Soruma gelecek olursak, Kuran-ı Kerim 610 yılında indirilmeye başlandı. Buna göre Müslümanlık sadece 1405 yıldır var. İnsanlık ise milyonlarca yıldır. Peki 610 yılına dek, milyonlarca yıl boyunca Allah neredeydi, Müslümanlık neredeydi? Bana ayetlerle cevap vereceğinizi biliyorum. Bana şu ayeti yollacaksınız; "Biz her kavme bir peygamber gönderdik." E iyi yapmış göndermiş de hiçbir işe yaramamış milyonlarca yıldır? Peygamberlerin alayı eli boş dönmüş? Onu ne yapıcaz peki? İnsanlar Allah'ın adını değil Zeus'u andılar? Frigler Allah'a değil Kybele'ye taptılar? Diana vardı mesela çocuk doğum tanrısı, kadınlar gebe kalmak için ona dua ettiler, Allah'a değil? Çünkü "Allah" ismini bile bilmiyorlardı ki? Bilmiyorlardı. Bu yüzden rastgele bir şeylere inandılar. Ama o zamanlar Allah neredeydi kardeşlerim? Neredeydi? O insanların gerçeği bilmeye hakları yok muydu?
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
soru
soru
Soruma gelecek olursak, Kuran-ı Kerim 610 yılında indirilmeye başlandı. Buna göre Müslümanlık sadece 1405 yıldır var. İnsanlık ise milyonlarca yıldır. Peki 610 yılına dek, milyonlarca yıl boyunca Allah neredeydi, Müslümanlık neredeydi? Bana ayetlerle cevap vereceğinizi biliyorum. Bana şu ayeti yollacaksınız; "Biz her kavme bir peygamber gönderdik." E iyi yapmış göndermiş de hiçbir işe yaramamış milyonlarca yıldır? Peygamberlerin alayı eli boş dönmüş? Onu ne yapıcaz peki? İnsanlar Allah'ın adını değil Zeus'u andılar? Frigler Allah'a değil Kybele'ye taptılar? Diana vardı mesela çocuk doğum tanrısı, kadınlar gebe kalmak için ona dua ettiler, Allah'a değil? Çünkü "Allah" ismini bile bilmiyorlardı ki? Bilmiyorlardı. Bu yüzden rastgele bir şeylere inandılar. Ama o zamanlar Allah neredeydi kardeşlerim? Neredeydi? O insanların gerçeği bilmeye hakları yok muydu?
Reddedilen, insanlar tarafından tahrif olmuş, değiştirilmiş bozuk din anlayışları olmuştur.
İnsanoğlu var olduğundan beri ilahi vahye muhatap olmuştur. Her devirde tek tanrıya inananlar olduğu gibi, inanmayanlar da olmuş.
Belki ismi kendi kitaplarında, kendi lisanlarına göreydi, ama Allah her zaman her yerde hazır olan; kıdem ve beka sahibi tek yaratıcıdır.
Oun için evet gönderildiği zamandan itibaren onun hükümleri ilahi vahiy olarak geçerli olan; insanların inanması gereken Allah kelamıdır.
Allah'ın her peygamberle gönderdiği din aslında ''islam'' dır. Kur'an okursanız görürsünüz ki, Hz. Muhammed'den (s.a.v.) önceki ilahi vahiylere
inananlara da ''mü'min-müslüman'' denir.
Allah dilese anında bütün insanlar inanır tabi ki; ama insanları imtihan edeceğini
vadetmiş, O vadinden dönmez... Etrafınıza bakarsanız sayısız delillerle donatmış
kainatı; aklı olan düşünsün, anlasın diye...

O halde Işid'in öldürdüğü masum çocukları da dilese anında kurtarabilirdi
Ne yani, sen bana Allah'ın o masum çocukların ölmelerini mi istediğini söylüyorsun? Diyorsun ya hani dilese istediği her şeyi yapar, dediğin şeye göre kurtarmak istemiyordu?(Şu yazdıklarıma verecek hiçbir cevabın yok. Sadece saçmalayacaksın. Bil istedim.)
Ama imtihan sırrı bu işler; düşünün bir imtihan salonundasınız; sizi imtihan yapan irade sınava ne kadar müdahale yapar ? Devamlı yaparsa bu adil bir sınav olur mu?
Olaylara bütün olarak bakmak lazım; oysa insanın kapasitesi buna elverişli değildir. Nasıl ki gözün görme sınırı var; aklın, bilincin de algılama sınırı var. Bize göre kötü görünen bir olay, netice itibariyle kötü olmayabilir. Bu gerçek ahiret dengeleri açısından da düşünülürse daha iyi anlaşılır. Burada çekilen sıkıntı- müsibetin bir dakikası 1 sene ibadet hükmünde olabilir, insanın elde edeceği kimi manevi derecelerin de Allah için musibete sabır neticesinde ancak elde edilebileceği belirtilmiş Hak ehli tarafından..
Ahirette bu işkencelere sabredenlere ne kadar sevap verildiğini görenler onlara gıpta edip; ''keşke bizim de dünyada etlerimiz demir makaslarla doğransaydı da bu dereceleri kazansaydık'' diyecekler..
O ölen çocukların dünyadan gittiklerine hayıflandığını mı düşünüyorsunuz? Eğer ruhun varlığına inanmıyorsanız, her şeyin bu dünyada yaşanıp biteceğine inanıyorsanız öyle düşünebilirsiniz. Ama iman demek görmeden inanmaktır. Ahirette gördükten sonra herkes inanacak zaten, önemli olan buradaki imtihanı geçmek...Çocuklar dünyada devamlı korunsaydı, imtihan sırrı diye bir şey kalmazdı.
Allahu Teala, sıfatlarını göstermek ister; insanlara rızık vererek Rezzak sıfatını;
şifa vererek Şafi sıfatını, yardım ederek Latif sıfatı, Muin sıfatını gösterdiği gibi
iyiliklere mükafat, kötülüklere ceza veren sıfatları tecelli edecek..
Her şey zıttıyla bilinir biliyorsunuz: Fakirlik olmasa cömertlik ortaya çıkmazdı,
acı-ıstırap olmasa merhamet duyguları açığa çıkmazdı..Sabredilecek birşey olmasa kurtuluşa ermenin değeri anlaşılmazdı...Onun için Allah'ın hikmetini tartışmak bizi aşar. Rabbimizin bize ne kadar merhametli olduğunu düşünmek için bir an için bırakın kainatı; sadece sizin vücudunuzda her saniye milyonlarca işlemin koordineli bir biçimde, uyumlu olarak devam edip sizi yaşattığına bakınız...
duran şirke bulaşmış insanlar var günümüzde.Onların Allahı bilmemesi onun olmadığı anlamına
gelmez.İnsan acizdir yaratıcısına her zaman muhtaçtır, kimisi bunu put yapar kimi ağaç yapar
kimiside adını bilim koyar tapar.
“Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar, en iyi yerlerde otururlar.”
Aristofanes
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi