Hastalıklı bir ruh hali üzerinde gelişen, "Toplumsal Egoizm" ve "Megalomani" sonucu ortaya çıkan milli tanrı anlayışı en köklü şirk sebepleri arasında sayılabilir. Irk ve kabile üstünlüğü temelleri üzerine kurulan inançlar, kendi kabilesine, ırkına, milletine has tanrı edinme ihtiyacını ortaya çıkarır. Bu milli tanrılar, bir kaya parçasından, Özel bir cin'e, toplum için kurucu, kurtarıcı, toplumu yoktan var edici olduğuna inanılan milli kahramanlara kadar uzanan bir çeşitlilik arz ederler.
Toplumsal egoizmin ve üstün gelme arzularının tatmin edici vasıtası olan milli tanrılar daha çok çöküş dönemi toplumlarının hastalıklı zeminlerinde ortaya çıkar. Büyük felaketler yaşamış ve ezilmiş olan toplumların bu tanrılara sığınarak ezilmişliklerinin verdiği sıkıntıdan ve aşağılık duygularından kurtulmaya çalıştıkları görülür.
Bir millet, tapınma ölçüsünde; 'kurucu', 'kurtarıcı', 'yoktan var edici', 'milli kahramanlara ne kadar ihtiyaç duymakta ise o derece sağlıksız bir ruh hali mevcut demektir. Bu milli tanrıların etkinliği ve yaygınlığı toplumun ruh sağlığının bozulma seviyesini gösteren önemli kriterlerden biridir.
Özellikle ezilmiş toplumlarda övünme ve güven kaynağı kabul edilen milli tanrıların başka milletlere karşı toplumu koruduğu inancı hakimdir. Günümüzde daha çok milli kahramanlarla karşılanan milli tanrı tiplerinin tarihin derinliklerine kadar uzandığı görülüyor:
"Her bir kabilenin veya birkaç kabile topluluğunun özel bir cini, kayası, ağacı veya buna benzer bir putu bulunup, yakınında belli bir topluluk ikamet eder ve dini ödevlerini yerine getirirlerdi. Esasen yalnız Araplar değil, bütün sami uluslar, bu düşüncelerle ulu ağaçların, mağaraların, pınar başlarının ve büyük kaya parçalarının., ruhlarla, cinlerle meskun olduğuna inanırlardı. Esasını kurban kesmenin teşkil ettiği bir ayin yoluyla putlar, kendilerine tapanların kabilesiyle bir kan akrabalığına dahil olurlar ve böylece de bu kabilenin koruyucusu, çoğu zaman da ceddi olurlar."
Roma'nın en eski şehir tanrıları; Jüpiter, Mars ve Quirinus bir anlamda milli tanrılar idi.
Kökleri bu kadar derinliklerde olan milli tanrı anlayışı, aynı ilkel duygularla ama farklı şekillerde zamanımızda da devam ediyor. Pek çok millet ya da topluluk tapma derecesinde saygı duyduğu emir ve fikirlerini, peygamber hatta tanrı buyruğundan daha önde gördüğü milli kahramanlara, dolayısı ile bu anlamda birçok tanrılara sahiptirler.
Alıntı:"Sezar'dan Büyük İskender'e, Anibal'den Dara'ya, Cromvel'den Deli Petro'ya, Napolyon'dan Washington'a, Hitler'den Mao ze Tung'a, Lenin'den Atatürk'e kadar zamanında olağanüstü değer verilmiş (tam güçlü=Omnipotent) olarak inanılmış olan ve bugün dahi eserleri yaşayan faniler çoktur." Bunlar sağlıklarında ve hatta ölümlerinden sonra, uzun yada kısa bir süre, kendi halkları için milli tanrı mevkiinde görülürler.
