bismillahirrahmanirrahim vessalat vesselam ala resulina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain emma baad
islamın yeryüzünü şereflendirmesinden sonra insanlığın çehresi kısa sürede değişti. Bu sayade bütün insanlık saadeet ve mutluluğa gidecek yola sahib oldu. az bir zaman içerisinde saf ve berrak bir hayat hüküm sürmeye başladı. hz. peygamber (sav) zamanında durum böyle iken, bu dönemin bitimini izleyen yıllarda islamın ilk dönemdeki safiyet korunamadı. bihassa sünnet-hadis üzerinde bir takım şüpheler ve istifhamlar gündeme gelmeye başladı Teşri (yasama) kaynağı olarak sünnetin kaynak olamıyacağı ve sünnette ihtiyaç olmayıp kuranın yeterli olabileceği tezi bir takım çevrelerle savunulmaya başlandı. aslında biz, sünneti hedef alan, onun aleyhinde bulunanları temelde iki grupta toplayabiliriz.
A- BUNLARDAN BİRİNCİLER, MÜSLÜMAN OLDUKLARI SÖYLENEN VEYA KENDİLERİ ÖYLE OLDUKLARINI SÖYLEDİKLERİ HALDE, SÜNNETİ KABUL ETMEYENLER, YADA ALEYHİNDE OLANLARDIR.
bunlar en temelde;
1-HARİCİLER; hariciler, '' hüküm sadece Allah'ındır'' ayetini kendilerini parola edindiler. Böylesi doğru bir hükümden yanlış anlam çıkardılar ve ayeti kerimei istismar ederek sıffinde hz.Ali (r.a.) ile hz. muaviye (r.a.) arasında vuku bulan savaşta, her iki taraftan savaşa katılan sahabenin adaletini ve onlardan gelen rivayetleri bütünüyle redettiler. hatta daha da ileri giderek sahabeyi küfür ve sapıklıkla itham etme bedbahtlığına düştüler.
2- MUTEZİLE; mu'tezile akımına mensup olanlar, meseleyi akıl ve indi görüşleri ile elealdıkları için, akıllarını nakilden öne tuttukları için, akılcı düşüncenin sonucunda, islamın yayılıp gelişmesinde önemli payı bulunan ve Allah tarafından tebcil edilen sahabeyi hesaba katmadılar. Onlardan gelen bütün haberleri yalan sayarak reddettiler.
3-ŞİA; şia meahebinin bir kısmı ise, devşirme yoluyla sahabeyi kabullendiler ve onların bir kısmından gelen rivayetleri kabul ettiler ve aldılar. hz. ebubekr, talha ve ebu hureyre gibi bir kısım sahabilerden gelen rivayetleri kabul etmediler ve sahabileri keza ashabtan büyük bir kesimini ta'n edip yerdiler. müminlerin annesi hz. aide r.a. ye ithamda bulundular. ancak hz. ali ve taraftarlarından gelen hadisleri kabul ettiler. mezheb imamlarının günahsızlıklarına inandıkları için, sadece imamları veya hz. ali r.a. taraftarları aracılığıyla gelen rivayetlere inandılar.
B- İKİNCİ GURUP İSE İSLAM DIŞI CERAYANLARDIR MÜSTEŞRİKLERDİR , ORYANTALİSTLERDİR..
1- ORYANTALİSTLER; Bunlar sadece sünnete değil, temelde herşeyiyle islama karışıdırlar. NE VARKİ BAHSETTİĞİMİZ BİRİNCİ GURUBUN TAVRINDAN FAYDALANARAK ÖZELLİKLE SÜNNETİ, HADİSLERİ HEDEF ALMAKTADIRLAR. bu halleri de belli bir şuurdan kaynaklanmaktadır. bunların amacı müslümanların zihinlerine ŞÜPHE TOHUMLARI ATMAK ve sünnet konusunun sün'i olarak üretilen bir takım safsatalarla tartışmaya açılmasını sağlamaktır.
Şu bir gerçek ki, sünnet, ferdlerin ve cemiyetlerin hayatındaki müşterekliği sağlamada temel işlev görmektedir. bir toplumu güçsüz bırakmanın yolu onun müşterek değerlerini ve hayat tarzını yok etmekten geçer. bu sebeble, önce müslümanları SÜNNET HAKKINDA ŞÜPHEYE DÜŞÜRMEYİ, sonarada onu ortadan kaldırararak islam toplumlarının birlik ve bereberliğini yok etmeyi hedef almışlar ve ÜZÜLEREK BELİRTELİMKİ BUNDA DA AZIMSANAMAYACAK DERECEDE BAŞARI ELDE ETMİŞLERDİR. bu gaye müşriklerin en art niyetlisinden tutun da, en realist ve masum görünüşlü olanlarında bile vardır. BU MASUM GÖRÜNÜMLÜ MÜSTEŞRİKLERİN BU DAVRANIŞ BİÇİMLERİYLE PEK ÇOK SAF MÜSLÜMANI KANDIRDIKLARI SÖYLENEBİLİR. ancak şurası sevindiricidir ki geç te olsa, son zamanlarda onların gaye ve hedeflerini, metotlarını inceleyip müslümanları uyaran alimler yetişmeye başlamıştır. ne varki, hala onların oyunlarına gelen pek çok insan vardır. üstelik böyle olanların çoğunun niyeti hakikatı araştırıp bulmakda değildir..
