orta boylu, geniş göğüslü, omuzları kalkık, sesi kalın ve gür sakin idi. Sık sık tebessüm eder kahkaha ile gülmezdi
Yürüyüşü vakarlı, nâzik ve fevkalâdeydi. hassas, zekî, sağlam ve dikkatliydi.
kış ve yaz, uzun palto giyer, sıhhate en müsait kumaşları tercih eder ve Sadeliği ön plânda tutardı
Zekâsı ve gönül muamelesi ile yabancıların dahi hürmetini kazanmıştı. Hâl ve tavrına hayran kalanlar, ona hizmette yarışırdı
Abdülhamîd Han, vekillerine, ilim ve san’ata ihsânı, ecnebilere hediyesi bol ve kıymetli idi. Mevki hizmet ve başarıya göre ihsân ve ikrâmda bulunurdu.
fakir olanlara para veya eşya gönderir, hastalara bizzat doktor yollardı.
Abdülhamîd Han hakkında, İngiliz koramiral Sir Henry Woods şöyle demektedir. sultan, gelmiş geçmiş pâdişâhları arasında en müstesna mevkiidedir
Abdülhamîd Han hakkında, İngiliz koramiral Sir Henry Woods şöyle der
Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan beri gelen en başarılı hükümdarlardandır.
Abdülhamîd Han;
Çok sakin ve gösterişten uzak yaşardı. Şehzâde iken de akıllı, nâzikti ve Avrupa kendisini ziyaret etmek isterdi...
Eğer Abdülhamîd Han olmasaydı, devleti akılla idare etmeseydi, devlet yıkılmış olurdu.
Türkiye’yi para ve personelce kemiren, yoksul bırakan, Rus harbinin yaralarını sarabilmesi hayrete şayandır.
Dış borçları ödedi, orduyu kuvvetlendirdi ve Osmanlı Devleti’ni aranır hâle getirdi...
Sultan Abdülhamîd düşürülmeseydi, Birinci cihân savaşı olmıyacaktı.
Sultan Yoksul halk tabakasının dertlerine üzülür ilgilenirdi hıristiyan tebeasını ayırmazdı. Çok büyük servetini halkı için kullandı...
Avrupa basınını tercüme etti, okur ve okuturdu. 6.000 kitap tercüme ettirmiştir
dış politikası soğukkanlıydı, harbi atlatmak için düşmanlıkları ve kıskançlığı teşhis ederdi
Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar çalışır az uyurdu. Halîfelik sıfatına,ehemmiyet verip müslümanlarla meşgul olurdu.
Dünyanın dört bir tarafındaki müslümanları İstanbul’a sevgi ve saygıyla bağladı.
İstanbul’da binlerce yabancı müslüman bulunurdu, Orta Afrika’dan Çin’e kadar müslümanlar gelip ondan emir alırdı...
aile babasıydı çocuklarına düşkündü *iyi terbiye eder, hoşsohbetti.
Orduyu kullanmaya azmetseydi, hiç bir kuvvet onu tahtından indiremezdi.
savaşa ve kavgaya değil, diplomasiye inanırdı... Her seviyedeki adamın değerini bilirdi...
Hareket ordusu, beş bin kişiydi. Arnavud, yahûdî, rumlardan oluşuyordu Yalnızca subayları Türk’tü, isteseydi son kendisine refâkat eten 8.000 hassa askeri ile isyankarları darmadağın ederdi.
Halk kendisini çok sevmiştir. Pâdişâh’ım çok yaşa” âvâzeleriyle yeri göğü inletmiştir
”Abdülhamîd Han, İslâmıyetin emirlerine hassasiyet gösterirdi. Abdestsiz yere basmazdı.
İslâm’a aykırı neşriyat yapılmaması, müslüman dininin ziyana uğratılmaması için her hizmeti yürütmüştür.
Çok cesur ve tevekkül sahibi idi.
1898 de Dolmabahçe Sarayı’nda Sultan, devlet erkânı, ve yabancı temsilciler toplantıda iken bir zelzele olur Sultan, bir kaç tonluk avizenin altındadır, Kahraman paşalar, cesaretli subaylar kaçarken, Pâdişâh yerinden kımıldamaz İstifini bozmaz; Allahü teâlânın âyet-i kerîmelerini okur büyük bir tevekkül ile bekler
Âbdülhamîd Han’ın çocukları: Selîm Abdülkâdir , Ahmed Burhâneddîn Abdürrahîm , Nûreddîn , Bedreddîn Mehmed Âbid Efendi, Ulviye , Zekiye Ayşe Refia , Hadîce ve Sâmiye Sultandı
Enver Paşa
41 yıllık hayatında sürekli mücadele peşinde koşan Enver Paşa İttihad ve Terakki'nin bir numaralı ismidir
Enver Paşa, hep mağlubiyet yaşamış ama her mağlubiyetten sonra Müslüman dünyasını şaha kaldırıp İngiliz emperyalizmini dize getirme hevesi artmıştır
Murat Bardakçı
Enver Paşa'yı anlattı. Ezber bozmak için kötüyü düzelteyim, iyiyi kötü yazayım diye yazmadım. Ailesi belgeler verdi, yazdım.
Tarih belge üzerinden yapılır, yorumla yapılmaz Biyografi belgeye dayanır. Biyografi bizde maalesef methiye olarak anlaşılır. biyografi her şeyi yazmaktır. İyi tarafını da zaaflarını da.
Talat Paşa'yı yazdım. Hafız Hakkı Paşa ve Mahmut Şevket Paşa'yı yazdım. Hepsi aynı dönemin aktörleri. Günlüklerde ve mektuplarda çelişen yok karşılıklı rekabet var, geçimsizlikler var.
Ben resmî tarih, gayrıresmî tarih diye inanmam. Fark yorumdadır. Gayriresmî tarih yorumdur.
Mustafa Kemal ile Enver Paşa'nın kıyaslanması yanlış Biri mağlup biri galip.aralarında soğukluk var
Biri en tepedeyken öteki yarbay.
Enver Paşa güçlü olduğu günlerde Mustafa Kemal'i önemsemiyor
Mustafa Kemal'i Enver'e rakip olarak göstermek büyük cehalettir. Yeni albay olmuş Çanakkale sonrasında. Enverin ise Mustafa Kemalden haberi bile yok
Mustafa Kemal, Balkan Harbinde Enver Paşa'nın İstanbul'a tayinini önlemek istemiştir Enver Paşa'nın bunlardan haberi olmuş ama umursamamıştır
Osmanlı'nın son yılları yazılırken Cumhuriyet tarihçileri hiçbir şey yapmamıştır Atatürk'ün nüfus kaydı dahi yeni yapılmıştır Hâlâ “senin mavi gözlerin ve verdiğin hızla inkılâbının yolunda gidiyoruz" gibi laflar. Yeter.
Gittiği heryerden kır çiçekleri toplayan Enver Paşa bunları üzerlerine kısa aşk ifadeleriyle kağıtlara yapıştırarak Naciye Sultan'a göndermiştir
tarihçiliğimizin iki büyük derdi var. Birincisi tembellik ve okuyup yazmamak İkincisi ise dedikodu tarihçiliğidir
Lozan tartışılıyor Türkiyede Böyle saçma sapan şey olur mu? İki üç kişi ekran dolaşıyor, Atatürk'ün vasiyetini ortaya atıyor. gerçek zannediliyor.
Enver Paşa, Batum'dan Anadolu'ya geçerken Trabzon'daki Yahya Kâhya'ya ve askerlere güveniyor İttihad ve Terakki'nin güçlü bir teşkilatı var.
Mustafa Suphinin öldürülmesinden memnun oluyor Seviniyor ama öldürün demiyor Mustafa Suphi onun için önemsiz biri ve kominist çocuk diyor.
Kişileri önemsemiyor Enver Paşa? Hacı Sami Bey.ona En büyük kazığı atıyor ve Orta Asya'ya gitmesini teşvik ediyor
Enver paşa çaresizce her yolu deniyor. Yenilgisi ve sürgünü ağır oluyor
Sürgünde iken kendini müdafaa ediyor savunutor. Çok zoruna gidiyor Ağlıyor
Enver Paşa nın romantik bir tarafı var. Sürgünde iken Karısının fotoğrafına bakıyor ağlıyor ve gözyaşlarıyla mektup yazıyor. Çok sevmiş.
Paşa başından sonuna kadar mücadelesinde samimiydi inanarak yaptı?
Doğru kararında ve yanlış kararında samimiydi. İçten pazarlıklı değildi. Mektuplar da samimiydi.Enver Paşa
her ortamda resim yapıp, portre çizdi tutukluyken cezaevi görevlilerinin portrelerini çizip para kazanır kazandığı parayı ailesine gönderirdi
Günlük yerine mektup yazardı Bir Alman kadına Babıali baskınını . Naciye Sultanı Balkan Harbini Sarıkamışı her şeyi Gün gün, saat saat anlatıp Mücadelesinden vazgeçmemişti
Enver Paşa Mücadeleye devam etmek istedi Talat Paşa ise işlerinin bittiği düşüncesindeydi enver paşa şu cevabı verdi mücadele devam edecek
Talat Paşa iyi bir politikacıydı. Enver'in ani çıkışlarını önlerdi.Enver Paşa durmayı, vazgeçmeyi bilmezdi Vazgeçemezdi,
Sonuna kadar götürür Başarmadan dönemezdi. Başka çaresi yoktu.çünkü Almanyada Ermeni tehlikesi vardı.ve İngilizler onu savaş suçlusu diye arıyordu.
İngilizler'e kinlendi yenildiklerinin farkında değillerdi
Talat Paşa Hollandada ingilizler görüşürken. İttihatçılar Şok yaşıyordu çünkü Almanlar'ın gücünü büyütmüşler ve yenileceğini beklemiyorlardı
İttihat ve terakkinin Çaresi yoktu. Rusya'dan korkuyorlardı Almanya ile ittifaktan önce İngiltere ve Fransa'yla görüşüp reddedildiler ve savaşa Almanlar'ın yanında girdiler.
Bakü'de gerçekleştirilen Şark Milletleri Kurultayı'nda Enver Paşa Bolşevik toplantılarına katılmışdır
Enver Paşa ihtilali seviyor Bolşevikleri İngiltere'ye karşı bir hareket olarak görüp destekliyor
yenilgiyi kabul edemiyorlar. En tepede iken her şey bitiyor Payitaht işgal edilince savaş suçlusu ilan ediliyor
Enver Paşa çabuk yükselir o Darbecilikten ve İhtilalden yükselir.
27 Mayıs'taki yüzbaşılar gibi
Darbeci Talat Paşa Nazırı iken, 5. Murad'ın damadı Refik Bey Talat Paşa'dan valilik ister. Paşa sorar niye vali olmak istiyorsun" diyince. Ben sultan damadıyım karşılığını alır Talat Paşa, ben seni vali yapmam der Refik Bey sen kapı kapı postacılık yapan bir adamdın nasıl Dahiliye Nazırı oldun' diyince talat paşa şu cevabı verir ben darbeciyim ihtilâl yaptım
Enver Paşa Naciye Sultan'la evlenmeden önce sadece Enver'dir.
Saraya Damat olması onun kariyerinde sihirli bir değnektir
Enver Paşa Makedonya dağlarında çetelerle savaşırken Çeteleri kuşatıyor üzerlerine gidip kaçmalarını önlüyor ve o dönemlerde Çok cesur.
Halife Abdülmecid'in oğlu Şehzade Ömer Çanakkale'yi teftiş ettiğinde gördüklerini şöyle yazar Siperdeyiz, Enver Paşa sigarasını yakmış O anda Deli cesareti var ve hayatı boyunca kaybetti Enver Paşa.
SARIKAMIŞ'TA SUÇLU ENVER PAŞA DEĞİL
ENVER PAŞA Sürekli aldatılır sürgünde . En yakın arkadaşları tarafından yalnız bırakılır.
Almanlar'la didişir sürgünde iken çaresi ve çıkış yolu yoktur inanır etraftakilerine her teklifi, olmayacak her şeyi kurtuluşu için çare görür.
çete savaşları yaptığı, düzenli orduyla yapılan muharebeleri iyi yönetemez Sarıkamış'ta bozguna uğrar
Sarıkamışda Alman general ve güçlü isimler vardır. Enver Paşa tek değildir. Osmanlı Erkân-ı ve Alman Erkân-ı vardır.
Sarıkamışda kış bastırmış Hafız Hakkı Paşa vakti uzatmıştır Sarıkamış bozgununun en önemli sebebi Hafız Hakkı Paşadır.Ama o Enver'e yıkıyor.
Sarıkamışda Hafız Hakkı paşanın ordusu olmadan girilmiştir Çatışmada Ruslar zayiat vermiş türk ordusu geri çekilmiştir Hafız Hakkı Paşa'nın ordusu gitseydi sonuç başka olurdu.
ENVER PAŞA Anadolu'ya geçmek ve Milli Mücadele'nin başında olmak için çok uğraşmıştır ancak.Geçseydi belkide
Felaket olurdu
Ankara onu sıkı takip etmiştir.
mektuplarını okumuştur eşi Naciye'ye yazdığı mektupları en son Naciye okur
Mektuplarını Her gün yazar bazen 10- tane bazende 3 tane birden gönderir eşi. Naciye Sultan'a Karabekir Paşa mektupları alıp Ankara'da arşivler bu mektuplar. Enver paşanın Moskova ve Orta Asya'dan yazdığı mektuplardır
Enver Paşa dindar bir insan yazdığı Mektupların kaynak olarak kullanılacağını biliyor. Ama çok mahrem şeylerde yazıyor…karısına
Anadolu'ya dönemiyo çaresizce eşine
Mektup yazıyor anadoluda işinin kalmadığını düşünüyor Ankaranın hakim olduğunu görüyor. Ruslar Sakarya Savaşında böyle bir hareket istemiyor.
Ruslar Mustafa Kemal'e karşı
ENVER PAŞA 'yı bir koz olarak görüyor
Sakarya Savaşıyla Mustafa Kemal hakim oluyor her şeye ve ruslar enver paşadan vazgeçiyor
kimin eli kimin cebinde belli olmadığı dömemlerde herkes herkesle görüşüyor, düşmanla anlaşma yolları aranıyor Mustafa Kemal'in İngilizlerle anlaştığı söyleniyor anlaşmanın belgesi yok ve Tahminle tarih olmaz.
Hilafet kaldırıldığında en fazla telaşlanan İngiltere'dir.Hindistan'da ne halt edeceğiz diyorlar.
Bugün 1. Cihan harbinde En büyük zararı gören hindistandır en geniş Müslüman sömürgesi ingilizlerdedir Hilafet kaldırılınca Fransa memnun olmuştur.
Cumhuriyet tarihini ne yazıkki yazamıyoruz. İstiklal Harbi'nde İngilizler'le niye savaşmadık diyorlar. İngilizler'le.ve Almanlar'la savaştık biz.
Enver Paşa Turancıydı, Turan imparatorluğu kuracaktı"
Turan, Enver Paşa için hayal ve hedef değil, coğrafi bölge ismidir o Orta Asyada İslâm'ı yüceltmek ve Müslümanları kurtarmak istediğini defalarca vurguluamıştır
Enver paşa islami teşkilatlar kurmuş
İslam birliğini savunmuşdu. O Turan Orduları Komutanıydı
Enver Paşa boş bir hayale inanmadı Turancıydı. hayalleri vardı
Kaybetmişti
Enver Paşa Paşa Kırım, Moskova, Bakü, Batumda Turan devleti kuracağım demiyor onun hedefi İngilizden intikam alacak bir İslam devleti kurmaktır Ama şeriat demeyip, İslam birliği diyor.
Enverin Buhara'da. Kırım'da çekilmiş fotoğrafları var. Resim çektirmeyi seviyor çünkü. Paşalar fotoğraf çektirmeyi seviyor Mustafa Kemal'in de çok fotoğrafı var.
Ahmed Tosun Paşa
Ahmed Tosun Paşa Kavalalı ailesinden Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğludur
1812'de vezir rütbesi ile Cidde ve Habeş valisi olmuş 1813'de Vehhabi isyanını bastırmak için babası Mehmed Ali Paşa tarafından Hicaz'a gönderildi
Tosun Paşa'nın emrinde Fransızların muazzam piyade ordusu bulunurdu. Mekke'yi isyancılardan alıp (1813). te Vehhabilerden temizlemiştir
Hicaz'ı güvenli bir yer haline getiren Tosun Paşa'nın başarısı İstanbul'da büyük sevinç yaratmış salgın hastalıkta yaşamını yitirmiştir (1816).
Vehhabi ayaklanması 1813 te bastırılır ve Vehhâbi Destanında Ahmet Tosun Paşa övgüyle anılır.
Tosun Paşa Yalısı İzmir Çeşme dedir yakalandığı hastalık sonrası tedavi için Tosun Paşa tarafından yaptırılmışdır
Tosun Paşa Yalısı, Sabancı Holding tarafından aslına sadık restore edilmiş ve Nars Ilıca adı altında butik otele dönüştürülmüştür.
Mehmet Ali Paşa Camii En küçük oğlu Ahmet Tosun Paşa'nın 1816 da ölümüyle babası Kavalalı Ali Paşa tarafından 1830 da Kahirede başlanmış ve Abbas Hilmi Paşa döneminde 1848 de tamamlanmıştır
Yavuz Turgul'un senaryosuna çekilen Kartal Tibet'in 1976 yapımı Tosun Paşa karakterinde Ahmet Tosun Paşa'dan esinlenilmişdir.
Tosun Paşa isimli Türk sinema filminde başrolde Kemal Sunal Tosun Paşa'nın yerine geçen bir yanaşmayı canlandırırken, gerçek Tosun Paşa'yı Oktar Durukan canlandırmıştır.
Kutülâmare Zaferi’nin kahramanı Halil Paşa
Yarım asır unutulmuş olan ve şimdi TV dizisi yapılan Kutülâmare Zaferi’nin kahramanı Halil Paşa ENVER Paşa’nın bir yaş küçük amcasıdır
Kut Zaferi’nin kahramanı Halil Paşa
1916 Nisan’ında koskoca İngiliz ordusunu esir etmiştir
Kut Zaferinin dizisisinde ortaya güzel bir iş konmuş.Yetmiş sene unutulan Kut Kahramanı Halil Paşa yeniden hatırlanmıştır
Yetmiş sene unutulan Kut zaferine bugün toplantılar yapılıyor, sergiler açılıyor, konferanslar veriliyor ve Halil Paşa’nın kabri ziyaret ediliyor.
Halil Paşa iyi bir asker ve görüşlerinden taviz vermeyen koyu bir İttihadçı ve Kut kahramanıdır
Kurtuluş Savaşında siyasî faaliyetleri, ve İttihad ve Terakki’yi canlandırma çabaları sebebi ile Ankara’nın kara listesine alınmıştır
Türkiye’ye girmesi 12 Mart 1921’de yasaklamış Anadoluya geldiği takdirde sınırdışı edilmesi emredilmiştir
Paşa, yasağa rağmen 1921 de Batumdan Trabzon’a gelmiş, iki buçuk ay sonra sınırdışı edilmiştir memlekete yasağın 1922 de yasağın kalkmasıyla dönmüştür
Paşa ve arkadaşları yasaklı günlerinde Ankara’nın istihbaratçıları ile takip altında tutulmuştur
1922 Mart’ında ortaya atılan bir iddia Kemal Paşa’yı hiddetlendirmiş ve Halil Paşa’nın Türk temsilciliklerine girmesi istenmemiştir
1922 Mart’ında Ankara nın Gürcistan temsilcisi Ahmed Muhtar Bey üç İttihadçı Halil Paşa Küçük Talât ve gazeteci Muhiddin Bey’e Tiflis’te temsilcilikte ziyafet verdi bu Ankara’nın talimatlarının dinlememesi mânâsına geliyordu.
Başkumandan Kemal Paşa, 18 Mart 1922’de Hariciye Vekâleti’ne yazı gönderdi, tiflis elçisi Muhtar Beye Halil kut Paşa ile İttihadçılarla münasebette bulunamaz ve ziyafet verilemez deyip savunma istemiştir
Kemal Paşa’nın halil kut paşanın sürgün olduğu yıllarda tiflis elçimize şöyle bir mektup yazar sabık Şark Orduları Kumandanı Halil Paşaya ziyafet çekilmiştir. Halil Paşa memleketten ihraç edilmişdir, hükümet temsilcisi bunlarla münasebette bulunamaz, ziyafet veremez.
memlekete ve Türk temsilciliklerine daveti yasaklanan Halil kut Paşa Batum’dan Moskova’ya gidecek, Sovyetler’in 1922 de İttihadçılar’ın Sovyet topraklarını terketmelerini istemesiyle Afgan pasaportu ile Almanya’ya geçecektir
Türkiye ye girişi yasaklanan Halil kut Paşa Macaristan’a ve Avusturya’ya seyahatler yapacak yasağın 1 Ağustos 1922’de kaldırılmasıyla Viyanadan Türkiye’ye dönecektir.
Paşa Ankarada Mustafa Kemal’i ziyaret edip vazifesini soracak kemal paşa serbest kalmasını siyasetle uğraşmamasını söyleyecektir
Sürgünden dönen Halil paşa Atatürkün emriyle İstanbul’daki köşküne çekilir Kut”soyadını alır 1957’de İstanbul’da, gırtlak kanserinden vefat eder
Sultan Vahdettin Han
kurtuluş savaşını başlatan kişidir
Sultan ülkenin kurtuluşunu işgal altındaki İstanbul'dan mümkün olamayacağını biliyordu ve Anadoluyu kurtuluş savaşı için teşkilatlandırdı
İngilizler, kendisinden halkı teslime zorlamasını isteyince Sultan Vahdettin bunu reddetmiştir
devleti kurtaramak için Anadolu'ya bir heyet gönderen sultan vahdettinin Anadolu'ya gönderdiği heyetin başında atatürk vardır
Heyet Anadolu'da padişah adına teşkilatlanacak ve Anadolu'yu işgalden kurtaracaktır
OSMANLI SARAY HALKI ANADOLU'YA BÜYÜK DESTEK VERMİŞDİR
Vahdettin, Anadolu harekâtını gizlice desteklemiş İstanbul'dan silah, para, mühimmat göndertmiştir Hilal-i Ahmer Cemiyeti yardımları Anadolu'ya ulaştırdı
Vahdettin han anadolunun kurtuluşunda
Hilal-i Ahmere yardım etmiştir savaştan sonra padişah dışlanıp SALTANAT VE HİLAFETİ KALDIRILMIŞDIR
Anadolu harekâtı İstanbul'un desteğiyle teşkilatlanmış Osmanlı için kurtuluş ümidini yeşertmiştir
Ankara harekâtı İstanbul'a karşı tavır almış, padişah dışlanmış. Son Osmanlı saltanatı lağvedilmiş (1 Kasım 1922). İki sene sonra Hilafet kaldırılmışdır
Hilafetin kaldırılması ile Osmanlı hanedanı da sınır dışı edilmiş İstanbul'a ve padişaha ağır hakaretler ve sözler sarf edilmiş Yalan haberlerde Padişahın istifa ettiği ve gizlice kaçtığı söylendi.
Sultan Vahdettine ihanet edenler
kendisinin yetkilendirdiği kişilerdi.sultan Bunlara karşı mücadele kendi evlatlarıma karşı mücadeledir diyerek hicret" etmeyi uygun bulmuştur
Sultan Vahdettin memleketden gönderildiğinde YANINA TEK KURUŞ ALMADI 15 Kasım 1922'de memleketden ayrılmak istediğini İngiliz işgal makamlarına bildirdi
17 Kasım 1922 de İngiliz Malaya Zırhlısı'na binen sultan vahdettin vatanına dönüp dönemeyeceği meçhul bir yolculuğa çıktı. Ve Yanına devletin malından tek kuruş almadı.
Bunlar milletime aittir dedi ve çok kıymetli ve mücevherlerle süslü kitabı hazineye iade etti. Ve Gemiyle Malta'ya vardı.
Sultan, Filistin'e gitmek istediğini bildirmiş müsaade edilmemiştir.
Sultan Vahdettin Mekke-i Mükerreme'de umre yapmış Hicaz'dan 20 Nisan 1923'te vapurla ayrılmıştır .
Sultan Vahdettin İskenderiye ve İtalyada Cenova kalmış San Remoda Villa Nobel isimli mekâna yerleşmiş burada vefat etmiştir
Sultan Vahdettin, sürgün yıllarını daimi düşünmemiş, bir gün mutlaka Müslüman memleketine döneceğini umut etmiştir.
Sultan Vahdettin 16 Mayıs 1926 günü vefat etti.
acı dolu günler 65 senelik bir hayat sonrasında Osmanlı Devleti'nin son padişahı ve son halifesi Sultan Vahdettin 16 Mayıs 1926 da dünyaya veda etmiştir.
Sultan Vahdettinin ölümüyle acı dolu günler yaşanır.
Sultan Vahdettinin ölümüyle
Alacaklılar cenazesini haczettirir Villa ve şahsî eşyalarına el konulur. cenazesi eşyalarıyla birlikte bir ay mahsur kalır.
Sultan Vahdettinin ölümüyle cenaze haczedilir oğlu Abdülmecid Efendi
Fransa'dan para gönderir fakat yetmez. Fransa'daki kızı Sabiha Sultan mücevher ve küpesini satarak haczi kaldırtır.
Sultan Vahdettin KABRİ TÜRKİYE DIŞINDA OLAN TEK SULTANDIR
Sultan Vahdettinin ölümüyle ilk önce cenaze haciz edilir cenazesini Ankara hükümeti kabul etmez ve Suriye'nin Şam şehrine Yavuz Sultan Selim'in yaptırdığı camiye defnedilir
Sultan Vahdettini defini için türkiyeden izin verilmedi o zaman Sultan Abdülhamid Han'ın kızıyla evlenip ayrılan Ahmed Nami Bey suriyede devlet başkanı idi ve cenazenin şama defnini kabul etmiştir
Sultan Vahdettinin ölümünde suriye fransız işgalindeydi Türkiye ye defnedilemeyen sultan defin için Şam'a nakledilmişdir.
Sultan Vahdettinin ölümünde cenazeyi hanedanın eski damadı ve Suriye devlet başkanı Ahmed Nami Bey askerî merasimle karşılamış şam Yavuz Sultan Selim Camii'nde üzerine Kâbe örtüsü örtülmüş ve camiye defnedilmiştir
Yıldırım Han’ın en sevdiği oğlu Ertuğrul, Sivas valisidir Emir Timur İran’ı ele geçirmiş kasırga gibi Doğu Anadolu’ya girmiştir ve Sivas’ı kuşatmıştır kumandan Ertuğrul teslimi reddetmiş ancak sivas şiddetli bir kuşatma ile timur tarafından ele geçirilmiştir bu savaşta Şehzade Ertuğrul bir avuç askeriyle şehid olmuştur.
Emir timurun anadolu akınlarında doğu anadoluya girilmiş yıldırım hanın oğlu ertuğrul şehit edilmiştir oğlunu ve sivas
kalesini kaybeden yıldırım sarsılmış yas tutmak için Uludağ sırtlarına çıkmıştır Orada bir çobanın, kavalını gözyaşıyla dinlemiş ve Yıldırım Han çobana şöyle seslenmiştir Keyif senin, rahat senin. Kaybettiğin neyin var Sivas gibi kalen mi gitti, Ertuğrul gibi oğlun mu öldü? Çal çoban çal...”
Barbaros Paşa’nın Bütün ömrünü mücadele ile, cihad ile geçmiştir
Barbaros Paşa ya “rahat” yoktur onun hikayeleri ibret verir Elhamdülillah, Allahü teâlânın yardımı ile Cezâyir’i fetheder
Barbaros Hayrettin paşa Allahü teâlânın yardımı ile düşmanı yola getirir osmanlıya baş kaldıracak düşman bırakmaz.
Barbaros Hayrettin paşa Gazâyı boş bırakmaz fetihlere koşardı bir gün rahatımıza bakalım” diyerek. Rü’yâya dalar ak sakallı, nûr yüzlü bir zât der ki, Yâ Hayreddin! Yalan dünyada rahat olmaz. Rahat, Cennet-i a’lâda Seferlere devam et! Sana müjdeler olsun Cenâb-ı Hakkın yardımı seninledir.”işte o an büyük kaptan hatâsını anlar tövbe eder ve Cezâyire doğru fetih sancağını açar
Cezayir adası kâfirlerin elindedir bir gün nur yüzlü zat barbarosu uykusundan uyandırır erenlerin yüce himmeti ile büyük kaptan Elhamdülillah diyerek cezayiri fetheder
Barbaros Hayrettin paşa cezayirin fethinde şöyle dua eder Yâ Rabbî, yardım et zafer nasîb eyle’ kalbimi rahat tut, niyyetimi hâlis fetihi yakın eyle Rabbim sana şükrettim. Yüzümü yerlere sürüp sabaha kadar ibâdet ettim.
Barbaros Hayrettin paşa cezayirin fethinde şöyle dua eder Yâ İlâhel âlemîn sen kolaylaştırıcısın kalenin fethini zayıf kuluna kolaylaştır. Beni din düşmanına hor ve hakîr eyleme Nusret ve kuvvet verici sensin. Sana sığındım, sana güvendim.
Barbaros Hayrettin paşa cezayirin fethini şöyle anlatır erenlerin ikazı ile
şükrettim sadakalar dağıttım açları doyurdum, Kâfirler kaleyi savunuyordu Yâ Rabbî, yardım et zafer nasîb eyle’ diye duâ ettim rü’yada erenler Ey Hayreddin, kalbini rahat tut, niyyetini hâlis eyle fetih yakındır’ dediler., Rabbime şükrettim. Yüzümü yerlere sürüp sabaha kadar ibâdet ettim.
Barbaros Hayrettin paşa cezayirin fethini şöyle anlatır toplarımı adaya çevirdim, ancak kale düşmüyordu. sabaha kadar ibâdet edip yalvardım. şöyle duâ ettim: “Yâ İlâhel âlemîn! Şüphesiz sen kolaylaştırıcısın kalenin fethini zayıf kuluna kolaylaştır. Beni din düşmanlarına hor ve hakîr eyleme Nusret ve kuvvet verici sensin. Sana sığındım, sana güvendim.
Barbaros Hayrettin paşa cezayirin fethini şöyle anlatır kale iyi savunuluyor ve düşmüyordu rüyamda nur yüzlü bir ihtiyar:“Ey Hayreddin! Niçin elem çekersin. Gönlünü hoş tut! Herşeyin saati vardır. Vakitsiz kuş bile uçmaz. askerlerini teknelere doldur kaleye hücum ed Hak teâlânın yardımı sizin iledir” dedi.
Barbaros Hayrettin paşa bir Sabah cezayire sancağını diker Ve cezayiri fetheder Secdeye kapanıp tüm işleri kolaylaştıran, Cenâb-ı Hakka şu niyâzda bulunur.“Yâ Rabbî! Kuvvet ve nusretsin. Ben zayıf kulunum. Yaptıklarımı kendimden bilmekten muhâfaza eyle! Ben vasıtayım. Beni hayırlı kıl! İslâmı yaymakla meşgûl eyle”
Preveze zaferiyle Akdeniz Türk gölüne çevirilmiştir 27 Eylül 1538,
27 Eylül 1538, Akdeniz’de Osmanlı hakimiyetini sağlayan Preveze Zaferi’nin yıl dönümüdür.
Preveze zaferiyle Osmanlı karada ve denizde hakimiyet sağlamış Akdeniz Türk gölü hâline getirilmiştir
Preveze zaferi büyük bir zaferdir büyük kaptanı derya Barbaros Paşa kumandasında kazanıldı.
Prevezede Osmanlı donanması Y şeklinde dizilmiştir. Barbaros Sinan Cafer Reis, Şaban ve oğlu Hasan Reis merkezdeydi. Seydi Ali Reis sol Salih Reis ise sağ kanada komuta ediyordu.
27 Eylül 1538 yılında Barbaros Paşa ve ordusunun kazandığı Preveze Zaferi, Akdeniz’in Türk gölü hâline gelmesini sağladı.
Preveze Osmanlının Papa tarafından kurulan haçlı ittifakına karşı kazandığı büyük zaferlerdendir
Sultan Süleyman'ın 944'te Pulya ve Korfu seferleri sonuçsuz kalmış ancak Barbaros Paşa Kiklad adalarını Nakşa Dükalığı ile Sporad adalarını fethetmiştir
Osmanlılar bir ok gibi hedefe odaklanınca Papa ve Hıristiyanlar Osmanlılar'ı Akdeniz' den uzaklaştırmak için ittifak yapmıştır
Andrea Doria kumandasındaki Hristiyanlar büyük bir donanma kurdular
Ve 7 Eylül 1538’de Preveze Kalesi'ni kuşattılar
Osmanlının ilk kaptan paşası ve Kaptan-ı deryası Barbaros Paşa. 7 Eylül 1538’de hiristiyanlarn Prevezeyi kuşattığını haber alınca Turgut Reisi
Kaleyi kurtarmaya göndermiştir
Turgut Reis yirmi gemilik gönüllü filosuyla Zenta sularında kırk gemilik bir hiristiyan filosu ile savaşmıştır
Andrea Doria Preveze kalesini kuşatıp tahrip etmiştir Barbaros paşanın buna cevabı gecikmemiş Kefalonya adası yağmalanmıştır
Prevezedeki haçlı donanması İspanya Portekiz Venedik Malta Cenevizliler ve 140 kalyon, 168 kadırga nakliye gemileri ve 55 bin askerden Barbaros'un donanması ise 122 kadırga ve 20 bin askerden oluşuyordu 25 Eylül 1538’de ilk kafirler saldırmıştır
Preveze'de Turgut Reis, Murad Ağa ve Güzelce Mehmed Reis emrindeki Osmanlı gemileri haçlıları püskürtmüştür.
27 Eylül 1538 Cuma günü Barbaros, prevezede hilal şekli alıp kadırgalar ve toplarıni ateşleyerek Andrea Doria yı denize gömmüştür
Preveze'de Barbaros kırk gemilik filosuyla haçlı donanmasını ikiye ayırdı
Prevezeye demirledi. 28 Eylül 27 Eylül 1538 de Andrea Dorianın kafir ordusuna karşı kazanılan büyük bir zaferdir Barbaros savaşta hilal şeklini almış haçlılara taarruz etmiştir
Preveze'de şiddetli rüzgar Osmanlıyı zorlayınca Barbaros Şura suresi Dilerse Allah, rüzgarı durdurur üstünde kalakalırlar" ve Ahzab suresi Ey iman edenler, Allah'ın nimetini hatırlayın size ordular saldırmıştı da biz rüzgar ve görmediğiniz ordular göndermiştik" ayetlerini bir kağıda yazarak denize bırakmıştır.
Prevezede Allahın inayeti ve Barbaros paşanın okuduğu ayetlerle Rüzgar kesilir haçlı donanması hareketsiz kalır Andrea Dorianın top ateşleri isabet almaz ve bütün gülleler denize düşer
Preveze'de Barbaros'un hücumu haçlıları hedef alır. Doria Osmanlıyı ateş arasına almayı dener ve denizi boylar
Preveze'de Barbaros'un Haçlı kalyonları tahrip eder haçlı donanmasını yarat için hücum emri vererek Andrea Dorianın kadırgalarına saldırır
Preveze savaşı beş saat sürer Doria geri çekilirken Osmanlı haçlıları takip eder fırtına çıkar havanın kararır ve Andrea Doria izini kaybeddirir
Preveze'de Barbaros pek çok esir ve ganimet alır haçlı donanması kalyon türü 128 gemisini kaybeder
Preveze zaferini Boğdan seferinden dönüşde Kanuniye 14 Ekim 1538’de Barbaros'un oğlu Hasan Bey ulaştırır.
Barbaros paşanın fetihleri osmanlı devlet tarafından ayakta dinlenir büyük bir sevinç vesilesi olur Sultan Süleyman, Barbaros ve arkadaşlarına dua eder
Her biri deniz kurdu olan Osmanlı leventlerine denizler dar gelip, okyanuslara açıldılar
Prevezede Barbaros paşa hilal taktiği ve donanması ile büyük bir zafer kazandı
Prevezede Haçlı kalyonlarına karşı Osmanlı kadırgaları zafer kazanmış ve Osmanlı savaşta kadırga gemilerini tercih edmiştir
Hıristiyanlar Preveze Muharebesi'yle Akdenizi kaybetmiştir
Preveze Osmanlı denizciliğinde bir dönüm noktasıdır savaştan sinra kara devleti olan Osmanlılar denizleri hedef almıştır
Preveze zaferi deniz korsanlığını önlemiş Denizlerdeki emniyet sağlanmış Kuzey Afrika İslam devletleri, Avrupa saldırılarından korunmuş Denizdeki hac yolu emniyete alınmışdır
1364 te Haçlıların, Türkleri Balkanlar’dan atmak için başlattıkları savaş 10 bin Türk akıncısının tarihi zaferiyle sonuçlandı. 26 Eylül Sırp Sındığı savaşı
Sırp Sındığı savaşıyla Türkler, Balkanlar'a ilerlemiş ve Osmanlıların Edirne’yi 1362′de fethetmiştir
Sırp Sındığı ile Konstantinopolden Avrupa’ya giden stratejik yol kesilmiş Türkler Trakya’ya yerleşmiş 1363’te Filibe fethedilmiştir
Sırp Sındığı savaşıyla Bizanslılar
Osmanlıdan kaçıp Sırbistan’a sığınmış Balkanlardaki Hristiyanlar Macar ve Sırp Eflâk ve Bosna Prenslikleri birleşip Osmanlıya karşı ilk Haçlı ittifakını oluşturmuşlardır
1364 te Haçlıların, Türkleri Balkanlar'dan atmak için başlattıkları savaş 10 bin Türk akıncısının tarihi zaferiyle sonuçlanmıştır Sırp Sındığı savaşı
Bizanslılar Türkler, Balkanlar'a doğru ilerleyince 1371 de saldırı kararı almış Trakya ve Arnavutluktaki Rum ve Sırp kuvvetlerinden 60.000 kişilik bir ordu oluşturulmuştur
Lala Şâhinin I. Murad’dan yardım istemesiyle Sırp ordusu Meriç kıyısındaki Çirmen’e kadar ilerledi. I. Murad harekete geçti
Çirmen Sırp Sındığı savaşı 26 Eylül 1371 de Hacı İlbeğinin baskınıyla sonuçlandı. Sırplar birbirine girdi Meriçte boğuldu ve bozguna uğradı.
Sırp Sındığı savaşıyla Makedonya'daki Sırplar I. Murad'a baş eğip haraç vermeyi kabul etti
Sırp Sındığı savaşıyla Papalık Türkler’in Sırpları” hakimiyet altına aldıklarını Adriyatik denizine gelmelerinden korkulduğundan söz etmiştir
Sırp Sındığı Savaşıyla, Edirne ve Batı Trakya, Osmanlı için güvenli hale geldi. Meriç Irmağı, Osmanlıya geçti.
Sırp Sındığı Savaşıyla Balkanlardaki Macarlar kırıldı. Bulgaristan vergiye bağlandı. Osmanlı ilk kez Haçlı ordusunu yendi.
Sırp Sındığı Zaferiyle 1364 te Balkanlar’da fetih hareketleri başlatıldı Sol kanat kumandanı olan Evrenos Bey Serez ve çevresini fetdiyse de elden çıkmıştır
1372 Çirmen Savaşıyla Evrenos Bey
Sırp idaresindeki Makedonya’nın fethiyle görevlendirilmiştir gazi evrenos Ferecik, İskeçe, Kavala, Drama ve Zihne’yi fethetmiştir
gazi evrenos bey Osmanlı kuvvetleriyle birlikte Serez’i ikinci kez fethederek kendisine merkez yapmıştır
Çandarlı Halil Paşa Makedonya'nın fethine başlamış. Türkler 1361 de Edirne’yi fethetmiş Bulgar krallığını yıkıp Balkanlar’ı ele geçirmiştir
1389 Kosova Savaşıyla Sırbistan Türk hakimiyetine geçmiştir
1396 da Yıldırım Niğbolu önlerinde Haçlı ordusunu hezimete uğratmış Osmanlı Türkleri Balkan hakimiyetini güçlendirmiştir
Sultan Mehmed 1463 te Bosnayı fethetmiş Osmanlı sancağını Dalmaçya sahillerinde dalgalandırmış ve İtalya’yı hedef almışdır
Sultan Süleyman Macar tehlikesini yok etmek için 1521’de Belgrad Kalesi’ni aldı
Sultan Süleyman 1521’de Belgrad ı fethedince sadece Katolikliğin hakim olduğu Kuzey Dalmaçya, Kuzeybatı Hırvatistan ve Slovenya Osmanlı hakimiyeti dışında kalmıştır
Yavuz Sultan Selim, İslam’ın kutsal beldelerini Osmanlı sancağına alıp tarihin akışını değiştirmişdir
Sultan Selim döneminde Hz Muhammed’in naaşını kaçırmaya teşebbüs eden Hristiyanların hain planları bozguna uğratılmıştır
Sultan Selim Kısa sürede dünya tarihini değiştiren cihangir bir hükümdar ve tarihin kurucularındandır
Sultan Selim İslam’ın kutsal beldelerini Osmanlı sancağına almasaydı tarih çok başka cereyan ederdi.
Portekizliler Yavuz’dan önce kutsal topraklar için hain planlar yapıyordu ancak Sonunda Osmanlı kazanacaktı.
Sultan Selim 1470 te babası II. Bayezid’in sancak beyi olarak Amasya’da doğmuştur
Osmanlıda adı Selim Şah diye geçen Sultan Selim sert mizacı, cesareti ve ataklığıyla “Yavuz” lakabını aldı.
Sultan Selim dünya tarihinin akışını değiştiren bir cihangirdir
Sultan Selim kaplan avlardı
Sultan Selimin ilk görevi Trabzon sancağıdır. 1487’de geldiği Trabzon’da 1510 a kadar yirmi dört yıl sancak beyliği yapmıştır.
Şehzade Selim’in Trabzon’daki idarecilik yılları ona çok iyi tecrübeler kazandırdı Gürcüleri ve Şah İsmail’i bir kurt gibi takip etti.
Sultan Selim 1508 Gürcü kralına karşı büyük bir başarı kazandı ve babası onu takdir eddi.Şah İsmail’in 10 bin kişilik ordusunu dağıttı
Şehzade Selim Şah İsmail ve Safevîler’e karşı sert önlemler aldı İspir ve Bayburt’u zaptedip Erzurum’a kadar olan yerlerin emniyetini sağladı
Sultan Selim 1507’de Şah İsmail’in Erzincan’daki 10 bin kişilik ordusunu yerle bir etti
Sultan Selim babası zayıflayınca Amasya’da ki ağabeyi Ahmed’in tahtını kabullenmedi. kardeşleri ve babasıyla taht için mücadele etti
Sultan Selimin Trabzon’daki başarıları her tarafta duyuldu gazâ bayrağı açıldı hedef Safevîlerdi şia tehdidi yok edildi
Sultan Selim Trabzon’da şiaları yok etti
Ve yeniçeriler arasında adı öne çıktı. oğlu Süleyman için sancak taleb etti babasına sert bir mektup yolladı.
Sultan Selim taht mücadelesi girecekti iktidarı ele geçirmeye karar verdi. II. Bayezid’in hastalığıyla Şehzade Ahmed ve Sultan Selim savaşmışlardır
Yavuz döneminde portekizliler Hazreti Peygamber’imizin naaşını Avrupa’ya kaçırmaya teşebbüs etmiştir
Sultan Selim, babasıyla karşılaşınca kendisine Semendire sancağı verilmiş Macarlar’la savaşması için izin çıkmıştır
II. Bayezid, Sultan Selime hayatta olduğu müddetçe şehzadeleri saltanata çıkarmayacağına söz vermişdir.
Sultan Selim Edirne’den ayrılınca ağabeyinin saltanata çağrıldığını haber almış Edirne’ye girince II. Bayezid’in kuvvetleri âni bir saldırıyla Selim’i geri çekilmeye zorlamıştır
İstanbul’da yeniçeriler Sultan Selime biat ettiler bunun üzerine II. Bayezid, 1512’de Selim’i asâkir-i mansûre serdarlığına getirmişdir.
Selim han, II. Bayezid’ın baskı ile tahtından oğlu lehine feragat etmesi ile dokuzuncu Osmanlı hükümdarı olarak tahta çıkmıştır.
Sultan Selim saltanatının ilk işinde iktidarını sağlamlaştırmış Tahta ortak olan kardeşleri Ahmed ve Korkut bertaraf edilmiştir
Sultan Selim Tahtı devraldığında 2.375.000 km2 lik Osmanlı toprakları sekiz yılda 2,5 kat büyütmüştür
Sultan Selimin ölümünde imparatorluk 1.702.000 km2'si Avrupa'da, 1.905.000 km2'si Asya'da, 2.905.000 km2'si Afrika'da toplam 6.557.000 km2'ydi
Sultan Selimin Padişahlığında Anadolu'da birlik sağlandı; halifelik Abbasilerden Osmanlıya geçti.
Sultan Selimin devrinde en önemli iki ticaret yolu olan İpek ve Baharat Yolu ele geçirildi Osmanlı, doğu ticaret yollarını tamamen kontrolüne aldı.
Sultan Selimin Mısır Seferinde kutsal topraklar Osmanlıya geçdi. 6 Temmuz 1517'de Kutsal Emanetler Emanet-i Mukaddese denilen hz Muhammed'in hırkası, dişi, sancağı ve kılıcı eşyaları, Hicaz'dan Sultan Selim'e gönderilmiştir.
29 Ağustos 1516'da Hilafet Abbasi soyundan Osmanlı soyuna geçmiş. Sultan Selim Ayasofya Camii'nde bir törenle, son Memlük halifesi III. Mütevekkil'den halifeliği devralmışdır
Sultan Selim Kutsal toprakları fethettiği zaman Hakimü'l-Haremeyn Kutsal beldelerin hakimi sıfatını uygun görmeyip kendini Hadimü'l-Haremeyn Kutsal beldelerin hizmetkârı ilan etmiştir
Sultan Selim Kutsal toprakları fethedince Hadim-i Haremeyn-i Şerifeyn yani Mekke ve Medine'nin hizmetkarı unvanını kullanmıştır
1512'de tahta çıkan Sultan Selim, 22 Eylül 1520'de Aslan Pençesi Şirpençe denilen bir çıban yüzünden 49 yaşındayken hayatını kaybetmiştir
1150’lerde Hazreti Muhammed’in naaşını kaçırmaya teşebbüs eden Hristiyanlar üç buçuk asır sonra bu işi yeniden denemeye kalkmış Sultan Selim bu hain planı bozguna uğratmıştır
Portekizliler peygamberimizin naaşını kaçırmaya çalışmıştır bu hain plan ikinci kaçırma teşebbüsüdür ilk hain girişim, 1510 da sahneye konmuştur
Doğudaki ticaret yollarını ele geçirmek isteyen Portekizliler, Memlükler’in zaafından istifade ederek Amiral Alfonso önderliğinde Hz Muhammed’in Medine’deki kabrini Hristiyan topraklara kaçırmak gibi sinsi bir plan kurmuştur
Portekizliler hainlikle Hz Muhammed’in naaşını kaçırmayı İslam dünyasını yerle bir ederek Kudüs’e hâkim olmayı düşünmüşdür.
Osmanlılar Memlükler’i tarihden silmiş Ortadoğu ve kutsal topraklara hâkim olmuş peygamberimizin naaşını kaçırmak isteyen portekizlileri ve hain planlarını yerin dibine gömmüştür
Selim Han, şirpençe hastalığına tutulmuş ve ahiret vakti yaklaşmıştır ilaç kâr etmeyince, iş Allah Teâlâ’ya kalmıştır, tavsiyem hasan can sultana Allah (CC) zikriyle meşgul olmasını tavsiye etmiş Selim Han celalli bir arslan gibi kükremiştir
Sultan Selim in ölümü yaklaşınca kendisine Allahı zikretmesi söylenmiş sultan bir arslan gibi kükreyerek şu cevabı vermiştir Sizi edebe davet ederim, mübarek ve emanet bir vazife altındayken Allah Teâlâ’nın zikrinden gafil olduğumuzu mu düşünürsünüz Cenâb-ı Hakk şahidimdir daima Allah’ı zikretmişimdir.
Selim Hanın son sözleri şu olmuştur Rabb’ime hamd ü sena olsun bir an olsun Cenâb-ı Hakk zikrini bırakmadık. hakkıyla zikredemediğim için istiğfar ediyorum Zikreden kulda irfansızlık olmaz, ölüm döşeğinde bile ikaz ve irşadda bulunur
Yavuz Sultan 22 Eylül 1520'de Şirpençe denilen bir çıban yüzünden 49 yaşında hayatını kaybetmiştir
Sultan Selim'in sandığımız küpeli resim Yavuz’a değil, İran Şahı İsmail’e aittir.
Küpe, Şah İsmail’in Şiiliğinin ve Hayderî-Kalenderî dervişliğinin sembolüdür Hayderîler bu küpeye mengûş” derler.
Şii olan Şah, 13. yüzyılda ortaya çıkan Hayderî-Kalenderî tarikatine bağlıydı ve kulağındaki küpe bu inancının belirtisidir.