Kader konusu algılanması ve anlatılması zor bir mevzu. Bunu tetikleyen pek çok soruyu akıllara getirmekte.
Şeytan şeytan olmak zorundamıydı?
Hz. Adem elmayı yemese biz cennette mi yaşayacaktık?
Kader değişmiyorsa bu çaba nedir?
Allahın (c.c) bize yazdığı şeyden biz neden sorumluyuz filan gibi.
Dini metinlerden algıladığım kadarıyla, bu konudaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak isterim. Öncelikle kader konusuna giren kişi mahşerde ilave sorulara cevap vermek durumunda kalabilir. Bu konu riskli bir konu ama cehennem de biz insanlar için. Allah (c.c) ebedi veya uzun cızbızdan korusun.
Ulaştığım sonucu başlamadan söyliyim.
Gazı kaçar belki ama takip edemeyenler için faydalı olur inşallah. Belki neticelendirmeye ömrümüz yetmez.
Kader vardır. Biz doğmadan Hz. Adem yaratılmazdan çok önce yazılmıştır.
Tercih vardır. Tercih edemeyeceğimiz konular haricinde insan birşeyi dilemekte ve onu fiiliyata taşımak için çabalar bulunmakta serbesttir. Tabi fiiliyata taşıma işi onaya tabidir.
Dolayısıyla kaderin en ince ayrıntısına kadar yazılmış olması tercihin olmadığı anlamına gelmemektedir. Yani iki zıt kavram aynı anda mümkündür.
Ya bu nasıl mümkün olur?
Bunun için yaratılıştan giriş yapmak ve bunu benim nasıl algıladığımı size aktarmak isterim.
Efendim big bang patladı Kainat oluştu.
Çok mu geri gittik?

Bence yeterince derine inmedik. Bu patlama aşaması zannımca sonraki aşama. Öncesinde ne var?
KALEM.
Zannımca önce Kalem yaratıldı. Allahın (c.c) ilmi kaleme tecelli etti ve kalem ezelden ebede ne var ne yok yazdı.
Sonuç tüm insanlar için hüsran olmuş olabilir. Yani günahlarımız yüzünden buluğa eren hemen öteki aleme yolcu olmuş olabilir. Veya peygamberler dışında kimse cennete girememiş olabilir. Çok mantıksal bir süreç izlenmiş ve suç ve cezalar harfiyen uygulanmış olabilir.
Bir örnekle açıklamak gerekirse; Hz. Adem için planlanan cennette kalma süresi, Hz. Adem'in yaptığı hata yüzünden kısaltılmış ve orada rızıklanma süresi ve miktarı sınırlandırılmıştır. Planlanan daha uzun bir cennet yaşantısı, yapılan hata ile kaderin tecellisi. Belki daha büyük bir cezanın hafifletilmiş hali de olabilir.
Allah-ü Teala buna razı olmayıp, ilminin tecelli ettiği kaleme bir miktar merhametinden de tecelli ettirip, kaleme tekrar yazmasını emrettiğini düşünüyorum. Hatta bu merhametinin tecellisi kalemi çatlatıncaya kadar devam etmiş ve mahşerdeki hesabı kendi kudret eliyle sonlandırmış olabilir.
Dolayısıyla kader dediğimiz şey kalemin en son yazdığı metindir. Bu değişmez. Yapılan dualar, hayır hasenatlar ve günahlar ilk planlanan metni değiştirmektedir.
Müminin kadere karşı en büyük silahı duadır. Bu ilk metin ile son metini yani kaderi tamamen farklılaştırabilecek kadar güçlüdür. Yani cehennem kütüğü olacakken yapacağınız bir dua sizi ekspres yoldan cennete sokabilir. Veya bir hayır, bir iyilik, bir güzellik.
Kardeşim ne anlatıyon yazılmış zaten. Tercih şansımız yokki diyebilirsiniz.
Atladığınız nokta bunu söylerken zamana referans veriyorsunuz. Halbuki zaman da Allahın (c.c.)yarattığı bir olgudur.
Şöyle açayım konuyu; ben de zaman makinası var. Ve invız moddayım. Doğumunuzdan itibaren yaptıklarınızı, söylediklerinizi, yediğinizi, içtiğinizi saniye saniye kaydediyorum. Sonra kaçınılmaz son öldünüz. ben de noktayı koydum. Zaman makinasına atlayıp, doğumunuza geri gittim ve oluşumuna etki ettiğiniz kitabı ölüm dakikasında okunmak üzere size verdim. Şimdi ben soruyim; Ben yazdığım için mi siz öyle yaptınız? Siz öyle yaptığınız için mi ben öyle yazdım?
Misal Miraç olayı. Siz Peygamber Efendimize (sav) Cennet ve cehennem similasyonu yapıldığını veya filim filan gösterildiğini mi düşünüyorsunuz?
Ben Peygamberin (sav) belki milyarlarca yıl ileriye gittiğini, cennet ve cehennemi gerçek şekliyle müşahade ettiğini ve tekrar kendi zamanına döndüğünü düşünüyorum.
Tabi bu Arşu Ala dediğimiz nokta değil. Orada zaman kavramı yok. Alimler de zaten zamansız ve mekansız olarak tanımlamışlar orayı. Arşü Ala'dan kendi zamanında girip, çıktığında milyarlarca yıl ileri gitmiş, tekrar Arş-ü Ala'ya geri dönmüş ve kendi zamanından geri çıkmış diye düşünüyorum.
Hasılı yapacağınız herşey yazılmış siz doğmadan fakat bunda sizin özgür iradenizle yaptığınız seçimlerin etkisi de var. Sorumluluğumuz da buradan kaynaklanıyor. Bence öyle.
Algıda bir yanlışım varsa düzeltmenizden veya katkıda bulunmanızdan memnuniyet duyacağım.
Bilahare Hz. Adem mevzusuna değinmeyi düşünüyorum, İnşallah.




