Müslüman için ölüm bir yok oluş değil, sonsuz ahiret hayatının başlangıcıdır ve ahiret asıl olan hayattır. Yas tutmak, Allah’ın yarattığı olaylardaki hayırları ve hikmetleri göremeyen, kaderi bilmeyen, dünyayı gerçek hayat gibi benimsemiş insanlar içindir. Bu insanlar bir yakınları öldüklerinde yada bir ölüm haberi aldıklarında neşeyi hayatlarından kısa bir süreliğine de olsa çıkarmaları gerektine inanırlar.
Bu yüzden güzel ahlakı birbirlerine tavsiye eden inananlar böyle bir olay karşısında yas tutan kişileri uyarmalı, ahiret ve kader geçeğini hatırlatmalı, Kuran’daki şu ayetleri söylemelidirler:
Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık. (Kamer Suresi, 49)
De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. (Tevbe Suresi, 51)
O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)
Yas tutma bazı insanlara eski putperes kavimlerden geçmiştir. Örneğin eskiden Mısır’da biri öldüğü vakit, kadınlar çamura bulanır, çıplak bir şekilde göğüslerine vururlardı. Buna benzer adetleri Persler ve Asurlular da uygulamışlardır. Bazı Museviler ise saç yolma, külde yatma, ağıt yakma gibi adetlere sahiptirler.
Hz. Muhammed (sav) ölen kişiler ardından yas tutan müşrikleri şu şekilde uyarmıştır:
Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: YAS TUTMA CAHİLİYE İŞLERİNDEN BİRİDİR...."
Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, beraberinde YUKSEK SESLE AGLAYAN BİR KADIN BULUNAN CENAZEYİ TAKİP ETMEYİ YASAKLADI."
Bazı kaynaklarda ise Hz. Muhammed (sav)’in oğlu İbrahim’in vefatından sonra az bir süre ağladığı haber verilmiştir. Bu, yas ile karıştırılmamalı, Peygamberimiz (sav)’in sevimli İbrahim’e şefkatinin bir tecellisi olarak düşünülmelidir. Çünkü Resulullah (sav) bu olay sırasında bir kaç damla göz yaşı dökmüş, Allah’a olan tevekkülünden ötürü hemen toparlanarak eski neşeli haline geri dönmüştür.
Ağlamak, neşesizlik, umutsuzluk, mutsuzluk gibi ahlaklar Kuran’da olmayan, basit karakter özellikleridir. Peki insan bu ahlaktan nasıl kurtulabilir? Kişi Allah’a olan sevgisini ve bağlılığını güçlendirdiği, kader gerçeğini daha iyi kavramaya çalıştığı taktirde Allah Kuran’daki gerçek ahlakı kulunun kalbine vahiy edecektir. Rabbimiz bir ayetinde Kuran’ı yanlış yaşayan ve Kuran’dan haberi olmayan insanların neşesiz bir hayatla karşılık göreceklerini şöyle haber vermiştir:
Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar. (Tevbe Suresi, 82)