebu Davud’u şerh ettiği “Me’alimu’s-Sunen” adlı eserinde hadis hakkında (özetle) şunları kaydeder:
قوله كذب أبو محمد يريد أخطأ أبو محمد لم يرد به تعمد الكذب الذى هو ضد الصدق لأن الكذب إنما يجري في الأ خبار. وأبو محمد هذا إنما افتى فتيا ورأى رأيا فأخطأ فيما افتى به وهو رجل من الأنصار له صحبة والكذب عليه في الأخبار غير جائز والعرب تضع الكذب موضع الخطأ في كلامها
Ubade b. Samit Radiyallahu Anh "Ebu Muhammed yalan söyledi" sözüyle onun hata ettiğini murad etmiştir. Onu doğruluğun zıttı olan kasten yalan söylemek ile itham etmemiştir. Çünkü yalan söylemek ancak haberlerden cereyan eder.
Ebu Muhammed ise ancak bir fetva vermiş ve görüşünü belirtmiştir. Lakin vermiş olduğu fetvada hata etmiştir. Bu kişi ensardan olup sahabeliği sabit olan bir kimsedir ve haberler hakkında onun yalancı olduğunu dile getirmek caiz değildir. Araplar yalanı hata etti ma’nasının yerine kullanmışlardır. (Namazı ikrar ettiği halde terk eden kimsenin tekfiri meselesine ise -tesbit edebildiğimiz kadarı ile-bu hadisin şerhinde değinmemiştir.)
وإنما أنكر عبادة أن يكون الوتر واجبا وجوب فرض كالصلوات الخمس دون أن يكون واجبا في السنة ولذلك استشهد بالصلوات الخمس المفروضات في اليوم والليلة.
Ancak Ubade Radiyallahu Anh; Vitrin sünnete sabit olan vaciplik halinin altında, vitir namazının tıpkı 5 vakit namazın farz-ı vacip olması gibi, vitir namazının vacip olması hususunu inkar etmektedir. Bu sebeple gündüz ve gece farz olan 5 vakit namaz bu meseleye şahit getirmiştir.
İbn Battal Rahimehullah “Şerh’u Buhari”de bu hadisin “namazı ikrar ederek terk eden kimsenin tekfiri” ile alakalı kısmında şunları zikreder:
وقال أحمد بن حنبل: تارك الصلاة مرتد كافر، وماله فئ لا يورث، ويدفن فى مقابر المشركين، وسواء ترك الصلاة جاحدًا لها أو تكاسلاً. ووافق الجماعة فى سائر الفرائض أنه إذا تركها لا يكفر. واحتج الكوفييون فقالوا: أجمع العلماء أن تارك الصلاة يؤمر بفعلها، والمرتد لا يؤمر بفعل الصلاة، وإنما يؤمر بالإسلام ثم بالصلاة. واحتجوا بقوله (صلى الله عليه وسلم) : (خمس صلوات كتبهن الله على عباده، فمن جاء بهن لم يضيع منهن شيئًا استخفافًا بحقهن كان له عند الله عهد إن شاء عذبه، وإن شاء أدخله الجنة) فدل أنه ليس بكافر، لأن الكافر لا يدخل الجنة،
Ahmed b. Hanbel demiştir ki: Namazı terk eden mürted kafirdir. Malı feydir miras alınmaz. Müşriklerin kabristanına defnedilir. İster namazı inkar ederek terk etsin istersede tembellik ederek fark etmez durum aynıdır.
Sair farizalar hakkında bir topluluk onun (yani bu namazın dışındakileri) terk edenin tekfir edilmemesi hususunda ona muvafakat etmiştir.
Kúfeliler ona karşı ihticac ta bulunarak şöyle demişlerdir:
Alimler namazı terk eden kimseye onu kılması için emredilmesi hususunda icma etmişlerdir. Mürtede ise namaz kılmak emredilmez. Ona ancak İslam sonrada namaz emredilir. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in bahsi geçen bu hadis ile ihticac edip, bu hadis onun (namazı terk eden kimsenin) kafir olmadığına delalet eder çünkü kafir cennete giremez… (İbn Battal’ın sözü burada bitti) [Şerh’u Sahih-i Buhari S: 8/577-580, Mektebetu’r-Ruşd, 2003]
Bu iddiaya da cevap olarak; meselenin muhalifleri (ya’ni namazı ikrar ederek terk eden kimsenin tekfirini savunan alim imamlar); bu hadiste mevzu bahis olan vaidin/tehdidin namazı külli olarak terk eden kimseler ile alakalı olmayıp, vaidin/tehdidin ise namazın kemaline dair olduğunu belirtmişler ve namazı ikrar ederek terk eden kimsenin tekfir edilmemesinde bu hadiste delil olmadığını, bilakis kendi lehlerine delil bulunduğunu ve diğer mevcut delil olarak istidlal ettikleri hadisler ile de çelişmediği yönünde açıklamalar yapılmıştır. Bunlara örnek ve işaret amacı ile alimlerin şu sözlerini aktarabiliriz:
Şeyh Muhammed b. Nasr el-Mervezi Rahimehullah “Ta’zim’u Kadri’s-Salat” adlı eserinde şunları aktarılmaktadır.
قَالُوا: فَقَدْ أَطْمَعَهُ فِي دُخُولِ الْجَنَّةِ، إِذَا هُوَ لَمْ يَأْتِ بِهِنَّ، وَلَوْ كَانَ كَافِرًا لَمْ يُطْمِعْهُ فِي دُخُولِ الْجَنَّةِ فَإنَّ قَوْلَهُ لَمْ يَأْتِ بِهِنَّ إِنَّمَا يَقَعُ مَعْنَاهُ عَلَى أَنَّهُ لَمْ يَأْتِ بِهِنَّ عَلَى الْكَمَالِ، إِنَّمَا أَتَى بِهِنَّ نَاقِصَاتٍ مِنْ حُقُوقِهِنَّ نُقْصَانًا لَا يُبْطِلُهُنَّ، وَلَمْ يَقُلْ ذَلِكَ. قُلْنَا: بَلْ رُوِّينَا مِنْ طُرُقٍ، عَنْ عُبَادَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ مُفَسَّرًا
Dediler ki: “Allah bu hadiste bahsedilen kimseyi cennete girmesi hususunda ümitlendirmiştir. Eğer ki kişi bu beş vakit namaz ile onun huzuruna gelmediği zaman kafir olmuş olsaydı, Allah o kimseyi cennete girmesi hususunda ümitlendirmezdi.” Halbuki Onun “Kim de (bu namazları ikame etmeyi yerine) getirmez ise” kavlinin ma’nası; “Her kim onları kemal üzerine getirmez ise” demektir. Şüphesiz ki bahsedilen bu kişi namazı iptal etmeyecek tarzda namazın hukukuna dair noksanlıklarla gelmiştir. Yani hadiste (sizin anladığınız gibi) dememiştir. Deriz ki: Bilakis bize Ubade bin Samit kanalıyla gelen rivayette şöyle denmiştir…” (S: 2/967 hadis no: 1050)
Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye Rahimehullah da bu hadisteki vaidin/tehdidin namazın kemali ile alakalı olduğuna işaret ederek şöyle demektedir:
فَأَمَّا مَنْ كَانَ مُصِرًّا عَلَى تَرْكِهَا لَا يُصَلِّي قَطُّ، وَيَمُوتُ عَلَى هَذَا الْإِصْرَارِ وَالتَّرْكِ فَهَذَا لَا يَكُونُ مُسْلِمًا؛ لَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ يُصَلُّونَ تَارَةً، وَيَتْرُكُونَهَا تَارَةً، فَهَؤُلَاءِ لَيْسُوا يُحَافِظُونَ عَلَيْهَا، وَهَؤُلَاءِ تَحْتَ الْوَعِيدِ، وَهُمْ الَّذِينَ جَاءَ فِيهِمْ الْحَدِيثُ الَّذِي فِي السُّنَنِ حَدِيثُ عبادة عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ: {خَمْسُ صَلَوَاتٍ كَتَبَهُنَّ اللَّهُ عَلَى الْعِبَادِ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ مَنْ حَافَظَ عَلَيْهِنَّ كَانَ لَهُ عَهْدٌ عِنْدَ اللَّهِ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ، وَمَنْ لَمْ يُحَافَظْ عَلَيْهِنَّ لَمْ يَكُنْ لَهُ عَهْدٌ عِنْدَ اللَّهِ، إنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ.} فَالْمُحَافِظُ عَلَيْهَا الَّذِي يُصَلِّيهَا فِي مَوَاقِيتِهَا، كَمَا أَمَرَ اللَّهُ تَعَالَى، وَاَلَّذِي يُؤَخِّرُهَا أَحْيَانًا عَنْ وَقْتِهَا، أَوْ يَتْرُكُ وَاجِبَاتِهَا، فَهَذَا تَحْتَ مَشِيئَةِ اللَّهِ تَعَالَى، وَقَدْ يَكُونُ لِهَذَا نَوَافِلُ يُكَمِّلُ بِهَا فَرَائِضَهُ، كَمَا جَاءَ فِي الْحَدِيثِ.
Namazı terk etmekte ısrar eden ve kesinlikle namaz kılmayan kimseye gelince; bu ısrar ve terk üzerine ölürse bu kişi Müslüman olamaz.
Lakin insanların çoğu bazen namaz kılıyorlar bazen terk ediyorlar. Bunlar namazlarını muhafaza eden kimseler değillerdir. Bu kimseler tehdit naslarının altında duran ve aynı zaman sünenlerde bulunup kendi haklarında gelen şu hadisin de muhatabıdırlar. (Sonra mevzu bahis hadisi zikreder.) Namazı muhafaza eden kimse onu Allahu Teala’nın emir buyurduğu üzere vakitlerinde kılan kimsedir. Bazen onu vaktinde geciktiren/erteleyen kimse veya vacibatını terk eden kimse; Allah’ın meşieti (Ya’ni hadiste geçtiği üzere dilerse azap eder dilerse affeder -Çev.-) altındadır. Bazen de bu sebeple nafileler de hadis de geçtiği gibi farz olan namazları tekmil eder. (Mecmu’ul-Fetava: 22/ 49)
Aynı Şekilde İbn Kayyım’da bu hadisi “es-Salat ve Hukmu Tarikiha/Namaz ve Onu Terk Edenin Hükmü” adlı kitabında “Namazı terk edeni tekfir etmeyenlerin delilleri” başlığı altında zikretmektedir. Kitap Türkçe olarak da matbudur incelenebilir.
Hülasa alimlerden tesbit edebildiğimiz kadarı ile hadis şu hususları barındırmaktadır:
1- Hadis İbn Abdilberr Rahimehullah’ın belirtiği gibi sahih ve sabit olan çeşitli kanallardan rivayet edilmiştir. Aynı şekilde İbn Hibban Rahimehullah’da bu hadisi sahih saymıştır.
2- Hadis ahlaki, edebi, ilmi ve menheci faideler ihtiva etmektedir.
3- İbn Abdilberr Rahimehullah’ın da belirtiği gibi seleften bazı kimselerin vitir namazını vacip gördüğüne hadiste işaret vardır.
4- Çoğu şarih; Ubade Radiyallahu Anh’ın “Ebu Muhammed yalan söyledi.” Sözünü “hata etti” ma’nasında kullandığını belirtmiştir.
5- Hadis kat’i/kesin olarak namazın ehemmiyetine, namaza bağlantılı olan sevaba ve ikaba dair dikkati celp etmektedir.
6- Farz olan namazların beş vakit olduğunu belirtilmesi bu beş namazın dışında farz namazın olamayacağı anlamına gelmez. Olması ile de bu hadis ile bir çelişki söz konusu olmaz. İbn Kayyım mevzu bahis de zikrettiğimiz eserinde bu konuya temas etmiştir.
7- “Namazı ikrar ederek terk eden kimsenin tekfiri” Hususunda ihtilaf eden alimler -Allah onlardan razı olsun ve ilimlerinden istifade etmeyi nasip etsin!- arasında bu hadis delil olarak ortaya sunulmuştur. Nitekim yukarıda İbn Battal, İmam Mervezi ve İbn Teymiyye’den –Allah hepsine rahmet etsin!-naklettiklerimiz her iki taraftan hadisin değerlendirilmesi hususunda sözler içermektedir.
- Bu hadis ile şimdilik tesbit edip aktarabildiklerimiz bu kadar. İnşaAllah maksad hasıl olmuştur. Vallahu A'lem...
SONUÇ İTİBARİ İLE HİÇ NAMAZ KILMAYAN HAKKINDA DEĞİL DE, ARA SIRA TERK EDENLER HAKKINDA BİR İHTİLAF SÖZ KONUSUDUR.
Allahualem...