You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

General
RE: Köşe yazıları
Kaynak turkiyegazetesi.com. Rahim Er yazıları
Bir GÜZEL mektup

*Hasan Celal Güzel in fikirleri, Abdülhakim Arvasi deryasından kalemine nur çekmiş bir üslubun eseridir:Doğumunun 171. Sene-i devriyesinde İslâm Halifesi, Türk Hakanı, Osmanlı Padişahı cennetmekân Abdülhamid Hân'ı daimî muhabbet ve hurmetlerimle yâd ediyorum. O, Cenab-ı Hakk'ın sevgili bir kulu, bir evliyaullah ve kutb'üz zaman Tarihimizde Hulefa-yı Râşidîn haricinde O'nun kadar büyük İslam Halifesi yoktur. Türk Hakanlarının en büyüğüdür. Tarihçiler, O'nun Osman Gazi, Fatih, Yavuz ve Kanuni kadar büyük olduğunu kabul ederler. *Abdülhamit hanın Hükümdarlığı değerlendirilince en büyük Osmanlı Padişahı olduğunu bilmek lazım. İmparatorluk 1923 te değil, O'nun tahttan indirildiği 1909 da yıkılmıştır. Devlet-i Aliyye'nin yüz ölçümü 5 milyon km2'nin üzerindedir. Ulu Hakan Abdülhamid Han, Kanuni kadar hüküm sürseydi bugünkü mevcudun en az üç misli büyüklüğünde muazzam bir devlete sahip olabilirdik. Ne yazık ki O'nun ve Osmanlı'nın kıymetini çok geç anladık. şanlı ecdadımıza layık oldukları şekilde sahip çıkabilmiş değiliz.
Abdülhamid Han'ın asil, necip ve kıymetli torunlarına en derin hurmetlerimi arz ediyor mübarek Hakan'ın ve Hanedan'ın bir muhibbi ve hâdimi olarak kabul buyurmanızı istirham ediyorum. *Abdülhamid Han kuddise sirruh Hazretlerine Allah'tan -celle celalüh- rahmet diliyorum."şayet merhum Özal, başkan tercihini Celal Güzel'den yana yapsaydı, bugün farklı bir Türkiye'de olabilirdik" Abdülhamid Han, sürgüne gönderildiği Selanik'teki Alatini Köşkü'nün bahçesinden adımını attığı anda akşam ezanı başlar. Ulu Hakan, o vaziyette durur ve tevekkülünü terennüm eder Azîz Allah!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak turkiyegazetesi.com. Rahim Er yazıları
KİM HAKLI?

*İstanbul’da bir taksici rahatsızlığı yaşanıyor. kızgın taksiciler UBER’in korsan olduğu iddiasıyla şirket arabalarının yolunu kesip şoförlerini tartaklıyor, yolcu gibi UBER taksi çağırarak aynısını yapıyor
şirkete dava açmışlar. Ticaret serbest rekabettir UBER, kredi kartıyla çalışıp, fatura kestiğine göre nasıl korsan olur? Şehirleri dağbaşı sanıp yol kesmek de ne demek vatandaşlar, tepki verdi. 10 günde IOS ve Android’den indirilen UBER hesabı 5 kat arttı Plaka fiyatları düştü. Taksici esnafı, düşünebilse plakanın ucuzlaması bir fırsattır. yıllardır plaka suistimali yaşanmaktadır. *Bir şarkıcı 100 tane taksi plakası satın alıp yüksek rakamlarla taksicilere kiralamaktalar. Sürücüler, köle gibi 12 saat direksiyondalar. Makine olsa 12 saat çalışamaz. Plaka fiyatları inanılmaz meblağlardadır. hiçbir sürücü kullandığı taksinin sahibi değildir.taksi yolcusu saygısızlıklara maruz kalmaktadır. taksiye binmek imkânsızdır. Taksiden yolcu indirilmektedir Taksi sürücüsü, yabancıların ülkemize dair ilk izlenimleridir şoförler eğitimden geçirilmelidir.öfkeli taksiciler, şunu düşünmeliler:
Vatandaş, neden UBER’e rağbet etmekte? “Gönül isterdi ki ulaşım markasını dünyaya pazarlamış olaydık. taksiciden yaka silkmeyen yolcu yok gibidir.Yolcu, uçakta takside emniyet, dürüstlük ve insanca muamele bekler.İBB, Bitaksi ve UBER’e benzer bir teşebbüste bulundu ama anlaşılmadı.
İstanbulda taksi derdimiz vardır. Taşeron işçi meselesine çare bulunduğu gibi buna da çare bulunmalı. Taksi sürücülüğü hiçbir işe alınmayanların yaptığı bir meslek olmamalı. Bu durum, düzgün taksicileri rahatsız etmektedir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak turkiyegazetesi.com. Rahim Er yazıları
MAZLUMLARIN ÜMİDİ OLMAK!

*Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin Giresun Kongresinde bir mektub paylaştı. Mektup, Guta’daki bir hanımdan geliyordu“-Ne olursunuz Sayın Cumhurbaşkanım? Afrin’de attığınız adımları, Guta’da da atınız. dayanma gücümüz kalmadı. 250 bin kişilik Guta’da 20 bin kişiye düştük. Herkes, Guta’yı terk ediyor. akıbetimizin ne olacağı belli değil mektubu memleketimiz kalbden imzalamaktadır. O dilek, bu milletin dileğidir. ümmetin dileğidir. Mektup ümmete yazılmıştır.
kulakları sağır edecek bir imdat çığlığıdır.
Doğu Guta, Şam’ın ilçesidir. Rejim, Rus ve İran iş birliğiyle harabeye döndü. Halk, ekmek, yemek, ilaçtan mahrûm. Şehir enkaz. Nüfus katledildi
*Gutada çatışmasızlık ilân edilmesi, ve ateşkes kararı hiçbir fayda temin etmedi. Binlerce ölü ve yaralı var Guta Srebrenitsa’dır guta Esad’ın ikametgâhına 10 km mesafededir. ihmal edemeyiz!’’Şam’ın merkezinde utanç yaşanıyor. strateji ve diplomasiyle ele almamız gerekir. çığlığa sağır ve bigâne kalamayız Gutalılar vatandaşlarımızdır Diplomatik imkânlarla çözüm bulmalıyız ÖSO Guta’ya sızarak meşru müdafaa yapabilir bugün Osmanlılar gibi çaresiz mazlumlara, mağdurlara kurtuluş ümidi hâline geldik dün İspanyol barbarlığına karşı Endülüs Sultan II. Bayezıd Hân’dan yardım istemiş, Murat Reis onları tahliye için çırpınmışlardı. Endülüs’ten sadece Müslümanları Yahudileri de kurtardık. Onlara sessiz kalmadığımız gibi yardım isteyen gayrı Müslimlere harbi göze alıp yardım etmiştik

*Bugün mazluma el uzatan olmak şereftir. Allah’ın lütfudur. IMF nin küstahlığı unutulmadı. Kavuştuğumuz nimetleri kaybetmemek için
Millî silah sanayiîni, ekonomiyi büyütmeli, ana caddeden çıkılmamalıdır Bu millet, Satuk Buğra Han’dan beri aynı ana caddededir. Şia, Vehhabilik, Selefiliğe iltifat felakettir Mustafa İslamoğlu ve benzerlerinin rehberliği de felakettir kendisi “Diyanet kadın müftü atasın” diyor ve bunun izahının yapılması gerekir. Bin beş yüz yıldır hiçbir mezheb imamı, müctehid, âlim, evliya şeyhülislam yahut Sultan, kadın müftüyü düşünemez miydi? İtikadi bozukluğa yönelişin, Endülüs faciasında büyük payı vardır.Diyanette MEB, adliye de FETÖ’den boşalan yerlerin dinde reformcu, Vehhabi, Selefi, Şia kadrolarla doldurulması yıkım olur. Allah, öyle bir gün göstermesin
*Doğu Gutalılar bize mektup yazmaktalar.
Biz kime yazabiliriz Sultan Süleyman zamanında “gün gelecek ahali, 70 sent için küffara el açacak!” denseydi kimse inanmazdı. Fakat geçmişte bunu hep birlikte ve üzüntüyle yaşadık.Parmağımızı yılana aynı delikten ısırtmayalım!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak turkiyegazetesi.com. Rahim Er yazıları
Dost, doğruyu söyleyendir!

İslâm âleminin iftihar ettiğimiz, yükselişine yıldırım düşmesin. İki asır sonra doğruluyoruz.mes’uliyyet mevkiinde olanların doğru yoldan, sapmaları felaket olur. geçmişten ders çıkarmalıdır.
Abdülhamid Han, Mehmed Han, Alparslan, Kılıçarslan, Eyyubi, Ahmed Yesevi, Yunus Emre gibi kıymetimiz neye nasıl inanıyorsa biz de bu yolda kalmaya devam etmeliyiz. O yol, bizi zirveye taşırdı Ondan uzaklaşmak ise bizi yere düşürdü
Kişiye göre, devre göre İslamiyet olmaz. Bu mezheblerin düşmanı tek partinin yaptığı dini çağa uydurma faaliyetlerinin ifadesidir.
Mehmet Akif, İstiklal Marşı adlı bir abide manzume yazmış, fakat Halife Abdülhamid’e hakaret hatasını işlemişti.

Sevgili Peygamberimiz -söyleyene değil, söze bakılır” buyurmaktalar. Doğruyu kim söylerse söylesin doğrudur. Hatayı kim yaparsa hatadır. Necip Fazıl mason Cemaleddin Efgani ile talebesi Abduh ve Reşid Rıza ve Seyyid Kutup gibi isimleri l çürütürken Mehmet Akif’i yermektedir
Anadolu’ya tasavvuf, Hazreti Türkistan Ahmed Yesevi ve Türkistan’dan geldiği gibi, itikaddaki imamımız Maturidi Türksitanlı olduğu gibi 19. Asrın din reformcuları Türkistan, Kafkaslar ve Lübnan ile Mısır’dan gelmedir. İngiliz, İslamiyet’i tahrip için köstebek gibi çalışmıştır. Efgani, Payitaht’a Sultan Abdülhamid zamanında sızmıştır. Şimdi ise birtakım kimseler, nakilsiz tefsir yazmakla övünmektedir

Regaib Gecesi’nin ne olduğunu bile bilmeyen , Prof. etiketliler roman yazmakla tefsir yazmayı karıştırmaktalar.Dinini doğrudan doğruya ve sadece Kur’ân’dan me’âlden, hadisten öğren” demek dinî ilimleri, İslamiyeti ve ulemayı hafife almaktır Mezhebleri miracı âlimleri tasavvufu reddeden kimseler, bu toprakların malı değildir. Komünizm, faşizm gibi yabancı ideolojilerdir. Amaçları haçdır. milleti ayakta tutan İslâmiyet’i içten çökertmekle vazifeli ahmak ajanlardır. laflarına kanmamalı.Tuzaklarına dikkat etmelidir.
Takiyye yalnızca FETÖ’ye mahsus değildir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak turkiyegazetesi.com. Rahim Er yazıları
ADAM GİBİ ADAM!

*Büyük Birlik Partisini kuran, Alperenler Hareketi’ni başlatan merhum Yazıcıoğlu Nur içinde yatsın, mekânı cennet-i âlâ olsun.  25 Mart 2009’da Yerköy mitingine giderken helikopteri Göksun Keş  Dağı’na çarpmış, helikopterdeki 6 kişi ölmüştü.
Bu  bir kaza değil, faciadır; tertiplenmiş ihanettir.  Kahramanmaraş valisinin resmî açıklamaları farklılaşmıştı. Muhsin Başkan gibi şehid düşen İHA muhabiri İsmail Güneş’le alâkalı çelişen ifadeler oldu.dosya kapatıldı.dosya, 15 Temmuz işgalinden sonra açıldı. Bugün Yazıcıoğlu’na ve helikopterdeki herkese kasdeden FETÖ/PDY terör örgütüdür.
*Muhsin Yazıcıoğlu, birtakım malûmata sahipti ve Erdoğan’la paylaşmaya başlamıştı.  28 Şubat Darbesi ve faili meçhulleri Terör örgütü, suikast ihanetini, engellemek için yapmıştı. Bir kimse, yerli ve millî ise vatansızlarla milliyetsizlerin gözüne diken olur.16 Temmuz’da örgütün maskesi düştü, takiyyesi bozuldu, Hocaefendi tarikatı ve terör örgütü rezil ve rüsva oldu iplikleri pazara döküldü.
Yazıcıoğlu milletin gözünde bir kahramandır. dâvâ adamıdır. 12 Eylül 1980 darbesinin Mamak  zindanlarındaki zalim işkenceler alpereni vatanından soğutamamıştı. Dininin, vatanının, milletinin ve ülke değerlerinin sevdalısıydı.

*Yazıcıoğluna andık büyük bir rağbet vardı Bu rağbet, hem kadr-ü kıymet bilme ve hem de bir özürdür. vefatından sonra hürmet edilene, hayatta iken kıymet vermemek insanoğlunun kumaşıdır
geç de olsa kıymet bilmek, hiç kıymet bilmemekten yeğdir.yeter ki Allah, razı olsun; insanlar kıymet bilse ne olur, bilmese ne olur?” kazanan, kıymeti bilinen değil kadr-ü kıymet bilenlerdir.Aksi “vefasızlıktır Muhsin Yazıcıoğlu 1998 de Tiran’a  gitmişti Sırplar, Kosovayı kuşatmışdı. köylere yardıma giden Muhsin Başkan, Tiran’da helikopter kiraladı. Helikoptere 4 kişi bindi Hududa sıfır uçuyordu. bir mermi sıkılsa helikopter taş gibi yere düşerdi Ama Allah’ın koruduğuna kim ne yapabilir? köye geldi ve Kardeşlerimiz bayram ettiler.*Yazıcıoğlu, Kosova Kurtuluş Ordusuna maddî yardımda bulundu. Sırbistan’a karşı istiklâl mücadelesi veren teşkilatın lideri şehid edildi yazıcıoğlunun Ölmeden evvel yazdığı “Üşüyorum anne” şiiri, ölüm iklimine verilmiş bir haberdi. Ama o üşümedi. Çünkü şehidler ölüm acısı çekmezler.
Ne demişler?İyiler, iyi atlara binip gittiler…
Önden gidenlere selâm olsun Adam gibi adamlara rahmet olsun!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Bedri alıçlu anlatıyor

*O sabah Son derece normaldi Operasyon Emri almıştım. İmha edilmesi gereken bir mayın vardı.
15 kişiydik. itirafçı mayını gösterecekti. Askerlerimi kayaların arkasına gönderdim. Toprağı kazıdım, tırnaklarımla mayını El yapımı bir mayındı. 
Askerlerimi Ölmesin diye kayaların arkasına gönderdim.Ben ölebilirim” Ama ben ekibimin komutanıyım. Kimsenin hayatını tehlikeye atamam... Mayın önümde duruyordu
El yapımıydı üç ana malzeme Patlayıcı, ateşleme düzeneği ve fünyeden oluşuyordu PKK, litrelik şişeyi ikiye böler, altlı üstlü kablo yerleştirip kabloları 6 pile iliştirir, pet şişedeki kabloları fünye denen ateşleme sistemine bağlar Patlayıcı Pet şişeye bastığınızda, kablo temas eder fünye ateş alır ve patlar. kol ve bacak kopartır*Patlayıcıya silahla ateş ettim, patlamadı Etkisizleştirdiğim pek çok mayın oldu. O gün çelik yelek ve eldiven yoktu Mayını etkisizleştirmek için fünyeyi çıkardım patlamaması lazımdı Ama vücut elektriğinden Fünye patladı...Hafızamda o bölüm yok... Mayın elimdeyken patlamış... Yüzüm darmadağın olmuş, gözler gitmiş... Suratım tanınmaz haldeymiş, kafatasımın sol tarafı yokmuş. Müthiş bir kan kaybı içinde ben konuşuyormuşum...25-30 kilometredeki insanlar dumanı görmüşler... hayatta kalışım Kader mayın... Ellerimi kopartıyor, bacaklarımı yaralıyor gözlerim gidiyor... Bu benim 12’nci ameliyatım kafatasımın sol tarafı suni kemik... 46 gündür yoğun bakımdayım

*olaydan sonra Gözlerim bağlıydı eşimi duydum. “Biz neredeyiz?” dedim. “Ankara’da, hastanede” dedi. “Hayrola?” dedim, “Mayın patladı” dedi. 
Düşünecek bir şey yok. Bu, bir emirdi. Ben de mayını çıkartmaya gittim.emri verene suçluk duygusu ve Sıkıntı yok... ben mayını çıkartmasam Kimse Niye çıkartmadın?” diyemezdi. mayını çıkartma sebebim şu: Ben basmam. Benim bölüğüm basmaz benden sonraki mayına basar, bacağı, kolu kopar. Onun yerine benimki koptu... (gülüyor) Güneydoğu sorunu çözülemez Çünkü bugünkü değil, çok eski mesele..Karşı taraf
Sizi ikna eder çok sıkı bir ideolojiden geçiyorlar. Türkiye’deki en yeni terörist, 99 katılımlıdır, 11 yıllıktır ömrü bu işlerle geçmiş. Acemi asker 4 ay eğitim alıyor, hiçbir şeyden haberi yok. Teröristler tecrübeli. Ve onların kaygısı yok askerimizin ise aile, ve geleceği var...*Bir anne oğlunu Güneydoğu’ya gönderirken korkar
Ama Güneydoğu’yu bizden kopartıyorlar Kürt devleti kuruluyor” diye düşünüp, çocuğunuzu doğuda askere gitmesini istemiyorsanız bu ihanettir...Güneydoğu’da herşeyi öğrenmek zorundasınız öğrenmezseniz ölümdür
çatışmada ya sağ kalırsın ya ölürsün. eğitim. Şart sıçrayamıyorsan, attığını vuramıyorsan, ölüm ihtimali yüksek. bölge insanını farklı Onlar da senin gibi...insan Kürt açılımı lazım.ve Türkiye’nin her tarafına Pervari Siirt, serin ve güzeldi... İnsan hayatı gelip geçiyor, kimseye bir şey kalmıyor Yüzbaşım ellerinizi ve gözlerinizi kaybettiniz” dedi
Nasip” dedim. “Gözleriniz de görmüyor” dedi. “Olabilir” dedim. yapacak bir şey yoktu Kabullendim

*Benim yaşım 34. Bu gözler çok gördü bir sürü çatışma, bir sürü sağ ve ölü insan, bir sürü acı ve gözyaşı... hayatı çok ciddiye almayacaksın, ne geliyorsa yaşayacak kabullenecek hırs yapmayacaksın...İnsanın gözlerini ve ellerini kaybetmesi İşlerimi görebilmek için el lazım, göz lazım. Artık bende ikisi de yok.- (Gülüyor.) Nasip...
mayınla uzman çavuşum uğraşıp da onun başına gelseydi yıkılırdım, altından kalkamazdım.
KAPORTAM DEĞİŞTİ AMA AYNI ADAMIM
Psikolojik destek...verelim” dediler, “Yok sağ olun” dedim...İyi ki evliyim, iyi ki eşim var” Eşim, en büyük desteğim. Her kadın dayanamaz, benim yükümü çekiyor, müteşekkirim. Kendisi doktor ve, benim için bıraktı mesleğini, *Eşim gece gündüz bana bakıyor, bu kadar büyük bir fedakârlık beni üzüyor. ikinci bebek geliyor. Çocuk büyütmek için el ve göz gerekmiyor... Onlar sevgiyi hissediyorlar. 6 yaşındaki oğlum kazaya İlk başta sıkıntılıydı, beni yadırgadı, olaydan bahsedilmesini istemedi, ama alıştı. kaportam değişti ama ben aynı adamım . Halime şükrediyorum, bunun daha kötüsü var: Ölebilirdim. aklım yerinde olmayabilirdi.korktular uyanacak ve kafası çalışmayacak” diye düşündüler hatırlamaz, kimseyi tanımaz, karakteri değişir... diyenler oldu ama çok şükür Hiçbiri olmadı.Müthiş olan ben değilim, insan bedeni...
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Bedri aluçlu anlatıyor

*Bundan sonra Çalışmak istiyorum ne yapacağımı bilmiyorum. Kitap yazarım belki. Çok sayıda çatışma yaşadım Askerlik mesleği ölüm mesleği. Ya öleceksin ya öldüreceksin.ölüm tehlikesiyle burun buruna geldik Pek çok kere.Öldürdüm.
Bir şey hissetmedim.teröristin gözünün içine baka baka mı tetiği çektim Yakın mesafeden öldürdüm Ben öldürmesem, o beni öldürecekti. anlattıklarımı kolay yaşıyorum Ben 150 askerle operasyona gidiyorum, tereddüt edip tetiği çekemezsem, askerler ölür. ben askerin kahramanı değil
komutanıyım. onları canım pahasına korurum.
ailem , karım ve çocuğum var. Beynimin bir tarafı orduya, bir tarafı kendinime ait? 
evin kapısından çıktıktan sonra ev yoktur. Bitmiştir.
*Elazığda doğdum Annem ev hanımı. Babam kütüphane memuru. Çocukluğum, kütüphanede geçti.Büyüyünce Asker. Ve komando.olmak istiyordum sebebini Bilmiyorum komando olmaya uygun insan üstü yeteneklerim yoktu. Askerliğin en çok yürümesi zevk veriyor, uzun yol yürümeniz gerekiyor, bazen günlerce...Komandoların kurbağa filan yedikleri şehir efsaneleri...Ama becerikliler,
Ben kahraman değilim. İşimi yapıyorum Ben profesyonel askerim.İlkokulu Elazığ’da okudum, ortaokulu Anadolu Lisesi’nde, liseyi İzmir’de, Harp Okulu, ve Hacettepe’de yüksek lisans yaptım. 2.5 sene de Amerika’da yüksek lisans yaptım.

*New Jersey ve New York’ta 2.5 sene kaldım. Ankara’ya döndüm ve tayinim Siirt-Pervari’ye çıktı. Siirt’e eşim ve oğlum geldi.Eşimle
Hacettepe’de yüksek lisans yaparken.evlendik, oğlumuz Amerika’da doğdu.Siirt’te göreviniz neydi Komando bölük komutanıydım. Arazide teröristi bulur ve öldürürdük Çok soğukkanlıydık
Ama görev buydu günlerimiz terörist avlamakla geçiyordu Siirt dediğinde insanlar, sıcak, düz bir yer hayal ediyorlar. Pervari, Siirt’e arabayla 2 saat mesafede, çok yüksek bir yayla. Pervaride 150 sene önce yerleşik hayata geçmişler. Her sene göçerler gelir. görev için insan psikolojilerini, iyi bilmeniz lazım. iletişim kurup orayı seversiniz,yoksa “Benim burada ne işim var” der, acı çekersiniz...*Ben Elazığlıyım, doğuya yabancı değilim. yüksek lisans konum, “PKK idi siirte her şeyi bilerek gittim.Terörle mücadelede akademik düşünmeniz ve saha”ya inmeniz gerekir yoksa terörü çözemezsiniz. Göçerlere ulaşmak için 20 saat yürümeniz gerekiyor, PKK göçerleri kullanıyor malzeme temin ediyor Yoksa PKK onları öldürür, teröristlerle ticaret yapanlar var Kırmanca konuşuyorlar PKK silah var. Göçerin hayvanını otlattığı bölge, PKK’nın bölgesi ve pkk ya ses çıkarırsa, hayvanını otlatamaz. göçerler listeyi bana getiriyorlardı. Şunları götür, ve götürme.” diyordum terörist? Et Un, tuz, şeker, çay, telsiz pili istiyordu mayın yaparken kullanıyorlardı
*Terörist Spor ayakkabı istiyordu arazide ızdırap çeksinler...diye göndermiyorduk Unu, şekeri yolluyorduk çünkü göçerin PKK’ya bir şey vermesi lazımdı. Vermezse yaşatmazlardı
erzakların bırakıldığı yere pusuya yatıp teröristleri ele geçiriyorduk pusu kurmaya çalıştığımızda teröristler tarafından farkedilip, vurulma tehlikemiz vardı pusu bölgesi insanların yaşadığı bir bölge değildi, biz askerleri sen fazlalık görüyorlardı pusuda çok beklersek Kabak gibi meydana çıkabilirdik
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak habertürk.com
Susurluk kazasının kamyon şöforü: " Ölenlerle ben de öldüm"

*Susurluk kazasının kamyon şoförü, her zamanki işini yapıyordu. 240 kilometre hızla gelen  otomobile çarptı. 3 kişi öldü, 1 kişi yaralandı. Onlar sıradan kazazedeler değildi. Şöförün hayatı karardı. Tarih 3 Kasım 1996 saatler 19.15’i gösteriyordu. Türkiye o günü hiç unutmayacaktı, unutmamalıydı. 06 AC 600 plakalı Mercedes, Susurluk’un Uçakyolu Mevkii’nde benzin istasyonundan çıkan 20 RC 721 plakalı kamyona arkadan çarptı. ölen üç kişi ve bir yaralı vardı
*İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, kırmızı bültenle aranan  Çatlı,ve sevgilisi Gonca Us DYP  Milletvekili Sedat Bucak’ın aynı otomobildeydi, Türkiye’yi ayağa kalkdı
Temiz toplum, temiz siyaset'' söylemi girdi hayatımıza.Yıllarca tartışıldı,  kitaplar yazıldı. Birileri öldü, birileri yargılandı. Gözler şofördeydi. Sanki bir şey biliyordu. Onun da Canı acıyordu.  canını acıtan. mahkum edildiği yoksulluktu yıkıcı olan.  o kaza anıydı. Hasan Gökçe; 11 yıldır “Allahım neden ben?'' diye soruyor gariban Buldanlı kamyon şoförü, dramla yaşamayı  öğrendi zamanla.“3 Kasım 1996’da ne oldu?'' Güvendiğimiz her şeyi yerle bir oldu  merak etmiyor muyuz? yıllardır o kaza belleğimize kazındı

*Susurluk kazasının şöförü Hasan Gökçenin  yaşadıkları . Kolay değildi yaşadıklarını unutması kolay olmayacaktı.köyünde. Yoksulluk izleri, çocukların yırtık ayakkabıları  görülüyordu. Evini
banyosu ve televizyonu. Yoktu Rüzgara karşı suntayla kaplanmıştı. Eşi dik durmaya çalışıyordu Çok rezil durumdayız'' diyor. gözyaşları sel gibi.akıyor  Eski günleri acıyla yad ediyor. “Kazadan önce rahattık. kamyonumuz vardı. Çocuğumuzu üniversiteye gönderdik, kızım ortaokuldaydı. Tatile gidebiliyorduk. Şimdi ayda 500 YTL getirebilmek için gece gündüz çalışıyoruz'' Oğlum üniversite kazanmıştı.  kazayla. şey altüst oldu. Çocuğum okulu bıraktı.'' askere gitti Kütahya’da. çalışıyor, ve okuyor. Gelmiyor buralara.'' *Susurluk kamyon şöförü Hasan Gökçe, cezaevindeyken Cumartesi Anneleri ona yardım getirmiş. Sonra biri onları kovmuş.32 yıldır evliler, eşiyle ilkokulu birlikte okumuş, severek evlenmişler. “Bizi ölüm ayırır'' diyorlar
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak habertürk.com
Susurluk kazasının kamyon şöforü  anlatıyor

*3 Kasım 1996’da Mercedes gelip bana arkadan çarptı.Kaza anında bağıranlar ve feryat edenler. Vardı Herkes hareketsizdi.  Sedat Bucak ı ölü zannettim Emniyette kaza yaptım dedim. otur'' dediler. Emniyet amirinin  telsizinden ses geldi. Ses, “Amirim başın sağolsun, ölen emniyet müdürü Hüseyin Kocadağ imiş'' diyordu.Polise sığınmak istedim. Sedat Bucak’ın korumaları geldi. Polistiler silahlar vardı bunlar ölenlerin yakını. Silahları var. "Nerede kamyoncu" deyip, beni bulacaklar, öldürecekler diye korktum. hemen kaçtım. Polise teslim oldum.Kazada Bir şoför daha vardı.kaza  aracı zırhlıydı. körün elindeki değnek gitmiş, ben ona yanıyordum. Ekmek tekneme ağlıyordum. Kazada Ölenlerden biri milletvekiliydi ben bittim diye düşündüm *emniyet amiri, baba adammış. Yoksa  kafayı yerdim. tuttu omzumdan, “Olan olmuş. Sen de ölebilirdin. Şükret haline'' dedi. kendimi kaybetmişim kazada emniyet müdürü, ölmüştü ve ben Hayat bitti'' dedim.Çatlı’nın öldüğünden ve kazadakilerin kim olduğundan haberim yoktu emniyet amirinde kamyonum emniyet amirini öldürdüğü halde bana kötü muamele etmedi jandarma yüzbaşı şöyle dedi: “Senin kazada ölen, devletin 18 yıldır aradığı Abdullah Çatlı.''Çatlı’yı tanımıyordum. Yüzbaşı. Zaman geçtikçe  öğreneceğimi söyledi.Bagajdan çıkan silahları gördük Yüzbaşı beni. sıkı güvenlik altına aldı

*sıkı korunuyorduk neyin ne olduğunu bilmiyorduk
Korktuk yanımdaki Astsubay birilerine Bizi burada uçuracaklar'' diyordu Onlar korkunca ben de korktum. Ve O günleri hatırlamak istemiyorum.
Kaza da kimlerin öldüğünü öğrendiğimde büyük bir şok yaşadım ben de öldüm. Dedim ki, “Benim kamyon, aslında bana çarptı.''suçlu bulunup Cezaevine girdik Cezaevinde herkes kaza anını soruyordu bir şeyler bildiğimi görmem gerekeni  gördüğümü ve , sustuğumu söylüyorlardı
Ben  bir şey görmedim.  Çatlı’nın ölmediği  söylendi. Ama ben hepsini gördüm,ve hepsi ölmüştü. ÖLENLERİN ÇOCUĞU VARDI
İnsanlar Türkiye seninle gurur duyuyor'' diye slogan atıyorlardı bu bana , Hiçbir şey. Hiç bir şey hissetmedim*susurluk kazasında devlet siyaset mafya üçgeni ortaya çıktı peki sonrasında ne oldu
Ben istemiyorum, Türkiye’nin benimle gurur duymasını. Kazayı İsteyerek yapmadım. Ölenler suçlu olabilir. Ama onların çoluğu çocuğu vardı. Benim yaptığım gurur duyulacak bir şey değil.
Çatlı, Bucak, Kocadağ adlarını ilk kez kazada duydum Sonra merak edip okudum
Vay be, ben ne yapmışım'' dedim
Kim demez ki. Hâlâ her gün bir kez daha “Vay be'' diyorum.Cezaevindeyken korkmadım. suçum olsa yaşatmazlardı beni.beni kahraman ilan edenler kadar, katil ilan edenler oldu Çatlı’yı öldürdün dediler  önemli bir adamdı Çatlı.

*Susurluk kazasında Hükümette Erbakan ve Çiller vardı. CHP’liler ölenleri sevmiyorlardı.benimle ilgilendiler, ama ben siyasetle ilgilenmedim.
Mehmet Ağar, dönemin emniyet müdürüydü. genel başkan oldu. Esas suçlu Çillerdi Susurluk Kazasından önce devlete güveniyordum. Sonra fikrim değişti.devlet beni mağdur etmemeliydi
Aydınlığa bir dakika karanlık'' eylemi yapıldı. Biz Işığı ellemedik  Ellesek yanlış olurdu.
olay, farklı boyutlara gidebilirdi. sadece hayatta kalmaya ve karnımı doyurmaya çalışıyordum.
Kazadan sonra bir kaç kez Susurluk’tan geçtik
olayları hatırlayıp. O günü yaşadık Bütün vücudumu sedef kaplamıştı. Kazadan  sonra. sinirsel' sorunlar yaşadım Çok mağdur oldum.*Kazadan sonra Bir yıl çalışamadım. borçlarım birikti. Kamyonumu vergi borcundan dolayı bağladılar. otoparkta çürüyor. Çok sıkıntı yaşadık.  içine düştüğüm darlık ve kaza beni.üzdü kazayı Unutamıyorum. 20 yıllık ömrümü yedi.Ailemiz dağıldı. isyan etmedik. Tekrar mutlu olmak istiyoruz.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak ahmethaldunterzioğlu.com
ŞEHİT ÜSTEĞMEN, İZZETTİN POLAT”

*Size hüzünlü, gerçek bir hikâye anlatacağım!
1974 yılında, Muş’ta tanıdım İzzettin Polat’ı. Muş Lisesi’nde…Lise’ye Trabzon’da başlamış, ve Muş’a göçmüştük. Dışarıdan geldiğimiz için tedirgindik bocalıyorduk, sınıfın başkanı, izzettindi onunla   kafadar olduk. kardeş olduk İzzettin, adı gibi  izzetliydi Bir doksandan uzundu Yakışıklıydı. şıktı Boksördü. boks takımının değişmeziydi birincilikleri vardı. sevecen, iyi, güzel bir yürek taşırdı İzzettin. "Çocukla çocuk, büyükle büyüktü En ciddi duruşunda bile, gülümseme vardı Beş vakit namazını  aksatmaz, teneffüslerde abdestini tazeler, sonra sıraların üzerinde, namazını eda ederdi. *Şehit izzettin polatın Gönlü ve eli  açıktı cömertti.Boyu, heybetliydi  bayramlarda, resmigeçitlerde, en önde bayrağı taşır, aslanlar gibi yürürdü. görevi kimse ondan alamazdı.  başkanımızdı. kimseyle tartışmaz kavga etmezdi,Öğretmenleri onu  sever ve takdir ederdi Yaz tatilinde  inşaatta çalışıyordu boyacılık yapıyordu. onu Takdir etmemek mümkün değildi. Şık ve temizdu Yaz çalışıyor, kışın  krallar gibi okuyordu. Onun "Başka çaresi yoktu” Okumak için çalışmak zorundaydı Ailesinin durumu iyi değil!”ilk boks antrenörümdü onunla başladı spor hayatım.Lisede. okul birincisiydi onun içinde askerlik  ateşi, vardı türk milliyetçisiydi vatanına ve milletine düşkündü adı gibi  izzetliydi Kara Harp Okulu’na başvurdu o, bir çocukluk düşünün peşinde koştu. subay olmak istermişti

*Şehit izzettin polatın Kuşkuları vardı ürküyor, doğum yerinin ve kökeninin; düşüne engel olacağı düşünüyordu. Bense Hiç merak etme. Ordu senin gibi bir subayı elinden kaçırmaz boş laflar seni Kötülemek, karalamak ve milletle orduyu birbirine düşürmek için çıkarılmış dedikodulardır” dedim Boylu boslu, güçlü, sporcu, çalışkan, yürekli, yiğit, memleket ve millet sevdası ile donanmış, inanç yüklü İzzettin’in Harp Okulu’na gireceğinden şüphe etmedim.İzzettin sınavı kazandı, hem de en üst sıralarda sevindik  Subay kıyafeti içinde! Koç gibiydi mutluydu. gurur duyduk onunla. gelecekte görüşmek üzere helalleşip, vedalaştık. Dört  arkadaştık hepimiz başka yollara gittik
*1981 de okulumu bitirdim. İlk görev yerim Vandı Adresim Eğridir Dağ Komando Okuluydu. İzzettin Kayseri Hava İndirme Tugayı’ndan, gelmişti Eğridir’e. Ben yedek subay öğrenci, o ise teğmendi…  bir şaka yapayım, dedim. Hey! Uzun! iki çay kap getir bakayım!” dedim. Askerlik kurallarını alt üst eden istekti Kimse üzerine almadı, çağrımı. Ben, İzzettin’e çağrımı sürdürdüm.
İzzettin, Bana koşup geldi şakamı sürdürüp gardımı aldım ve bağırdım.Gel bakalım İzzet! Sana, dayak atayım da gör!”tanıdı beni. Kucaklaştık. Bir oğlu olmuştu. sık sık görüştük İzzettin’le Vedalaşırken "Seni Kayseri’ye beklerim!” dedi.

*Kayseri Hava İndirme Tugayı’na çıktı görevim. İzzettinle Taburlarımız yan yanaydı. paraşütle atladık eğitimlerde birlikte yer aldık.Sayılı gün çabuk geçti. Teskereyi almadan vedalaştık İzzettin’le.  Şark görevi bekliyorum!” Van’a gideceğim!” dedim. Bütün ayrılıklar hüzünlüdür okul arkadaşlığından sonra  Dostluğumuz pekişti.
eşimin hemşerisiydi, eniştem oldu İzzettin
Hakkâri’ye çıktı tayinim.Güzel memleketimin havası değişmişti, terör  kan kusuyordu  Şehitler veriyorduk. Çalıştığım daire asker hastanesinin karşısındaydı. Çok acı görüntülere şahit oluyorduk. her gün Şehit sayısı artıyordu.İzzettin Polat’ Üsteğmen Çukurca’da görevdeydi. Bir pusuda şehit edildi Çukurca’da askeri birliğe, teröristlerce pusu kuruldu. bir binbaşı, bir üsteğmen on bir er ve İZZETTİN POLAT  Şehit oldu.”*İnsan, tanıdıklarına, sevdiklerine, dostlarına toz kondurmaz, ölümü yakıştırmaz. Böylesi acı haberleri hep uzakta görür İçim yanarak diyorumki türk milletinin başı sağolsun. Dondum kaldım. Duyduğuma inanamadım.  bugün sözünü etmiştik bugün haber bırakmıştım gelecekte başka yerlerde karşılaşmayı, çocuklarımızın  bizim gibi kardaş olmasını dilerdim. Oysa  yiğit kardaşımın Şehit olduğunu söylüyordu haber spikeri.Hayır!” dedim " olamaz!”ağlıyordum hüngür hüngür.hıçkırıklar için de sordum. Ve malesef İzzettin Polatı, Şehit verdik Üsteğmenimizi. Şehit verdik Vatan sağ olsun!”
Vatan sağ olsun Bu vatana feda olsun canımız…
İzzettin! Şehitlik için çizmişti yolunu.  Mesleğini severek seçmiş, gururla giymişti o kutlu elbiseyi. O Peygamber Ocağı’nın neferiydi.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.