Aklıma takılan bir konu daha var ya onuda paylaşayım.
Peygamber Efendimizin (sav) amcası Ebu Talip imanlı mıdır? imansız mıdır?
İslam alimleri bu konuda çok tartışmış ve malesef bazı büyük islam alimleri bana göre büyük bir yanılgı içine düşerek kafirdir demişlerdir.
Zannımca Ebu Talip, ZAHİREN Muhammedi olmadığı gibi, kafir de değildir.
Manyadın mı sen? Bir kişi ya müslümandır ya kafirdir seslerini duyar gibiyim.
Hamile bir kadıncağız ölür. Ölümünden sonra karnındaki çocuğun yaşadığı fark edilir. Bir kısım derki ", cenaze bekletilmez, hemen gömmek gerekir." başka bir kısım derki ", cenaze çocuk ölünceye dek bekletilir." Tartışmaya İmam Ebu Hanife hakem kılınır. İmam ",cenaze ne bekletilir, ne de gömülür," diye fetva verir. Millet şaşkın, algılarına göre başka bir ihtimal yoktur. "Bu nasıl olur? Ya bekletecez, ya da gömecez. başka bir alternatif mi var?" diye sorarlar. İmam ",evet, bir hekim çağrılır, karnındaki çocuk alınır ve cenaze ondan sonra defnedilir," diye fetva verir. Daha sonra bu çocuk İmam'ın talebesi olur.
Zannımca iman iki kısımdır. Zahiri ve batıni. Somut ve soyut.
İmanını dil ile söylemek zahiren imandır.
Kalp ile tasdik etmek batınen imandır.
Alimler fetvayı zahirine göre verirler. Batını kısmı Allahın (c.c) bilebileceği bir iş olduğundan ona göre fetva veremezler.
Zahiren iman; hak, hukuk, sorumluluk açısından bir delildir. Buna göre hüküm verilir. Yani zahir iman dünya içindir. Batın olan ahiret için ise samimiyet kalp ile tasdik edilmelidir. Edilmiyorsa münafık olma durumu oluşur.
Zahiren iman önemlidir. Ama Mahkemeyi Kübrada kalp ile desteklenmiş olması gerekir. Çünkü Allah (c.c) imanını dil ile söyleyip de kalbine bu imandan zerre inmemiş kişiyi yalancılıkla suçlayacaktır.
Ebu Talib'in imanını ancak zahiren inceleyebiliriz. Batın olarak hüküm Allahındır(c.c). Bu imanı ancak dünyevi işler için delil kabul edebiliriz, ahirete ait hüküm Allaha (c.c) aittir.
İmanın şartları nelerdir?
Allaha, peygambere, Kitaplarına, Meleklerine, Ahiret gününe, hayır ve şerrin Allahtan geldiğine inanmaktır.
Ebu Talib zahiren kendini ne olarak tanımlamıştır?
İbrahimi olarak.
Peki Peygamberimiz Muhammedi (sav) reddetmiş midir?
Konuşmalarında böyle birşey yok. Üstelik de onu kavmin emini olarak tanımlamıştır. Yani sözlerini tasdik etmiştir.
Peygamberin (sav) sözleri arasında, Allahın (c.c) onu peygamber olarak seçtiğini ve ona Kur'an-ı Kerim'i verdiğini söylemiştir. Bu bağlamda Ebu Talib, dolaylı da olsa Peygamber efendimizin (sav) peygamberliğini, Kur'anı Kerimi kabul etmiştir.
Dolayısıyla Ebu Talip zahiren İmanlıdır, Müslümandır.
Fakat Kelimeyi Şahadeti söylemediği ve bu şekilde öldüğü söylenmektedir.
O zaman, Muhammedi değildir. İbrahimidir.
Muhammedi olmadığı için İslamın içinde telakki edilmez, fetva islam dışında gibi verilir. O hükümler uygulanır. Fakat kafir demek haddi aşmaktır. Kendini İbrahimi olarak tanımlamış ve imanın şartlarına muhalif olmamıştır.
Allah (c.c) din olarak İslamdan başkasını kabul eder mi?
Bu sorunun bizimle alakası yoktur. Allahın ne hükmüne, ne de hazinelerine bir ortaklığımız var.
(Bugün, dininizi kemale erdirdim, ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı seçtim.) [Maide 3]
Sanırım bu ayet Ebu Talip'in vefatından çok sonra inmiştir.
Ceheneme gideceği yönünde Hadisler var.
Kim gitmeyecek ki?

Cehennem azabının diğerlerine göre çok az olacağı rivayet edilmekte adeta topuklarına kadar gelen bir ateşten bahsedilmektedir. Yani cehennem okyanusunun sahilinde gibi düşünürsek ve cehenneme imanı olan ama mahşer eşkiyası olmaları sebebiyle bir miktar cehennem azabına uğrayacakları düşündüğümüzde, Ebu Talip'in küfrüne hükmedilmesi mümkün değildir. Zaten bu bizim işimiz de değil. Bize düşen İnşallah imanlıdır, cennete girecektir deyip, hüsnü zanda bulunmak.