You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları

Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları

Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
bu ayetlerin esas çıkış olayı yahudilerin resulullahtan talebiyle oluyor.
"bize anlattıkların hep tevratta zaten bahsedilen ve bizim sana anlattığımı peygamberlerden bahsediyorsun. bize tevratta hiç yazmayan bir peygamberden söz et" dediklerinde o zaman bu zulkarneyn meselesi ordan çıkıyor.
ben burdaki araştırmayı, cenabı hakkın gerçekten yahudiler istedi diye bir ayet gönderip göndermediği ya da ayette yahudilerin ısrarı nedeniyle onları tatmin eden ama gerçekte içinde yanıltmacalar barındıran bir ayet şeklinde olmasında kasıt bulunabileceği zannı üzerinde duruyorum. Bu yüzden bence bu ayetlerin kuran'ın bütününden tamamen farklı değerlendirilmesi gerekir.
Yani diğer kutsal kitaplarda zaten tüm peygamberler anlatışmamışmıydı, neden zülkarneyn diğerlerinde anlatılmamış olsun. yani bu yönüyle diğerlerinden biraz değişik bir kişilik. ve ayetlerin nüzul gerekçesinden anlaşılacağı üzere "geçmişte yaşamış bir peygamber olmak zorundadır" çünkü yahudilerin talebi o şekildedir.. " bize tevratta olmayan bir peygamberi anlat" dediklerinde zulkarneyni anlatıyor. o halde peygamber olması icap eder. okuduğum alimler de bu görüşle yola çıkıyorlar ama ayetlerin devamındaki olaylardan sonra başka görüşleri de araya katmayı ihmal etmiyorlar. niyeyse.- işte biz o "niyeyse" kısmını bulmamız lazım. amaçları nedir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 19-01-2011, Saat:07:23 PM, Düzenleyen: neferkaminanu.
Profesör
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
aslında ilk sayfa yazdıgın şey asıl soru...kuranı kerim insanların anlaması ögrenmesi için inmiştir..ama meallerde bile farklılıklar var tefsirlerde de öyle...ama sonuçta anlam çok değişmiyor
kafa yormak lazım tabi

eger öğrenirsek bunun sevabı sizin
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
ağzından bal damlıyor da. demenle olsa keşke. geçen sefer sende kalmıştı. sen anladın onu. Wink
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
en başından başlamak lazım o zaman..ben sadece güneşin battıgı yer kelimesi üzerine durdum şimdilik
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
sorun şurda:
alimler böyle bir zatın yaşadığını, ve her iki yöne doğru da yani bir taraftan atlas okyanusu, diğer tarafta da büyük okyanusa kadar gittiğinden söz ediliyor. En yakın olan büyük iskender hakkında bir çok tartışmalar mevcut ve olmadığını düşünen alimler de epey fazla. Bunların detayına sonra yine bakarız.
Sadece "balçık ve sıcak pınar" tabirleri arasındaki fark bile alimleri ihtilafa düşürmüştür.
nerdeydi bu kaynaklar. dur ya ben biraz alıntı yapıyım. renklenin azcık. :D
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
bende var onlar)(
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
kehf suresi 83-98 arasındaki ayetler arkadaşlar. öznemiz bu. bunlara odaklanalım. tartışmalar ve ihtilaflar bunların içinde. dur ben biraz alıntı yapıyım. hep yapıcam diyorum gene bakıyorum burdayım. orda olmam lazım. tamam geçiyorum öbür tarafa şimdi. Wink
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
3- Bir de sana Zülkarneyn'den soruyorlar veya sorarlar. Soranlar, bazı rivayetlere göre müşrikler, diğer bazı rivayetlere göre kitab ehli idi. Sûrenin iniş sebebinde zikredilen rivayette yahudilerin telkini ile Kureyş müşriklerinin soru sorduğu (baş tarafta) geçmişti. Taberî'de Ukbe b. Amir'den rivayet olunduğuna göre o demiştir ki: "Bir gün Resulullah'a (s.a.v) hizmet ediyordum, huzurundan çıktım. Kitab ehlinden bir topluluk bana rastlayıp: 'Biz Resulullah'a soru sormak istiyoruz. İzin iste' dediler. Ben de girdim, haber verdim Peygamber: 'Onların benimle ne işleri var? Ben Allah'ın bildirdiğinden başkasını bilmem' buyurdu. Sonra 'Bana su dök' dedi. Abdest aldı, namaz kıldı. Namazı bitirince yüzündeki sevincini anladım. Sonra Peygamber: 'Onları ve ashabımdan kimi görürsen içeri al' buyurdu. Bunun üzerine onlar içeri girdiler, Peygamberin huzurunda dikildiler. Peygamberimiz buyurdu ki: 'İsterseniz kitabınızda yazılı bulduğunuz şeylerden sorunuz, ben size cevap vereyim ve isterseniz ben size bilgi vereyim'. Bunun üzerine onlar: 'Sen bilgi ver' dediler. Peygamber: 'Zülkarneyn'den ve kitabınızda bulduğunuz şeylerden soruyorsunuz?' buyurdu." Bir de Alûsî'nin belirttiğine göre İbnü Ebu Hatem'in Süddî'den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v)e yahudiler demişler ki "Ey Muhammed! Sen ancak İbrahim'i, Musa'yı, İsa'yı ve bazı peygamberleri anlatıyorsun. Çünkü onlarla ilgili haberleri bizden işittin. Şimdi bakalım bize öyle bir peygamberden haber ver ki, Allah Teâlâ onu Tevrat'ta ancak bir yerden başka zikretmemiştir. O kimdir? demişler. "Zülkarneyn" buyurmuş.

düzeltme: elmalılı hamdi yazır tefsirinden alıntıdır. diğer tefsirler de eklenecektir...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 19-01-2011, Saat:07:40 PM, Düzenleyen: neferkaminanu.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
kurtubi tefsirinde muhtelif görüşler ayrı ayrı yazılmıştır. bu görüşleri okuyarak ne kadar açıkça ihtilaf halinde oldukları görülebilir:

Sana, Zülkarneyn'i de soruyorlar. De ki: Size ona dair bir haber oku¬yayım" buyruğu ile ilgili olarak İbn İshak dedi ki: Zülkarneyn'e dair haber¬lerde belirtildiğine göre, ona başkalarına verilmemiş olan şeyler verilmişti. Sebebler onun için alabildiğine çoğaltılmış ve kolaylaştırılmıştı. Nihayet yeryüzünün doğularına da, batılarına da gitmişti. Ayağı nereye bastıysa ora halkına üstün kılındı. Nihayet doğuya, batıya, ötesinde hiçbir mahlûkun bu¬lunmadığı yerlere kadar yolculuklarını bitirdi, İbn İshak der ki: Arap olma¬yanlardan bir takım haberler nakleden kimselerin bana anlatüklanna göre Zül-karneyn ile ilgili bilgilerden miras olarak ders aldıklarına göre o, Mısır aha¬lisinden olup adı Yunanlı Merzubân b. Merdube imiş. Yunan b. Yâfes b, Nuh'un soyundanmış. İbn Hisam der ki: Adı İskender olup, İskenderiye'yi ku¬ran odur. Bundan dolayı şehir ona nisbet edilmiştir.
İbn İshak der ki: Bana, Sevr b. Yezîd, Halid b. Ma'dân el-Kelâîden -ki Hâ-lid pek çok kimseye yetişmiş bir kişi idi- anlattığına göre, Rasûlullah (sav)a Zülkarneyn'e dair soru sorulmuş. O da şu cevabı vermiş: "O yeryüzünü alt tarafından İzlediği yollarla tamamen dolaşmış bir hükümdardır." Hâlid dedi ki: Ömer b. el-Hattab (ra) bir adamın birisine: Ey Zülkarneyn! diye seslen¬diğini işitince şöyle demiş: Allah'ım mağfiretini dilerim. Sizler peygamberle¬rin isimlerini kullanmakla yetinmeyerek şimdi de meleklerin isimlerini mi kul¬lanmaya başladınız? İbn İshak der ki: Zülkarneyn'in bunların hangisi oldu¬ğunu en iyi bilen Allah'tır. Rasûlullah gerçekten bunu söyledi mi, söyleme¬di mi Allah bilir. Doğru onun söylediğidir.
Derim ki: Ali b. Ebi Tâlib (ra)dan da Ömer (ra)tn sözünün bir benzeri ri¬vayet edilmiştir. O birisinin diğerine: Ey Zülkarneyn! diye seslendiğini işitin¬ce şöyle demiş: Peygamberlerin isimlerini kullanmanız size yetmedi de me¬leklerin isimlerini mi kullanmaya başladınız?
Yine ondan gelen bir rivayete göre Zülkarneyn salih, hükümdar bir kul idi. O, Allah'a samimiyetle bağlanmış, Allah da ona yardımcı olmuştu.
Allah tarafından gönderilmiş ve yüce Allah'ın ona yeryüzünü fethetmeyi nasib etmiş olduğu da söylenmiştir.
Dârakutnî, "Ki ta b u 'I Ah bâr "da, Rabâkîl adındaki bir meleğin Zülkar¬neyn'e İndiğinden söz etmektedir. Kıyamet gününde yeryüzünü katlayıp, dürecek olan melek de budur. O -kimi ilim adamının naklettiğine göre- yeryü¬zünü birbirinden çözüp ayıracak ve bütün mahtukatın ayaklan (yüce Allah'ın yeniden yaratacağı yer olan) es-Sâhire'nin üzerine düşecektir.
es-Süheylî der ki: Bu, bu meleğin yeryüzünün doğu ve batısını kateden Zülkarneyn'in üzerine inmekle görevlendirilmiş olmasına benzemektedir. Ni¬tekim Hâlid b. Sinan'a ateşin musahhar kılınması ile ilgili kıssa da ateş üze¬rinde görevli olan meleğin durumuna uygun düşmektedir. Bu görevli melek ise Malik'tir. Ona ve bütün meleklere selam olsun.
İbn Ebi Hayseme, "Kİtabu'l SedA"adh eserinde Hâlid b. Sinan el-Absî'yi söz konusu eder ve onun peygamber olduğunu bildirir. Bu peygambere me¬leklerden ateşin bekçisi Malik'in görevlendirilmiş olduğunu bildirir. Hâlid b. Sinan'ın peygamberliğinin alâmetlerinden (mucizelerinden) birisi de şu idi: Nâru'l-Hadesân diye adlandırılan bir ateş mağaradan insanlar üzerine çıkı¬yor ve onları yakıyordu. Onlarsa bu ateşi geri çeviremiyorlardı. Hâlid b. Si¬nan bu ateşi geri çevirdi ve bir daha da bu ateş oradan çıkmadı.
Zülkarneyn'in adının ne olduğu ve hangi sebepten ötürü kendisine bu is¬min verildiği hususunda pek çok görüş ayrılıkları vardıf. Adının Yunan -Ma¬kedonyalı Kral İskender olduğu söylenmiştir. Adının Hermes olduğu söylen¬diği gibi Herdis olduğu da söylenmiştir. İbn Hişâm der ki: O, Vail b. Hİm-yer'in oğullarından, Himyerlı es-Sa'b b. Zi Yezen adını taşır. İbn İshak'ın gö¬rüşü de az önceden geçmiş bulunmaktadır.
Vehb b. Münebbih der ki: Zülkarneyn, Romalıdır.
Taberî de Peygamber (sav)dan bir hadis zikrederek Zülkarneyn'in bir Ro¬malı genç olduğunu bildirmektedir. Ancak bu, senedi oldukça gevşek (vâ-hî) bir hadistir. Bunu da İbn Atİyye ifade etmiştir.
es-Süheylî der ki: Haberler ilminden anlaşıldığına göre; bunlar iki kişi idi¬ler. Bunlardan birisi İbrahim (as) döneminde olup denildiğine göre; Şam'da bulunan Bi'ru's-Seb' hususunda onun hükmüne başvurduklarında, İbrahim (as)ın lehine hüküm veren kişidir.
Diğeri ise İsa (as) dönemine yakın bir zamanda yaşamıştır.
Onun İbrahim (as) döneminde yahut ondan az bir süre önce yaşamış az¬gın hükümdar olan ve Erendâseb oğlu Beyurâseb'i öldürmüş bulunan Efri-dun (Feridun) olduğu da söylenmiştir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
er-razi tefsirinden alıntılarla devam ediyorum. burda zülkarneynin kim olduğu konusundaki tartışmayı özet geçerek netleştirelim:

Zûlkameyn (a.s)ın Kimliği
Âlimler, Zülkarneyn'in kim olduğu hususunda şu değişik görüşleri zikretmişlerdir:

Birinci Görüş: O Yunanlı İskender (Filip'in oğlu) idi.
...Binâenaleyh Zülkarneyn'in bütün dünyaya, yahut dünyanın tamamına yaktn kısmına sahip olmuş bir kral olduğu Kur'ân ile sabit olduğuna ve tarih ilmine görede, bu vasıftaki kral iskender olduğuna göre ayette Zülkarneyn diye bahsedilen bu şahıs ile, Yunanlı Filip oğlu İskender'in kastedildiğini kesin olarak söylemek gerekir. [214]

İkinci Görüş: Müneccim Ebû Reyhan el-Herevi el-Bîrunî "el-Âsâru'l-Bâkiye ani'l-Kurûnu'l-Hâliye" (Geçmiş asırlardan geride kalan eser.er) (. . verdiği kitabında söyle der: "Rivayete göre Zülkarneyn, Ebu kerb Şem: b. Ubey h Efrîk'ış el-Himyerî'dir. Çünkü bunun mülkü (memleketi), yeryüzünün doğusuna-batısına uzanmıştı. Bu, Himyer şâirlerinden birisinin, şöyle derken övündüğü kimsedir:
"Züİkarneyn, benden önce yeryüzünde hüküm sürmüş, müslüman bir kraldı. Beni de, yalanlamazdı. Kerim bir kişiden hakimiyet vesilelerini eldi etmek arzusuyla, doğu ve bahya ulaşmıştı" Ebu Reyân sonra şöyle der: "Bu görüş, doğruya yakın görünüyor. Çünkü ezivvayi (Başında "zû" bulunan isimleri) Yemenliler kullanır. Çünkü Yemenli hükümdarların isimlen hep "zû"ludur. Zü'n-Nadi, Zü-Nuvas, Zün-Nûn gibi.

Üçüncü Görüş: Zülkarneyn Allah'ın yeryüzüne hakim kıldığı, sâlih bir kimse idi. Allah ona ilim ve hikmet vermiş ona heybet elbisesini giydirmiştir. Fakat biz onun tam tamına kim olduğunu bilemiyoruz.

Dördüncü Görüş: Züikarneyn, meliklerden bir melektir. Hz. Ömer (r.a)'den rivayet edildiğine göre, Hz. Ömer bir adamın "Ya Zülkarneyn" dediğini işitti ve şöyle dedi: "Affet Allah'ım, Demek siz, peygamberlerin isimlerini koymaktan hoşlanmıyorsunuz da, meliklerin isimlerini, (isim olarak) koyuyorsunuz ha!" İşte bu konuda söylenenlerin hepsi bunlardır.
Birinci görüş, zikrettiğimiz şu delilden ötürü, daha açıktır: Böylesine büyük bir kralın, eht-i dünyaca halinin bilinir olması gerekir. Böylesine hali (herkesçe) biliner büyük kral da, İskender'dir. Binâenaleyh "Züikarneyn"den murad onun olma* gerekir. Fakat bu görüşte, şöyle güçlü bir müşkil bulunmaktadır: O, Feylesof Aristo'nun talebesi idi ve onun inancı üzere idi. Binâenaleyh (Kur'an'da) Allah'ın onu yüceltmesi Aristo'nun mezhebinin (inanç ve düşüncesinin), hak ve doğru olduğuna hükmetmeyi gerektirir. Halbuki buna imkan yoktur. Allah en iyi bilendir. [215]

Züikarneyn Nebi mi İdi?

Âlimler, Zülkameyn'in peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf etmişler ve bazıları, "O bir peygamber
idi" deyip, buna şu birkaç bakımdan istidlal etmişlerdir:

1) Allah Teâlâ, "Doğrusu, biz ona yeryüzünde imkan verdik" buyurmuştur. Bu imkan vermenin, din hususunda imkan verme manasına olması daha evlâdır. Dinde tam manasıyla imkan verme ise, peygamberlik (verme)dir.
2) Allah Teâlâ, "Ona herşeyin vesilesini bahşettik" buyurmuştur. Peygamberlik de, bu herşey cümlesindendir. Çünkü, ''Ona herşeyin vesilesine bahşettik" ayetinin umûmî manası, Allah'ın ona, peygamberlikle de bir vesîle (imkân) vermiş olmasını gerektirir.
3) Cenâb-ı Hak, "Dedik ki: "Ey Züikarneyn, onlara azab etmekte, yahut haklarında güzellik (tarafını) tutmakta (serbestsin)" (Kehf. 86) buyurmuştur. Allah Teâlâ'nın kendisi ile konuştuğu kimsenin, bir peygamber olması gerekir." Diğer âlimler ise, "O, sâlih (iyi) bir zât idi, ama bir peygamber değildi" demişlerdir. [216]

alıntı: er-razi tefsiri
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.