You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

ÖLÜNÜN ARDINDAN AĞLAMA MANTIĞI

ÖLÜNÜN ARDINDAN AĞLAMA MANTIĞI

Yeni Üye
ÖLÜNÜN ARDINDAN AĞLAMA MANTIĞI
Ölüm Allah’ın hikmetle yarattığı doğum kadar tabi olan bir olaydır. Bu yüzden nasıl ki bir bebeğin doğumu gerçekleştiğinde bundan sevinç duyuyor ve heyecanlanıyorsak, aynı şekilde ölen bir yakınımız ardından yas tutmak yerine onun cenneti için dua edip, Yaratıcısına kavuştuğu için sevinç duymalıyız. Evet, böyle bir olay karşısında sevinç duymak bir çoğumuzun aklına “bu nasıl olacak?” sorusunu getirecektir. Ancak her olayda olduğu gibi ölümü de Kuran ahlakına göre değerlendirecek olursak, yas tutmanın Allah’a şirk koşmak anlamına geleceğini görürüz.

Müslüman için ölüm bir yok oluş değil, sonsuz ahiret hayatının başlangıcıdır ve ahiret asıl olan hayattır. Yas tutmak, Allah’ın yarattığı olaylardaki hayırları ve hikmetleri göremeyen, kaderi bilmeyen, dünyayı gerçek hayat gibi benimsemiş insanlar içindir. Bu insanlar bir yakınları öldüklerinde yada bir ölüm haberi aldıklarında neşeyi hayatlarından kısa bir süreliğine de olsa çıkarmaları gerektine inanırlar.

Bu yüzden güzel ahlakı birbirlerine tavsiye eden inananlar böyle bir olay karşısında yas tutan kişileri uyarmalı, ahiret ve kader geçeğini hatırlatmalı, Kuran’daki şu ayetleri söylemelidirler:

Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık. (Kamer Suresi, 49)

De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. (Tevbe Suresi, 51)

O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)

Yas tutma bazı insanlara eski putperes kavimlerden geçmiştir. Örneğin eskiden Mısır’da biri öldüğü vakit, kadınlar çamura bulanır, çıplak bir şekilde göğüslerine vururlardı. Buna benzer adetleri Persler ve Asurlular da uygulamışlardır. Bazı Museviler ise saç yolma, külde yatma, ağıt yakma gibi adetlere sahiptirler.

Hz. Muhammed (sav) ölen kişiler ardından yas tutan müşrikleri şu şekilde uyarmıştır:

Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: YAS TUTMA CAHİLİYE İŞLERİNDEN BİRİDİR...."

Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, beraberinde YUKSEK SESLE AGLAYAN BİR KADIN BULUNAN CENAZEYİ TAKİP ETMEYİ YASAKLADI."

Bazı kaynaklarda ise Hz. Muhammed (sav)’in oğlu İbrahim’in vefatından sonra az bir süre ağladığı haber verilmiştir. Bu, yas ile karıştırılmamalı, Peygamberimiz (sav)’in sevimli İbrahim’e şefkatinin bir tecellisi olarak düşünülmelidir. Çünkü Resulullah (sav) bu olay sırasında bir kaç damla göz yaşı dökmüş, Allah’a olan tevekkülünden ötürü hemen toparlanarak eski neşeli haline geri dönmüştür.

Ağlamak, neşesizlik, umutsuzluk, mutsuzluk gibi ahlaklar Kuran’da olmayan, basit karakter özellikleridir. Peki insan bu ahlaktan nasıl kurtulabilir? Kişi Allah’a olan sevgisini ve bağlılığını güçlendirdiği, kader gerçeğini daha iyi kavramaya çalıştığı taktirde Allah Kuran’daki gerçek ahlakı kulunun kalbine vahiy edecektir. Rabbimiz bir ayetinde Kuran’ı yanlış yaşayan ve Kuran’dan haberi olmayan insanların neşesiz bir hayatla karşılık göreceklerini şöyle haber vermiştir:

Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar. (Tevbe Suresi, 82)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: ÖLÜNÜN ARDINDAN AĞLAMA MANTIĞI
Kader gerçeğini kavramak ayrı mevzu fıtratı gereği hüzünlenmesi başka mevzu
Fıtratı gereği hüzünlenmesi hadis te geçiyor ......hemen 2 dk içinde neşelendi diye birşey hadislerde görmedim
yas tutmamaktan kasıt ağıt yakmak bağırmak çağırmaktır 2 dk hüzünlenin sonra hemen neşelenin demek değildir...
Çünkü Hz Hamza yı şehit eden vahşiyi görünce de peygamberimiz üzüldüğünü beyan ediyor ...demek ki bu islama aykırı değil
Ashabı kiram dan Bilal'i habeşi ezan okurken Muhammed rasulullah dediğinde ezanı yarım bıraktığı rivayet ediliyor

Peygamber sav vefat ettiğinde Hz Ömer ve ashab hala onun yokluğundan hüzünlüydüler...


Yukarıdaki yorum aşırıya kaçmıştır ...yanlıştır..
Insan fıtratı gereği hüzünlenir bunun etkisi yıllarca sürebilir...2dk da neşelendi demek hadislere ve insan fıtratına aykırıdır...bu kaderi kabullenmemek anlamına gelmez.....
Itiraz edilen ise bağırıp çağırmak ağıt yakmaktır...hüznünüz 2 dk sürer demek değildir....
Yas tutmak tan kasıt siyahlar giymek o güne uğursuzluk addetmek gibi bir takım şeylerdir...
Sana taş attılar, sen gülümsedin,
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..

Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.


Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 07-05-2014, Saat:12:29 PM, Düzenleyen: hallac-ı mansur.
Kıdemli Üye
RE: ÖLÜNÜN ARDINDAN AĞLAMA MANTIĞI
Ölü için sessiz ağlamak caizdir. Zira (Müminin ölümüne gökler ağlar) buyuruldu. (Şerh-us-sudûr)

Ölü için yüksek sesle ağlamak, matem tutmak, siyah elbise giymek, siyah perdeler ve rozetler, işaretler asmak, matem işaretleri, resmini taşımak caiz değildir. (S. Ebediyye)

Cenazeye ve cenaze çıkan yere siyah örtmek ve siyah giyinmek caiz değildir. (Hazânet-ür-rivâyât)
Sana taş attılar, sen gülümsedin,
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..

Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.


Bunu ilk beğenen sen ol.
Yeni Üye
RE: ÖLÜNÜN ARDINDAN AĞLAMA MANTIĞI
Kuran'da Müslümanları mahzun olmayacakları ile ilgili ayetler:

Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 112)

Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri Katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 262)

Onlar ki, mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri Katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 274)

İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin Katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 277)

Allah'ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki, onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir. (Ali İmran Suresi, 170)

Gerçek şu ki, iman edenlerle Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. (Maide Suresi, 69)

Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. (En'am Suresi, 48)

Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır. (Araf Suresi, 35)

"Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız." (Araf Suresi, 49)

Haberiniz olsun; Allah'ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır. (Yunus Suresi, 62)
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.