RE: Mesajlarım ve iletilerim
590 senesinde Mekkenin mert erkekleri hakkı koruyup mazlumları himayeye ant içmişdi. Resûlullah 20 yaşındaydı ve bu ahidleşmede hazır bulunmuştu.
Muhammed as a 40 yaşında peygamberlik inmiştir
Peygamberler günah ve hatadan münezzehtir
Resullullah sav mertlikte kavminin en üstünü, ahlakça en güzeli, en şereflisi, komşuluk ve akrabalığı en iyi gözeteni, akıl ve zekâda en yükseği, doğruluk ve adalette bir tanesidir
Resullullah sav Mürüvvete aykırı hiçbir şey yapmamış hep doğruyu söylemiş kendine Muhammed el-Emin denmiştir
Arabların en faziletli kabilesi Kureyştir
Mekke, ticarette Arabistana yön vermiş Kâbe-i Muazzama’ya ev sahipliği yapmış şerefli bir beldedir
Mekke Her yıl ticaret, ve Kâbe’yi ziyaret için pek çok insan ağırlar; bu Mekke’nin gücüne güç katar
Harbedilmesi yasak olan 4 haram aydan biride Zilkade ayıdır
Zilkade ayında Yemenli Zübeyd kabilesi Mekke’ye mal getirmişti. Kureyşli Âs bin Vâilsat aldığı bu malın parasını ödemedi mal sahibi Mekkelilere müracaat etti. Ancak kovuldu Çaresiz adam, Ebu Kubeys dağında "Ey Fihr oğulları diyerek haksızlığı dile getirdi. Kâbedekiler mazlumun hakkı için ayağa kalktılar ayağa kalkanların ilki Resulullah’ın amcası Zübeyr ra idi.
Kureyşli Hâşim, Muttalib, Teym oğulları, Mekke Dârü’n-Nedve’de toplanıp zulme uğrayanlara yardım ve, hakkı zâlimden almaya sözleştiler. 20 yaşındaki Muhammed as da bu toplantıdaydı
Kureyşliler “Denizlerin bir kıl parçası ıslatacak suyu bulundukça, Hira ve Sebîr Dağı durduğu ve üzerlerinde dağ keçileri yayıldığı müddetçe hakkı korumak üzere ahidleşmişlerdir
Cürhüm kabilesi Zemzem suyundan içip. mazluma yardım ve hakkı almak Abdullah bin Cüd’an ra nın evindeki ahidleşmişlerdir buna Hılfü’l-Fudûl Fadlların Antlaşması denir
Ebu Süfyan’ın kayınpederi Utbe bin Rebia Hılfü’l-Fudûla katılamadığına üzülmüş “Bu topluluk için aileni terk et, soyundan ayrıl deselerdi, yapardım demiştir
Hılfü’l-Fudûl’ün Mekkede hakkın koruyucularıdır ilk işi, gasbedilen malları sahiblerine teslim etmek olmuştur
Mekkedeki Has’am kabilesi hacca gelmişti. emsalsiz güzellikteki kızları Mekkeli Haccac tarafından kaçırıldı. kızın babasına derdini Hılfü’l-Fudûl’a anlat dediler. Adamcağız Kâbede, “Ey Hılfü’l-Fudûl, imdada yetiş!” diyince kılıçlar sıyırıldı. Haccacın kapısına ve bu kız Süt sağacak kadar yanında kız babasına teslim edildi
Muhammed aleyhisselâm, Hılfü’l-Fudûl için O ahidleşmeyi, kızıl tüylü deve sürüsüne değişmem buyurmuştur
Muhammed aleyhisselâm, Hılfü’l-Fudûl için Şimdi davet edilsem, icabet ederim”buyurmuştur.
Ebu Cehil bir adamın malını gasbetmişti adamcağız Resulullah’a geldi Hz Resul adamcağızın parasını Ebu Cehilden istedi Ebu Cehil vermedi. Ve düşük fiyat biçti Hz Resulul aynı malı, tam karşılığıyla satın almış Ebu Cehil’i Hılfü’l-Fudûl’ü hatırlatarak ikaz etmiştir
Emevîlerin Medine vâlisi Utbe ile hz Hüseyin arasında ihtilaf çıkmış Hz Hüseyin, Hılfü’l-Fudûl’e gideceğini söyleyince, urbe özür dilemiştir
Hılfü’l-Fudûle âzâ kabul edilmezdi. Dört Halife den sonra, bu topluluğun üyeleri vefat etti Medine islam yayılınca Hılfü’l-Fudûl, vazifesini tamamlamıştır
Medine’de İslâm devleti kurulunca adalet ve emniyet yerleşmiştir
Osmanlıda satılacak malın fiyatını devlet belirlerdi.
Osmanlıda Malını devletin belirlediği fiyattan pahalı satan esnaf herkese ibret için falakaya yatırılırdı
Osmanlı esnafı devlet hizmeti ve serbest çalışan diye ikiye ayrılırdı Devlet ihtiyacını karşılayana hassa" denirdi. Sayıları 2 bini bulan grubta ekmekçi helvacı kazancı kürkçü yer alırdı
Osmanlı halkın mağdur olmaması için esnafı denetimde tutardı. Hiçbir esnaf malını devlet fiyatının üzerinde satamazdı
satılan malların belirlenen fiyattan satılıp denetlenmesi padişah vekili veziriazamların en önemli göreviydi.
Veziriazamın görevini aksatması fiyat denetimini ihmal etmesi azline sebeptir
veziriazamlar, yanlarına İstanbul kadısı ile zabıta müdürüyle esnafı denetler, karaborsacılık yapan, pahalı satan ve kalitesiz mal üreteni falakaya yatırtırdı
Osmanlıda esnaf malına en fazla yüzde on kâr koyar fazla kârla sattığı tespit edilirse, kadıya götürülür, sopa çekilirdi.
Osmanlıda Karpuz, kavun, elma kiraz gibi meyveler mercimek, nohut, pirinç gibi bakliyatlar mevsimine göre satılırdı
Terzi elbiselerinin fiyatını devlet kumaşın cinsine ve üzerindeki aksesuara göre belirlerdi.
Devletin belirlediği fiyat üzeri elbise diken terziler, hâkime çıkarılır, suç sabitse kafasına tahta külah geçirilerek teşhir edilirdi.
Osmanlıda en fazla ekmek ve etin kontrolü yapılır mevsim ve aya göre fiyatlandırılır, kışın pahalı yazın ucuz olurdu
Keçi eti, koyun etinden ucuzdu kuzu eti en pahalısıydı. Keçi ve koyun eti ayrı satılır, karıştıranı kadı cezalandırırdı.
Devletin tayin ettiği fiyattan fazla satıp eksik tartanlar sattıkları etin her 5 gramına 1 akçe ceza verirdi.
Halkın ucuz ve iyi buğday ekmeği yemesi için sıkı bir denetim vardı. Ekmek halkın ana gıdasıydı
padişah fırınları denetlerdi Ekmeğin içinde başka bir madde varsa veya çiğ pişmişse fırıncı falakaya yatırılırdı.
ekmek kanunnamede belirtilen gramajın altındaysa fırıncının kafasına suçlu olduğunu belirten tahta bir külah geçirilir veya para cezası verilirdi.
Hepimiz okulda bir numara taşıyan sınıfta okuduk. 1A, 5C, gibi. sınıf numaralarını Türk tarihindeki önemli isimlere çevirip, bunu öğretim vasıtası olarak kullanabiliriz.
sınıflara "Farabi, Birunî, Ali Kuşçu, gibi Türk tarihinin önemli isimlerini verip öğrencilere tarihi öğretip tarihimizi yaşatalım
Milli Eğitim sınıflara okullara İbn Sina Yunus Emre, Mevlana Dede Korkut Pir Sultan Abdal, Atatürk Mimar Sinan" gibi tarihimizin önemli isimlerini verirse çok olumlu neticeleri olacaktır.
Sultan Selim zamanında çıkarılıp, daha sonrada uygulanan kanunnamelerde şunlar yazardı kadı fiyatları belirleye et ve kemiğe, ekmekçi ve kasaplara vakıf olup, fiyatları belirleye
Sultan Selim zamanındaki kanunlarda şunlar yazardı kadı Dört mevsime dikkat edip Fiyatları belirleye muhalefetin haklarından gelip, sebze ve ette eksik olursa kilosuna bir akçe ceza alına.
Sultan Selim zamanındaki kanunlarda şunlar yazardı Ekmekçi hamuru çiğ, kara ekşi ve nizami ağırlığından eksik olanları hâkim cezalandırır her yarım kiloda bir akçe ceza alır.
Sultan Selim zamanındaki kanunlarda şunlar yazardı Kasaplar koyun ve keçi etini ayırt etmeli birbirine karıştırmamalı et fiyatlarını fazla veya eksik göstermemelidir
Sultan Selim zamanındaki kanunlarda şunlar yazardı fazla fiyatla et satılırsa her yarım kilo et karşılığı bir akçe ceza alınır.
Bakkallar sattıkları malları devletin belirlediği fiyattan satalar. Müşteri aldığı malın eksik olduğunu iddia eder ve tartıda eksik çıkarsa satan, kadı ve devlet tarafından cezalandırılır.
bakkalların terazileri her zaman kontrol edilir ve noksana dikkat edilir. Terazilerin kefeleri nizami olmalı ve ölçüde eksiklik olmamalıdır. Teraziler teftiş edilmelidir."
İstanbul kuruluşundan günümüze kadar kimisi büyük yıkıma yol açan, kimisi hasarsız 550’den fazla depremle sarsılmıştır
İstanbul’u gelecekte birçok deprem beklemektedir İstanbulda kuruluşundan bu yana 550'den fazla deprem çıkmıştır.
İstanbulda 550 deprem olmuştur bir kısmı faylardan kaynaklanıp hasara yol açarken bir kısmı Trakya İzmit-Düzce bölgelerindeki fayların sebep olduğu az tahribat oluşturan depremlerdir.
Roma İmparatoru Konstantin'in İstanbul'u kurmasından 12 yıl sonra, 342'de şehrin doğusunda deprem olmuş fazla hasar olmamıştır
24 Ağustos 358'de İzmit'i yerle bir eden deprem İstanbul'u etkilemiş 402, 412, 417, 423, 437 ve 442 de meydana gelen hasarlar meydana getirmişdir.
Roma zamanında 447'de istanbulda deprem büyük tahribata sebep olmuş Surları yıkmıştır 16 Ağustos 542'de isr depremde. evler surlar ve heykeller yerle bir olmuş binlerce insan ölmüştür
1 Mart 1202'de İstanbul'da çok ilginç bir deprem olmuş Bizans imparatorunun yatağı yarıldı ve harem ağası düşerek ölmüştür
1 Haziran 1296 Cuma gecesi İstanbul'daki depremde. taş üstünde taş kalmadı Evler, saraylar, kiliseler yıkıldı. Artçı sarsıntılar iki ay devam etti ve Bizanslılar korkuyu yaşadı
Bizanslılar, 1402'de Timurun Osmanlıları yenmesine sevinirken, İstanbul depremi sevinçlerini kursaklarında bıraktı 1419'da tsunami meydana geldi
Osmanlı hakimiyetindeki İstanbul'da ilk büyük deprem 18 Aralık 1488'dir Fatih Camii'nin kubbesi yıkılırken, şehirde hasarlar oluşmuştur
10 Eylül 1509 da, gece saat dörtte İstanbul büyük bir depremle sallandı. İnsanlar ne olduğunu anlayamadı ve bütün şehir harap oldu
1509 İstanbul depremi, uzmanlara göre 1000 yıldan sonra Doğu Akdeniz'deki en büyük depremdi. Bolu'dan Edirne'ye kadar kendini hissettirip Küçük Kıyamet" olarak adlandırıldı.
10 Mayıs 1556'da gece vakti meydana gelen depremde Fatih Camii ile Ayasofya Camii ile surlarında hasarlar oldu. Ve 90 yıl İstanbul'da deprem olmadı.
28 Haziran 1648 de sabahı İzmit ve İstanbullular depremle uyandı merkez üssü uzakdı İstanbul'da fazla bir hasara yol açmadı.
11 Temmuz 1690'da deprem İstanbul'u salladı. çok şiddetli olmadı hasar fazla değildi. Fatih Camii ile surlar yıkılmıştı.
25 Mayıs 1719'da sabah ezanındaki istanbul depremi şiddetliydi. Düzce. İzmit, Sapanca, Orhangazi, Karamürsel ve Yalovayı etkilemişdi.
25 Mayıs 1719 depremi İstanbul'da hasara yol açtı. surlarda hasar çoktu. Camiler ve sarayda yıkıntılar meydana geldi 40 cami ile surlardaki 27 burç yıkılmıştı.
30 Temmuz 1752'de depremde Edirne'de de zarar çokken, İstanbul hasar görmemişti. 2 Eylül 1754 teki depremde Fatih ve Bayezid camilerinin kubbeleri ile Yedikule'nin burçları yıkıldı
Osmanlı İstanbulunda ikinci büyük deprem 22 Mayıs 1766 Perşembe günü, Kurban Bayramı'nın üçüncü günü oldu korkunç gürültüler işitildi bunu iki dakikalık sarsıntılar takip etti
İstanbul 10 Temmuz 1894'te şiddetli bir depremle sarsıldı. 18 saniye süren ve üç dalga halindeki deprem, Adapazarı, İzmit, Gebze, Kartal, Adaları etkiledi.
Osmanlıda İstanbul'u etkileyen son deprem, 9 Ağustos 1912'de 7.3 büyüklükdeki depremdi. Edirnede hasara yol açtı istanbul'da ev bacası ve telgraf direkleri yıkıldı, duvarlar çatladı
Bakü hanım eli değmiş gibi derli toplu bir yer olmuş. Gence şeki gibi şehirler turizm merkezi haline. Gelmiş ve Yılda 4 milyon gibi bir turist kapasitesi var.
Bakü de Kafkas İslam Ordusu ve Nuri
Paşanın Bakü’ye girişinin 100. yılı kutlanıyor
Azerbaycan Edebiyatı Müzesi Azerbaycan hükümetince kurulmuştur mimarisiyle ünlüdür.
Bakü öteden beri Kafkasya’da zenginliğin simgesidir Petrol zenginliği geliştiriliyor
1918’de Brest Litovsk Antlaşması’yla Rusyanın Baltık eyaletleri elden çıkmış Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlıklarını elde etmişlerdir
Rusyada 1.cihan harbi 1918 bolşevik ihtilali ile bitmiş brest litovski antlaşmasıyla Volga boyları Başkırlar Tatarlar ve Orta Asya Türkistan devletleri bağımsızlık kazanmıştır
Azerbaycanda Enver Paşa gönüllü ordu kurmuş Neferlerini seçmiş. Albay Nuri Paşa ordunun başına geçmiştir
Kafkas İslam ordusu 1.5 kolordudan oluşuyordu 20 Haziran’da Gence
15 Eylül 1918’de Bakü Kafkas İslam Ordusu tarafından kurtarılmıştır
Azerbaycan Milli hükümeti Bakü’de teşkilatlanmış. 1918 yılında harf inkılabı yapmış Bakü Devlet Üniversitesi’ni kurmuş kadın haklarını öne çıkarmıştır
30 Ekim 1918’de Mondros’tan sonra Osmanlı Bakü’den çekilmiştir bu en hazin ayrılıklarımızdandır
Şevket Süreyya Aydemir kafkas cephesinde yedek subaydı, esir düştü, Nargin Adası’ndan firar etti. Türk esirleri kaçırıp kurtaran petrol milyarderi Zeynelabidin Tagiyev oldu
Azerbaycan cumhuriyetinin kurulup iç savaşta kaosun dışında kalması Nuri Paşa sayesindedir.
Kafkas islam ordusunda Osmanlı ordusundan ve Azerilerden önemli sayıda nefer ve subay vardır. Kafkaslar’da şoven bir hava değil sadece tarih şuuru vardır
Bakü sempatik ve hoş bir şehirdi. zenginleşmiş Problemleri var ama memlekette değişiklik çok. hanım eli değmiş gibi derli toplu bir yer
Baküde. Şeki, Gence gibi şehirler ilerlemiş Yılda 4 milyon gibi bir turist kapasitesi var .bu hayatı etkiliyor. kitaplar yazılıyor.
Samaryalılar, siyonist bir kavimdir
Tevrat’tan sonrasını tanımazlar Nablus’un en yüksek noktasında yaşarlar 300 kişidir Filistinlilerin aksine zevkli iyi ve güzel bir hayat yaşıyorlar,
Nablusta Siyonistler yüksek yerlerde yaşar Nablus eşrafı Anadolu’dan gelme Suriye ve Filistin’in önde gelen kabilelerinden oluşur nüfus Tur ve Selimiye, çizgisinde yerleşmişdir.
Nablus zeytinyağı ve üzüm bağlarıyla ün yapmıştır. şehrin merkezi ve ticari kesimi Habeledir.
Nablus’un tarihi Roma ve İslam devrine dayanır burada Sultan Selahaddin Camii (Cami-i Kebir) ve Osmanlı devri Nimr ve Cevarî gibi konakları, görebiliyoruz.
Batı Şeria’ya sığınan Filistinlilik için tek çare: “Göğe doğru yükselmek...”
Filistin sanayileşememiş ama zanaatda fevkalade nitelikleri olan bir toplum.
Nablus’un en büyük özelliği şehrin varoşlarından içeriye uzanan otomobil tamirhaneleri ve yedek parça atölyeleri
ABD ve Avusturalya ve Kanada’ya kadar uzanan Filistinliler otomobil zanaatın da zenginleşmişler
Dünyada kozmopolit nüfus ve kültür en çok Nablusda görülüyor. İranda İsfahan, Rusyada Novgorod buna örnektir
Filistin’in Nablus’unda Eski ve 1950 nin Arap komünistleri Nasır yandaşıydı. Ürdün, Suriye ve Nasırın ilişkileri kopunca minareden Nablus Cumhuriyeti kurduk diye bağırmış hapis ve işkence. Görmüşlerdir
Ortadoğu Şehirlerine yaklaşırsanız zenginlik görüyorsunuz. basın buradaki hayatı iki kaba sunuyor. Ortadoğu’da gezmek kolay değil ama tavsiye edilir.
KENİZE Murad. Sultan Murad’ın torunu Selma Sultan’ın kızı. Babası Kotwara racası Seyyid Sacid Hüseyin’dir.
Kotwara İngilizlere karşı duran küçük bir bölgeydi.Britanyada zülüm gördü fakir bir devletçik olarak kaldı ve fakirlik Hindistan’da devam etti.
Sultan Murad’ın torunu KENİZE Murad ın ailesi Pakistan’da yaşıyor. anne ve babası erkenden ayrıldi “Saraydan Sürgüne” sıkıntılı bir hayat yaşadı;
Sultan Murad’ın torunu KENİZE Murad
iyi eğitimli ve Fransa’nın başarılı bir yazarı Zeki, bilgili bir gazeteci mütevazı
Sultan Murad’ın torunu KENİZE Murad
Batılı meslektaşlarıyla aynı kültürde yetişip Batı dillerini konuşmasına rağmen Şarkın uğradığı haksızlıkları haykırmaktan çekinmiyor
Dünyanın her yerindeki zenginler gibi Pakistan’da da zenginler var. ülke sanayi bilim ve teknik alanda atılımlar yapan, kalabalık bir Müslüman ülke.
Pakistan ın Koloni geçmişi var Hindistan’la çatışmışlar. Hindistan Pakistan kültüründen gelmedir zamanla Müslümanlıktan sapmışlar
Hint Müslümanları Pakistandan ayrılmışlar her iki ülkenin zenginleri eğitimli ve acımasızken. Fakirlik iç açıcı değil ve milyonlarla ifade ediliyor.
Sultan Murad’ın torunu KENİZE Murad
Pakistanın fakirlerini bir selde evsiz kalan milyonlar ve “pak” insanlar olduğunu ifade ediyor
Sultan Murad’ın torunu KENİZE Murad
Pakistan bir aşk hikâyesi ülkede entrika ve acılar yaşanmış ancak umutsuzluk doğru değil. Pakistanı Okumak lazım insana çok şey öğretiyor ve yaşanıyor.
Moğollar’dan, Kıtaylar’ın 924’te Orhun bölgesine hakim olmalasıyla Türk boyları batıya göçetmiştir
1027 de Kay ve Kıpçak baskısı ile Oğuzlar yurtlarından ayrılmış Şamanî ve Peçenek Oğuzları doğu Orta Avrupa ve Balkanlar’a göç etmiştir
1027 de Kıpçak baskısı ile
Müslüman Oğuzlar Maveraünnehir Horasan ve İslâm ülkelerine göç etmiştir
Oğuz Selçukluları 1040’da Dandanakan’da Gazneliler’i yenip, büyük selçukluları kurmuşlardır
Orta Asya’da ki Türkler Moğol baskısıyla batıya göç edip Maveraün-nehiri kendilerine yurt edinmişlerdir
Büyük Selçuklu Devletinden önceki Oğuz boyları Azerbaycan, Güneydoğu Anadolu ve Irak’a yerleşmişlerdir
Göktaş, Buka, Mansur ve Anasıoğlu nun idaresindeki Türkmenler, Cizre Diyarbakır ve Musul’u ele geçirmişler ancak hakim olamayıp tekrar Azerbaycan’a dönmülşerdir
yurt, ve otlak arayan Türkmenler, Büyük Selçuklulara gelmişler Selçuklular Türkmen kargaşasını önlemek için onları Anadolu’ya sevk etmişdir
Türkler selçuklulardan önce Suriye ve Irak’a yerleşmişlerdir bölgenin iklim ve otlağa uygunolmaması, Türkler’in yayılmasına engel olmuştur
Anadolu iklimi ve otlakları Türklere uygundu Anadoluda yoğun bir nüfus ve Türkler’e direnecek bir güç yoktu ve tüm bunlar Türkmenler’in anadoluya gelmesini teşvik ediyordu
Selçuklular, Anadolu’ya geldiğinde Rumlar, Ermeniler, Süryani ve Araplar vardı. Bizans Anadolu’nun hakimiydi.
Selçuklunun İlk akınlarında Ani, Van, Lori ve Kars’ta Ermeni prenslikleri vardı. Bizans bunları 1021’de ortadan kaldırdı.
Anadoludaki Son Ermeni prensliği 1064’te Selçuklular’ın korkusundan Bizans’a tâbi olmuştur
Bizans, Ermenilere son verince Ermenileri sürgün edip İç Anadolu’ya yerleştirmiştir
Bizans, Ermeni ve Süryaniler’i Ortodoksluğa zorluyordu. Bu halklar, Türkler’e karşı Bizansa yardım etmedi çünkü türkler zulüm düşünmez insanların dinine karışmazdı
Ermeni ve Süryani tarihçiler Türklerin şerir Rum yani bizans gibi olmadığını kimsenin din ve inancına karışmadığını baskı ve zulüm yapmadığını söylemiştir
Anadolu’da Hristiyan Türkler’de vardı Bizans, ve Selçuklu ya karşı Balkanlar’a yerleşip Hristiyan olmuştu Oğuz
Guz Kuman ve Peçenek Türkleri gibi
Bizanslılar türkleri Anadoluya yerleştirip savunma hattı oluşturdular Bizanstaki Hristiyan Türkler Müslümanlaştı bir kısmı da Hristiyan olarak kaldı
Türkler, bizans gibi kimsenin dinine karışmaz baskı ve zulüm yapmazlar
Türklerin Anadolu’ya ilk gelişi MÖ 3000-2000 yıllarına çıkartılsada bu kabul görmemiştir Anadolu’ya Türkler’in ilk gelişi IV. yüzyılın sonlarında Avrupa Hunlarınca gerçekleştirilmiştir
Anadolu’ya ilk gelen kavim hunlardır
5. Yy da Balkanlardan Trakya’ya yürümüş Batı Hunları Kafkas dağlarını aşıp, Anadolu’ya girmiştir
Kursık ve Basık isimli Hun atlıları Erzurumdan Malatya’ya ulaşmışlar Çukurova Urfa ve Antakya’yı kuşatıp alamamışlardır
Hunlar Kudüs’e kadar ilerlemişlerdir burada fazla kalmayıp 396’da kafkaslara dönmüşlerdir 398 de Anadoluya 2.kez girmişlerse de, yerleşmemişlerdir
Hunlar’dan sonra Türkler Anadolu’ya ikinci kez Sabarlarla gelmişlerdir
Sabarlar hunlardan sonra anadoluya giren 2. Türk kavmidir
Sabar türkleri İdil, Don ve Kuban ırmaklarında devlet kurmuşlar VI. yüzyılda Kafkasların güneyine kadar olan toprakları ele geçirip. Kayseri, Konya ve Ankaraya akın etmişlerdir
Selçuklular, Karahanlı ve Gaznelilere karşı tutunamayıp 1018’de Çağrı Beyin 3000 süvarisi ile büyük mesafe ve tehlikeler aşarak, Doğu Anadolu’ya sefer yapmışlardır
Çağrı Bey Azerbaycan Türkmenler’iyle Van gölünü ele geçirmiştir
Çağrı Bey, başarılı akınlarla uzun mesafeler kat etmiştir kendisine karşı koyacak kimse yoktur
Selçuklular, Gazneliler’i mağlup ederek Maveraünnehre hakim oldular Anadolu’ya gitmeyip Türkmenler’i Anadolu’ya gönderdiler.
Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yinal, 1047’de Nişabur Türkmenlerini Anadolu’ya göndermiştir
Selçuklu hanedanından Hasan Bey Van gölünü almak için harekete geçmiş Bizans Selçuklular’ı, Zap Suyunda pusuya düşürüp Selçuklu prensi Hasan Beyi şehid etmiştir
Selçuklu prensi Hasan Bey bizanslılarca
Şehit edilince selçuklular büyük bir ordu ile Bizansı Pasin ovasında 18 Eylül 1048’de büyük bir mağlubiyete uğrattı
Selçuklu prensi Hasan Beyi bizanslılar şehid edilmiştir bunun üzerine İbrahim Yinal ve Kutalmış, Bizanslılara karşı 18 Eylül 1048’de büyük bir zafer kazandı
Pasinler hasankale zaferi 18 Eylül 1048 de bizansa karşı kazanılan büyük bir zaferdir Türkmenler Anadolu yayılıp Trabzon’a kadar ilerlemişlerdir
Amerika, II. Cihan Harbi’nden sonra, komünizm ve Kızıl Rusyaya karşı Türkiye’ye yakınlık göstermiştir.
Yeni Dünya’nın genç ülkesi ABD’nin ilk münasebeti Osmanlıyladır Akdenizde dolaşma karşılığında vergi ödemişlerdir
Amerikanlar 1795’te osmanlının Cezayir Valisine Akdeniz’de serbest dolaşma karşılığında vergi ödemiştir
ABD-Meksika Harbinde Amerikalılar Osmanlı hükûmetinden çölde kullanmak üzere deve istemişdir
1855’te Osmanlı Amerika’ya askerî yardımda bulunup bir deve birliği ve deveciler yollamıştır. Deveci Hacı Aliye Arizona’da bir türbe 1938’de bir abide inşa edilmiştir.
I. Cihan Harbiyle süper güç olan ABD, asırlık örfler ve imparatorlukdan çekinir, monarşiden hoşlanmazdı. İstanbul’a karşı Ankara’yı desteklemiştir
Anadolu’da bir zamanlar Amerikan mandası konuşulmuş ABD yanaşmamış Ankara geri adım atmıştır
Cumhuriyetinin kuruluşunda, ABD istanbula karşı Ankarayı desteklemiş
Abd ve İngiltere cumhuriyette etkin rol oynamışdır
1923 İzmir İktisat Kongresi’nde Gazi Amerika’ya “Türk halkına kalbinizi açık tutun” hitabında bulunmuştur
Atatürk zamanında Amerikalılara Chester İmtiyazı denilen Musul demir yolu ve madenlerinde ekonomik imtiyazlar tanınmıştır
Musul’un kaybıyla Amerikan gazeteleri, Atatürk’ün ölümünü, “Büyük Türk öldü” başlığıyla vermişlerdir
ABD II. Cihan Harbiyle dünyanın da 1. gücü haline gelip dünya siyasetini belirlemiştir
2.cihan harbinden sonra Abd süper güç olmuş BM ye girmek ve yardım almak umuduyla herkes Abd de sıraya girdi. Bunlardan biri de inönüydü
Ankara, Kızıl Rus tehlikesine karşı ABD himayesine girmiş Abd deki demokrasiye razı olmuştur ABD’nin Türkiyeye en büyük zararı bu olmuştur.
Rusya ve Amerika dünyayı bölüşmüşler; Yunanistan ve Türkiye, ABD ye düşmüş
Türkiye yi komünizmle korkutmak ABD’nin her zaman işine gelmiştir.
Ankara Washington büyükelçisi Münir Ertegün’ün ölümüyle 1946’da Missouri Zırhlısı Türkiye’ye gelmiş Gemi coşkuyla karşılanıp minarelere Welcome mahyaları asılmıştır
Başkan Truman 12 Mart 1947’de Truman Doktrininde Rusya tesirine girmemesi için, Türkiye’nin borçlarını silip askerî yardım yapacaktı.
Türkiye’nin 1950’deki Kore Harbi’nde en büyük müttefik olarak ABD yi gördü NATO açıldı komünizm bertaraf edildi
ABD Ruslara karşi bizi korur düşüncesi başladı
Celal Bayar’ın 1954’tek ABD’de anlaşmalar imzaladı ve 1957’de ümit ediyoruz ki otuz sene sonra bu mübarek memleket, 50 milyon nüfusu küçük bir Amerika olacaktır. Demiştir
abd nin Ekonomik yardımlarıyla Türkiye’deki hayatı değiştirdi. her yeri Amerikan malları aldı
1950 lerde Chevrolet arabalar Amerikan sigaraları sandviçler; kotlar; Amerikan traşı; danslar; çizgi romanlar, Hollywood ve Amerikan kültürü Türkiyede yayıldı.
Komünizmle mücadele ve demokrasinin yayılması Türk-Amerikan ittifakına sebep oldu.
1958 den sonra Celal İnce’nin şarkısı türkiyede çok tutmuştu Amerika Amerika Türkler dünya durdukça
Beraberdir seninle Hürriyet savaşında.
1958 den sonra Türkiye 600 bin askerle, NATO’nun koruyor; ancak Yunanistan’ın üçte biri kadar yardım alıyordu.
1960’tan sonraki Soğuk Savaşda Darbecilerin “NATO ve CENTO’ya bağlıyız” beyanatını vermiş 27 Mayıs’ın arkasında Amerika olabilir mi soruları akla gelmişdir
Ekim 1962 Küba Krizi, ABD ile Rusya’yı karşılaştırdı Kennedy, Rusyadan Küba’daki nükleer silahları kaldırmasını ihtar etti. Moskova Abd nin Türkiye’deki nükleer silahlarını örnek gösterdi.
Johnson, 1964’te başbakan İnönü’yü Rumların taşkınlıkta bulunduğu Kıbrıs askerî harekâtına karşı Rusya’ya karşı yalnız bırakmakla tehdit etti. Ve kıbrıs Müdahalesini engelledi.
1964 ten sonraki kıbrıs hareketini Abd engelledi Ankara ABD ve NATO’dan uzaklaştı
darbeci başkan cemal Gürsel hastalanınca Johnson’un uçağı ile Amerika’ya gitti; en iyi hastanelerde tedavi gördü.
Amerika’nın mandacı ve emperyal faaliyetleri Vietnam’da olanlar ve Filistin meselesi solcu ve radikallerin reaksiyonuna sebebiyet verdi. 1966’da Amerikan Haber Merkezi, bombalandı.
1967’de 6. Filo’nun Türkiye’ye gelişi ve protestolar, Kıbrıs mümessili Cyrusun askerî meydana inişine sebep oldu. Ertesi protestolarda ölenler oldu Amerikan askeri dövülüp suya atıldı.
1969’da ODTÜ talebeleri Amerikan sefirinin arabasını yaktı. olay krize dönüşmeden atlatıldı.
Amerikan Morrisonda çalışan ve Morrison Süleyman diye anılan Demirel’in iktidara gelişi, Amerikan bir hükûmetin kurulması olarak açıklandı
halkın gözünde demirel Amerikan; CHP, MSP ve MHP, Anti-Amerikan bloku temsil ediyordu.
ABD, türkiyeyi uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlamış Türkiye’de haşhaş ziraatinin iptalini istemiş; 1970’te talepleri kabul edilmişti.
12 Mart darbecileri haşhaş ziraati ve afyon imalini yasakladı. 1974’te başbakan Ecevit’in bunu kaldırınca Abd ile gerginliğe sebep oldu.
Abd ile En büyük kriz 1974 Kıbrıs Harekâtında çıktı ve tesirini günümüze kadar sürdürdü.
1974 kıbrıs harekatında ABD adadan çekilmeyi reddeden Türkiye’ye ambargo koymuş, pahalılık, yokluk ve anarşi ile memleketimizi yaşanmaz hâle getirmişlerdir
1978’de Abd Türkiyedeki ambargosunu kaldırdı ancak yapacağını yapmıştı. 12 Eylül 1980’de ABD ülkemizde bir darbe ile idareye el koydu.
1980’de ABD ülkemizi askerî darbe, ve ekonomik krizle dize getirmeye çalıştı
haçlıların kirli oyunu devam ediyor
Özal, 1950’ den itibaren Abd yi dost ve
Avrupa’dan fazla ehemmiyet verdi.
Özal ABD ile ittifak ve birliğin Türk menfaatine olduğuna inanır Türkiye’deki sistemin, bu sayede çözüleceğini düşünürdü.
Özal Amerikan hayranı değildi ancak ABD’nin gücüne iberalizm, insan hakları ve demokrasiye inanıyordu.
1 Mart 2003’te Irak’a asker gönderip ve topraklarımızda mevzilenmek isteyen Abd reddedildi ABD, hesab sormaya kalktı Irak’a girdi. bu, masraf acılı oldu.
4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de Amerikan askerleri, özel kuvvetlerimizin karargâhını basıp askerlerimize çuval geçirip sorgulamıştır bu bir krizdir
8 Ekim 2017’de, Türkiye’ Amerikan konsolos memurunu tevkif etti çıkan krizde. Ankara, memurun dokunulmaz olmadığını iddia eddi ABD, Türkiye’deki vize taleplerini 4 ay askıya aldı.
Peygamber Efendimiz “Kölelerinize yediğinizden yedirip giydiklerinizden giydirin. buyurdu.
Efendimiz sav kölem demeyin; oğlum veya kızım deyin. Yapamayacağı iş yüklemeyin. yardım edin. Allah dilese, sizi onların emri altına verirdi” buyurdu.
İslamiyet, kölelerin hukukunu ilk defa tanzim etmiş; efendilere mükellefiyet getirmiştir. Hazret-i Ömer, “Köle sahibi olmak, köle olmaktır” buyururdu
Kölelik, kuvvetlinin kuvvetsize hükmetmesidir. Antik Çağ’da yaygındı Borç ödeyemeyen köle yapılırdı insan kendini veya oğlunu köle olarak satardı
köleler, ağır işde çalıştırılır; kırbaçların altında türlü eziyet ve işkencelerle ömür geçirirdi.
Hristiyanlıkta, köleleikde iyileşme olmuş fakat kilise köleliği ıslah edmeyip kölelenin efendisine itaatini tavsiye etmiştir
Kitab-ı Mukaddesi çarpıtan hiristiyanlar insanların doğuştan köle olacaklarını söylemiş. Hazret-i Nuh’un torunu Kenan’ın soyundan gelen zencileri köle saymışdır.
İslamiyet köleliği ıslah eddi. Kölelerin vaziyetlerini düzeltdi Köleliğin kaldırılması için tedbirler getirdi.
Köleliğin sebebi harpdi köleler düşmanı zayıflatır savaşlarda insanların öldürülmesini önlerdi ve iş gücünü doldururdu
Müslümanlıkta ve islamda hür insanların köle hâline getirilmesi meşru değildir.
Harp esirlerinin öldürülüp köle yapıldığı bir zamanda, Müslümanlar esir ve düşmanını köle yapmazdı
İslamiyet, ilk defa kölenin insan olduğunu ve Allah huzurunda insanların eşitliği prensibini getirdi.
İslamiyet kölelere fenalığı yasakladı. Efendiye kölesine yedirme, elbise ve mesken ihtiyacı okuma ve öğretme ev halkının bir ferdi olarak muamele etme mükellefiyeti yükledi.
Kur’ân-ı kerim, Elinizin altındakilere iyilik edin” buyurur onları evlendirmeyi tavsiye eder islam ülkesinde köleler azat edilir ancak köle efendisinden ayrılmayı istemezdi
Resûlullah’ın azatlı kölesi ve ilk Müslümanlardan Hazreti Zeyd, anne ve babası onu götürmek istediğinde efendimiz onu serbest bırakıldı o efendisi Hz Resul sav tercih etmişti
Peygamberimizin ‘Oğlum’ diye hitap ettiği kölesini halasının kızıyla evlendirdi hz zeyd ordu kumandanıydı ve Mute’de şehit oldu
Kur’ân-ı kerimde ismi geçen tek sahabidir Hazreti Zeyddir
Peygamber Efendimiz “Eliniz altındakilerden dolayı Allah’tan korkun! Kölelerinize yediklerinizden yedirin, giydiklerinizden giydirin. Buyurur
Efendimiz sav kölem deme oğlum ve kızım de ona Yapamayacağı iş yükleme yardım edi Beğeniyorsan tut beğenmiyorsan sat Allah dilese, sizi onların emrine verirdi buyurdu
Efendimiz sav Kölesini şikâyet edene Her gün yetmiş kere affet buyurdu
Efendimiz sav Bir gün bir kölenin “Allah için vurma!” dediğini işitti. Ve onu kurtardı Sahibine Beni görünce vazgeçtin; hâlbuki Allah görüyor buyurdu. Köle Sahibi pişman olup köleyi azatladı.
Efendimiz sav Kölesini dövene Onların suçu ile sizin cezanız tartılır; sizinki
ağırsa onlar, haklarını alırlar. Buyurdu
Efendimiz sav suçsuzken kölesini dövenin cezası, onu azatlamakdır buyurdu.
İslam tarihinde Biri kölesine haksız yere kötülükte bulunursa, döver veya işkence ederse, köleyi azatlardı
Hazret-i Ömer Köle sahibi olmak; köle olmaktır” buyurmuştu Kudüs’e girerken, devesine kölesiyle nöbetleşe binmiş ve devenin yularını çekmiştir
büyüklerimizden Meymun bin Mihran’ın kölesi yemeği efendisinin üzerine döktü efendisinin yüzü değişti zeki ve hikmetli köle ayetleri okudu Onlar Cennetlikler gazabı yener affederler, Allah ihsan sahiplerini sever” diyince efendi Meymun “Hiddetimi yendim; seni affettim ve azatladım” buyurdu
Halife Ömer bin Abdülaziz, işlerini kendisi görürdü. Köleniz yapsın diyenlere “Gün boyu yorulmuştur; dinlensin” buyururdu.
Ebû Süleyman Dârânî yi’ ekmek pişirirken gördüler. “Kölemi bir yere gönderdim iki işi birden vermeye gönlüm razı olmadı” buyurdu.
Bunu ilk beğenen sen ol.