You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Üç Aylar’da bütün yollar yürek ülkesi’ne çıkar...

*Rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi üç aylara girdik Allah’a (cc) hamd olsun.Dün Regâib Gecesi'ydi; önceki gün, baharın ilk günü...
Bahar mevsimiyle başlıyor üç aylar: Çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü, Rahmân’ın Rahmet kanatlarını yeryüzüne bütün cömertliğiyle gerdiği bir toparlanış ve diriliş mevsimi bu.üç aylar, aslında manevî bir bahar mevsimidir Bizi dünyanın kirlerinden arındıran, Rahmet-i Rahmân’a yaklaştıran, diriltici, saflaştırıcı, safları sık tutmamızı sağlayıcı, kalbimizi yumuşatıcı, yüreğimizi açıcı ulvî iklime ulaştıran bir biliş, oluş ve varoluş mevsimi...*kadri kıymeti bilmeli, Rabbimize hakkıyla şükretmeli.Üç aylar: Çok katmanlı, nefis bir mânâ iklimi; diriltici, leziz bir “bahar” mevsimi...Hakk’ı tesbih eden, teslimiyetin zirvesi dağın-taşın...tohuma kucak açan toprağın...
ruh aşılayıcı bir nefesle ince ince, sessizce esen rüzgârın...gürül gürül akan her yeri sulayan, arındıran ve toprağı tohuma gebe bırakan ırmağın...taptaze meyveler veren, yemişler armağan eden ağaçların...hep birlikte, kendi dillerince, kendilerince eşlik ettikleri yeniden-doğuş, yeniden-doğruluş merasimi...toparlanış, arınış ve direniş, muazzez bir diriliş bestesi.
herkese ruh üfleyici, herkesi kendine getirici, yol gösterici derin bir mânâ atmosferi...SONSUZLUK DERYASI...

*Mânâ” kelimesi ile “manevî” kelimesi, aynı köktendir.Ruh ikizidir.aynı kökten gelir, aynı kök’e yönelir, bizi aynı köke Göğe yöneltir Müslümanın fikrinde de, zikrinde de, şükründe de aynı Gök aynı Ulvî Kaynak, meyve verir: Hayatın mânâ’sı zâhir’e bakar, bâtın’a akar çok katmanlı bir dünya sunar...
insanı sonsuzluk deryasına taşır...hayatı, kavrayan ve kucaklayan tevhîdî üç aylarda hayata geçirilir...
Mânâ ile madde, enfüs’le âfâk, bâtın’la zâhir, birleştirilir. Üç aylar HİCRET RUHU VE “BAHAR” ŞARKILARI hicret” aylarıdır.Hicret, “göç”tür Çürütücü eskiyi terketmek; ümmîleştirici, kirlerden arındırıcı kemâl derecelerine erişmektir ruh ışıması ruh kıvılcımı demektir hicret, kemâl merdivenlerini tırmanma yolculuklarıdır *Hicret, bir “bahar” mevsimi şarkısıdır: hicretler, bahar mevsimidir, direniş ve diriliş şarkıları besteler.yeniden-doğuş, ve yenilenmektir Tarihi yapan, insana kanatlandırıcı bir yolculuk yaptıran melekût âleminden süt emerek, melekelerle doğrularak mülk âleminden yurda, umuda melekût âlemine doğru yolculuğa çıkılmasını sağlayan hicret ruhudur.üç aylar, melekût âleminden leziz, meyvelerin tadıldığı, ve herkese tattırıldığı, hicret ruhuyla yaşanan kutlu bir yolculuktur.YÜREK-ÜLKESİ’NE ÇIKAN YOLLAR...dır Recep ayı, rahmet ayıdır: Tohum düşer toprağa Recep ayında...İnsan, Hakka rağbet eder, yalnızca O’na yönelir,Ve Direniş başlar Kişi, dünyaya direnir. Hakikat tohumu ekilir...

*Şaban ayında Rahmet yağar, gökten melekler ağar yeryüzüne saf saf...Ağaç, meyveye durur...
Ramazan’da müminlerin kalbi yıkanır melekler; kirleri temizler.Diriliş, gerçekleşir Ağaç, leziz meyveler verir...yürek-ülkesi’ne varılır: Hakikat tadılır ve tattırılır.Üç aylar bir Bahar iklimidir doğuş, ve kök’ten doğruluştur Üç aylarda bütün yollar, yürek-ülkesi’ne çıkar...Üç ayların yeniden toparlanışımıza kardeşlik birlik ve dirliğimizin pekişmesine, sarsılmazca köksalmasına Cenab-ı Hak’tan niyaz eder, üç aylar mevsiminin bizi ekmek kadar su kadar ihtiyaç hissettiğimiz huzur sükûn, sürûr ve kurtuluş iklimine eriştirmesini dilerim. Vesselâm.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
İşte bir maarif inkılabı taslağı...

*Okumak’tan maksat, bilmek değil, olmak’tır. Bilmek, İlim yolculuğunun, olmak’sa Hikmet yolculuğunun meyvesidir.Kuru bilgi, zihni dondurur, kalbi durdurur, ruhu soldurur...Bize zihni açacak ilim, kalbi arındıracak irfan, ruhu kanatlandıracak hikmet pınarları gerek...Gazâlî, ilimle uğraşan kişiyi “avam”, irfan’la hemhâl olan kişiyi, havass; hikmet mertebesindeki kişiyi “havassü’l-havass” olarak tarif ediyordu.zihnimizi ve önümüzü ufkumuzu açacak, insanlığın insanca bir hayat sürdürmesini mümkün kılacak yegâne yol vr
geleneğimizde, tefekkür tarihimizde, kişi, irfan mertebesine vasıl olmak için önce ilim talim eder.
*İrfan ilmin amele dönüştürülmesi, hayata aktarılması, ve karşılık bulması için gayret sarfedilmesidir.Kişi, ilmini, irfan’la amele dönüştürdüğünde, bilgi, kuru bilgi olmaktan kurtulur, kurucu, koruyucu ve kurtarıcı bilgiye dönüşür bilgi’nin kuru bilgiden kurtarılıp, kurucu, koruyucu ve kurtarıcı bir bilgiye dönüşmesi, gerekir.Hikmet mertebesi, Rahmet Peygamberi Efendimiz’in kişi, ilmiyle amel ederse, Allah ona bilmediklerini öğretir lûtfeder” buyurdu
Gazâlî, İbn Arabî, İmam Rabbânî Yunus, Mevlânâ, Sinan, gibi hikmet adamları yetiştirseydik İslâm dünyalara medeniyetlere, bilgiye açılmamızı sağlayacak köklü, güçlü bir sistemi”n tohumlarını ekecek geleceğimizi kurtarıp insanlığa umut olacaktık

*Biz, hakikate teslim olmuş insanlar, vâkî olanda hayır vardır, diye inanırız.şikâyet yerine, gelecek inşa etmeli zorlu ve umutlu yolculuğun yapıtaşlarını hayata geçirmeliyiz karınca kaderince...Batı’da bilim tavan yaptı: Genetik yapay zekâ ve robotların, hayatımıza çeki düzen vereceği ruhsuz bir dünyaya sürükleniyor insanlık...
Bilgi’yi, dünyayı, doğayı, ve, hakikati bilmek doğaya ve insana saldırı olarak gören Batı ile araç amacın önüne geçti hayat anlamını yitirdi, orman kanunları teknolojik silahların tehdidiyle dünya cehenneme çevirildi çıkmaz sokağa girdik Bilim, düşünemez,
Bilim araçtır Araç amacın önüne geçerse insan düşer, düştüğü yerden de kalkamaz
BİZ BESMELE’Yİ ÇEKELİM, RAHMET TECELLÎ EDECEKTİR...*irfandan, hikmet’ten nasibini almayan kuru bilgi, kör bilinç insanı linç etti dünyayı çölleştirdi cehennemin ortasında, inşa edeceğimiz insanlığa hediye edeceğimiz ilim, irfan ve hikmetle geliştireceğimiz hakikate medeniyete insanlığa ekmek kadar su kadar ihtiyaç var bir geç olmadan kuşatıcı ve kucaklayıcı, hayata anlam katıcı, insanlığın zihnini açıcı muazzez modelimizi adım adım hayata geçirmek boynumuzun borcudur.İnsanı insanın kurdu yapan kapitalist saldırı Darwinyen orman kanunlarının insanlığı sürüklediği cehennemden çıkaracak, insanı insanın kurdu değil, insanı insanın yurdu, umudu ve ufku yapacak hakikat medeniyetinin tohumlarını hayata geçirmek için kollarımızı sıvamak zorundayız...
niyetlenelim, besmeleyi çekelim, rahmet tecellî edecek, tohum toprağa düşecek ve meyve verecektir Allah’ın lütfu ve keremiyle.
Eğer 100 yılın tohumlarını ekemezsek, yok olmaktan kurtulamayız.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Gençlerini ihmal edenler,
geleceklerini imha ederler!

*Gençliği kaybediyoruz, Genç kuşak, gözümüzün içine baka baka yok oluyor, zihnen intihar ediyor...
genç kuşakların zihnen, ruhen, bedenen ve kültürel olarak karşı karşıya kaldığı tehlikeler, terör tehlikesinden büyük ve ürpertici Bu yakıcı gerçeği görebiliyor muyuz acaba Toplum ve devlet olarak geleceğimizi tehdit eden tehlikenin farkında değiliz
Gençliğin zihnini, inancını, ruhunu, yerle bir eden saldırılar, ülkenin birinci derecede millî güvenlik sorunu biz durumun vehametini göremiyoruz ne yazık ki Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler *GENÇLİĞİ SUÇLAYARAK BİR YERE VARAMAYIZ... SUÇLU BİZİZ, GENÇLER DEĞİL!
Manzara ürkütücü genç kuşak ülkeye, değerlerine, medeniyetine inancını yitiriyor Gençlerin dünyalarına, ilgilerine, ihtiyaç ve sorunlarına nüfûz ederek genç kuşağı anlayabiliriz gençlik, ülkeye medeniyetine yabancılaşıyorsa, nedeni biziz, gençliğin sorularına cevap veremeyen, kayıtsız kalan, gençliği terkeden biz yetişkinler!
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Gençlik, nasıl bir saldırıyla karşı karşıya sığ, yüzeysel, ayartıcı popüler kültür: küreselleşme Amerikan kültür saldırısı hakikat fikrini yok ediyor “her şey mübah” sözü, şeytanı, iyi ve kötü’yü eşitliyor sahte deist, pagan bir kültür bu.

*pagan kültür, şimşek hızıyla yayılıyor dünyada.
modernlikle hesaplaşmadan, postmodern saldırıyla karşı karşıyayız SÖMÜRGECİ EĞİTİM, YABANCILAŞTIRICI KÜLTÜR VE YOZLAŞTIRICI MEDYA’NIN SALDIRISI ile karşı karşıyayız
sömürgeci, ezberci ve sığ eğitim sistemi yozlaştırıcı medya tarih bilincini silip süpürdü yabancılaştırıcı kültürü, sanat ve düşünce hayatımızı. yozlaştırdı işgaller yalnızca fiilen değil. zihnende gerçekleşiyor.Fiîlî işgal, görülebilir ve püskürtülebilir. zihnî kültürel / medyatik işgal zihnî işgalin boyutlarını tespit edebilmek zordur; zihnî işgalle mücadele edebilmek zordur.*zihnî işgalin boyutlarını görelim: ülkenin, eğitimi , kültürü, medya düşünce ve sanat hayatı işgal altında! çocuklarımızı el ele vererek katlediyorlar.
Gençliğin inancı İslâm’ı anlayamayacak kadar sığ, yüzeysel, Batı ise iflah olmaz bir aşağılık gençlik arasında deizm, ateizm ve nihilizm çığ gibi yayılıyor...Sömürgeci eğitim sistemi; yoz, sığ, celladına âşık kültür ve sanatta sömürgeleştirici faaliyetler, zihnen, ruhen ve kültürel olarak katlediliyor çocuklarımızı, gözlerimizin önünde...
Medeniyet bilinci ve tarih bilinci veremeyen, medeniyet bilincini, tarih bilincini, özgüveni yok eden, ezberci, sığ, sömürgeci eğitim ve değerlerimizi delik deşik paramparça eden yoz, medya rejimi; celladına âşık eden, özgüveni yok eden, ülkesine, tarihine, kültürüne, yabancılaşan genç kuşaklarımızı intiharın eşiğine fırlatıyor...

*Batılı sömürgeciler tarafından sömürgeleştirilemeyen, dışardan ele geçirilemeyen ülkemiz, celladına âşık tasmalı çekirgelerin eğitim, ve medyaya babalarının çiftliği gibi hükmetmelerinden, ötürü, zihnen sömürgeleştiriliyor.emperyalistlerin dışardan saldırılarla yapamadıklarını, içimizdeki celladına âşık “yerli” sömürgeciler yapıyor.Devlet, eğitim, düşünce, kültür, sanat ve medya hayatını yeniden yapılandırmalı.Yunus, Gazâlî, İbn Arabî, Sinan yetiştirecek bir medeniyet toplumu kucaklayabilecek bir eğitim, kültür, sanat ve medya rejiminin temellerini atmalı, vakit geç olmadan...
Cemaatler, hocalar özgüveni yüksek çaplı, öncü insan yetiştirmeye odaklanmalı ve kullandıkları dile dikkat etmeli, gençlerin sorularına cevap verecek çapta ve kalibrede bir dil geliştirmeli.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Türk askeri İslâmlaşıyor!” diye şikâyet eden celladına âşık tasmalı çekirgeler var bu ülkede!

*Bütün Türkiye biliyor Afrin’e savaşmaya giden askerle muhabir arasında geçen o anlamlı diyaloğu...Muhabir, Mehmetçiğe soruyor:
Nereye Mehmetçik: “Kızıl Elma”.
Muhabir: Ailene mesaj gönder...
Mehmetçik: “Beklemesinler!”
Muhabir: Türkiye’ye mesaj ver...
Mehmetçik: “Vatan bölünmez!”
bu asker, tam bir “Mehmetçik”: farkında olan, ölüme düğüne gider gibi koşarcasına giden İslâm askeri, İslâm’ın, yürek ülkesinin askeri. Anadolu çocuğu, masum ama asil çocuğu Anadolu’nun...
İKİ CEPHEDE MÜCADELE EDİYORUZ...*Kendinden geçen, bu dünyada ülkesini, ülküsünü, Kızıl Elma’sını, tanıyan, adalet, barış ve kardeşlik ve hakikat için hayatını feda etmekten çekinmeyen gönlübol, fedakâr, cefakâr ve vefakâr askerlerimizle övüneceğimize, gurur duyacağımıza, aşağılamaya, “Türk ordusu İslâmlaşıyor” diyerek Türkiye’yi emperyalist Batılılara şikâyet etmeye kalkışan celladına âşık tasmalı çekirgeler var bu ülkede İki Türkiye’yi parçalamaya ant içmiş, terör ve emperyalist kukla teröristlerle savaş veriyoruz.ülke içinde, ülkesiyle kavgalı, ülkenin ruhunu kurutmaya ant içmiş, zihnen Batılı şizofren, zihinleri prangalı, celladına âşık sömürge aydını tasmalı çekirgelerle savaş veriyoruz

*Ordusunun namaz kılmasından, tekbir getirmesinden rahatsız olanlar Türk askeri İslâmlaşıyor” diyerek karalara bürünenler ülkeyi emperyalistlere şikâyet edecek kadar ülkenin insanına, düşmandır ruhunu yitirmiş, metamorfoz edilmiş ülkeye, insanına, kültürüne yabancılaşmıştır ülke dışardan sömürgeleştirilemedi ama içerden zihnen sömürgeleştirildi. Türk askerinin, savaşda “tekbir getirerek toplu namaz kılıyor” diyerek İslâmlaşmasından şikayet eden ülkenin çocuğu olabilir mi? ülkeye hayrı dokunabilir mi?
Bu toplumun askeri, İslâm’ın sancaktarıdır değerlidir, önemlidir, kıymetlidir.
*Bu toplumun askeri, bin yıldır, İslâm düşmanlarına karşı hakikatin, adaletin ve kardeşliğin yurdu, umudu ve ufkudur İslâm’ın bayraktarıdır müslümanlar, dua ediyor bu askere
Burkina Faso’dan Bosna’ya, Üsküp’ten Filistin’e, Arakan’a ve Moro’ya kadar dünyanın en ücra köşelerinde askerimize dualar ediliyor
askerden rahatsız olanlar ancak köle ruhlu, zihinleri prangalı türedi tiplerdir
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak türkiyegazetesi.com.tr rahim er yazıları
“KADINIM”

*aziz şehidlerimizle kahraman gazilerimizin anaları, eşleri, kızları, bacıları, olmak üzere bütün hazreti Havva nesillerinin “Dünya Kadınlar Günü”nü tebrik ediyoruz.Dünya Kadınlar Günü, 8 Mart’ta anılmakta. Ama ben her gün kutluyorum anacığım şöyle derdi Dost, beni bilsin isterse bir deste maydanozla bilsin…”Mühim olan hatırlanmaktır. hediye hatırlanma tarafıyla kıymetlidir.her hediye kıymetlidir En değerli hediye ise duadır.
Anaya, eşe, evlada, bacıya, kardeşe, yengeye, herkese verilecek en büyük, eskimeyen, kırılmayan, bozulmayan, zayi olmayan hediye duadır.
Dua, hem dua edene hem de dua edilene yazılır. Dua’nın cuma günü olması makbul, sevabı boldur.
*Hazreti Havva’dan son kadına kadar bütün kadınlardan Allah razı olsun. “Allah, razı olsun” duadır. dua, herkese söylenebilir İmamı Rabbani hazretleri Buyuruyorlar ki: “Allah razı olsun, demek; Allah, senden bu hâlinle razı olsun demek değildir. Allah, seni razı olacağı hâle getirsin” demektir.
Kadın, ailenin inşaat ustasıdır. kızlarımızın dinimiz ve örfümüzle ecdad yolunda yetişmeleri, sağlıklı ailenin teminatıdır. aile hücredir devlet ve milleti ayakta tutar devama ve bekaya sebeptir. boşanma afetdir. yangın, sel, zelzele ve yıkımdır Boşanmalar, cemiyetimizi afet ve terör gibi tehdit etmektedir.

*Kadına gösterilebilecek hürmeti göz bebeğimiz cennet kokusu Peygamberimiz aleyhi’s salatü ve’s selam buyurmuşlardır. Kıyamet kopuncaya kadar Cennet, anaların ayağının altındadır” bu mümtaz sözü aşacak bir cümle yoktur. Öksüz ve yetim en üstün Peygamber, müjdeyi haber vermekteler:
-Cennete kavuşmak, anaların rızasını kazanmaya bağlıdır; o rızayı kazananlar cennete girerler.
Kadın; anadır ana gönüllülerdir.Havva validemiz, Sare Asiye Meryem ve Âmine Hatun, Hasan ve Hüseyin efendilerimizin anneleri hanım evliyadan Rabia’tül Adeviyye ilk hatırladıklarımızdır... kızlarımız, için ibrettirler kimi seversen ona benzersin*kadın denince cihangirler doğuran Valide Sultanlar, Fatih’in ana dediği Uzun Hasan’ın annesi Sare Hatun, İstiklal Harbi’nin dişi arslanları Nene Hatunlar, Menderes’in asalet zevcesi Berin Hanım, 15 Temmuz’un korkusuz kadınları, Fırat Kalkanı ve Afrin’de ki şehid anaları “kâfiri sevindirmemek için” tek damla gözyaşı dökmeyip sarp dağlar gibi vakur duran kartal bakışlı yiğit analar. Allah, hepsinden razı olsun.Dua ile hatırlanması gereken Sultan Abdülhamid’in “Kadınım” diye hitap ettiği Müşfika Kadın Efendi. Ve Hanedan’ın çileli sürgün yıllarında yürek paralayıcı acı ve gaddar hikâyelerinin mağduresi kadınlar…Düzgün hayatın iki yolu şunlardırSaskinıratı müstakim üzre olmak.Çocukları helal sütle emzirmek.her kadın anadır ve ana gönüllüdür, merhamet şefkat sağanağıdır. irfan iklimimizde kadın pazarlama eşyası podyum, oyuncağı değil; yüksek varlıktır. Ak süt sahipleridir. kadın, bizde senede bir gün değil her zaman kıymetlidir.Kadın; anadır; çocuğun şahsiyet ve dirayet mimarıdır.
Eller, kadına ancak dua için kalkar.
Öbür türlüsü,Allah’ı da Peygamberi de incitir…
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak türkiyegazetesi.com.tr rahim er yazıları

*Kadına dair tartışmalar Avrupa’ya aittir. İslamiyet, kız çocuk sahibi olmayı utanç sayan bir cemiyette doğmuştu. Cehaletin üzerine nur saçmasıyla kadın, layık olduğu değeri buldu. Kur’ân-ı kerim, hadis-i şerifler, Veda Hutbesi, dinimizin kadına verdiği yer ve önemle doludur. İslam kadını eş, kardeş ve ana olarak aziz kıldığı zamanda, Avrupa kadının insan olup olmadığını tartışıyordu.İslam coğrafyasında tıp, zirveyi bulmuşken Batı'da cin çıksın diye hastaya eziyetler yapılıyordu
cihangirlik asırlarında cemiyetimizin kadın meselesi yoktur. 15 asır evvel hallolmuştu
*Allah’a kul aleyhisselama ümmet olan nesiller devam etmişdir. Aksine davrananlar, günah işlemişlerdir. Günahkâr, her devirde ve her mevzuda vardır. Kitap, Kur’ânı kerimdir. Sünnet, Peygamberimizin, buyurdukları, yaptıkları ve engel olmadıklarıdır.İslam Peygamberi insin ve cinnin
insanların cinlerin Peygamberi aleyhisselamın buyurduklarını Hadis-i Şeriftir. Şerifler, binbir elekten geçirilerek Buhari ve Müslim külliyatta toplanmıştır.Hadis-i şeriflerle tefsirlerinden beslenen kıyaslama yoluyla yapılana “Kıyas-ı fukaha” denir. Tefsir, kelam-ı ilahiden murad-ı ilahiyi anlama çalışmasıdır. Müctehidlerin kıyasına ictihad denir. Mezhepler, ictihadlarla kurulmuştur. “İctihad kapısı” mecazidir. İctihad yapabilme yetkinliğini, ehliyetini kasdeder.

*İctihad kapısı kapanmamış; ümmet, müctehid çıkartamamıştır.İcma-ı ümmet Müslümanların, kitapta, sünnette, ictihadda karşılığı olmayan bir mevzuda söz ve görüş birliği etmeleridir.
Örf, gelenek ve görenektir. Teamüldür. Şeriate aykırı olmayan örf ve âdetleri tatbik etmek mubahtır. Mecelle’nin örf ile tayin, nass ile tayin gibidir” kaidesini koymuş “Âdet muhakkemdir” der. Yani bir ihtilafta şer’i deliller yoksa bir âdet varsa hâkim, o âdeti bir kanun maddesi gibi tatbik eder. Bu yargı için kolaylıktır.kıyamet kopuncaya kadar Kur’ân ve sünnet hükümleri değiştirilemez ebedi doğrulardır. Kıyas-ı fukaha için mezheb imamlarımız da emsalsiz hakiki âlimler olması gerekir. Bugün onların ictihadlarına yetişecek biri yoktur. *Unvan sahibi olmak, insana ilmî kifayet kazandırmaz. Mecelle, içtihad ile içtihad nakz olunmaz" hükmünü koymuştur. Nakz, çürütme demektir. İcma mevzuunda toplum islama ve ilme uzak düşmüştür ki İslami hukukta değişiklik olmaz örfi, hukukta değişiklik olabilir. Mecelle Şöyle der: “Ezmanın tegayyürü ile ahkamın tegayyürü inkâr olunamaz.” Zamanın değişmesiyle örfi hükümler de değişir, demektir.dini istismar edenler Bozuk tarikat ve cemaatler Kendine din adamı diyerek bozuk fetvalar vermektedir bu hâle gelinmesinin ilmî, ve tarihî  sebepleri vardır. Tanzimat’tan itibaren Cumhuriyet döneminde garplılaşma, adına her şey İslamiyet ve Müslümanlar aleyhine işlemiştir.

*Padişahın hal fetvasını şeyhülislam vermiş, hilafetin kaldırılmasını şeyh teklif etmiş, millet yazısını, medresesini, hukukunu, ezanını, Kur’ân öğrenme hakkını, bin yıllık, 15 asırlık birikimini kaybetmiş, Batı'nın vesayetine teslim edilmiştir. İlk ilahiyat fakültesi ve imam hatip lisesi açılması Müslümanları kontrol etmek, ve dini reform içindi. başörtüsü dramı ilk defa 1967’de Ankara İlahiyat Fakültesinin kapısında yaşandı.İslamiyeti bozamadılar. Onun sahibi Allahü tealadır. Bu din, tüm hükümleriyle kıyamete kadar yaşayacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İslamın 14-15 asır önceki hükümleri uygulanamaz” sözleri, kızgınlıkla telaffuz edilen maksadını aşan cümlelerdir.
*Bu millet, ehl-i sünnet yolunda olmak, İmam-ı Azam Gazali, Abdülkadir-i Geylani, İmam-ı Rabbani gibi gökteki yıldızlar kadar çok ve gökteki yıldızlar gibi yüksek olan âlim ve evliyaya tabi olarak ilimde, san’atta, irfanda, fazilette, cesarette cihangir olmuştur.Milletimizin yeniden cihangir olması, Kızılelma ve, İlayı Kelimetullah bayrağını dalgalandırabilmesi için hak mezheplerden taviz vermemek, selefilik, mezhepsizlik tehlikelerine dikkat etmek, Efgani, Abduh, gibilerin peşinde gitmenin yıkım olacağını fark etmesiyle mümkündür.Devlete düşen, 15 asırlık birikimi bugünkü ve yarınki nesillere kazandırmaktır.
Biz, kuluz; insanlara karşı hatamız olduğunda özür diler, günahımız olduğunda tövbe ederiz.
İslamın hükümleri ebedidir, kalbleri onaracaktır.
kayıp, yıkımımız olur.Bu millete hiçbir hain, hiçbir dalkavuk ve hiçbir hata girmesin.yakalanmış günler, son fırsattır. iki asır bekleme zorunda kalmamalıyız.fırsat harcanırsa Kader, bize bir kere daha gülmeyebilir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak türkiyegazetesi.com.tr rahim er yazıları
KURTLAR CEMİYETİ

*Cemiyet-i Akvam Milletler Cemiyeti, I. Dünya Harbi’nden sonra 25 Ocak 1919’da toplanan Paris Barış Konferansı’nda 10 Ocak 1920’de kuruldu. Merkezi Cenevre’ydi. faal devletleri ABD ve Fransa’ydı. Fransızca, İngilizce , İspanyolca resmî diliydi. sulh için kurulmuştu. II. Dünya Harbi’nin çıkmasına mâni olamadı. Üye sayısı, o bugünkünün beşte biri kadardı Musul meselesinde aleyhte tavır sebebiyle üye olmadık. dünya için kayda değer bir hizmet yapmadı 1947’de dağıldı
24 Ekim 1945’te BM II. Dünya Harbi’nin galibi devletlerin güdümüyle kuruldu. *2.dünya savaşının galip devletleri, BMGK yı vesayet altına aldılar. ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin daimi üyedir. Üyenin vetosu ile kararın hükmü kalmaz. Resmî dil sArapça, Çince ve Rusçayla 6’ya yükselmiştir Merkezi, tarafsız bir ülkede değil New York’tadır. BM’nin iki organı önemlidir. Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi. Güvenlik Konseyi patronlar kulübüdür Cemiyeti Akvam, I. Dünya Harbi’nin galipleri tarafından kurulmuştur. maksat, sömürü ve silahlı işgaldir Sömürgeciler, Cemiyeti Akvamı bir kullanmış hedeflerine BM ile kavuşmuşlardır

*1.dünya savaşından önce Diplomatik savaş ve silahlı işgal yaşanacaktı. İsrail’in var olmasında, devamında ve büyümesinde BM destek oldu. BMGK’nin adaletsiz yapısı olmasaydı İsrail, işgaller yapamaz, 1967 Arap-İsrail Savaşında Filistin’i yutamazdı.BM’nin kurulmasından sonra 3 gelişme yaşandı 1948’de İsrail 1950’de NATO’, 1951’de AB kuruldu BM, konsey daimi üyelerinin NATO ise Amerika’nın yedek ordusudur Cemiyeti Akvam da süper güç yoktur. Osmanlı, Rus, Avusturya-Macaristan ve büyük devletlerinin yıkılmasıyla
Birleşik Krallık tek kalmış 1920’lerde güç, Londra’dan Washington’a kaymıştır. II. Dünya Harbi’nde iki süper güç vardır bunlar iki koçbaşı ABD ve SSCB’dir. Bu dönemin adı Soğuk Savaş’tır. Bu dönem, SSCB’nin 1989’da dağılmasıyla apansız bitti. *Dünya sscb nin yıkılmasıyla süper güç oldu ve dünya kargaşa dönemine girdi. ABD, süper güç olamadı 2003’teki Irak işgaliyle Rusya’ya süper güç tacı giydirdi. Bugünkü süper güç sayısı muğlaktır.
Rusya ve süper güçler terör örgütlerine devletlerbişgal ve sömürü ihaleleri veriyor
BM bunların seyircisi GK müsebbibidir. BM ile dünya adalet ve huzura kavuşamaz, zulüm ve gözyaşı bitmez.BM, daha iyisi inşa edilemediği için devam ediyor. Daha iyisinin kurulması dünya savaşına bağlıdır. Yeni bir BM, vekil güçler yüzünden mi, siber savaşlar sonunda mı kurulur kestirmek zor.BM, ömrünü tamamlamıştır.
SSCB gibi apansız çöküverir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak türkiyegazetesi.com.tr rahim er yazıları
MANEVİ BOZGUN TEHLİKESİ!

*II. Cihan Harbi’nden sonra 1945’te BM, 1948’de İsrail, 1949’da Avrupa Konseyi, 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kuruldu. 1957’de
Avrupa Ekonomik Topluluğu, 1992’de Avrupa Birliği adını aldı.İkinci Dünya Harbinden sonra 1945-1990 arasında yeni devletler batıya karşı, kurulurken İsrail, BM, Amerika, İngiltere ve malum devletler tarafından kurduruldu ve korundu.Siyon kavmiyetçiliği, Yahudi sermayesi ve Haçlı desteği olmasa İsrail kurulamaz ve himaye edilip haritayı işgal edemezdi. *Irak İşgali, Suriye İşgali, Kuzey Suriye’de laik Sosyalist Kürt Federasyonu kurma teşebbüslerindeki niyet ve gaye İsrail’i Nil-Fırat arasındaki güya vaad edilmiş topraklara yerleştirmekti Batıyı bilip hilelerine vâkıf olmak gerekir. tarihin öğrenilmesi şarttır. 12 Eylül 1683 Avrupa’nın kapısı Viyana’yı yoklayıp kaybettiğimiz acı gündür. Tarih ve talih bize küstü. 15 Temmuz 2016 ise şerden hayr zuhuruyla tarih ve talihin bize güldüğü dirilişin yaşandığı gündür.31 Mart 1909’da Abdülhamid’e darbe yapılıp Devlet-i Ebed Müddet’in Selanik’teki bir Yahudi konağına sürgün edildiği tarihtir bu tarihlerden bugüne millet, ümmet kanlı gözyaşları dökerek gelmiştir. Kan kusup, “kızılcık şerbeti içmiştir.

*millet, yaşanan günleri kaybetme endişesindedir.
millet olarak Ehl-i sünneti ümmeti Kitap, ve Sünneti, Ümmet hassasiyetini gözümüz ve kalbimiz gibi korumalıyız. Aksi, mezhepsizleşmek, dinsizleşmek, Şialaşmak, Vehhabileşmektir
Hadis-i şerif i Kütüb-i Sitte’yi baş tacı etmeliyiz. mezheblerimizden şaşmamalıyız. Sırat-ı müstakim de ancak böylece kalabiliriz. Alparslan, Fatih, Kanuni, Abdülhamid ve yüzlerce İslam hükümdarının sırrı budur. Onlar, ilim-akıl-gönül dengesini kurmuşlardır ümmetin 15 asırdır ameline esas kabul ettiği kaynaklar kifayetsiz devlet memurlarının cahil din bezirgânlarının insafına kalırsa manevi bozgun yaşanır.
Manevi bozgun olunca bina yıkılır.
*Millî ve yerli silahlarımız vatandaşı ve vatanı koruduğu gibi Ehl-i sünnet de milleti ve ümmeti korumaktadır. Aksini yaşayan nice devlet, tarih olmuştur. 15 Temmuz işgalini önlememizdeki sebep budur. şehadete koşan gencin kalbini İlmihaller, evliya menkıbeleri beslemiştir
Kılı kırk yarma günüdür.mason ve siyon oyununa gelinmesin.din reformcularının arkasında İngiliz, siyon ve masonlar vardır 15 Temmuz'u devreye sokmak istiyor olabilirler. Geceleri uykusuz geçirecek zamandır. Kumpasa; tezgâha ve dalkavuklara dikkat! Su uyur, düşman uyumaz. İslamın iç ve dış düşmanları vardır.çok uyanık olmalı.Yaşamak için mecburuz...
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak türkiyegazetesi.com.tr rahim er yazıları
TASHİH İÇİN FIRSAT

*İslamda Kur’ân İslamı” ve İslamcı” sözü yoktur dinde reform yapma peşindekiler İslam’ın 4 temel rüknü Kitap, Sünnet İcma-ı ümmet ve Kıyas-ı kaldırıp yalnızca Kur’ân-ı kerîm’i kabul ediyorlar
mukaddes kitabımızın zamanın gerisinde kaldığı iddiasındalar bazıları da Kitabı ve Sünneti kabul etmekte Kütüb-i Sitte ve hadis külliyatını inkar etmekte Onlar hadis asılsızdır. Buhari Müslim Haccac gibi hadis âlimlerine su-i zan ve iftira etmekteler hadis külliyatlarını gözden düşürmeye tevessül etmekteler.  *hadis-i şerifler, 15 asırdır hayatlara yön vermektedir. Mevzubahis  kimseler için icma-ı ümmet ve kıyas-ın değeri yoktur. tasavvuf, evliya ve  mürşidi kabul etmezler. Onlara göre mezhebler lüzumsuzdur. “Asr-ı saadette, mezheb mi vardı?” derler. Kur’ân-ı kerimi oku, ne anlıyorsan o dur derler meal Kur’ânı kerim değildir, kaleme alanın görüşüne göre açıklamasıdır. reformcu ve selefiler için müfessirlerin önemi yoktur. Herkes kitabımıza anladığı gibi amel edebilir. Oysaki hukukta bile hâkimler, savcılar, avukatlar dilediği gibi yorumlayıp yapamazlar. Anayasa vardır,  kanun vardır, içtihatları ve okul vardır 20 sene kıdemi olan bir hâkimin bile kararı bozulabilmektedir. kanun böyle iken Allahü teâlânın kitabı aleyhisselamın sözleribhadis külliyatları nasıl olur da bakkal defteri muamelesi görür?

*hiçbir kişinin veya hey’etin ilahiyatçı akademisyenin Kur’ân-ı kerimi masanın bir tarafına hadis kitabını diğer tarafına koyup “bu hadis değil bu hadistir” gibi bir hüküm vermeye  ilmî salahiyeti yoktur.  İyi niyetle çalışan diyanet ve ilahiyat mensuplarına elbette bir şey denemez. Ancak haddini bilmek gibi irfan yoktur. Kaç ilahiyatçı, kaç diyanet  mensubu, İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam-ı Gazali, Akşemseddin,  Rabbani, Yesevi, gibi hukukçu, âlim ve evliyayla kıyas edilebilir. Buna rağmen geçmişte“İmam-ı Azam da kim, ilkokul mezunu bile değil” diyenler çıkabilmiştir
*bozuk masonlarla ingilizlerle Efgani,  Abduh ve Reşit Rıza gibilerle Tanzimat’tan sonra bize nüfuz etmeye çalıştı. Akif dâhil onlara kapılanlar oldu. Abdülhamid Han çarptılar. Büyük Sultan, onlara geçit vermedi en ücra köylere katır sırtında Ehl-i sünnet âlimlerinin asırlardır okunup amel edilen kıymetli   kitaplarını sandık sandık gönderdi.
Cumhuriyetten sonraysa dinde reform Batı’ya benzemek adına yapılıyordu. Türkçe ezan, Türkçe namaz, camilere sıra konma ve mihraba piyano medrese, dergâhların vs.  Tek Parti, dinî yıkamayınca ilahiyat ve imam hatipler açmış, dini içeriden kuşatırken halkın hoşuna giderek rey alıp iktidarını da korumak istemiştir.

*Diyanet, iktidar, muhalefet, medya veya başka bir yerden dine saldırılar olduğunda cesurca hakikati haykıramamıştır. 28 Şubat’ta Diyanet yoktu. Diyanet cuma günleri kürsülerde trafik haftası kutlamaktaydı. İlahiyatçılar bir şey yapmadılar. 28 Şubat ihanetinde ekranlarda Peygamberlik ilân edecek olan ilahiyatçılar için ilahiyatçı ve ilahiyat fakültesi ne de diyanet tek kelime etmedi işlem yapmadı. “Tesettür füruattır” diyen FETÖ’ye sen yalan söylüyor, farzı inkâr ediyorsun!” demediler.  
İlahiyat fakülteleri din ilmiyle değil, dinî ilimlerle laik eğitim yapmaktadır. Yorumlar, felsefidir Kitaplarda netlik değil, kafa karıştırıcı iktibaslar vardır. dinde nakil esastır. Diyanet YÖK kadar özerk değildir. Devlet kurumudur. Siyasi otorite vr İktidar değişince  ters düşmemeye çalışmaktadır.
*Cumhurbaşkanı Erdoğan, dile getirince YÖK, TEOG imtihanının zararlı olduğunu fark etti.  Diyanet de Cumhurbaşkanı konuşunca sayfa sayfa konuşmaktadır.ilmî ve tarafsızlığıyla Diyanet, millet için ortak değer olmalıdır. Din kalpazanlarıyla mücadele etmeliyiz.Kaba softa ve yobazlara karşıyız.Teknoloji ve şehirleşme yeni sualleri getirecektir. doğru cevaplar, fetvalar verilmesi gerekir. Din üzerinden tehlikeli bir fitne çıkmıştır.
yangın, alev almadan sönmelidir.Konuştukça girdap derinleşmektedir. Cumhurbaşkanı itibar ve sevgisini kaybetmemelidir. birlik kolay kurulmadı. bozgun yaşanırsa zor kurulur. mayınlara, tuzaklara, ajanlara, abdestsiz, namazsız madrabaz müçtehitlere, din yorumcularına, dine dost görünen yıkıcılara  dikkat etmelidir. *Dinimizin esası nakildir. İslam âlim, ârif ve evliyasını yok saymak güneşi inkâr etmektir Üç aylarda maksadı aşan, hayal kırıklıklarına yol açan konuşmaları tashih edecek bir güzel konuşmayla bu sayfa kapatılmalıdır. Türk milletini de İslâm ümmetini de ayakta tutan mezhepleri, dergâhları yıkmak isteyenlere fırsat verilmemelidir. İlmini ve ahlâkını kaybeden cemiyet, içten içe çürüyerek bir gün çöker. Bu sebeple ne kadar korkulsa yeridir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak türkiyegazetesi.com.tr rahim er yazıları
18 MART ÇANAKKALE, 18 MART AFRİN,

*18 Mart 1915 Deniz Zaferimizin üzerinden 103 yıl geçti.ama Çanakkale, dilimizden hiç düşmedi; muhabbeti kalbimizde büyüdü. Canlarını verip Çanakkale’yi şehitlerimizle, gazilerimize gani gani rahmetler diliyoruz. Kabirleri cennet, dereceleri yüksek olsun. Mevla’mız bizleri, onlara lâyık eylesin.Tarihin hiçbir döneminde bu denli kayıp vermedik. Sarıkamış’ta 22 Aralık Ocak 1915 günlerinde 90 bin şehid, Çanakkale’de 18 Mart 1915 günlerinde 253 bin şehid. Verdik Gazilerin sayıları en az yarısı kadardır. *Kanal Yemen , Filistin Suriye Galiçya Cephesi ve tüm Harb-i Umumide, Büyük Harbde Kayıplarımız şehid ve gazilerle milyonu buldu Hepsi genç, hepsi fidan gibi civanlar. Harp türküleri onları anlatır. o kahramanlık ağıtları, Mehmetçiği ve duygu sağanakları altında en iyi anlatandır. Hey on beşli on beşli, Yemen Türküsü, Yüzbaşılar Yüzbaşılar, Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı ve diğerleri.
Çanakkale’de ölen her 10 askerimizden biri yedek subaydır. Galatasaray, İzmir, Konya Sultanileriyle Erzincan Askerî Mektebi o sene mezun veremezler. Talebe cepheye gitmiş 33 yılda binbir emekle yetiştirilen gençlik, harcanıp tükenmiştir. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi ile ordu terhis edilir Acı, ağır ve hazin bir karar
acaba terhis edilecek kaç asker kalmıştı?”

*Tarih, yaşanmış vakalardır Kızarak veya taraf tutarak tarih değiştirilemez. Çanakkale saklandı. Bugün daha yeni öğreniliyor Abdülhamid Han’ın büyük bir ileri görüşlülükle 1915’ten seneler evvel yaptırdığı Hamidiye Tabyaları, Çanakkale Boğazı’nın savunulmasında birinci derecede etkili olmuştur. Genelkurmay, Çanakkale fotoğraflarını ilk defa paylaştı. Genelkurmay arşivlerinin açılması lâzım. Çanakkale öğrenilmeli. 57. Alay, niçin her ferdine kadar şehid olmuştur? Burada nasıl bir kusur var bilinmeli. Harbiye Nazırı Başkumandan Enver Paşa iken ve Çanakkalede imzası varken, Cevad Çobanlı ve Türk Paşalar birinci dereceden sorumluyken harpte miralay yarbay rütbesindeki 57. Alay Kumandanı Mustafa Kemal, neden harbin muzaffer kumandanı olarak takdim edilmiştir
*Çanakkale neden bir kişiye mal edildi komuta cephemizdeki Sanders, ve Fritz paşalar kimdir
Çanakkale, Payitaht için isteniyordu. İngiliz, nasıl oldu da hiçbir engel yaşamadan 13 Kasım 1918’de çapulcularıyla İstanbul’u işgal etti hangi vaadlerlerle tek kurşun atmadan 6 Ekim 1923’te Payitahtı tahliye etti.Tarafsız, vicdanlı kaleme mahcup etmeyecek eserlere ihtiyaç var.
Bir asır arkada kalmış ama gerçekler meçhul.
doğrular çıkıp geliyor.18 Mart 2018 Sabahı Hür Suriye Ordusu ve Mehmetçik sabah namazını kıldılar. Nusret için Allahü teâlâya el açtılar. 08.30’da Afrin’e girdiler. zaferin kazanılması için devlet adamı, asker, ter döken herkesi ve dua eden milletimizi ve ümmetimizi tebrik ediyoruz.

*Mehmetçik, Fırat Kalkanı’ndan sonra de Afrin’de destan yazdı. işgalden kurtardı Afrin Çanakkalede Sarıkamışta, bizim topraklarımızdı. bu topraklardan da aziz şehid ve gazilerimiz, Allahuekber Dağlarındaki Çanakkale’deki şehidlerimiz yatmaktalar. O gün vatan 5 milyon km2 idi. Afrin Zaferimiz mübarek olsun; Rabbim, devamını nasib buyursun. Şehidlerimize rahmet, arkada kalanlara sabır, gazilerimize şifalar diliyoruz. Tek sivil ölmeden büyük zaferin kazanılması iftihardır 100 sene önceki gibi 7 düvelle mücadele verdik. Bu zafer o günkü kayıpların hesaplamasıdır. doğrudan karşımıza çıkamayarak satın aldıkları örgütleri sahaya sürdüler, Mehmetçik ezip geçti. *Afrin Zaferi’nin 18 Mart’a denk gelmesi kaderin tebessüm ettiren hoş bir yazısı oldu.Şimdi sıra Menbiç’te Sonra kuzeye doğru Kandil’e kadar yolumuz var…Bu bir beka dâvâsı ve İstiklâl mücadelesidir. 40 yıldan beri mücadele veriliyordu. hain FETÖ siyasete, devlete, orduya, sızıp yerleştiği için muvaffakiyet elde edilemiyordu. Şüphesiz ki onlar, silah ve uyuşturucu kaçakçıları bölücü, örgütlerle ortak çalışıyordu millî ittifak kurulmuşken hız kesmeden aynen devam 18 Mart 2018’de bir zafer de MHP kazandı.Türk milleti, 18 Mart 2018’de Devlet Bahçeliyle bir zafere imza attı. Siyasi Cephe’deki zaferle 2023 inşa edilecek Cumhur İttifakı, kuvvetlenecek

*Devlet Bahçeli, devletin ihanete maruz kaldığı senelerde vatanseverlikten zerre taviz vermedi tarihî hizmetler yaparken, MHP’yi gasp ve talandan kurtardı.Hizmetlerini istikbal, altın madalyayla ödüllendirecektir. ebedî âlemde mükâfaatını görecektir. din, devlet, millet aşkıyla dolu Sn. Bahçeli’yi, sâdık dâvâ arkadaşlarını, MHP camiasını ve kalbi toprakları için atan şehidler torunu yiğit ülkücüleri cân-u gönülden tebrik ediyoruz. Muvaffakiyetiniz daim, yolunuz açık olsun.şükürler olsun ki mübarek üç aylarda her cephede diriliş yaşamaktayız.Bu bir tarih dönemecidir.Bir ihsan-ı ilâhidir.imtihandır.
bozuk din anlayışlarına mânevî tökezlenme tehlikesine dikkat etmeliyiz Her zaferin sahibi Allah’tır, her zaferin sebebi, Şanlı Peygamber aleyhisselamdır…

    
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.