Bir şey yaratan tarafından ya yapmamız söylenir ki bu farzdır ya da yapmamamız söylenir ki bu da haramdır. Bu ikisi dışında kalan şeyler ise mübahtır.
Bunu iyice düşünelim. Akıl sahibi herkes bu üç şeyin dışında bir şey olmadığını itiraf eder.
Şimdi de mekruh kavramı üzerinde düşünüp bu üç kategoriden hangisine dahil olduğunu anlamaya çalışalım. Bazen anlaşmazlık muhatabımız tarafından kelimeye farklı bir anlam kazandırılmış olmasından kaynaklanır. Bazen de aynı mefhumu farklı isimlendirmiş olmaktan kaynaklanır.
Mekruh kavramının hakikatine yöneldiğimizde bunun mubah olan şeyler kategorisinde olduğunu anlamış oluruz. Nitekim - eğer muhatabımız mekruh ile haramı(Allâhın ve rasulünün yapmamamızı söylediği bir şeyi kast etmiyor ise) aynı şekilde aynı mefhumu farklı isimlendirmiyor ise - mekruh haramın gayrısıdır. Mekruh haramın gayrısı olduğuna göre o mübahtır. Çünkü o Allâhın ve rasulünün yapmamızı söylediği/emrettiği bir şey değildir.
Akıl da bu üç şeyin dışında dördüncü bir şeyin olmadığını zorunlu olarak bilir.
Bu durumda ister kerih/hoş olmayan filler olsun - nehyedilmediği takdirde- ister hasen/güzel görülen fiiller olsun -emredilmediği takdirde ala kulli hal hepsi mübahtır. Allah subhanehu ve tealanın apaçık olan dini budur.
Bunlar İşkalleri izale eden ve kalpleri mutmain kılan, kişiye fayda sağlayan bilgilerdir. Aklın kat'i bilgileri üzerinde temellenmiş ve vahyin muvafakatı ile mustaqim kılınmıştır.
Bunları idrak ettikten sonra ziyade edeni ilimde fakih kılacak bir nüans daha vardır ki
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurmuş olduğu gibi i: الحلال بين، والحرام بين، وبينهما مشبهات لا يعلمها كثير من الناس "haramlar açıktır, helaller de açıktır bu ikisi dışında ise insanların çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır."
Bu noktaya dikkat etmek gerekir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "haramlar açıktır, helaller açıktır" dedikten sonra şüpheli şeylerin varlığını ispat etmiştir. Yani şüpheli şeyler dinin kendisiyle diğer bir ifadeyle bir şeyin helal ya da haram olmasının zatıyla ilgili değildir.
Kişinin kendisi ile ilgilidir. Bir şey ya haramdır ya helaldir bu kesindir. Bir şey ya caizdir ya da caiz değildir. Lakin kişinin kendisine bir şey haram mı yoksa helal mi kapalı kalabilir. Bu nedenle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in "İnsanların çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır" sözünü tefekkür etmek gerekir. Eğer bir şeyin şüpheli olması o şeyin zatıyla ilgili olsaydı o şey insanların tamamı için şüpheli olurdu.
Bu durumda şüpheli şeylerin mekruh olduğunu iddia etmek sağlıklı değildir. Nitekim mekruh ile kast edilen o şeyin fenomeni yani kendisini kendisi kılan zatıdır.
Kendisinden başka ilah olmayan Allaha hamd olsun. Bizleri taassup ve taklitten muhafaza buyursun.