You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

General
RE: Köşe yazıları
Kaynak rahim er türkiye gazetesi köşe yazıları
ŞEHİD YAKINLARI İÇİN KANUN TEKLİFİ

TBMM Sayın Başkanlığı’na:

*Genç yaşta, gözlerini kırpmadan aziz canlarını dinimiz, milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için feda eden mübarek şehidlerimizin yakınları, necip milletimize ve kudretli devletimize emanettir. emanetlerin ihtiyacı karşılanmalıdır mahrum kalması, kendini sahipsiz hissetmesi şehidlerimizi Cennet bahçesinde rahatsız eder milletimiz için ayıp ve kusur olur.*en geç 3 ay içinde devlet, evi olmayan şehid ana-babasına ev vermeli Evi olup evi bulunmayanlara yeni ev vermelidir Maaşı olmayan ana-babaya maaş bağlanır. Ayda bir kere şehid ana-babası muayene edilir. Şehidin eşi ve çocukları tahsil süresinde her türlü sağlık desteğini ücretsiz alır.Şehidin eşi varsa ev verilir. Veya evi değiştirilir. Maaş bağlanır Şehid aylıkları, her en iyi seviyede tutulur.Şehidin nişanlısına 22 yaşını bitirene kadar asgari ücret maaş verilir. Evlendiğinde nişan, nikâh ve düğün yardımı yapılır. 22 yaşından önce evlenirse maaş kesilir.Şehid çocuklarının anaokulundan üniversiteden mezun oluncaya kadar masrafı devletçe karşılanır.Şehid çocukları, dilediği fakülteye imtihansız kabul edilir.

*Şehit çocuklarından Yüksek lisans ve doktora yapmak isteyenler, imtihansız kabul edilir.
yardımlar lisans eğitiminde 25, lisansüstü eğitimde 29 yaşında kesilir.Şehidin erkek evlatları, askerlikten muaftır. Şehid çocuklarının evlilik masraflarını Bakanlık karşılar. 30 yaşını geçenler evlilik yardımı alamazlar. Şehid çocukları, 30 yaşına kadar diledikleri işe imtihansız alınırlar.
Şehid ana ve babalarıyla eşleri, ömür boyu, nişanlısı 22, çocukları 25 yaşına kadar bütün vasıtalarda VIP yolcu olarak ücretsiz seyahat ederler. Şehid ana-babalarıyla eşi, Ramazan Kurban ve Kandilde müftü, muhtar, askerlik şube başkanı tarafından ziyaret edilirler.ziyaret, nişanlıya 22, çocuklara 25 yaşına kadar yapılır.
*Şehit ailelerine Ramazan ve Kurbanda asgari ücret aylığı kadar hediye verilir. dinî bayram hediyesi nişanlıya 22, çocuklara 25 yaşına kadar devam eder.Evlenen şehid eşi, evlendikten sonra kanunda zikredilen yardımlardan istifade edemez.
Şehid ana baba ve çocuklarıyla nişanlıya senede 10 gün tatil yardımı yapılır. ana-babada ömür boyu, eş evlenene kadar, nişanlı evlenene veya 22 yaşına, kadar, çocuklar 25 yaşına kadar istifade eder.
Yüzde nisbetinde 60 malul olan gazi yakınları, şehid yakınları gibi muamele görür.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak rahim er türkiye gazetesi köşe yazıları
CEMİL MERİÇ’İN AFRİN ŞİİRİ

Cemil Meriç, fikrinin çilesini yaşamış, bedelini ödemiş soylu bir kalemdir, irfanımızın, yirminci asırdan çağa ve gelecek zamanlara hediyesi büyük bir mütefekkirdir, edebiyatçı ve sosyologdur. Necip Fazıl’ın tarifiyle "Allah’ın, iç gözü görsün diye dış gözünü kapattığı sahici münevverdir." Sezai Karakoç, şiirinde "Bir kadını al onu yont yont anne olsun’’ der. Cemil Meriç de bir lise edebiyat öğretmenini yonta yonta tefekkür abidesi yükseltmiştir. Fransız edebiyatına bir Fransız aydını kadar, Hind edebiyatına en az bir Hind aydını kadar hâkimdir.

Rus ve Fars edebiyatına yakındır Cemil Meriç’i okurken insan, kendini kelimeler sağanağı çılgınlıklar fırtınası içinde hisseder. meydana çıkışı 1965’te Hisar dergisinde oldu. Yazılarında fikirler, tesbitler, hükümler baş döndürücü bir hızla savruluyordu. ideolojiler, idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir!" diyordu bu söz Necip Fazıl’ın sokak başında Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!’’ diye haykırmasının tercümesidir. murdar bir hâlden, muhteşem bir mâziye kanatlanmak gericilikse her namuslu insan gericidir bir yiğit cümledir Allah" diyene "gerici" damgasının vurulduğu seviyesiz dönemde haykırılmış cesur bir manifestodur.

Cemil Meriç’i merhum, bir şair değildi. mensur yazının şairiydi. İşte mısra Itır gülün sesi, ışık sonsuzun. Geceleri ölüm konuşur karanlıklarda..."
El Aziz Lisesi’nin bu Fransızca muallimi okumaya düşkündür okuya-yaza rahatsız olan gözlerini kaybetmiştir. Buna rağmen bedeliyle okuyanlar bulmuş okuma ihtiyacını dinleyerek karşılamıştır.
Kendini etiketlerle ilerici sanan Türkiye’nin sözde aydınları, İhtişam ve Sefalette kalmış Frenk kavrukları Cemil Meriçi gerici sayıp Ülke’nin adamını yokluğa mahkûm etmişlerdir. Gafletten uyanmaları yarım asrı alacaktır.

Hüseyin Cemil Meriç, 12 Aralık 1916’da Hatay’ın Reyhaniye kazasında dünyaya gelmiştir. ana vatana dönememiş İngiliz, Fransız işgalleri altındadır Halife’nin memalik-i şâhanesi,istanbul Akif’in "kimi Hindu, kimi yamyam kimi bilmem ne bela!" dediği emperyalistlerce işgal edilmiştir. Ana vatan bir yana, Bayırbucak’lar, Afrinler, Türkmen illeri bir yana düşmüştür.O yamyam işgal ve talan bugün de sürmektedir. Bugün Mehmedcik oğlunu şehid veren ana-baba, Allah, devlete zeval vermesin!" diye dua etme asaletini göstermektedir.

Cemil Meriç, Reyhanlı’da 1935’te afrin şiirini yazdığında 19 yaşındadır. müze olan evinde Afrin’e dair duygularını kâğıda dökmüştür. O şiiri besleyen bir şairlik damarı vardır Afrin şiiri Dil ve Edebiyat dergisi Şubat 2018 de yayınlamasaydı meçhul kalacaktı. Şiirdeki kelimeler, okuyanı zorlayabilir; peki raftaki lûgat ne güne duruyor? Cemil Meriç ne der? "Kamûs, namustur!" Bu şâhâne sözü "sözlük namustur" veya "lügat, namustur" diye özünden koparamayız.83 yıl önce şiir yazdığımız bir iklim gurbet olabilir mi Haleb’in Afrin’iyle Sakarya’nın Arifiye’si bizim için aynıdır...

 AFRİN

Kışın rüzgârları tehdit ederdin
Sevahil darbe-i mevcinle inlerdi
Kaçardı irtiaşla savletinden
Sürüklerdin reh-i azminde evler.
Yıksan bin hanümanı bugün
Ve göklere yükselip yıldızlarla öpüşsen
Tokatlasan o mağrur, haşin güneş sultanı
Yine bir gün tabiat o şahlanan başına
Yenilmez kudretinden kırılmaz bir gem takar
Yine bir gün ufkunda gam şimşekleri çakar
Bir uyuşukluk çöker dalgalanan başına
Kumları fistolayan, sahili oyalayan
Uslu, sessiz, çekingen küçük bir su olursun
Böyle şahlanma Afrin, çarçabuk yorulursun
Yaz, tembellik aşılar damarlarına, aman!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yusuf kaplan yeni şafak köşe yazıları
İnsan yetiştirmeden dünyasını inşa etmeden aslâ

*Bir yerde yanlış yapıyoruz önümüzü açacak çaplı insanlar yetiştiremiyoruz madde planında elde ettiğimiz başarılara bel bağlıyoruz.Toplumumuz geçici,yapay ideolojik fay hatlarını aşarak kenetlenmektedir potansiyel büyük atılımlara soyunabileceğimiz tarihî bir imkân yakaladık
Bu tür ânlar toplumların kader ânlarıdır, kaderlerinin belirlendiği kritik zamanlardır Emperyalistlere karşı sadece güney sınırımızda askerî bir savaş vermiyoruz. Neredeyse her alanda, siyasette, ekonomide, teknolojide, stratejide çok yönlü bir savaş veriyoruz *kritik zamanlarda, ortak idealler etrafında kenetlenmesini bilen toplumlar, bütün engelleri aşma iradesi ortaya koyarlar.ülke içinde birliği, dirliği, kardeşliği tesis edecek, ideolojik kesimlerin farklılıklarını derinleştirmek yerine, yüksek idealler etrafında bütünleşmelerini sağlayabilecek bir çaba ortaya koymak zorundayız.bilgece yaklaşımları benimsemek zorunda olduğumuz zorlu bir süreçten geçiyoruz.her tenkit, teklifi de beraberinde getirmelidir. Teklif sunmayan bir tenkit tahriple sonuçlanır.

*Toplumu germeden, toplumun fay hatlarını derinleştirmeden,yapay ve sahte engellere takılmadan, kucaklayıcı, önaçıcı, yol açıcı bir perspektifle yolculuğu başarılı bir şekilde hayata ve harekete geçirebiliriz Bu ülkemizin ve medeniyetimizin gelecek kaderinin şekillendiği şu zorlu, eşikte son derece önemlidir ideolojileri sınırlayıcı, bizi birbirimize düşürücü, önümüzü tıkayıcı dar perspektifler aşılmalı mü’min’in güven adası Nebevî şiarını, şuuru harkete geçirilmeli herkese kucak açabilen hakikat medeniyeti kurulmalıdır*bizi birbirimize düşürücü, ideolojik farklılıklarımızi derinleştirici, yaklaşımlar, önümüzü tıkamaktadır Bu ideolojiler aşılarak derin bir nefes alınmalı geniş gönüllü olunmalı yürek ülkesinin çocukları olduğumuz dünya âleme gösterilmelidir bir Tarihin gündönümünde bunu gerçekleştirmeliyiz Medeniyet perspektifinin bize kazandıracağı en önemli imkân, sorunlarımızı geniş bir perspektiften görebilmek ideolojik kapışmaların ötesindeki sorunlarımızı kökten, ele alabilme, değerlendirebilme, tartışabilme, iradesi sunabilmesidir

*Madde planında büyük başarılar elde edebilirsiniz. Madde planındaki başarılar, mânâ planındaki atılımların sonucu değilse, bumerang etkisi yapar: Toplumu yokoluş çukuruna yuvarlar Öyleyse her dâim mânâya kafa yormak zorundayız
Şunu söylemeliyiz topluma: İnsanlığın önünü açacak, insanlığı çıkmaz sokaktan çıkaracak, insanlığa adalet ve hakkaniyet, sulh ve selâmet armağan edecek, Gazâlîler, İbn Arabîler, Yunus’lar, Mevlânâ’lar, Büyük Sinan’lar, yetiştirecek hakikat medeniyetinin yapı taşlarını döşemek zorundayız.
Perspektifimizi genişletebilmemiz, zor zamanlarda toplumun öncü ve zirve insanlarını bütünleştirip kenetlemek için basiret yeterlidir.Unutmayalım: derinlikli, kuşatıcı, bilgece perspektif sadece bu topraklara özgü Bizi kuşatan, bizimle savaşan, bize diz çöktürmeye çalışan düşman’a yoğunlaşmalıyız.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Afrin Harekatı’nda son dönemeç
Mete Yarar karar gazetesi köşe yazısı

Teör sadece yurt içinde değildir terörün kökü yurt dışına uzanmaktadır bu yüzden terör ile sadece ülkemizde değil ülke dışında da savaşmalıyız aksi hale terörün kökünü kurutamayız terör ile mücadele ettiğimizde hem iç politika hem de dış politikada ister baskılara maruz kalmaktayız
Turizm ve ekonomi terörden olumsuz etkilenilmektedir.terör ülke sorunlarının çözümünü engellemektedir.bir ülke sadece kendi sınırlarında değil bataklığın olduğu her yerde olayları çözme kararalığında olmalıdır bütün dengeleri altüst edebilmelidir

Hollanda’dan gelen gurbetçiler afrin harekatını şöyle değerlendirdiler evet değişiklik oldu’bizlere farklı bakıyorlar. saygı duyuyorlar. Yaklaşımları sıcak bir bizlerle konuşmayanlar bile konuşmak istiyorlar” Türkiye’nin, ağzından çıkan her sözü gerçekleştiriyor. İnsanlar etkileniyor. Ve “Onlar güçlüyü severler” Türkiye her söylediğini sahada yapıyor Türk dış politikasının önü açıldı.
yöntem kararlı ‘Türkiye Suriye politikasında sert gücünü kullanıyor yumuşak gücü hayata geçirmek için bölge teröristlerden arındırılmalıdır Her şey güvenlik içinde icra edilmektedir.Türkiye Suriye’de unutulan güç kavramını herkese hatırlatmalıdır

Söylediğinin arkasında duran siyasetçisi, geri adım atmayan güvenlik güçleri, sınır tanımayan sivil toplum örgütleri ve milleti ile Türkiye bölgesinde yumuşak güç kullanan tek ülkedir.etnik, mezhepsel veya dini hiçbir ön yargıya sahip değildir. Her bölgede birleştiricilik ile insanları koruyup kollamaktadır Afrin’de son dönemeçteyiz bölgen normalleştirilecektir PYD’nin Kürtler üzerinde kurmak istediği baskıcı sisteme de son verilecektir Türkiye yalnızca oyun bozmuyor, bölgede unutulan tarih ile oyun kuruyor.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 14-03-2018, Saat:08:49 AM, Düzenleyen: Murataltug.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Arapça Kitap ve Kültür Sessiz devrimin sesleri

*İki asır önce gökkubbemiz çöktü: Temeller sarsıldı, sütunlar yıkıldı; İslâm dünyası, tarihinin en büyük buhranlarından birinin, eşiğine yuvarlandı...
büyük medeniyet buhranıydı bu.iç ve dış nedenleri vardı.GÖKKUBBEMİZ ÇÖKTÜ AMA TESLİM BAYRAĞI ÇEKMEDİK...Modern Batının saldırısından nasibimizi aldık: her şeyimizi yitirdik... her şeye rağmen Çinliler, Hintliler, Japonlar gibi teslim bayrağı çekmedik... Sömürgecilere karşı destansı bir direniş mücadelesi verdik.*Çinliler, Hintliler, Japonlar bütün direncini yitirdiler medeniyetlerini yenileyemediler ve koruyamadılar.müslümanlar olarak, devâsâ medeniyetimizi yenileyemedik fosilleştirilmesine, yok edilmesine izin vermedik...Direndik...Topraklarımız işgal edildi, kaynaklarımız talan edildi, İslâm dünyası paramparça edildi ama mücadele ettik...
mücadele sürüyor hâlâ İslâm, 21. Yüzyılı belirleyecek; 22. Yüzyıl İslâm’ın yüzyılı olacak inşallah...Bu iş, kolay olmayacak.Zorlu, yorucu umutlu bir direniş, diriliş ve varoluş yolculuğu bizi bekliyor...İslâm dünyasının toparlanabilmesi, insanlığın önünü açacak yolculuk zor ama imkânsız değil.

*İnsanlığın önünü açacak hakikat, adalet ve hakkaniyet yolculuğunu bizden başka yapacak kalmadı: Bütün medeniyetler, mutasyona uğradı ruhlarını yitirdi.İslâm medeniyeti, çöktü ama ruhen canlılığını sürdürüyor direniş ruhunu koruyor,
İslâm dünyası umut ve ufuk bahşedecek
Batının tıkanması, medeniyetlerin mezarını kazması, insanlığı yok etmek üzere ve müslümanların tüm dünyayı kurtarıcı bir islami fikrî üretmeleri gerekiyor Bunu Batılılar, görüyor ama biz zihnî felçleşme yaşadığımız için göremiyoruz...
İnsanlık için İslâm dışında başka bir çıkış yolunun kalmadığını görebilirsek, kurtuluş için ilk adımı atmış oluruz.*Kurtuluş ve dirlişte atılması gereken köklü adımlar var çağımızı imkânlarıyla ve zaaflarıyla tanımalıyız Tanıyamadığımız bir çağı değiştirme iddiasında bulunamayız havanda su döveriz, dünyaya hiç bir şey söyleyemeyiz başkalarının kavramlarıyla dünyamızı kuramayız... Yeni bir dünyayı ancak kendi kavramlarımızla kurabiliriz...Önce dünyanın, sonra da coğrafyamızın sorunlarını görebilmeli tanımlayabilmeliyiz.Batı dünyayı felâkete, sürüklüyor...Tanrı fikri yitirildi, hakikat yitirildi, tabiat delik deşik edildi, dünya cehenneme sürüklendi...Müslümanlar, büyük sorun yaşıyorlar:Müslümanca duyma ve düşünme melekelerini kaybedildi Müslüman Zihni yitirildi Müslümanca yaşama kaybedildi hayat ruh ve hayatın her alanındaki Müslümanlar yitirildi

*İNSANLIĞIN ÖNÜNÜ“BİZ” AÇABİLİRİZ YALNIZCA...Şu ân kafa patlatmak zorundayız...kat edeceğimiz mesafe, dünyanın önünü açacaktır...asırlık eğitim, düşünce, sanat kurumlarına ihtiyacımız var.
İlim, fikir ve ruh atılımına ihtiyacımız var
Arapça Kültür Günlerinin tohumları ekiliyor, sessiz ve derinden ilk defa...Arapça, Kur’ân’ın dili; medeniyetimizin ruh köklerinin dili.Arapça olmadan hiçbir şey yapamayız. Türkçeye derinlik kazandıran Kur’an Arapçasıdır Dil Devrimi’nden sonra Türkçe’nin İslâmî ruh kökleri kurutuldu.
Arapçayla, Arapçadan bize ne?” gibi sarsak tepkiler verildi Dilimiz çeviri, konuşmalarımız dublaj, fikir, sanat ve kültür dünyamız ve hayatımız Batı’dan montaj *Dil devrimiyle yıkıcı, yok edici zihnî bir felç geçirdik bunu görmemiz, elbette ki, zor olacaktır.Fransızcadan, Almancadan, İngilizceden Grekçe ve Latince kelimeleri çıkarın, bu diller biter, ortada bir şey kalmaz...Grekçe ve Latince, Batı uygarlığının kök dilleridir Kur’an Arapçası da bizim medeniyetimizin kök dilidir; Türkçe’nin ruhu Kur’ân Arapçasından gelir...Köklere inemezseniz, göklere yükselemezsiniz.ilim, fikir ve müslümanların sorunlarını konuşan, tartışan böylesine güzel bir sessiz devrime imza atan kardeşlerimi yürekten kutluyorum.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
“İslâm’ın güncelleştirilmesi” ne demek?

*Batılılar, tüm dinleri fosilleştirdiler ama İslâm’ı fosilleştiremediler.İslâm’ı içerden “çökertmek” için iki asırdır İslâm’ın protestanlaştırılması projesinin temellerini atıyorlar... Vehhâbîlik selefîlik ve hâricî mantığıyla İslâm’ın terörle özdeşleştirip protestanlaştırılmış, peygambersiz bir İslâm anlayışının yerleştirilmesini amaçlıyorlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İslâm’ın güncelleştirilmesi” ifadesi, İslâmî kesimlerde tedirginliğe yol açtı.ASIL TEHLİKE: İSLÂM’IN PROTESTANLAŞTIRILMASI
*Asıl tehlike, hâricî mantık değildir. Bu mücadele edilebilecek bir sorundur. Görülemeyen tehlike, müslümanların reforme edilmiş, peygambersiz sahte bir İslâma mahkûm edilmesi İslâm’ın dize getirilmesidir.Selefsizlik ve hâricî mantığının, DEAŞ terörünün nedeni, protentanlaştırılmış İslâm anlayışının oluşturulmasıdır Terör ve hâricî mantığı bütün dünyanın İslâm’dan nefret etmesini sağlamaktı ve bunu başardı Batılılar.
Protestanlaştırlmış İslâm ise İslâm’ı hayatın her alanından uzaklaştırıp bireysel bir inanca indirgemeyi, ehlileştirmeyi ve hormonlu müslümanlar icat etmeyi hedefliyor...

*ERDOĞAN: YÜREĞİ YANGIN YERİNE DÖNEN ADAM Erdoğan Yüreği yangın gölüne dönmüş biri mazlumların yükünü sırtında taşıdığı bilinciyle nefes alıp veren biri.ülkenin, medeniyet ve coğrafyamızın büyük travmalarla boğuştuğunun farkında olan biri.Kendimizi toparladığımızda insanlığı toparlayacağımızın şuûrunda olan biri.
Erdoğan’ın ilk günkü açıklaması, sorunlu bir açıklamaydı, ve düzeltti, İslâm’la ilişkisi olmadığı hâlde, İslâm’ın reforme edilmesi gerektiği sığ ve ezberci kişilere pelesenk oldu toplumda protestanlaşma projesinin önü mü açılıyor diye tedirginleşmesine neden oldu.15 Temmuzda öncü ilim adamlarının ötekileştirilmesi, kitleleri üzdü.
*bazı hocaların açıklamaları, İslâm’a faydası olmayan, İslâm’ı ayağa düşüren ve düşüren sorunlu açıklamalar. Erdoğan, Hocaları ikaz edebilirdi. Ve kendisine gönül vermiş kitleleri tedirgin etmezdi
Erdoğan’ın istikamet üzere olan hocaları ve diyaneti yıpratmaması gerekiyor.Birileri 28 Şubat sürecine ortam oluşturmak, istiyor olabilir
Fikirlerine katılın katılmayın, İhsan Şenocak’ın ardından Nureddin Yıldız’ın linç edilmeleri, görevden uzaklaştırılmaları, yargılanmaları 28 Şubat kuşkusunu uyandırıyor.Ehl-i Sünnet’e tavır mı, geliştiriliyor, korkusu var. Erdoğan, “marjinal hocalar” dedi ama birilerinin Erdoğan’a, bu hocaların Ehl-i Sünnet’in, ana temsilcileri olduğunu, yapılan çıkış’ın Ehl-i Sünnet düşmanlarına yağ sürdüğünü hatırlatması gerekiyor.

*İslamın güncelleme tartışması fitne ateşini körükler bizi asıl meselelerimizden alıkor.
düşmanı içerde aramayalım, düşman dışarıda; içerde kenetlenmeye ihtiyacımız var,
İslâmî kesimlerin ve tüm kesmlerinin kenetlenmesi, kucaklanması gerekiyor kritik ve bir savaşı veriyoruz içerde ve dışarda.Hunharca gerçekleştirilen Özgecan cinayetinde Özgecan’ın Alevî babasının şu bilgece sözü hepimiz için kılavuz olmalıdır: “Anadolu, Nuh’un gemisidir.”
*Çağı tanıyamazsanız, tanımlanırsınız. Tanıyamadığınız çağı değiştirme iddiasında bulunamazsınız.dünyanızı başkalarının kavramlarıyla, başkalarının bakış açılarıyla kuramazsınız.tüm insanlığı ilgilendirecek evrensel cümleler kurmak zorundayız.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Müslümanların direniş ve diriliş yolculuğu...

*Müslümanlar, modernlikle yüzleşmeden hesaplaşmadan, postmodernliğe yakalandılar, Batı dışındaki dünya için yakıcı sorun.Çin, Hint, Japon, Latin Amerika-, Batı uygarlığının zihnî saldırısına teslim oldular.Ama Müslümanlar teslim olmadılar.
çünkü “her imtihan bir imkândırMüslümanlar, iki asır boyunca ortaya koydukları direnişle, Batı uygarlığına teslim olmayacaklarını toparlanabileceklerini ispatladılar.İşte bu nedenle İslâm dünyasının üzerine “çullanıyor” Batılılar.
BİLİMİ, TEKNOLOJİYİ DEĞİL, KENDİMİZİ KAYBETTİK BİZ ASIL!
*kendi meselelerimizi kendi bakış açılarımızla mercek altına almalıyız.asıl meselemiz, Müslümanların direniş, diriliş yolculuğudur...
mesafe katedmek dünyanın ve coğrafyamızın ülkemizin sorunlarını kavramamız gerekiyor.
Batı uygarlığı, bilimle, teknolojiyle büyük bir güç elde etti. Tanrı fikrini, hakikat fikrini kaybetti; tabiatı delik deşik etti; dünyayı yaşanılamaz bir yere çevirdi...Yanlış sorular soruyoruz: Diyoruz ki, Batı bilimini, teknolojisini neden kaybettik, takip edemedik.Asıl sorun şu: Biz, kendimizi kaybettik.
Kendi olamayan, kendini tanıyamayan toplumlar, başkalarını nasıl tanıyabilir ki Önce temel sorunu tespit edelim, başımıza geleni görelim ve kendimize gelme dünyalara açılma mücadelesi verelim

*İslâm dünyası, medeniyet krizi yaşıyor.
Müslüman zihni ve Müslüman melekeleri yitiriliyor
Müslümanca yaşama zemin yerle bir oluyor
İslâm’ın diriltici soluğunu yok oluyor
ÇAĞRI’NIN ÇAĞINI KURMASINI SAĞLAYACAK BİR YOLCULUĞA SOYUNMALIYIZ...Çağı tanımıyoruz; Ama farkında bile değiliz.Kendimizi tanımıyoruz. Kendimizi başkalarının kavramlarıyla,ve bakış açılarıyla tanımlıyoruz Ama bunun da farkında değiliz.kendimizi de, çağı da tanıyamadığımız için insanlığı ilgilendirecek evrensel cümleler kuramıyoruz Bunlar yakıcı gerçekler.
Çağın dışında yaşadığımızın, farkına varmalıyız
çağın başındaki felaketleri tanımalıyız
*İslâm’ı çağa uyduruyorlar...eziklik psikolojisiyle, yenilgi psikolojiyle, yamama ve yamanma psikolojisiyle hareket ediyorlar.Çağ’a da, İslâm’a da nüfûz edemiyoruz. Çağı da, İslâm’ı da hakkıyla tanıyamıyoruz.Çağ konusunda da, derinlikli bir bilince, sahip değiliz Müslüman zihnini ve Müslümanca düşünme melekelerini yitirdik zihnimizi felç ettik İslâm’ın güncellenmesinden sözetmek İslâm’ı tahrip ve tahriftir İslâm güncellenemez bizim kendimizi güncellemeye ihtiyacımız var. Kendimize gelmeye çağ’a rengimizi vermeye, dirilticimeye ihtiyacımız var
Şu sorunun cevabını verelim Kim, hangi otorite, hangi zihinle İslâm’ı güncelleyecek?

*Çağı tanımadan, İslâm’a modernist bir zihinle yaklaşmak tanımlayabilmek de, çözebilmek de çok zor. basit, yapay, sahte sorunlarla uğraşarak İslâm’ı değiştiremeyiz. İslam güncelleştirilenez
Müslümanların sorunları var: zihnimizi felç eden, dünyamızı yok eden, zaman’a İslâm’ın diriltici soluğunu nakşedebilmemizi imkânsızlaştıran, bizi çağa hapseden medeniyet buhranının nereden kaynaklandığını, buhranı nasıl aşabileceğimiz meselesine kafa yormalıyız.tecdit, Müslümanların insanlığın da önünü açacak fikrî, zihnî bir atılımla medeniyet fikrinin yapı taşlarını döşeyebilmekle olur *Erdoğan önümüzü açacak, çağ kuracak öncü kuşakları yetiştirmek eğitim sisteminin geliştirmek fikir, sanat ve kültür hayatının inşa etmek gibi geleceği kuracak meselelerle ilgilenmeli meseleleri devletin gündemine almalı, 100 yılın tohumlarını atmalı çünkü Batı’yı ve kendini tanımayan, zihninin hurafeler çöplüğüne dönüştüğünün farkında olmayan, Batılı şaşı- bakan akademik kadrolarla İslâm’ın tecdit edilmesi, fikrî atılım yapabilmesi çok zor.Tecdit, geleceğimizi inşa edecek öncü kuşakları yetiştirecek kurumların inşasında ve önümüzü açacak köklü medeniyet fikrinin geliştirilmesidir Yapay ve basit meselelerde değil, köklü, temel, meselelerde tecdit konusu söz konusu edildiğinde zaman zihnimiz ve önümüz açılacaktır...Vesselâm.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Kur’ân, çağa göre yorumlanamaz!

*Kur’ân, çağa göre yorumlanamaz Çağ, Kur’ân’a göre yorumlanır.Çağ, geçicidir... Kur’ân, çağlar üstüdür çağ, felâketle karşı karşıya ve cehenneme dönüştürüldü: Batılılar, bilimsel atılım yaptılar, uzaya uzandılar ama uzayı okuyamadılar, insan yok olmaya sürüklendi dünya yaşanılamaz bir yer hâline geldi tabiat delik deşik edildi yaşadığınız çağı tanıyamazsanız, tanımlanırsınız, yok oluş ve felâketler yaşayan çağın bakış açılarıyla Kur’ân’a bakmaya, İslâm’ı veya Kur’ân’ı yorumlama İslâm’ı güncelleme aymazlığına soyunursanız çağ sizi yutar *İslâm çağlar ötesidir herkese hayat hakkı tanır beşerüsütüdür, herkesi sarıp sarmalar hakikat ulaştırılmalıdır Çağı tanıyamadıkları için tanımlandıklarının farkında olamayan akılsız” adamlar Kur’ân’ı akla göre yorumlamalıyız”, diye çocuk gibi çırpınıp duruyorlar!Akılsızlık başa belâdır Biraz zekâ, biraz basiret, biraz çağ bilinci lütfen Çağ, aşılamaz, zirve bir noktada değildir
Çağ teorik ve felsefî olarak en büyük felâketini yaşanmakta donmuş tıkanmış çamura saplanmıştır teknolojik savaşlar ve büyük felâketler bizi beklenektedir Bu felâketi, sınırlarımızda coğrafyamızda iliklerimize kadar yaşamıyor muyuz?

*Batı çıkmaz sokakta düşünceyi bitirmeye düşünmeyi dondurmaya çalışıyorlar felâketle başedilmesi gerekir Avrupanın felsefî krizine karşı bilimle uğraşmalı putkırıcı bir yolculukta zihnimize taze ufuklar sunmalıyız binlerce yıllık keşif ve icatlarımız bir noktada durdu.günümüz ve çağımızı keşfetmeli krizleri kenetlenerek aşmalıyız
ZİHNÎ FELÇLEŞME YAŞAYAN SIĞ, ÇAPSIZ VE PROJE TİPLER BİZİ FELÂKETE SÜRÜKLER...
bin yıl önce Gazâlî’yedi asır önce Molla Sadra ve İbn Arabî’nin bize örnek olmalıdır Kur’ân’ı anlamalı ve yaşama aracı görmek,yaşadığımız felâketi göremek demektir. çağı tanımayan, çağın sorunlarını tanıyamaz *Kur’ân’a ve islamı yaşayamayan zihnî felçleşme ve aşağılık kompleksi yaşar insanlığın İslâm’ın çağlarüstü mesajına ekmek kadar su kadar ihtiyaç hissettiği bir zamanda islamın güncellenmesi insanları sokaklara sürükler Kur’ânı tahrif ve tahrip etmekten başka bir işe yaramaz
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Kur’ân, çağa göre yorumlanamaz!

*Batılıların dünyada hegemonya kurmaları, insanlığın sorunlarına Batılı zihinle bakmalarına ve Batı yanılsamasına yol açtı...aydınları Batı kuşattı zihnî felçleşme ve aşağılık kompleksi yaşadık
sömürgecilik, zihnî sömürgeciliğe dönüştü.
Batının ajanları ve gönüllü askerleri cirit atıyor her yerde; sömürgeleştirilmek isteyenler var Türkiye’de. zihni, Batılı zihin kalıplarıyla işliyor Türkiye’deki aydınların hadislere, mezheplere saldırıyorlar Peygambersiz İslâm” projesinin acentalığını yapıyorlar.Tehlikeli bir süreç bu.
*Kur’ân Hakikat kitabıdır Hakikat’in nasıl hayat bulacağını, gösteren zamanlar ve mekânlar üstü, çağlar ötesi İlâhî Hitaptır Kur’ân, asil olanı verir
Akıl, ise zaman’la ve mekân’la kayıtlıdır; bütünü değil parça’yı idrak edebilir akıl’la bütün kavranamaz.akıl sınırlar.Akıl, tek başına Hakikat’i kavrayamaz. akıl, tek başına Hakikat’e muktedir olsaydı, Kitaplar ve Peygamberler gönderilmezdi.
Kur’ân, sadece okunup anlaşılacak kuru bir bilgi kitabı değil hayata mânâ ve ruh kazandıracak Hakikat ve Hayat Kitabı’dır.Hakikat’e kuru bilgiyle ulaşılmaz. Mesele bilmek değil yaşamak’tır. İslâm, sınırların ötesine uzanır hayatımıza mânâ ve ruh katar.Akıl’sa, hesap yapar; ölçer-biçer, kesip atar, indirger...Din, hiç bir hesab yapmaz Akıl hesabîdir; din ise hasbîdir

*Din’in akılla sınırlandırılması dini ruhsuzlaştırır ve hayattan uzaklaştırır...Batı’da Protestanlıkla ve Modernlikle birlikte yaşanan felâket budur
Kişinin, din’i, kafasına göre, yorumlaması ve dini kendisine uydurması kaçınılmaz sondur...önüne gelen İncil yazıyor Batı’da.Feministler, eşcinseller, ateistler kafalarına göre incil yazıyorlar...Bizde de, böyle giderse, olacağı budur -Allah göstermesin.
Dini hurafelerden temizleye yola çıkanlar, en büyük hurafeye kendileri düşüyorlar. hadislere, mezheplere saldırıyorlar, herkes Kur’ân’ı anlayabilir diyerek Hz. Peygamber’i devre dışı bırakacaklar.
Hz. Peygamber'in (sav) devre-dışı bırakıldığı bir din, kısa devre yapacaktır. Sıra Kur’ân’a gelecek... Âyetleri tartışmaya başlayacaklar*profesörler, âyet kafama yatmadı diyebiliyor Sen kafanı değiştir diyorum ben de sığ ve çapsız kişilere.profesörler de, “Kur’ân’da değiştirilmesi gereken âyetler var,” demeye başladılar Batı’da bu proje tipler tonla...Bizde de çıkmaya başlayacak Kur’ân’ı sadece akıl’la, bilimle anlamaya çalışmak, aklı da, bilimi de vahyin önüne geçirmektir.Müslüman zihninin buharlaştığı, Batılı zihinlerle Kur’ân’ı, akıl ve bilimle yorumlamak dini din olmaktan çıkarır, hayattan uzaklaştırır.İslâmı tahrif ve tahrip eder Zihinleri hurafeler çöplüğüne dönüşen sığ ve çapsız kişilere -damarlarında Gazalî kanı dolaşan düşünürler cevap verirler.

Biz neyin ne olduğunu görebilecek durumda değiliz İnsanın ne olduğunu, nereden gelip nereye nasıl yol alması gerektiğini köküne sahipsen idrak edebilirsin değilseniz, yola çıkamazsınız; yola çıksanız bile yoldan çıkmanız muhtemeldir.
2500 yıllık Batı uygarlığının yolculuğun ve insanın hakikatle buluşmasını mümkün kılmaya yetmediğini gösteriyor Akılla çıkılan yolculuk, akıldışılıkların hükmünü icra etti felâketin eşiğine sürüklendik Akıl, hesap-kitap yaptı; başıboş canavar gibi, insanlığı, dünyayı bir düğmeye basarak yok edecek, insanı kölesi hâline getirecek, hayatı mekanikleştirecek ruhsuz teknolojiler teknolojik silahların üretti Ruhsuz bir dünya icat etti.Batılıları Batılı dünyanın saldırganlığını akladı insanlığı, tabiatı yokoluş ve felâketin eşiğine bıraktı.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Köşe yazıları
Kaynak yeni şafak.com yusuf kaplan yazıları
Çanakkale ruhunu diri tutabilirsek, tarihi biz yaparız

*Çanakkale ruhu bazı çevrelerde aşınmış olsa da, diriliğini koruyor ilham vermeye devam ediyor...
İslâm dünyasının kalbi, hilâfetin merkezi İstanbul düşmesin diye, Müslümanların yekvücut Çanakkale’ye koştukları bir ruh bu...Ümmet şuuru, direniş ve diriliş ruhu...bu ülkede bu ruh yok edilmeye çalışıldı.Ama en sert kayaları aşarak gürül gürül akan ilâhî kaynaktan beslenen ümmet şuurunun, direniş ruhunun yok edilebilmesi, diriliş tohumunun önüne geçilebilmesi mümkün değildi elbette! Çanakkale ruhunu yitirdiğimizde toprakları yitiririz ama ruhu diri tutarak yeni ufuklara taşıdığımızda tarihi biz müslümanlar yapmaya başlarız*ÇANAKKALE, ULUSUN KURTULUŞ SAVAŞI DEĞİL, BİR ÜMMETİN DİRENİŞ VE DİRİLİŞ RUHUDUR Çanakkale bir ulusun kurtuluş savaşı değildir mazlum ümmetin çocuklarının hilâfetin düşmemesi için verdiği ölüm-kalım savaşıdır
Hilâfet, İslâm’ın bayrağıdır Osmanlı “insanlığın son adasıdır Osmanlı, 3 kıtada 6 asırlık barış yurdudur
İstanbul düştü, dünya düştü asır cehenneme dönüştü.çanakkale İslâm bayrağının yere düşmemesi için dünyanın Çanakkale’ye koşması genç-yaşlı, erkek-kadın bütün ümmetin verdiği direniş destanıdır Çanakkale.Diriliş ruhunun tohumlarının ekildiği, bitmeyen ve bitmeyecek Bedir’in ruhunun yeşertildiği muazzez bir destandır

*Osmanlı’nın cephede ölüm savaşı verdiği dondurucu kışta, islamın hakikatli çocuklarının hilâfetin düşmemesi, İstanbul’un düşürülmemesi için karda-kışta, binlerce yol katederek Çanakkale’de soluğu aldığı, yedi düvele tarihin en büyük direniş destanlarından birini yazdığı, Haçlılara, emperyalistlere, İslâm’ın bayrağının düşürülemeyeceğini haykırdığı diriltici bir ruhtur Çanakkale ruhu.Çanakkale’deki ümmet şuuru, direniş ve diriliş ruhu diri tutulduğunda, İstanbul, tarihin yapılmasında, insanlığın susuzluğunun giderilmesinde, dünyanın barış yurduna dönüştürülmesinde tarihî rolünü oynayacak biiznillah...ruhu yeniden kuşanabilirsek, tarihi yeniden biz, Müslümanlar yazarız Allah’ın izni ve keremiyle...*Yemen’de, yaşlı bir Yemenli şunları söylemişti İstanbul düştü, İslâm dünyası düştü. İslâm dünyasının ayağa kalkması, İstanbul’un yeniden ayağa kalkmasına bağlı.”İşte bu ruh yok edilmeye çalışıldı tarih şuuru, ümmet şuuru, direniş ve diriliş ruhu. Yok edilmeye çalışıldı Çanakkale yalnızca bir ulusun kurtuluş savaşı olarak zihinlere kazındı Oysa Bosna’dan Beyrut’a, Gazze’den Halep’e, Müslüman Hindistan’dan Kudüs’e kadar bütün Müslümanlar, hilâfetin merkezi İstanbul düşmesin diye Çanakkale’ye koşmuştu.Bir ümmetin emperyalistlere karşı ümmet şuuruyla yekvücut olarak gerçekleştirdiği, bizi ayağa kaldıracak yegâne direniş ve diriliş ruhuydu çanakkale

*ÇANAKKALE RUHU’NU DİRİ TUTARSAK, TARİHİ BİZ YAPARIZ ruhu yitirdiğimizde, ne bu toprakları koruyabiliriz; ne de mazlum İslâm dünyasının umudu olabiliriz.Bunu aslâ unutma
Çanakkalenin diriltici ruhu, 15 Temmuz’da hatırlandı ve şahlandı ümmet, son kale düşmesin, mazlumların umudu sönmesin diye göğsünü tanklara siper etti ve destan yazdı.Bize düşen ümmet şuurunu, direniş ve diriliş ruhunu diri tutmak; hayata yaymak, gergef gibi işlemek geleceği bu ruhla yetiştirmek...İşte o zaman toplum toparlanacak ve mazlum halkları toparlayacaktır inşallah...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.