You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

NEDEN İSLÂM DEVLETİ?

NEDEN İSLÂM DEVLETİ?

Üye
NEDEN İSLÂM DEVLETİ?
Bismillahirrahmanirrahim
İslâm için, O’nu koruyan ve gözeten bir devletin olması şarttır.
Nefsi arzularının peşinde koşanlardan, sapıkların sapıklıklarından, zındıkların (inkarcı)
zındıklıklarından, kafirlerin şüphelerinden inancın korunması ve dinden dönenlere mürtedlik
hükmünün uygulanması için İslâmî bir devletin varolması kaçınılmazdır, zaruridir.
Hadis-i şerifte: “Dinini değiştireni öldürünüz” buyurulmaktadır. Öldürmek için bir
devletin olması şarttır. İbadetlerin yerine getirilmesi için İslâmî bir devletin olması gereklidir.
Tâ ki namaz konusunda tembellik edenler uyarılsın, zekât vermeyenler cezalandırılsın, oruç
tutmayanlar takip edilsin ve güçleri yettiği halde hacca gitmeyenler cezalandırılsın. Canların
korunması için İslâmî bir devlete ihtiyaç vardır. “Ey iman edenler, öldürülmüşler için size
kısas (misilleme yapmak) farz kılındı…” (Bakara:178). “Ve bu kısasta sizin için bir hayat
vardır. Yy tam akıl sahipleri, gerek ki, haksız adam öldürmekten korunursunuz.” (Bakara:179).
Namusların korunması için İslâmî bir devlete ihtiyaç vardır. “Bu bir sûredir ki, onu
indirdik ve onda helal ile haramı beyan ettik…” (Nur:1). “Zina eden kadın ve zina eden
erkeğin her birine yüz değnek vurun…” (Nur:2). “İffetli Müslüman kadınlara zina iftira
edenler, sonra dört şahit getiremeyenler (var ya) işte bunlara seksen değnek vurun.” (Nur:4).
Malların korunması için devlet şarttır: “Mallarınızı aranızda haksız (batıl) sebeplerle
yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarının bir kısmını haram yollardan
yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.”
(Bakara:188). Cihadın yapılması için İslâmî bir devletin olması şarttır: “Ey mü'minler, önce
kafirlerden size yakın bulunanlarla savaşın. Onlar sizde kuvvet ve şiddet bulsunlar (savaş
anında). Biliniz ki Allah, takva sahipleriyle (sakınanlarla) beraberdir.” (Tevbe:123). Allah (c.c.)
sözünün üstün olması için İslâmî bir devletin varlığı şarttır. İslâm’ı koruyan bir devlet
olmayınca Müslümanlar zelil (hor görülen-aşağılanan) duruma düşer. İnsanlar baskılardan
kurtularak şehvetlerini ve isteklerini öne çıkarırlar. “Eğer Allah onların keyiflerine tabi
olsaydı mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar fesada uğrardı…” (Mü’minûn:71).
İnsanların nefsî arzularının peşinden gitmelerinin engellenmesi için İslâmî bir devlete
ihtiyaç vardır.
Müslümanlar İslâmî bir devletleri olmadan huzura kavuşamazlar. Müslüman olmayan
bir kimseye inanç konusunda güven olmaz. Adaleti gerçekleştirmesine güvenilemez. Hak ve
maslahatlara riayet edeceğinden emin olunamaz. İslâmî olmayan bir devletin boyunduruğunda
olan Müslüman’ın İslâmiyet’i tehlikededir. Müslüman, Allah (c.c.)’a karşı olan durumlarda da,
İslâm dışı sistemlere itaat etmekle karşı karşıya kalıyor. Bu durumda ise, İslâm inancı ile
davranışlar arasında büyük çelişkilerin doğmasına sebep olur. Üstelik Müslüman bu durumda
zelil oluyor. Müslüman için ise zelillik caiz değildir. Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
“Halbuki üstünlük Allah’ın, Resûlünün ve mü'minlerindir…” (Münafikun:8). “Gevşemeyin,
üzülmeyin, eğer gerçekten inanıyorsanız üstün olan sizlersiniz.” (Âl-i İmran:139). Müslüman’a
hükmeden devlet İslâmî bir devlet olmayınca bunda Müslüman için zillet vardır.
Halbuki günümüzün devletleri vatandaşlarının küçük büyük her işine burnunu
sokmaktadırlar. Diledikleri inancı onlara emretmekte Firavun gibi ve çocuklarını devletin,
sistemin istemiş olduğu inanç üzere eğitmektedirler. Onları kendi diledikleri şekilde
davranmaya zorluyorlar. Bu ise İslâm’ı yok olmakla karşı karşıya getiriyor. İslâm birinci
nesilde yok olmazsa, ikinci nesilde yok olacaktır. Çin’de, Rusya’da ve diğer mürted
devletlerde yaşayan Müslümanların durumlarını inceleyen kişi bunu açıkça görecektir.
İnsanlığın hak, doğru yolda ilerlemesi için İslâmî bir devlete ihtiyacı vardır. İnsanlığın
ilerlemesinin iki görüntüsü vardır:
1- Varlığı daha çok insan yararına kullanmak.
2- Ahlâk, davranış, istikrar, huzur ve adalet alanında ilerlemek, hakkı tanıyarak onu
hakim kılmak, görevleri bilerek, onları yerine getirmek. Görünen o ki, insanlık birinci alanda
2
ilerliyor ama ikincisinde geriliyor. İlk zamandaki karmaşıklık, cehalete ve anarşiye
dönüşüyor. İnsanlık sağlıklı bir yolda ilerlemek isterse bu İslâmsız olmaz. Her zaman ve her
alanda sağlıklı ilerleme ancak İslâm’la olur. Birinci alanda ilerleme olur da ikincisinde
olmazsa, Müslümanlar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelir. İster bu duruma onlar sebep
olmuş olsunlar, ister başkaları, fark etmez. Nitekim günümüzde durum budur. Bugünkü
cahiliyetin insanlığı çıkmazlara sürükleyerek, ona sunduğunu güzel gösterme sinsiliğini
durdurmak ve insanlığı her alanda yükseltmek için tek çözüm yolu İslâmî bir devletin
kurulmasıdır. Yüce İslâm dininin tebliği için İslâmî bir hükümetin varlığı zaruridir. İnanç
açısından zorlamaksızın insanlığın Allah (c.c.)’ın düzenine boyun eğmesi, insan gibi,
hayvanların da İslâm’ın rahmetinden istifade etmeleri ve insanın diğer bir insanın zulmünden
kurtulması için İslâmî bir devletin olması şarttır. Çünkü tüm adalet ancak Allah (c.c.)’ın
düzeninde gerçekleşebilir. Allah (c.c.)’ın düzeninin hakim olmadığı bir yerde ya bir fert veya
bir sınıfın baskısı vardır. Hangi idare olursa olsun, İslâm’ın idare sistemine uymuyorsa,
gerçekte o idare insanın başkasına köleleşmesidir. Demokrasi, sosyalizm… gibi…
Netice olarak: İslâm devletinin olmadığı yerde İslâmî halkalar teker teker çözülür.
Hadis-i şerifte şöyle buyurulur: “İslâmî halkalar çözülecektir. İlk çözülen halka idaredir.
Sonuncusu da namazdır.” İslâm’ın diğer halkaları, ancak idare halkası çözüldükten sonra
çözülürler. İlk halka sağlam kaldığı müddetçe diğerleri de devamlıdır.
Bu halkaların hepsi Müslüman’ın görevleri olduklarından ve hepsi de ancak İslâmî bir
devletçe korunacaklarından İslâmî bir devletin kurulması farzdır. Çünkü, ancak kendisiyle
vacip yerine getirilebilen şeyde vaciptir. Onun için çalışmak ise, her Müslüman için farz-ı
ayn’dir. Çünkü her farz-ı kifaye yerine getirilmedikçe farz-ı ayn durumundadır.
İslâm devletinin üzerinde kurulacağı temel, Allah (c.c.)’ın şeriatına bağlılıktır. Bu devlet
Müslümanların iradesiyle işbaşına geçecek, Allah (c.c.)’ın hükmünü uygulayacak ve O’nun
emirlerine uymayan davranışlara engel olacaktır.
Salih bir idarenin olması, Salih kimselerin varlığına muhtaçtır. Salih kimseler işbaşında
olmadıkça İslâm’da yoktur.
Ayrıca idarenin her kuruluşunun bir sistemi vardır. Bunların hepsi İslâm olmadıkça,
İslâm devleti de yoktur. Ve sistemler pratiğe aktarılmadıkça yine İslâm yoktur.
Kısacası: Devletin kuruluş ve organlarının hepsi İslâm’ın boyasıyla boyanmadıkça o
devlet İslâm devleti değildir.
Ümmetin bütün düşünceleri, kültürü, medeniyeti, İslâm düşüncesine, kültürüne
uymadıkça, İslâm devleti vardır denemez. Müslümanların iradelerine dayanmayan hükümet,
zalim bir hükümettir. Hakkı hak sahiplerinden zorla almıştır.
İslâm devleti kendisine has kurum ve kuruluşlarıyla tek bir çeşittir. Ümmet, vatan,
savaş sistemleri kendine hastır.
Ayrıca İslâm’ın kendisine has ekonomik, askeri, kanun koyma ve siyasi sistemleri
vardır. Bütün bunlardan ortaya şu netice çıkıyor: Genel meselelerde İslâm’ın nazariyesi (teorisi)
biriciktir ve insanların fert olarak, toplum olarak yararları bu nazariyeye uymalarındandır.
İnsanlık mutluluğa ermek için, aklına gelen her yolu denedi. Hâlâ da denemekte
devam ediyor. Ama bütün bu denemelerin sonunda, acı, keder, huzursuzluk, anarşi, sapıklık,
zulüm, kan dökme, insan şerefini ayaklar altında çiğneme ve yüksek değerleri yıkma gibi
durumlar ortaya çıktı. Ve insanlığın önünde tek bir sağlıklı yol vardır. Allah (c.c.)’ın yolu. Artık
insanlık O’nu denemek mecburiyetindedir. Eğer kurtulmak istiyorsa…
İnsanlığın başına Salih, adaletli, âlim ve temiz insanlar geçerek her yönüyle, gelişkin,
olgun, devamlılığı olan ve adaletli İslâm düzenini uygulamadıkları müddetçe bu acılar
dinmeyecek, gözlerden yaşlar kesilmeyecektir.
Şunu kesinlikle unutmayalım ki, devletin dine, dinin de devlete ihtiyacı vardır. Dinsiz
devlet olmaz, devletsiz din yaşayamaz.
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.