Abdurrahman b. Ebî Leyla şöyle demiştir: “Şu mescitte Ensar’dan 120 kişiyle mülaki oldum. Onlardan her biri, bir hadis rivayet etmek veya fetva vermek durumunda kaldığında, başka bir kardeşinin kendi yerlerinde olmasını arzu ederlerdi.” (Makâlât, 172)
Yine Tabiûn’dan Said b. el-Müseyyeb, hemen hiç fetva vermez, kendisine fetva sorulduğu zaman da soran kişiyi kastederek, “Allahım! Beni (bu durumdan) ve onu benden kurtar.” derdi. (Beyhakî, el-Medhal, no: 824)
Tabiûn’dan Ebu’l – Minhâl , ticaretle ilgili bir mesele sormak üzere Sahabe’den Berâ b. Âzib r.a.’a gelmişti. Berâ r.a. ona, “ Zeyd b. Erkam’a sor; o benden daha iyi bilir.” cevabını verdi. Bunun üzerine Ebu’l – Minhâl, Zeyd b. Erkam’a gitti. Ancak ondan da “ Berâ b. Âzib’e git. O benden daha bilgilidir.” karşılığını aldı…” (Müslim, Nesâî, Ahmed b. Hanbel)