Bir gün Mus'ab bir bahçede, etrafında bulunan Müslümanlara dini anlatıyor, sohbet ediyordu. Bu sırada Evs kabilesinin reislerinden olan Üseyd, elinde mızrağı ile hiddetli bir şekilde gelip, şöyle konuşmaya başladı:
“Siz bize niçin geldiniz, insanları aldatıyorsunuz? Hayatınızdan olmak istemiyorsanız buradan derhal ayrılın!” dedi.
Onun bu taşkın halini gören Mus'ab bin Umeyr;
“Hele biraz otur! Sözümüzü dinle. Maksadımızı anla, beğenirsen kabul edersin. Yoksa engel olursun” diyerek gayet yumuşak ve nazik bir şekilde karşılık verdi.
Üseyd sakinleşip;
“Doğru söyledin” dedi ve mızrağını yere saplayarak oturdu.
Mus'ab bin Umeyr ona İslamiyet'i anlattı ve Kur'an-ı Kerim okudu. Kur'an-ı Kerimin eşsiz belagati ve tatlı üslubunu işiten Üseyd kendini tutamayıp;
“Bu ne kadar güzel, ne kadar iyi bir sözdür. Bu dine girmek için ne yapmalı?” diye sordu.
Güzel yüzlü, tatlı dilli öğretmen cevap verdi:
“Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah demek kafidir”
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..