Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Abdullah Kibritçi
Abdullah Kibritçi
Güngören’de tuvalete gidersiniz, Fatih’te helaya. Üsküdar’da lavaboya gidersiniz, Ortaköy’de wc’ye. Zenginseniz veya mühim biriyseniz vefaat edersiniz; fakir ve sıradan biriyseniz ölürsünüz. Arkanızdan gazetelerde vefaatınızla ilgili taziye ilanları çıkmaz, cenazenizde siyah gözlükler falan da takılmaz, direk ölürsünüz kimseyi pek uğraştırmadan, sessiz sedasız. Eğer vefaat ettiyseniz sizi defnederler. Ya öldüyseniz? O zaman da gömerler. Defnedilmek daha afili bir durum tabii ki, defin işlemi diye bir şey var mesela. Gömülen için aynı şey geçerli değil, gömü işlemi diye bir şey yok maalesef. Mühim insanları kabristana defnederlerken sıradan insanları mezarlığa gömerler. Kabristanın havası ayrı tabii, mezarlığa benzemez pek. Kabristan deyince aklımıza daha böyle haşmetli daha ulvi şeyler gelir, oysa mezarlık mezarlıktır, geçer gidersin yanından. Ne diyon olum aynı şey lan bunlar, dediğinizi duyar gibiyim. Sizinle aynı dilden konuşacak değilim, siz önce şuna cevap verin: Mezar taşı var da neden kabir taşı yok? Kabir azabı var da neden mezar azabı yok?
Yaşadığımız zamana ve mekana göre nesnelere isimler verip fonksiyonlar ekliyoruz. Hayata bakışımız, ekonomik ve kültürel durumumuz, muhatap olduğumuz kelimeleri/durumları belirliyor. İsimler ve sıfatlar da durumlara göre kendilerine anlam katarak büyüyüp serpiliyorlar. Benimse şimdi karar vermem lazım, sızmalı mıyım, uyumalı mıyım, zıbarmalı mıyım veya kestirmeli miyim. Sanırım en iyisi kestirmek, sabaha az kalmış çünkü.
Uyudun mu lan sen şimdi sağına dönüp
Gece üç buçuk uyudun tabi başka ne olacak
Besmele çektin belki yatmadan önce beni çektin belki yorganı
Kabirnur kıldın mı konuşmadan yatılır hani herkes bilmez onu
Sevgiliye lirik şiir yazılır hem lan denmez dimi kız
Kusura bakma gelince alnından öperim ödeşiriz.
Bu ne lan sen yoksun gökyüzü yok varsa yoksa hermetik kombi bide anten
Böyle olunca diyaframdan nefes almayı da unutuyorum şimdi plates desem ayıp
Gelinliğini ben çizicem İlknur dikecek böyle şeyler düğünlerde olur
Toki işi yaş ben bişi anlamadım ama annem kolay diyor
Diğer türlü kredi faiz veznedar karı ve makyaj ve ruj ve parfüm kokusu
Ben de anlamadım yeni başlıyorum kızım ilk defa evlenicem ne bilim.
Zenginliğin tek yolu mirasmış Mehmet Genç hoca dedi mübarek adam
Osmanlı’da toprak mülkiyeti verilmezmiş o yüzden neyse mesele karışık
Babama da Allah vermemiş ne diyelim hayırlısı
Eskiden hayırlıysa ver derdik şimdi hayırlısıyla
Biz de az üçkâğıtçı değiliz bunları bize kim öğretti.
Baktım işte biraz oturma grubu yatak odası sürgülü mürgülü aynalı
Taksitle veriyorlarmış korkmaya gerek yokmuş kredi kartımız ne ayıpmış
bir kız anlattı hangi bankaya ne kadar taksit
Anam çarşafıyla gezdi lüks mağazaları cikleyen kızı hiç dinlemedi
Bunların hepsini alınca mesele halloluyor böylece mutlu olucaz dimi?
Bu yazıya bayıldım işte
HUZUR-SUSUZLUK
böyle olmayacak
ağır geliyor ağırdan alıp meseleler
bu ev senin bu ev senin bu ev…
dolmuş bir kalp ne eder?
nokta nokta nokta’lardan olma
zikir kovasının açtığı kadar bir yer
oturup huzur bulmalık
kendim için ayırdığım bir mesken
kendi içime kaçtığım
sokaklarda
mutlu olmak neyse de
huzur…
unutulan bir olasılık.
dünyalık ne varsa yunmadan gelmiş yanıma
içime kara bulutlar çökelir
o benim huzurum bayramlık ayakkabım
tertemiz gelir
ya giderse?
evini bulamamak diyorum ben buna
başka ne denir.
(ne ölünür ne ağlanır, ortada kalınır)
zuhuratlarım yok oysa
tesellim ele avuca gelmez sızılarım
-ve sen şiirlerimi sensiz bırakma-
bu ev senin bu ev senin bu ev…
henüz yaşken kırıldım.
gülmesin bana gözlerin
iç çekişlerinde olmasın sakın
duyulmasın sözlerin
yürüdüğüm caddelerde yürüme
sevme sevdiğim renkleri
dokunma sakın gülüme
al da git laleleri.
sokağımda kalmasın izlerin
adın unutulsun buralarda
sevme sevdiğim geceleri
bakma baktığım gibi hayata
solsun hatıralarımız
mavi gökyüzü, uzun sahiller
yan yana gelmesin adımız
aramıza girsin nehirler.
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi