Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Zülkarneyn ve Dünya düz müdür?
Zülkarneyn ve Dünya düz müdür?
Her şeyi sorguluyorum
Allah beni niye yarattı
Elestte söz vermişim
Ben hatırlamıyorum öyle bir söz
Meal açıksa hangısı doğru söyle çünkü
Meale göre hüküm verilmeyecegını kabul edenler de var
@kelebek etkisi
Alim olmaktan kastettiğin ne?
Alim bile göreceli bir kavram
Zira Enel Hak diyene de alim diyebiliriz
Hak, ona tecelli etmiş
Ama sen anlamazsın işte mantığıyla nereye kadar
Anlamak için de inanmak gerekmez midir?
metin diyorsun,başka dinsel metinler diyorsun

Gene fizik kitabından yola çıkarak,
akik tamam bu fizik kitabının bir yazarı var ama kardeşim sen ilim tahsil ettikçe göreceksinki
ya bu formül yanlışmış ağa
hayır,hayır öyle değil bu böyle olmalıydı deyip ve en nihayetinde onunda bir beşer olduğunu ve hata yapa bileceğini anlayacaksın :-)
Ama kuran o dinsel metinlere(fizik kitabına benzemez) pekala o metinlerin içinde doğru olacaktır ama hepsi değil ağa,nefsten eserler,kokular olacaktır bunları hemen görebilirsin
bütüne bakınca tabi

Oysa kuranda asla ve kata böyle birşey olmadı ve olmayacaktır!
Çünkü beşer sözü değil
anla artık :-)
Şevk bir zencîrdir gönlüm anın dîvânesi
-Şeyh Galip-
Şevk bir zencîrdir gönlüm anın dîvânesi
-Şeyh Galip-
Mesela bir kişi sihirbazlık gösteri yapacak
Sen de sihiri anlatacaksın
Sihirbaz adamı ortadan ikiye ayırdı diye anlattın
Sana doğru diyemem yalancı da diyemem
Sonra dedin sihirbazların büyü yaptığı yere gittim

Böyle bir yer bilimsel olarak olmayabilir
Yine de sana yalancı diyemem
senden duyduğumu aktaracağım
Sonuç olarak bazı tefsirler şu kolay yorumu bile zorlaştırıp kafa karıştırtıyor
Tam İlmihâl’de buyuruluyor ki:
Tam İlmihâl’de buyuruluyor ki:
Hakîkî din adamının, Ehl-i sünnet âlimlerinin ve mezheb imâmlarımızın verdikleri ma’nâları ve çıkardıkları hükmleri yazması ve onları değişdirmeden söylemesi, milletin ve gençliğin kafasında, Ehl-i sünnet âlimlerinin ismlerini ve büyüklüklerini yerleşdirmesi lâzımdır.
(Berîka)da, dil âfetlerinin ellincisinde, (Tefsîr yazanın onbeş ilmde mâhir olması lâzımdır) diyor. Bunları bilmiyenlerin hadîs ve tefsîr okumağa kalkışması, mi’de hastasının, kuvvetlenmek için, baklava, börek yimesine benzer. Hâlbuki, bu hastanın, önce perhîz yapması, sonra, kuvvetli yimeğe başlaması lâzımdır. İşte, bizim gibi, ana ilmleri okumayanlar, din öğrenmek için, Kur’ân tercemesi, tefsîr, hadîs okumağa kalkışırsak, bunları kavrayamayız. Yanlış anlıyarak, dînimizi, îmânımızı da gayb ederiz. Ana yuvasından almış olduğu ve senelerce, titizlikle sakladığı kıymetli îmânını gayb eden birkaç ilerici kimse ile karşılaşdım. Bunların irtidâdına sebeb olan, zihnlerindeki şübhenin nasıl meydâna geldiğini sordum. Elmalı tefsîrini okuyunca, böyle olduğunu anladım dediler. Mazher-i Cân-ı Cânân “kuddise sirruh”, (Makâmât)ın yüzüncü sahîfesinde, bir halîfesinin tefsîr yazmasına mâni’ olduğunu yazmakdadır. Görülüyor ki, uydurma, anlamadan yazılan tefsîrleri ve tercemeleri bir yana bırakalım, meşhûr tefsîrler bile, ehlinden başkasına zararlı oluyor. Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini anlıyabilmek için, seksen din bilgisini iyi öğrenmek lâzımdır. Bu ilmleri bilmeden tefsîr, hadîs okumağa kalkışan, îmânını gayb edebilir. (Berîka)
mevzu zamanlar arası yolculuk ile alakalı.hızır a.s ın geçmiş ve gelecek zamanda görülmesi ve yasıyor olduguna ınanılması da geçmişten geleceğe yaptıgı yolculuklardan kaynaklı.keza zülkarneyn a.s içinde aynı durum söz konusu,,,
en dogrusunu Allah bilir...
Bakış açısına göre elmalılının sadeleştirilmiş mealide uygun düşüyor,(bana göre tabi) ondan onlarada bişe diyemiyorum...
Ama orjinali başka manada x : d

ki ben arapça bilmem ne diyebilirim ki

Herkes kendince meal yapmış ama bu inanmamak için bir sebep değil,aksine araştırmana ve hakikati görmene sebep.arapça öğren bizleri aydınlat :-)
ben Allah'ın varlığına onca delil varken böyle şeylere takılmam çünkü bu ayetleri anlayamıyor olmam benim kusurum,eksikliğim,acizliğim.
neyse;
"İlla doğa üstü birşeyler arama,Gökkuşağını kovalama..."

ya da kovala,belki gökkuşağının bitim yerine ulaşırsan bir küp altın bulursun

ve güneş gerçekte çamurlu suya batacak olsa söner :-)
bunu ilkokul talebesine sorsan bilir :-)
Şevk bir zencîrdir gönlüm anın dîvânesi
-Şeyh Galip-
M. Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:
Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e ince marifetleri, onun seviyesine göre anlatıyordu. Yanlarına Hazret-i Ömer gelince, konuşma üslubunu onun da anlayacağı şekilde değiştirdi. Hazret-i Osman gelince, yine konuşma tarzını değiştirdi. Hazret-i Ali de gelince konuşmasını, hepsinin anlayacağı tarzda değiştirdi. Resulullahın her defasında konuşma üslubunu değiştirmesi, oradaki zatların istidatlarının farklı oluşlarından meydana gelmiştir. (1/59)
.
Şahsi görüşe göre tefsir yapmanın büyük zararını iyi bilen Hazret-i Ebu Bekir, (Kur’an-ı kerimi kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) buyurmuştur. (Şir’a)
Kur’an-ı kerimi, Arapça bilen de tam anlayamaz. Dil bilmek ayrı, ilim bilmek ayrıdır. Türkçe bilen, tıp, hukuk, fen bilgisini anlayabilir mi? Hadis-i şerifte, (Kur’an, Allah’ın metin ipidir. Manalarının hepsi anlaşılmaz) buyuruldu. Kur’an-ı kerim çok veciz olup, bitmez tükenmez manalarının bulunduğu, bütün manaları bildirilse bile, yazmak için kağıt ve mürekkep bulunamayacağı şöyle bildirilmektedir:
(De ki, Rabbimin [hikmetli] sözleri için, denizler mürekkep olsa, bir o kadar daha deniz ilave edilse, denizler tükenir, Rabbimin sözleri tükenmez.) [Kehf 109]
Mevduat-ül-ulum’da deniyor ki:
(Kur’an ilmi, içinde şaşılacak, akıllara durgunluk verecek, sayısız acayip haller bulunan engin bir denizdir. Ondaki her ilmi öğrenmek, sırrına erişmek imkansızdır.)
İnsanların yazdığı anayasayı bile anlamak için hukukçulara gidiliyor. Bir kanundan bile herkes aynı şeyi anlamazken, Allah’ın kelamını nasıl anlayabilir?
Meal okuduğunu söyleyen bir okuyucu, (Yalnız senden yardım dileriz.Fatiha 5, Yalnız Allah’a güvenin, Maide 23, Yalnız benden korkunBekara 40, âyetleri pek açıktır. Herkes anlar. Neresi açıklansın?) diye sordu.
(Yalnız senden yardım dileriz) dedikten sonra, birinden bir bardak su istesek bu âyete aykırı mıdır, değil midir? Hangi hususta başkasından yardım istemeyeceğiz? Bunlar açık değildir.
Yani onda bir tane ilim yoksa hepsini öğrenmek de imkansızsa doğruyu da bir doğruya indiremeyiz
Diyanetin hazırladığı (Kur’an-ı kerim ve Türkçe Anlamı) isimli tercümenin önsüzünde deniyor ki:
(Kur’an-ı kerim, Türkçeye değil, hiçbir dile hakkıyla çevrilemez. Kur’an-ı kerimde muhtelif manalara gelen lafızlar vardır. Böyle bir lafzı tercüme etmek, çeşitli manalarını bire indirmek olur ki, verilen tek mananın murad-ı ilahi olduğu bilinemez.)
Eğer murad-ı ilahi tek olarak anlaşılsaydı, birbirinden farklı mezhepler meydana gelmezdi. Farz Allah’ın emridir. Her çağa göre yazılacak tefsirde abdestin farzları kaç olarak bildirilecektir? Bir hak mezhebe göre açıklansa yenilik olmaz. Farklı açıklansa dini değiştirmek olur. Böyle, içinde şahsi düşünce bulunan tefsirler okunmaz.
O zaman bütüne bakacaksın herkesin bir algılama kapasitesi var tefsirlerin yanlışlığı da olabilir gerçekliği de olabilir doğru da olsa anlamayabilirsin
İki hadis-i şerif meali:
(İnsanlara akıllarına, anlayışlarına göre söyleyin, inkârcı olmasınlar, Allah’ı ve Resulünü yalanlamasınlar.) [Buhari]
(Aklın alamayacağı şeyi söylemek, fitneye sebep olabilir.) [İbni Asakir]
Tefsir mutlak doğru onu oku deyip insanları yanlış yönlendirmek yerine o bir yorumdur tek bir doğru da yoktur demek insanların akıllarına anlayışlarına göre konuşmak daha mantıklıdır zira ihtilaflı konulara çomak sokmak yerine madem 1 doğru yok o zaman hz Muhammed sav dediği gibi insanların anlayışlarına akıllarına göre söylemekte bir zarar olmadığı bellidir aklın alamayacagı şeyi söylemek fitneye sebep olur ki o zaman aklın alacağı şekilde söylemekte bir sakınca yoktur
Sayın kelebek etkisi teşekkür ettim Allaha emanet
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi