You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları

Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları

Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
Bu da esas meselemiz:

86-88- Nihayet güneşin battığı yere ulaştı. Yerleşmiş olduğu yerin gün batı tarafından ta sonuna kadar vardı. Tefsir bilginlerinin de yaptıkları açıklamaya göre, Okyanus denilen Atlas Okyanusunun batı kenarına ulaştı. Bu Okyanus denizinde "Halidat" ismi verilen adaların bir zamanlar uzunluk (boylam) başlangıcı olarak kabul edildiklerini kaydediyorlar. Bununla birlikte biz bugün bu Halidat adalarının ne olduğunu tayin edemiyoruz. Özetle uzak batıya vardığı vakit güneşi (sanki) siyah bir çamura batıyor buldu. Veya "hâmiye" kırâetine göre, kızgın bir pınar içinde batıyor buldu. Tefsir bilginleri buradaki aynı, su pınarı; hamieyi balçıklı; hâmiye'yi de kızgın mânâsına tefsir etmişlerdir ki, güneşi balçıklı veya kızgın bir pınar içinde batıyor buldu demek olur. Bu şekilde bu su pınarından maksat, okyanus ve özellikle denizin ufuktaki batış noktasıdır. Batıya varıncaya kadar geçtiği memleketlerde birtakım saltanatların batışını görerek giden Zülkarneyn, uzak batıda geçtiği yolda önüne çıkan Okyanus kenarında güneşin batışını seyretmek için ufka baktığı zaman Allah mülkünün genişliği ve yüceliği içinde o koca okyanus etrafı gök ile çevrilmiş bir kuyu havzası gibi sınırlı bir su kaynağı manzarasını alıyor. Fakat içilebilecek parlak ve duru bir kaynak gibi değil, kara balçıkla bulanmış, dibi görünmez karanlık bir kuyu gibi görünüyor ve güneş bunun ufkunda batarken zayıflamaya başlayan parıltısı, allı morlu yansımalarıyla puslar içinde çalkalanarak karanlık bir batağa batıyor da, battığı nokta balçıklı bir göz gibi bulanıp kararırken aynı zamanda renk ve buharıyla kaynayan kızgın bir köz halinde bulunuyor. Demek Zülkarneyn'in vicdanında güneş batışının bıraktığı intiba bu olmuştur ki, bu müşahedenin en ibret verici mânâsı, en son bir sınırda duracağı kesin olan dünya ululuğunun sınırlı olduğunu görmek ve geçici olduğunu anlamaktır.

"Biz dedik ki: Ey Zülkarneyn!..." Bu söz, doğrusu

Zülkarneyn'in peygamber olduğuna açıkça delalet eder.

"Zülkarneyn dedi ki: Her kim haksızlık ederse ona azab edeceğiz..." Demek ki Zülkarneyn azab verme veya iyilikte bulunmak gibi dilediğini yapmakta serbest bırakıldığı halde, yine sebebsiz hareket etmedi. Azab etmeyi zulmedenlere, iyiliği ve mükâfatı da iman edip faydalı işler yapanlara tahsis etti. Güç ve seçimini kötüye kullanmaya kalkışmadı. Çünkü kendisinin de sonunda Rabbine geri gideceğini biliyordu.

alıntı: elmalılı hamdi yazır tefsirinden.

görüldüğü gibi bu iki kıraat birbirinden farklı manalara gelmektedir ve işin ilginç tarafı bu kıraatleri okuyanlar birbirinin boğazına sarılmıyor. ben en çok buna şaşırıyorum. birinin hak birinin batıl olup hak olanın batıl olanı ortadan kaldırması gerekmez mi?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 19-01-2011, Saat:07:58 PM, Düzenleyen: neferkaminanu.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
Güneşin Bîr Gözede Batması

Cenâb-ı Hakk'ın "Onu kara bir balçıkta batar buldu" buyurmuştur. Bu ifade ile ilgili birkaç bahis vardır:
Birinci Bahis: İbn Amir, Hamza, Kisâî ve Âsım'ın râvisi Ebu Bekr, bu kelimeyi hemzesiz elifle ofarak, "sıcak, hararetli" manasına, (sıcak bir gözede) şeklinde okumuşlardır. Ebu Zerr'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Bir deve üzerinde Resûlullah (s.a.s)'in terkisinde idim. Derken Hz. Peygamber (s.a.s) batmak üzere olan güneşi gördü ve bana, "Ey Ebâ Zerr. bunun nerede battığını biliyor musun?" dedi. Ben, "Allah ve Resulü daha iyi bilir" deyince, "Muhakkak ki o sıcak ve kaynar bir gözede batmaktadır" buyurdular.
Bu İbn Mes'ud, Taiha (r.a) ve İbn Âmir'in kıraatidir. Diğer kıraat imamları ise bu kelimeyi, hamîatfn (balçık) şeklinde okumuşlardır. Bu da, İbn Abbas (r.a)'ın kıraatidir. (Anlatıldığına göre) bir gün, İbn Abbas, Muâviye'nin yanında bulunuyordu. Muaviye, bu kelimeyi elif ile, (sıcak) şeklinde okuyunca, o, "Hayır o şeklinde olacak" dedi. Bunun üzerine Muaviye, Abdullah b. Ömer (r.a)'e: "Sen -nasıl okuyorsun?" dedi. O: "Emirel-mü'minînin (yani senin) okuduğun gibi" cevabını /erdi. Sonra Muaviye, Ka' bu 'I- Ah bara dönüp: ."Güneşin nasıl battığını buluyorsun?" dedi. O: "Bir su ve çamur içine? Bunu Tevrat'ta da böyle bulmaktayız" dedi. içinde su bulunan şey demektir. Nitekim Arapça'da (siyah balçık) denilir. Bil ki (balçık) ile (sıcak) arasında bir zıdlık yoktur. O gözenin, bu iki özelliği de taşıyan bir göze olması mümkündür. [219] alıntı: er-razi tefsiri

Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 19-01-2011, Saat:08:19 PM, Düzenleyen: neferkaminanu.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
razı tefsirinden son alıntımla bugünlük bu defteri kapatıyorum:

Yeryüzü Küre Şeklindedir

İkinci Bahis: Yeryüzünün küre şeklinde olup, gökyüzünün onu kuşattığı delil ile sabittir. Yine güneşin de, bu felek içinde yer aldığında şüphe yoktur. Hem Cenâb-ı Hak da: "Onun yanında bir kavim buldu" buyurmuştur. Güneşin yakınında oturan :»r kavmin olamayacağı malumdur. Hem sonra güneş, yeryüzünden kat kat büyüktür. 3inâenaleyh o güneşin, yeryüzünündeki bir gözeye girip batması nasıl düşünülebilir? 3unun böyle olduğu sabit olunca, ayetteki "Onu kara bir balçıkta batar buldu" ifadesi, Dirkaç şekilde yorumlanabilir:
a) Zülkarneynin mülkünün sınırları batıya ulaşıp, ondan daha ileri gidilecek -neskûn bir yer kalmayınca, her ne kadar aslında böyle değilse de güneşi bir gözede, oranlık bir çukura batıyormuş gibi gördü. Bu tıpkı, denizde yolculuk eden kimsenin güneşi, gerçekte denizin ötesinde kaybolduğu halde, sahili göremediği için, sanki nenize batıyormuş gibi görmesine benzer. Bu izahı, Ebu Ali el-Cübbâi, Tefsir'inde yapmıştır.
b) Yeryüzünün batı tarafında, denizce kuşatılmış yerler vardır. Binâenaleyh güneşe bakan, onun sanki o denizde batıp kaybolduğunu sanır. Batı denizinin, çok sıcak olduğunda şüphe yoktur. Dolayısıyla, bu deniz bu açıdan "hamiye" (sıcak-hararetii) olmuş olur. Yine kendisinde balçık, kokuşmuş çamur çokça oulunduğu için "hamle" (balçık) olmuş olur. O halde ayetteki, "Onu kara bir balçıkta batar buldu" ifadesi, yeryüzünün batı tarafını denizin kuşattığına ve orasının çok sıcak olduğuna bir işarettir.
c) Ehl-i Ahbar (rivayete;ler), "Güneş, suyu ve balçığt çok bir gözede batar" demişlerdir. Bu, son derece akıldan uzak bir şeydir. Çünkü, ayın tutulmasını gözetlediğimizde ve bunu araştırdığımızda, bstıhiann, "Bu tutulma işi, gecenin evvelinde olduğunu söylediklerini; doğuluların sse bu işin, gündüzün evvelinde vuku Dulduğunu söylediklerini gördüğümüzde; o zaman, batılılara göre gerenin başlangıcı olan zamanın, doğululara göre, gündüzün başlangıcı olduğunu anlamış oluruz. Hatta bize göre gecenin başlangıcı olan o vakit, bir başka beldede ikindi, bir başka beldede öğle, bir diğer beldede kuşluk, dördüncü bir beldede, güneşin doğuş vakti, beşinci bir beldede de gece yarısı olduğunu anlarız. İşte bu durumlar, istikra (arama-tarama) ve araştırmalardan sonra elde edilen bilgiler olup, biz de güneşin bütün bu vakitlerde doğmuş, mevcut, görünürde olduğunu anladığımıza göre, güneşin bir çamura, kokmuş bir balçık gözeye battığının söylenmesi, bu yakînî bilginin aksine olmuş olur. Allah Teâlâ'nın kelamı ise böyle töhmetlerden berîdir. Binâenaleyh geriye, zikrettiğimiz, önceki yorumlara başvurmak kalır.
Daha sonra Cenâb-ı Hak, "Onun yanında da bir kavim buldu" buyurmuştur. "Onun yanında" ifadesindeki "Onun" zamirinin neye râci olduğu hususunda iki görüş vardır:
a) Bu, "güneş" (şemse) râcidir. Zamirin müennes oluşu, "Şems" kelimesinin (müennes-i semai oluşundan) ötürüdür. Çünkü insan, güneşin orada battığını hayal edip, (öyle olduğunu zannedince), orada meskûn olan insanlar, sanki güneşe yakın bir yerde oturmuş gibi olurlar.
b) Bu zamir, "Kara bir balçık göze" (aynin hamietin) ifadesine râcidir. Bu görüşe göre, bunun izahı da bahsettiğimiz gibi olur. alıntı>: er-razi tefsiri.

tefsired böylelikle konu kapanmış oluyor. ancak yukarıdaki izahların birbirlerini nasıl nshettiklerini gördüktejn sonra ben diyorum ki hayır. kapanmadı.

esas yeni açılıyor. daha konu açılmadı bile.

açalım o zaman.

:D
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 19-01-2011, Saat:08:27 PM, Düzenleyen: neferkaminanu.
Profesör
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
icon bir kez daha okumalıyım
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
hmm. peki konu neden kapanmıyor şu açıklamadan sonra "Bu tutulma işi, gecenin evvelinde olduğunu söylediklerini; doğuluların sse bu işin, gündüzün evvelinde vuku Dulduğunu söylediklerini gördüğümüzde; o zaman, batılılara göre gerenin başlangıcı olan zamanın, doğululara göre, gündüzün başlangıcı olduğunu anlamış oluruz. Hatta bize göre gecenin başlangıcı olan o vakit, bir başka beldede ikindi, bir başka beldede öğle, bir diğer beldede kuşluk, dördüncü bir beldede, güneşin doğuş vakti, beşinci bir beldede de gece yarısı olduğunu anlarız. İşte bu durumlar, istikra (arama-tarama) ve araştırmalardan sonra elde edilen bilgiler olup, biz de güneşin bütün bu vakitlerde doğmuş, mevcut, görünürde olduğunu anladığımıza göre, güneşin bir çamura, kokmuş bir balçık gözeye battığının söylenmesi, bu yakînî bilginin aksine olmuş olur. Teâlâ'nın kelamı ise böyle töhmetlerden berîdir." ve zamirin merciinin "şems" değilde "aynin hamietin" kelimesinin olma ihtimali de zikredilince mesela bi yerlere varıyor sanki.
ama zülkarneynde işler biraz karışıyor.yalnız iskender olması da akla pek uygun gelmiyor çünkü müslüman değil o adam o yüzden orası bende soru işareti oldu.
Alnım rüzgarlara açık
Kor kaynar yüreğimde
Umutlar sevinç içinde
Kan dolan gözlerimde..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
ya eskiden müslüman mı vardı şimdi karıştırma bak o kısmı. şuna kısaca inançlı mıydı değilmiydi desek ya. neyse. araştırdım.
Büyük İskender, adı Doğu efsanelerinde yaşayan, o zamanki dünyanın yarısını 13 yılda fethetmiş, Pers İmparatorluğu'nun güçlü ordularını yenmiş, M.Ö. 336-323 yılları arasında Makedonya kralı ve tarihteki en büyük komutanlardan biri.
o zaman isa'dan önce ise hristiyan değil. yahudi olsa zaten biliriz. evet görünen o ki bu adam hristiyan değil.
o zaman büyük iskender olmaması lazım.
peki büyük iskender değilse niye herkes büyük iskendermiş gibi davranıyor, ya da düşünüyor.
-
ilk kısmında yazdığın şeyin üstünde biraz düşünmek lazım.
aslında o yazı konuyu kapatmıyor. konunun üstünü örtüyor. yani buna biz literatürde ne diyoruz nasıl diyoruz. yani eğip bükmek değil de.
ya demem o ki taş tam yerine oturmuyor, oraya yama gibi bişey yapıyor anlatabiliyor muyum. ben ikna olmadım yani. bence konuyu kapatmıyor. ya da kapatıyor görünüyor ama kapanan bir şey yok aslında. çünkü niye yok.

şimdi bak mesela kuranda bazı şeyler var bazı şeyler kasten böyle biraz tasfirli böyle renkli mi diyelim şimdi tam kelimesi aklıma gelmiyor. yani sonuçta kuran bir bilimsel bir kitap değil inanca yönelik , haliyle böyle ayrıntılarda bilimsel olmaması gayet doğaldır. Ancak eğer ortada bir peygamber varsa, yani diyelim ki ortada bir peygamber var, [zülkarneyn)bu peygamber güneşin doğuşu ve batışı hakkında abartılı bir inanışa görüşe sahip. ve işin ilginç yanı bu abartılı görüş aynı şekilde vahiy olarak resulullaha inerken, resulullah bu konuya öylesine bağlanmış ki sahabesine güneşin batışını gösterip diyor ki "sen bu güneş nereye batıyor biliyor musun bir balçığa batıyor" deyiveriyor. niye? işte o okuduğumuz anlaşılması acaip karmaşık olan ayet yüzünden.
ortada bi acaiplik var yani bunu çözmek lazım. ya zaten çözemezsek o zaman bırak dağınık kalsın. saçlarını da tarama sabah kalkınca yüzünü de yıkama çocuğu da yedirme, evde yemek de yapma her şey dağınık kalsın. olmaz ama dimi.
her şeyin bi düzeni bi doğrusu var o doğruyu bulmak lazım.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 20-01-2011, Saat:12:30 AM, Düzenleyen: neferkaminanu.
Profesör
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
evet saçlarımızı taramak yüzümü yıkamak çocuğumuzu yedirmek ve yemek yapmak lazım, ama biz bu ayeti bıraktığımızda ayet bizim tarağımızı elimizden almıyor suyumuzu kesmiyor ve rızkımızı engellemiyor evimizi de yıkmıyor ama boyası olmuyor belki.. benim de demem o ki: belki allah bizden ilmin onun elince olacağını ve onun elçisine ve bize bildirdiğinden fazlasını istesekte alamayacağımızı anlamamızı istediği için bu ayeti bu şekilde kapalı tutuyor.gayba iman edin diyor belki.
çünkü bu ayetin kuranın ve efendimizin bize getirdiği islam ve iman şartlarına aykırı değil demi?
Alnım rüzgarlara açık
Kor kaynar yüreğimde
Umutlar sevinç içinde
Kan dolan gözlerimde..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
"sen şaşılacak ayetlerimizden mi sandın" kısmını da alimler hep daha iyiye doğru yorumlamış. şunun gibi: "isra olayı daha şaşılacak bir olaydır, senin resullüğün daha şaşılası bir şeyken bu meseleye bu kadar şaşırmaya gerek yoktur" şeklinde. ben bir önceki yazdıklarıma binayen şöyle düşünmeye başladım.
zülkarneynin -her kimse artık- güneşin doğuşu ve batışı hakkındaki romantik düşüncelerinin ayet olarak inmesi nedeniyle bu ayetlere aynen inanan resulullah'ın da hayata bakışında daha doğrusu dünyayı algılayışında bir değişiklik olmuş. Buna hata demeyelim, çünkü elle tutulur gözle görünür bir şey değil o zamana göre. o yüzden aslında ortada bir sorun görünmüyor. ancak şimdi biz görüyoruz ki ortada bir sorun var.
bu neye benziyor. mesela binlerce yıldır inananlar 354 gün, 356 gün, ve saire bir yılı öyle hep canlandırmışlar ama aslında bugün biliyoruz ki bir yıl 365 gün. mesela hiç bir kutsal metinde yazmaz ki "sen bir yılı 356 gün mü sanıyorsun" yazmaz böyle bir ayet ve kuranda ne tevratta ne incilde yazmamıştır yazmaz da, çünkü dini kitapların işi insana astronomi ve bilim öğretmek değildir. insan onu dünyada öğrenir ya da öğrenemez. onu yazarsan genetik bilimini astrofiziği kuantum mekaniğini de yazmak lazım. bunları zaten hayat kitabında insana veriyor. bu da onun gibi.
yani ortada romantik bir kişi var ve bu kişinin resulullahın dünyaya bakışını "bozması" olayı var. ve bence o diğer ayet" sen bunları şaşılacak ayetlerimizden mi sandın" derken resulullahın bu ayetler edeniyle şaşırması kastediliyor. bence ortada bir şaşırtmaca var çünkü.var yani.
şimdi biz ne yapıyoruz biliyor musunuz.
he işte.
taa 1400 senelik şaşırtmacayı çözmeye çalışıyoruz.
bence çözeriz çünkü şimdi bilim daha ilerdedir. ta ne zamana kadar, daha ileri bir bilim çıkar bizim çözümlememizi de dumura uğratana kadar. gülücük
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
"taa 1400 senelik şaşırtmaca" buraya takıldım.bi daha anlatır mısın.
Alnım rüzgarlara açık
Kor kaynar yüreğimde
Umutlar sevinç içinde
Kan dolan gözlerimde..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Kehf suresi Zulkarneyn Tartışmaları
aykırı değil zaten. aykırı olamaz. ayet öyle de olsa, çok böyle inanılması zor bir ayet de olsa fark yapmaz. sonuçta Allah'tan gelmedir. önemli olanı da bu. ben meseleyi çözme üzerinde duruyorum.
kuranın tamamını anlamalıyız ve insanlarınd a bunları bilme hakkı var.
ortada eğer alimler bir şeyi anlamamışlar diye insanların gözlerini yıllarca boyamış ve doğruyu saklamışlarsa ve biz şu anda bunu görüp doğrusunu yazabilecek pozisyondaysak, bunu yapmazsak bizden hesap sorulacaktır. senden de sorulacaktır benden de sorulacaktır, bu yazıyı okuyup da kafasında bir şeyleri çözüp yazayımmı yazmıyımmı diye düşünenden de soracaktır.
düşünün resulullaha matematiği astronomiyi kim öğretti? ticaretle bildiği kadar biraz hesabı vardı, yazması bile doğru dürüst yoktu yani haliyle bilimsel düşünmesini beklemek hayalcilik olur. ancak şimdi biz çok şeyi biliyoruz. resulullahın doğru dediğine doğru, yanlış dediğine yanlış demek gerekir. ancak net şekilde eğer bir şeyin doğrusunu göremiyorsak o zaman öyle yaparız. eğer doğrusu net olarak görünüyorsa, doğru daima ayet hükmündedir ve hadisi geçer o zaman. bunu tartışmayalım.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.