“Üç kişiden kalem kaldırıldı (Onlar mes’ul değildir): Buluğ çağına erişinceye kadar sabiden, uyanıncaya kadar uyuyandan ve ne dediğini bilinceye kadar bunaktan.”
“Bu, falan oğullarının bunağıdır. Muhtemelen bununla zina eden, hastalığı depreştiği zaman onunla zina etmiştir.” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ömer, o kadını serbest bıraktı. (Ebu Davud, Hudud: 16, No: 4402, 2/545) Doktorların da kabul ettiği gibi, aklın mağlup olması bazan bedeni durumdan, bazan da nefsi ahvalden olur.
Nefsi ahval arasında öyle haller vardır ki, sekir (manevi sarhoşluk) hali galip olur ve akıl buna mağlup olur (yenik düşer). Deli ve bunak Şeran mazur olduğu gibi, sekir sahibi ve hale mağlup olan da şathıyytında, vacib filleri terketmesinde ve haram işlemesinde mazurdur.
Sekir halindeki kişi bazan başkalarını farkedemez. (Bununla ilgili bir örneği aşağıda zikredeceğiz) Deli ve bunak da bazan diğer insanları fark edemez. Bu yönüyle bunak ile sekir halindeki kişi arasında benzerlik vardır.
Hz. Ömer bu örnekte, bu ihtimalden dolayı şüphe etti. Fakat Hz. Ali’nin sözü bu şüpheyi kaldırdı. Buradan da anlaşılmaktadır ki, eğer bir kişinin mazur olma ihtimali karineler ile güçlenirse, o kişi affedilir.
Çünkü Hz. Ali’nin sözü bunu göstermektedir. Bu olayda kadının karinesi, onun Çoğu zaman bunak halinde olmasıdır. Eğer bazı kimselerin sekir halinde söyledikleri sözlerle ilgili özür beyan edilirse, onların sekir durumu karine ile gerçekleşmiş olur.
Onların kamil faziletleri ve Sünnet’e ittiba hallerinin galip olması sebebiyle özürleri kabul edilir. Çünkü bu özür, onların şathıyyat türü sözlerini değerlendirmede bir karinedir.
Sekir hali de bir özürdür. Eğer bir kimseye fısk, masiyet ve arzularına uyma hali galip (kişi genellikle bu durumda) ise o zaman tevile gerek yoktur. Çünkü delili olmayan bir ihtimal muteber değildir. (Eşref Ali Tanevi Hadislerle Tasavvuf 8/1. 702-103)