yada benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız buyurmuşlar .....
fakat efendimiz orta yolu tavsiye etmiş neden bak sana baştan beri diyorum
zaman zaman mutluluk insana galebe çalar zaman zaman gülmek insanın fıtratında vardır
islamiyet sana hep mutsuz ol diye bişey dememiş.. fakat hep aklının bir köşesinde ölüm ve ahiret olsun demiş. ölüm bütün mutlulukları götürür... ama yine başka bir ayetlerde Allahtan ümidimiz kesmememiz gerektiği söylenmiş
hz ömerin meşhur sözü bir kişi cennete girse herkes cehenneme ümit ederim ki o cennetlik ben olayım
herkes cennete bir kişi cehenneme olsa korkarım ki o cehennemlik ben olayım ..
şimdi efendimizin mutsuzluk hususunda bir söylediğine yapışıp öyleyse ben hep mutsuz olayım dersen hz aişeden efendimizi dinleyen 3 sahabe gibi ben hiç hanımımla olmayacağım ben hep oruç tutaacağım ben hergece uyumayıp namaz kılacağım hatasına düşersin hz peygamber davud orucunu geçmeyin demiş geçemezsin hz peygamber zaman zaman şakalaşıp gülümsediği zamanlar da olmuş bunun içinde sen bu dengeyi yakalayacaksın mesele bu
dengede yaşayacaksın dengenin sınırlarını zamanla takvanla ibadetinle zorlarsın ama asla sınırları geçemezsin
çünkü Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez hep gülme ama hep mutsuz da olma dengeyi tuttur
az gülüp çok ağlaması meselesi onun yüksek kapasitesi gibi düşün ki geniş bir kazan bizim kapasitemiz onun yanında bir bardak gibidir
bardak dolup taşar dolup taşar kaldıramaz o yükü fakat efendimiz sav o yükü kaldırabilecek kapasitedeydi ki o yüzden peygamberdi çünkü hakikati bizden daha iyi biliyor ..sen şimdi burdaan yorumu o ağlamış biz de gülmeyelim dersen kendini heba edersin ....
sen ahiretine kendi ölçünde ağlayacaksın sevincini kendi ölçünde yaşayacaksın zamanla takvanla kendini geliştirip bu hususta ilerlersin ama bu işi kapasiten kadar yapıcan mesele bu bardağın zamanla büyük bardak olur tava olur tencere olur ama asla kazan olamazsın
yani sonuç artık mutluysan mutlu davran