RE: Türk halk müziği ve sanatçılar
Türk, Acem, Kafkasya bölgesinde, Azerbaycan, Arap, İran, toplumlarında Süryaniler, Keldaniler, Araplar, Kürtler bir- çok etnik farklılıkta müzikleri ortak payda oluşturmuşlardır.Ortak düşünceler, melodiler bestelere dönüşmüş. Şarkılar, türküler, hoyratlar uzun havalar birlikte terennüm edilmiştir.
Acılarla üzüntü ve yoksulluğun dramların dile geldiği destan ve ağıtlara konu olmuş şehir efsaneleri, sosyal yaşamın ortak kaderi olmuştur.
Birçok inancın müzikal karakterleri birbirlerini etkilemiştir.
Sıra gecelerinin kaynağı bilinmese de büyük ustaların taş plakları ile kulaktan kulağa ve sıralı gecelerin birlikteliği ile bu yazılı olmayan önemli kültür olan geleneğin katkılarıyla günümüze kadar devam etmiş kayıtlara geçmiştir.
Doğu medeniyetleri Kafkas, İran, Türk, Azerbaycan, ve Arap Yarımadası’na kadar yayılmış nice kültürlerin kesişme noktaları olmuş ve kökleri çok eski geleneklere dayalı disiplinli bir müzik geleneği olarak yaygınlaşmış ve bugün’e gelmiştir.
ticaret yolları- nın kültürlerarası alışverişleri ile müziklerarası etkileşim ortaya çıkmıştır. Azerbaycan’da Mugam sanatı, İran’da ve Arap yarımadasında makam, Osmanlı’da medrese eğitimi ile tüm sanatlar, müzik geleneğin ilmi yönleri ve estetikleriyle yüksek seviye’ye ulaşmıştır.
Acemlerin müziği ve Arap edebiyatının buluşması ile olgunlaşan Arap coğrafyasındaki gelişme, Osmanlı-Türk müziği geleneği ve Anadolu’da Aşık geleneği, türküler, hoyratlar, maniler, ağıtlar ve kültürlerin ortak noktasını oluşturmuştur. Urfa bu zenginlikleri kendi potasında kaynaştırarak zenginleştirmiştir.
Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dini, klâsik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır. Temelinde tek kişilik ozan tarzı ve makamın nesilden nesle aktarımı Batı müziğindeki gibi notayla değil meşk yoluyla sağlanan üslup ve ifade müziğidir.
Sarayın, devleti yalnız askeri olarak değil, fikir ve sanat açısından da yöneten bir merkez olmuştur Ülkenin en ileri fikir ve sanat adamlarını toplayıp barındıran hep saray olmuştur.
Şiir ve hat mûsikînin ayrılmaz parçası olmuş Osmanlı padişahları da sanatı -Selçuklu, Karahanlı, ataları gibi- ırk, dil, din ve mezheb farkı gözetmeksizin korumuştur Osmanlı mûsikîsi imparatorluk sanatı olarak,Türk mûsikîsinin en fazla gelişmiş, zenginleşmiş ve incelmiş bölümüdür
Bunu ilk beğenen sen ol.