Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:AtMaCa Adlı Kullanıcıdan Alıntı:şu düzen bu düzen demişsin hadi o zaman çık kendi düzenini kur göreyim
Bismi Rabbi’l mustazafin…
“başka bir dünya, başka bir yaşam mümkün”
Senden cevaz mı alacağım yoksa yaptıklarımı sana tasdik mi ettireceğim!? Ben bir davaya inanıyorum ve rabbim bu yolda malımla canımla mücadele etmeyi nasib etsin-inşaallah-.”ki davası olmayan, adam değildir!”…
Hepinizin yere göğe sığdıramadığı zamanın harikası dediği şahsını bol bol övdüğü fakat ve maalesef onun asıl anlatmak istediği meseleyi yani davasını bir türlü anlayamadığı Said Nursi Efendi der ki: “Bu zamanın EN BÜYÜK FARZ VAZİFESİ İTTİHAD-I İSLAM'dır (İslam Birliği'dir).” ALLAH’IN İSTEDİĞİ DÜZEN BU! O İSTER DE BİZ …!?
Evet elimizde eskimez, pörsümez ve paslanmaz islam nizamı var ki yönetim şekli HİLAFET’tir!...bütün çabam, amacım ve dildökmem bunun içindir…
Bunda başarılı olmaya gelince dostum ben bu uğurda çalışmakla mesulüm, zaferi veren allahu tealadır…
Samimi fakat gabi bir anlayışla sarfettiğin bu pervasız sözler karşısında açıkçası önce bol bol güldüm ve kısacık bir cevapla geçiştirmeyi düşündüm. fakat gelgörki bu sözleriniz aslında günümüz -özellikle müslüman- gençliğinin idealden ve davadan yoksun acizliğini ve çaresizliğini gözönüne seriyor…açıkçası acınacak haldesiniz…ve meseleyi bir kaç cümleyle izah etmeye karar verdim...tabi sözkonusu dava sahibi olmak ve bunun için gerekirse bütün dünyayı karşısına almak olunca…efendimiz(sav) ve ashabından daha iyi örnek olmaz!...aklıma gelen bir rivayeti senin için araştırdım buldum buyur, belki faydası olur...
“Kaynaklarda belirtildiği veçhile, Hz. Peygamber (s.a.s.), Ahzab yılı düşmanlar gelmezden önce Medine çevresi¬ne hendek kazdirmışti. Allah, hendeğin içinden beyaz yuvarlak bir kaya parçası çıkarmıştı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), külüngü (kazmayı) eline alarak, kayaya bir darbe vurup onu çatlattı. Kayaya vurduğu zaman, ondan öyle bir kıvılcım çıktı ki, şehrin iki ucu arasındaki her tarafı aydınlattı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), tekbir getirince, müslümanlar da tekbir getirdiler.
Hz. Peygamber (s.a.s.), elindeki külüng ile ikinci kez vu¬rup onu bir yerinden daha çatlattı. Yine kayadan öyle bir kıvıl¬cım çıktı ki, şehrin iki ucunu baştan sona aydınlattı. Hz. Pey¬gamber (s.a.s.) yine tekbir getirince, müslümanlar da tekbir ge¬tirdiler. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.s.), kayaya üçüncü kez vu¬rup onu kırdığı zaman, yine kayadan kıvılcım çıkıp tüm şehri aydınlatıverdi. Hz. Peygamber (s.a.s.), bu sefer de tekbir getir¬di. Müslümanlar da O'nunla birlikte tekbir getirdiler.
Müslümanlar, bu kıvıcımların hikmetini Hz. Peygamber (s.a.s.)'e sorduklarında, Hz. Peygamber (s.a.s.) onlara:
"Taşa ilk defa vurup da etraf aydınlandığı zaman bana, Hire'nin sarayları, Kisrâ'nın şehirleri göründü. Cibril (a.s.) ba¬na, ümmetimin yakında buraları fethedeceğini müjdeledi. İkinci defa vurup da etraf aydınlandığında, bu sefer bana, Bizans'ın kırmızı sarayları göründü. Cibril (a.s.) bana, yine ümmetimin buraları da fethedeceğini müjdeledi. Nihayet üçüncü defa vurup da etraf aydınlandığında ise, bu seferde bana, San'â'nın saray-lan göründü. Cibril (a.s.) bana, ümmetimin buraları da fethede¬ceğini müjdeledi," diyerek kıvılcımların hikmetini açıkladı.
Mü'minler, bu müjdeye sevinirken, münafıklar ise, onla¬rın bu sevinçlerini hazmedemeyerek onlara:
O'nun söyledikleri size tuhaf gelmiyor mu? Biz bura¬da, güven içinde tuvalete gidemezken, O, kalkmış sizlerin, Kis-râ'nın, Kayser'in hazinelerinden yiyeceğinizi va'dediyor. Siz¬ler burada, düşman karşısına çıkamayıp korkunuzdan hendek kazarken, O, Yesrib (Medine)'den Hire'nin saraylarını, Kis-râ'nın şehirlerini gördüğünü, yakında bu yerlerin sizler tarafın¬dan fethedileceğini müjdeliyor. Bütün bunlar, batıl şeylerdir. O, sizi aldatmaktan başka bir şey yapmıyor, dediler.”…sonrasını zaten biliyorsunuz…
”İnsan! Seni savunuyorum, sana karşı!”…
“Bilinçsizliğimiz bilgisizliğimizin yavrusudur” dostum Allah’tan ilim iste ki islami bir bilince kavuşabilesin…bu kadar kirli ve aşağılık ortamda değişim istememek sanırım kutsal olanla bütün alakayı kesmiş olmayı gerektirir. Yoksa mümkün değil bu adaletsiz düzene ve insan fıtratına aykırı bu insafsız icraatlara tahammül etmek…N. Topçu der ki:” ferdi olarak yaşamasını bilen insan, isyana aşıktır, hakkın çiğnendiği yerde haykırmak ister.” Heyhat nerde hak nerde biz!?...
Dostum önemli gördüğüm diğer bir konu da bir davayı ya da bir fikriyatı ona inanan insanlar hayata geçirirler,yoksa kendiliğinden olmaz. bunu yapacak olan, halka bu bilinci kazandıracak olan ve bu uğurda savaşacak olan da BİZ’iz…yoksa biz de israiloğulları gibi "Ey musa...sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burda otururuz" (Maide-24)diyenlerden mi olacağız !?-Allah korusun-…
"Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir."(Araf Suresi, 7)
Devrimci şiddetimle...
Kardeşim bu sizin dediklerinize hiç kimsenin bi itirazı yok zaten.Evet batıl düzeni yok etmek, hakkı hakim kılmak ve bunu yaparken de Allah rasulunun yolundan gitmek, bunu gerçekleştirmek için malımızla canımızla cihat etmek...
Tamam da .... bunları yaparken ortaya koyduğunuz çizgiyi ne;?Düzen ne ?
Bunları merak ediyorum..