"kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. kim allah'a karşı gelmekten sakınırsa, allah ona işinde bir kolaylık verir."
ayette geçen "lem yahıdne" ibaresi "henüz adet görmeyen" anlamına gelmektedir. bu ayet tefsirlerde ise şu şekilde açıklanmıştır:
mevdudî'ye ait "tefhimül kur'an" eserinde mesele şu şekilde ele alınmıştır:
"büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler. kur'an'ın bu açıklamasına göre, burada "mudhale" (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının söz konusu olduğuna dikkat edilmelidir. çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet söz konusu olmazdı. (bkz. ahzab: 49) bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. dolayısıyla kur'an'ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur. henüz hayız görmeye başlamamış bir kıza talak verilirse ve o da iddet esnasında hayız görmeye başlarsa onun iddeti hayzı ile birlikte başlar ve iddeti hayız gören kadınlar gibi hesap edilir." (ebul ala mevdudi, tefhimul kuran, talâk/4'ün 13. notu.)
seyyid kutub'a ait "fizilal -i kur'an" eserinde mesele şu şekilde geçmektedir:
"boşanma sonrası bekleme döneminin süresine ilişkin bu sınırlandırma hayız görmeyen, bir de hamile olmayan kadınlar içindir. hayız görmeme durumu hem hayızdan kesilmiş kocamış kadınlar hem de yaşının küçüklüğünden veya bir hastalıktan dolayı henüz hayız görmeyen kadınları kapsıyor." (seyyid kutub, fizilal-i kur'an, talâk/4'ün açıklamasında ki ilk paragraf.)
elmalılı hamdi yazır'ın "hak dîni, kur'an dili" isimli eserinde konu şu şekilde geçmektedir:
"bunlar gerek on yedi yaşından küçük olup henüz buluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek buluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle buluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır. bir veya iki kere hayız görüp de sonra görmeyenlerde de sahih olan budur." (elmalılı hamdi yazır, hak dîni kur'an dili, talâk/4'ün açıklaması.)
celal yıldırım'ın hazırladığı tefsirde ise meseleye şu şekilde değinilmiştir:
"yaşı küçük olduğundan henüz ayhali görmüyorsa, o da boşandıktan sonra üç ay bekler; bu süre dolmadan başka biriyle evlenemez. gebe iken boşanan bir kadının bekleme süresi, doğum yapmasıyla son bulur; yani doğum yaptıktan hemen sonra başka biriyle evlenmesinde bir engel ve sakınca söz konusu değildir."
daha bir çok tefsirden örnek vermek mümkündür.
Hadi bakalım,, cevaplarınızı çok merak ediyorum.