Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Abdullah Kibritçi
Abdullah Kibritçi
“Kaçıyorum İlayda, taşınıyorum buralardan” dedikten ve çekip gittikten sonra uzun bir zaman geçti. Belki beni merak etmişsindir diye sana mektup yazmayı akıl ettim onca zaman sonra. Üsküdar’da üç odalı küçük bir evde kalıyorum. Hem yatak odası hem oturma odası hem de mutfak olarak kullandığım oda dışında diğer odalara sadece gezmek maksadıyla gidiyorum, böylelikle biraz yürümüş ve açılmış oluyorum. Uzun zamandır almak istediğim tüylü ve cırtlak renkli o terliği aldım, evde onları giyiyorum, gayet rahatlar. Hemen yatağımın dibine bir komodin koydum karşıya da bir kitaplık, aynı senin odandaki gibi. Arabaları sevmem bilirsin, ama senin için duvara parlak kırmızı renkli bir araba –inan ki markasını bilmiyorum, biliyorsun anlamam- posteri astım, üzerine siyah ve kalın uçlu bir kalemle bir şeyler karaladım, böyle daha şekil gözüküyor.
Hemen yanında bir Cranberries posteri, onun altında ise küçükken çizdiğim –hani zindanda elleri kelepçeli olduğu halde zafer işareti yapan yarı derviş yarı deli tipli adam- bir resim asılı. Ona bakınca içim burkuluyor, onu neden bir zindanda kelepçeli halde çizdiğimi düşünüyorum, işin aslı onu çizdiğimi hatırlamıyorum bile, ama ben çizmiştim nihayetinde. O bakışlar İlayda, bilemezsin nasıldır.
Aradan uzun zaman geçtiği halde bakışları hiç değişmedi, hep halinden memnun tavırları vardı, tıpkı benim gibi. Düşünüyorum da, ben de hayata kelepçeliyim, ben de biraz derviş gibi duruyorum ama deliyim ve gözlerim hep yalan söylüyor.
Sabahları pencereden bakıp okula giden çocukları izlemek en büyük zevkim. Neredeyse hepsini tanıdım. Geçenlerde pembe tokalı, küçük çantası olan, her öğle sonrası ilerideki bakkaldan bir şeyler alıp, bakkalın iki apartman yanındaki eve giren o kız –isimlerini henüz bilmiyorum- arkadaşına okul voleybol takımına alındığını söylediğinde ne kadar sevindim bilemezsin. Penceremin altından geçerlerken pür dikkat dinlerim her zaman. Son maçlarında kazanıp kazanmadıklarını merak etmiyor değilim.
Ama sormak istemiyorum, çünkü bu sokakta varlığımın hissedilmesi hiç hoşuma gitmiyor. Ah İlayda, komşularım ve özellikle karşı apartman dairesinde oturan ve o ahşap işe yaramaz pencereleri her gün özenle silmeyi kendine kutsal bir vazife sayan şişman kadın, hakkımda hiç iyi şeyler düşünmüyor. Henüz kimseyle konuşmuşluğum dahi yok aslında.
Hakkımda iyi şeyler düşünmediklerini yine pencerenin altındaki merdivenlere oturup akşamlar boyunca muhabbet eden gençlerin konuşmalarından öğreniyorum. Geceleri kesintisiz olarak ışığımın açık kalması ile ilgili dedikodular sanıyorum tüm sokağın dilinde.
Sokağımızdaki bakkaldan neden hiç alış veriş yapmadığımdan, garip biri olduğumdan bahsedildiğini de biliyorum. Sokağımızdaki bakkaldan alış veriş yapmamamın sebebi bu sokakta kendimi hissettirmemekti, biliyorum pek başarılı bir girişim sayılmaz ama bu konunun dedikoducu kadınlar arasında konuşulması ve içine birçok uydurma şeyler eklenerek dillerde dolaşması hiç hoşuma gitmiyor. Bazı geceler ışığı söndürmeyi denedim, ama rahat edemedim, karşımdaki o araba posteri bir türlü seçilmiyordu ve bu hiç hoş değildi.
Ah İlayda, çıkıp o şişko kadına bu posterden bahsetmeli miyim, karanlıkta onu göremeyeceğimi ona anlatmalı ve hakkımda endişelenmemeleri gerektiğini söylemeli miyim bilemiyorum.
Mektubumu şöyle bir gözden geçirdim ve sana balkonda yetiştirdiğim çiçeklerden bahsetmediğimi fark ettim.
Biliyorum sen laleleri severdin, o yüzden ilk önce lale aldım ama birkaç günde kurudular.
Anlayacağın onlara bakmayı beceremedim. İsimlerini bilmediğim şık gözüken birkaç çiçek aldım, ama onlarla da aram pek iyi sayılmaz, ara sıra suluyorum ve henüz hayattalar.
Daha önceleri böyle bir zevkim ve uğraşım yoktu bilirsin, bunu sadece üşenmeden o küçük evimi gözetleyenler normal bir şeyler görsün diye yapıyorum. Çiçek yetiştirmek gayet normaldir değil mi İlayda. Bu konu hakkında birkaç kitap alsam iyi olur diye düşünüyorum, hem laleler hakkında da bilgi edinmiş olurum, belki onlara bakmayı becerebilirim.
Hastanelerde hastanın başucuna konan su dolu vazodaki laleler bile benim lalelerimden daha sağlıklı gözüküyorlardır, eminim. Çiçeklerime en pahalı topraktan aldığım halde yine de karşı komşunun çiçekleri kadar güzel gözükmüyorlar ve çiçeklerimdeki bu durumun komşular arasında konuşulup konuşulmadığını bilmiyorum.
Bu kadar solgun olmalarına gerek yok aslında, ara sıra toprak yeterince verimli değil diye düşünerek takviye maksadıyla saksıya yumurta kırdığım dahi oluyor, ama tüm bunlar hiçbir işe yaramıyor.
Çiçeklerin güzel gözükmesi benim için önemli İlayda, en azından hep görünürde olan balkonumun normal olması gerekiyor.
Bu arada yeni bir perde aldım odama. Diğer odalar hala gazete kâğıtları ile duruyor. Biliyorsun perdeleri çok severim. Bu sıralar moda olduğunu düşündüğüm koyu kırmızı, üzerinde daha açık tonda kırmızı desenleri olan bir perde aldım. Tül perde almadım, çünkü ihtiyacım olmuyor, pencereden bakmak dışında perdeyi araladığım dahi olmuyor.
Bu arada mektuba burada biraz ara vermek istiyorum. Biraz uyumam gerek. Tüm komşular aksini düşünse de, ara sıra uyuyorum. Gözlerimin altındaki morluklar için de bir krem aldım, o morlukları ben seviyorum ama bazılarının bundan bir dedikodu çıkarmasını istemiyorum. Yine devam edeceğim, hoşça kal İlayda.
Devami var
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi