Alıntı:Caner Taslaman, ilk, orta ve lise eğitimini doğduğu şehir olan İstanbul'da bitirdi. Kimya mühendisi bir annenin ve doktor bir babanın oğlu olarak küçük yaşlardan itibaren doğa bilimleri ile ilgilendi. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde üniversite eğitimini tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında antropoloji, din sosyolojisi, bilgi sosyolojisi gibi alanlarla ilgilendi. Marmara Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri bölümünde, Big Bang Teorisi'nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle yüksek lisans, Evrim Teorisi'nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle doktora derecesini kazandı. Daha sonra ise Kuantum Teorisi'nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yazdığı kitapla doçent oldu, yine bilim-felsefe-din üçgenindeki çalışmalarıyla profesörlük derecesini de aldı. Ayrıca "Küreselleşme Sürecinde Türkiye'deki İslam" çalışmasıyla ikinci doktorasını İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakultesi'nde tamamladı. İlk olarak Tokyo Üniversitesi'nde daha sonra Oxford Üniversitesi'nde post doktora çalışmaları yaptı. Harvard Üniversitesi'nde ve Cambridge Üniversitesi'nde misafir akademisyen olarak bulundu. Son dönemdeki çalışmalarında ve yurtdışında bulunduğu üniversitelerde en çok odaklandığı konu modern bilim-felsefe-din ilişkisi olmuştur. Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde profesör öğretim üyesidir.(kendi sitesinden)
Yukarıdaki verilerden görüleceği üzere Caner Taslaman bir "alim" değildir. Alim olmanın şartlarını taşımamaktadır. Bu haliyle "yarım alim dinden eder" lafzındaki yarım alimi tanımlamaktadır.
Günümüzde insanlar uzmanı olmadıkları konularda konuşmakta, çalışmaktalar. Buna hiç kimse engel olamaz ve elbette ki herkes kendisini her alanda geliştirmekte özgürdür. Buna, dini konular da dahildir. Buna mukabil din alanındaki bir konunun bütünü hakkında yorum yapabilmek için o alanın farklı yönlerine haiz kişilerle ortak çalışma yapmak icap eder.
Eskiden medrese eğitimlerinde insanlar tefsir, fıkıf, hadis ve diğer bilimleri öğrenirken, aynı zamanda fen, fizik, kimya, tıp, sosyoloji, psikoloji, astronomi gibi ilimleri de öğrenirlerdi. Dolayısıyla medreseden mezun olan kişilerden başarılı olan kimseler, tüm bu saydığım konulara son derece vakıf kişiler olurdu ki bunların en başarılı olanlarına alim diyoruz. Yani özetlemek gerekirse geniş anlamda alim dediğimizde din sosyolojisinden hadis ilmine, kimyadan sosyolojiye, edebiyattan mantığa, tıptan zoolojiye kadar her alanda geniş bilgisi olan kişiyi anlamamız gerekir.
Tabi bu kadar geniş alimler az sayıda da olsa var. Fakat daha çok sayıda olan ve özellikle "din alimi" saydıklarımı da en azından "tefsir, hadis, dinler tarihi, din sosyolojisi..." gibi, dini içerikli tüm derslere vakıf kişiler olmalıdır. Müçtehid, büyük imam, tarikat imamı dediğimiz kişiler aşağı yukarı bu şartlara haizdir. Bunlardan bugün de, bu şartların bir kısmını sağlayan bazı kimseler var.
Caner Taslaman örneğine bakarsak, din alimi olmanın d'sinin şartını bile sağlamadığını görürüz. Dolayısıyla burada artık onun ne söylediğinden ziyade, söylediğinin doğru olup olmaması irdelenmelidir.
Dolayısıyla Taslaman'ın her yazısına şüpheli gözüyle bakılması icap eder. Öyle bilip bilmeden bilmişlik taslaman.
