You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

vahdeti vücud / vahdeti şuhud arasindaki fark nedir?

vahdeti vücud / vahdeti şuhud arasindaki fark nedir?

General
RE: vahdeti vücud / vahdeti şuhud arasindaki fark nedir?
Waoow !
Çok iyi.
Aldim linki.
Inceliycem insallah. Tesekkur ederim.

Kafama takilan bir sey olursa buraya tasiyabilir miyim?
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: vahdeti vücud / vahdeti şuhud arasindaki fark nedir?
Elbette ya da sitenin ziyaretçi sayfası bölümünde mülahaza edebilirsin genellikle soruları orada soruyorlar, forum da olursam burada da bakarım
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: vahdeti vücud / vahdeti şuhud arasindaki fark nedir?
İmam-ı Rabbani Hazretleri , Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nden hoşlanmıyor değil. İmam-ı Rabbani Hz. Muhyiddin-i Arabi Hazretlerini büyüğü bilir ve de sever. Lise düzeyindeki bir öğretmenin anlattıklarının üniverste öğretmeni tarafından uyarılması gibi düşün. Benzerlikler de olabilir farklılıklar da. Büyüğüm demesi de tevazudur. Kendini frenk kafirinden üstün görmeyen birinden bunu duymak şaşırtmamalı yani bu zat-ı şerif benim ilmim İbn Arabi'den üstün diye gezmemiş ortalıkta. Tevazu bunlar tevazu! Bir Bektaşi şöyle buyurmuş,"Kimi vücudunu yaradanda eritir, kimi yaradanı vücudunda, günde beş defa camiye geleceğine ömründe bir defa kendine gelsene" Güneşin reklama ihtiyacı yok.
Deliye her gün  bayram...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: vahdeti vücud / vahdeti şuhud arasindaki fark nedir?
Bu tesavvufculara yanlış anladıkları bildirilmediği için ve câhillikle, yaratanı yaratdıklarına benzetmek felâketinden kurtarmadıklari için ve mahlûklara ibâdeti Allahü teâlâya ibâdet sanmakdan vazgeçmedikleri için, birçoğu diyor ki,(Peygamberler "aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" kalın kafalıların yanlış anlamamalari için, ince olan tevhîd-i vücûd bilgilerini sakladılar. Çok varlık bulunduğunu söylediler). Bu sözler, ba'zılarının, hazret-i Alîyi "radiyallahü anh" iki yüzlü yapmalarına benziyor ki, elbette kulak verilmez. Peygamberlerin "aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" herşeyin doğrusunu bildirmesi lâzımdır. Varlığın bir olması doğru olsaydı ve ondan başka hiçbirşey var olmasaydı, bunu elbette saklamazlardı. Doğruyu bırakıp yanlışı bildirmezlerdi. Hem de, Allahü teâlânın zâtı ve sifatları ve işleri için olan bilgide doğruyu söylemeğe titizlikle çalişacakları meydândadır. Kalın kafalılar anlıyamasa da, doğruyu söylemekden çekinmezlerdi. Görmüyorlar mi ki, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde, (Müteşâbihât) denilen ince bilgiler vardir. Müteşâbihâti, değil kalūn kafalılar, keskin
görüşlü ve ince düşünüşlü olan büyükler bile anlıyamamakdadır. Bununla berâber, bunları bildirmekden çekinmediler. Câhiller anliyamaz diyerek
bildirmekden vazgeçmediler. Bu tesavvufcular, varliğin iki olduğunu söyliyenlere ve Allahü teâlâdan başkasına ibâdetden kaçinanlara, müşrik diyorlar. Varlık birdir diyen bir kimseye, binlerle puta tapınsa bile muvahhid diyorlar. Bunlara göre o putlar, Allahü teâlânın görüntüleridir. Onlara tapınmak, Allahü teâlâya ibâdet olur diyorlar. İnsâf olunsun ki, bu ikisinden hangisi müşrikdir ve hangisi muvahhiddir?


Peygamberler "aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" vahdet-i vücûd bildirmediler. Varlik ikidir diyenlere müşrik demediler. Ma'bûdün, tapınacak varlığın bir olduğunu söylediler. Ondan başkasina tapınmağa şirk dediler.
Bu tesavvufcular, mahlûklari Allahü teâlâdan başka bilselerdi, başka şeylere tapanlara, müşrik olmaz demezlerdi. Onlar bilse de, bilmese de, mahlûklar mahlûkdur. O değildirler. Bunlarin sonra gelenlerinden birkaçı, (Bu âlem, Allahü teâlânın görünüşü değildir) dediler. Herşeye O demekden kaçındılar. Herşey Odur diyenleri beğenmediler. Bunun için, şeyh Muhyiddîni ve onun yolunda olanları inkâr etdiler ve aybladılar. Fekat bunlar, bu âlem Allahü teâlâdan başkadır da demiyor. O değildir, Ondan başka da değildir diyorlar. Bunların sözü de, doğru değildir. İki şey elbet birbirinden başka olur. İkiliğe inanmamak, akla uymamak olur. Evet, Ehl-i sünnetden kelâm âlimleri, Allahü teâlânın sıfatları O değildir. Ondan başka da değildir dediler ise de,
buradaki başka sözü, lügat ma'nâsinda değildir. Başka olan iki şeyin birbirinden ayrilmasi câiz olur demekdir. Çünki Allahü teâlânin sıfatları, zâtından ayıilmış değildir ve ayrılmaları câiz değildir. Bunun için, Allahü teâlânın sıRolleyesfatları O değildir. Ondan başka da değildir sözü doğrudur. Âlem ise, böyle değildir. Allahü teâlâ var idi. Hiçbirşey yok idi. Bunun için âlem, Ondan başka değildir demek, hem lügat bakımından, hem de ikinci bakımından doğru olmaz. Bunlar, ilerliyememiş olduklarından, âlemi
ya'nî mahlûklari, Allahü teâlânin sıfatları gibi sandılar. Sıfatlar için söylemesi câiz olanı, âlem için de söylediler. Âlem Odur demediklerine göre, Ondan başkadir demeli idiler. Böylece, tevhîd-i vücûdî yolundan kurtulmalı
idiler. Varliğın çok olduğunu anlamalı idiler. Tevhîd-i vücûdî sâhiblerimeselâ şeyh Muhyiddîn-i Arabî "kaddesallahü teâlâ sirrehül'azîz" ve onun yolunda gidenler, herşey Odur diyor. Bu sözleri, âlem Allahü teâlâ ile birleşmiş demek değildir. Hâşâ ve kellâ! Bu sözleri, âlem yokdur. Ancak Allah vardir demekdir. Mektûblarimda bunu uzun açıklamışdım. (Mektubat)

Deliye her gün  bayram...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.