RE: Kitap alıntıları ve sözler
Sezai Karakoç Sözleri
Umutsuzluk yok! Gün gelir. Gül de açar. Bülbül de öter.
İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler.
Özgürlüğün bedeli, özgürlüğü yitirmeyi göze almaktır.
Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı. Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum.
Ayasofya’nın avizelerini bu ramazanda da ısıtamadık; bunu unutmamalı.
İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür.
İslâmda, âdeta, nimet, emek için değil, emek, nimet içindir.
Ben kandan elbiseler giydim Bundan senin haberin var mı?
Muhabbet sürermiş bir rüzgâr kadar.Donmuş ruh ancak baharla kanatlarını açar.
İlle de, ‘uyan ey akıl, ey vicdan, ey insanlık!’ diye bağırmak mı gerekmektedir?
Sen cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat.
Camiyi hayattan sürmeye başladık başlayalı, adeta ilahi bir ceza olarak hayattan sürülmeye başladık.
Anlaşılıyor ki, İslâm âleminin kaderi, Türkiye’deki kördüğümün çözülmesine bağlı.
Cami, mihrabıyla bir tapınak, minberiyle bir toplum ve devlet, kürsüsüyle bir okuldur.
Ramazan dünya içinde ahirete bir aylığına müslümanların toptan hicreti gibidir.
Karanlık bize bir derinlik kazandırırken, ışık bizi bazı görme yeteneklerimizden alıkoyar.
İnancın yarısı utançtır. Her şeyi tam olsa da, utancını yitirmiş bir medeniyet, sağlıksızdır.
İnsandan insana şükür ki fark var.
Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun.
Adalet mülkün temelidir. Peki adaletin temeli nedir?
Putlar, tanrısızlık ortamında üreyen ruh mantarlarıdır.
Bütün şiirlerde söylediğim sensin. Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin.
Arkamda ve yanımda güçlü surlar vardı sûrelerden.Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti,
Var olan ne ki; bizi yokluğuyla üzenler vardır.
Düşünceler, sistemler, doktrinler eskir. Eskimeyen hakikattir!
Karın yağdığını görünce, kar tutan toprağı anlayacaksın. Toprakta bir karış karı görünce, kar içinde yanan karı anlayacaksın.
Ölenlerin kanında Musa bilincinin çiçeği açar. Zulümde boğulan halka, suda boğulmayan bir çocuk yol gösterir:
Oruç, insanın her yıl bir ay katıldığı ruh şölenidir. Üstün insanların davetlisi olduğu bir tabiatüstü ziyafet, bir gök sofrasıdır. Yani, Samanyolunda Ziyafet.
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.
Doğaya inmiş vahyin mucize pınarlarından bir penceredir her üzüm tanesi.
Yerde kavuşamayanlar gökte kavuşurlar. Ve bir uğurlu anda kavuşmak isteyenler kavuşturulurlar.
Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.
Sürekli sınav, öz eleştiri, sürekli fedakârlık ve feragat, samimilik, insan ruhunun kemalini de, medeniyetin üstünlüğünün devamını da sağlayan faktörlerdir.
Tek çare ve çözüm, İslam dünyasının, uyanıp Batı’nın NATO’su gibi bir askeri güç, AB gibi bir siyasi birlik oluşturmasıdır.
Büyük İslam Birliği’nin kurulması ideali, ruhlarda diriltilmeli ve bu idealin gerçekleştirilmesi için de ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
İslâm dünyasının kurtuluşu bu atılımla mümkündür. Aksi, esaret ve köleliktir.
Kâbe ya da cami resimli pastalar, sosyetik umre turları, lüks ve israf içinde dinî şova dönüşen İslami hayatlara ekonomik refah değil, sığlaşan din algısı üzerinden bakmak gerekiyor.
Ben geldim geleli açmadı gökler. Ya ben bulutları anlamıyorum. Ya bulutlar benden bir şey bekler.
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum.
Evet, batılılar ve marksistler, aya da çıksalar, yerin dibine de inseler, ruhları itibariyle barbardırlar kurd tabiatı taşımakta devam ediyorlar.
Cennet bağışlanmıştır insana. Ve Cenneti bekçiliğini yapma onurundan mahrum edilmemiştir insanoğlu. Ne büyük onurdur bu.
Dünya zamanı, ahiret zamanının yanında adeta Hz. Musa’nın asasının yanında büyücü değneklerinin düştüğü zavallı bir duruma düşmektedir.
İftar sofrası, Allah’ın Hazreti İsa’ya indirdiği “gök sofrası”dır bir parça. Peygamberimizin nice kereler ashabıyla oturduğu sofradan bir anlam taşımaktadır.
Kur’an kıyamet vakıasını ‘saat’ kelimesiyle anlatır. Sonra bu saat kelimesi, vaktin ölçüsü, birimi olmuştur.
Sanki her an gelebilecek olan kıyamet vaktin ta kendisi olmuştur da, müslüman, içinde uzadığı akışı onunla tayin edilecektir.
Taklit, toplum ruhunun firengisi; aşağılık duygusu, toplum zihninin cüzamı; zengin düşünce hayatını yitiriş, toplum hayatının kanseridir.
İmân ve Aksiyon, Necip Fazıl
Beşeriyetin gayesi Ve beşeriyetin birinci vasfı: Mütemadiyen kendini aşmak... Cemiyet halinde ve fert halinde... Beşeriyetin gayesi budur.
Ebedî terakki ve Allah'a ermek yolunda sonsuz cehd ve hamle...
Beşeriyetin gayesi budur.
İslâmi dâvâmızda gölgelenmemize bütün sebep, iki tesirdir: Biri Bizans, biri Fars tesiri... Şarktan ve Garptan iki tesir... Sonra da vücuda Avrupa mikroplarının girişi başlar.
bakkallardaki boş konserve kutuları hani kutu boşalır da içine başka esya koyarlar!- sade marka müslümanı olursak, ibadetlerden sonra vazifenin bittiğini sanırsak, utanmamız icap eder.
Fuzulî diyor ki: Zamane içinde zamanın intikamı tecrübe edilmiştir. Her zaman iyiye iyi verir, kötüye kötü verir
Ve mutlak hikmetin İslamda olduğunu göreceksiniz.
Paskal diyor ki: "Yapayalnız ölürüz!" Bu basit kelimelerin derin bir manası var. herkes aynı anda ölse, dünyada hiç fert kalmasa yine herkes ayrı ayrı ve tek başına ölür.
Beraber ölünmez. Demek ki, ölen cemiyet içinde fert olduğuna göre dikkat buyurun- yaşıyan ve hayatın hakikatını temsil eden de ferttir.
Izdırabını cekersek muvaffakta oluruz. Izdırabını çekelim. Katlanabilelim .Hakikate talip olalım Allah verir.
Fatihliğin ilk şartı ıstıraptır. Istırap...
hiçbir Hristiyan'a "İsevi" demem, bu hatadır. Hiçbir Yahudi'ye " Musevi" demem, "Yahudi" derim. Çünkü "Musevi" de, "İsevi" de olmak isteyen, Müslüman olmak mecburiyetindedir.
Vakit geçiyor, gece yarısı yaklaşıyor ve henüz davanın ortasına bile gelmemiş bulunuyoruz!
Veda hutbesinden kadın bahsinde Allahtan korkun, sizin onlar üzerinde hakkınız vardır, onların da sizin üzerinizde hakları.
Çilesi çekilmemiş taklitlerle şahsiyet ve asliyet olamaz.
Ne aptaldır bazı insanlar... Şu olur mu, nasıl olur, kamer nasıl ikiye bölünür, nasıl olur da?.. Ne aptallık! Bunlara ne demek lâzım
bir kâğıdı eline aldığın zaman gözünü kapayınca, o tek mi çift mi fark ediyorsun; sende böyle bir zekâ yaşıyor. Bu nasıl oluyor?
Gözün iğne ucu kadar küçük. Ona bütün feza doluyor. Nasıl oluyor? Efendim bu hayat topyekûn mucize
Bir patolog, der ki binlerce kadavra kestim ruha rastlamadım!" Bu zayıf insanları tereddüde düşürebilir. Küfrün sahte mantığı.. Hemen cevap vereceksin: hayatında biftek yedin mi?" "Ya eti yerken dilinde ne hissettin Lezzet!"... "- Öyleyse göster lezzet dediğin şey, nerede
Zaman, mekan;hepsinin başında Allah, ölüm, ruh, madde, insan,
İşte bu yeni model genç, Dimağî cihazını kişniş şekeri kadar küçültmüş, hazmi ve tenasülî cihazını da ur haline getirmiş olan tip... Korkunç!
İşte bu yeni model genç Gencin posası bunlar... Hayvan azmanı... Hiçbir meselesi yok, hiçbir çilesi yok. Hiçbir ıstırabı yok...
Hz.Ömer'e diyor ki, bir kabile İslâmı bir şartla kabul ederiz; filan harfin Kur'an'da, üstündeki nokta altına gelirse nun", "be" olursa Bu şekilde mâna değişiyor ve kâfirlerin işine geliyor. Koca Ömer cevap veriyor: "- O noktaya kâinatın tüm ağırlıklarını bağlasanız o nokta aşağıya inmez
Şimdi hangi mezhep, Garptaki hangi mezhep, komünizm, sosyalizm, kapitalizm, liberalizm, ne istiyorsa, neye talipse, hangi dünyanın hasretini çekiyorsa gelsin onun hakikatını İslâmda bulsun!
Bizim ne kadar ilerde olduğumuzu anlamaları için, onların bizim yaptığımız devir kadar devri tamamlamaları lâzımdır.
Ömür, güneşin seyrine bakarsanız, doğuşu ile batışı arasındaki oniki saate kadar inebilir, hakikate bakarsanız bir gözün açılıp kapanışı kadar...
Allah her ân var eder ve yok eder.
Zaman,insanoğlunun en girift meselesi "Nedir zaman,nedir? Bir su mu,bir kuş mu? Nedir zaman nedir? İniş mi ,yokuş mu?
Nedir zaman Bir sese benziyor; Arkanız hep zifir! Bir sese benziyor; Önümüz tüm kabir!"
Allah kabul etmeyeceği duayı ettirmez. imam-ı Rabbanı
Dünyaya katlanacağız, hakkını vereceğiz ve oradan da büyük oluşa atlayacağız. O halde büyük oluş, basamak şeklinde burada başlıyor. İşte dünyanin hakikati...
Kula karşı utanmak, Allaha karşı hicabın ifadesidir. Kula karşı utanmadığını gösteren, Allahtan utanmıyor demektir.
Orucu tutmayabilirsin, nefs korkunçtur! Git, bir kapkaranlık odada zıkkımlan, fakat gösterme!
Son zamanların nakaratı Hürriyet
Hürriyet... Hürriyet..." Bir nevi gayesizlik... nefsanî bir gayret; ona aksiyon denmez. Çünkü hakikî hürriyet, hakikata esarettir.
İslamın kılıcı havada yıldırımlar çizmektedir.
İnsan kendi keşfine hakim olmazsa keşfi ona hakim olur. İnsanın tabi bir ırgat, bir köle diye icat ettiği makine, insana hükmeder! O vakit ruhi müeyyide kalmaz.
Dostoyevski sözleri,
Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.
Sevgi her zaman karşılık görür,
kin de.
Zamana güven, her şey unutulur.
Yanlış kişiden samimiyet beklediğin an, kırılıyorsun
İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir.
Bizim gibi basit ve ölümlü insanlar en nihayetinde kaybediyordu. -
Tok olan açın halinden anlamaz derler; ama bazen, aç olan da açın halinden anlamıyor…
Hayatta hep mutlu olursam hayalini kuracak neyim kalır?
Sevgi ile kin kalpte uzun süre barınamaz.
Eğer kirli bir ırmağı içine alıyorsan, bozulmadan kalabilmen için deniz olmalısın.
Olgunlaşmak; Hiçbir şeye şaşırmamaktır…
İnsan aklı çoğaldıkça, can sıkıntısı artar.
Bir fikir ayrılığına rağmen karşındakine saygı duyabiliyorsan, insan olmuşsun demektir.
Kapılarını kilitlemelerini gerektiren bir şeyleri olmayan insanlar ne mutludurlar, değil mi?-
Zaten insanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlamıyor.
Mutsuz bir insanın hassasiyeti çok daha kuvvetli oluyor.
Bir insanın sevilmesi için kendini göstermemesi gerekir; yüzünü gösterdi mi sevgi ortadan silinir.
cengiz han
Bitene kadar hiçbir şey iyi değildir. Eylemdeki en büyük başarı sona erdirmektir.
Korkuyorsan, yapmayın,
yapıyorsan korkmayın!
Bir lider, halkı mutlu olana kadar mutlu olamaz.
Türkler savaşmaya başlarsa şeytanı cehennemde esir alır.
Başarmam yeterli değil, diğerlerinin hepsi başarısız olmalı.
Nasıl gökte tek bir Tanrı varsa, yerde de tek bir Han olmalıdır.
Duvarların gücü, kendilerini koruyanların cesaretine bağlıdır.
Vücudum ölürse, bedenim ölse de, ülkemin ölmesine izin verme.
Arkasındaki düşmanı hisseden; önündeki düşmanla savaşamaz.
At sırtında dünyayı fethetmek kolaydır. Zor olan inip onu yönetmektir.
Tek başına bir ok kolayca kırılabilir, ancak birçok ok tahrip edilemez.
Öfkeye mahkum edilen bir eylem başarısızlığa mahkûm olan bir eylemdir.
Bir duvarın gücü, onu savunan adamların cesaretinden ne büyük ne de azdır.
Türkler hiçbir savaş kaybetmezdi, kendi ırklarından kadınlarla evlenselerdi.
Savaşı seçtin, ne olacaksa olacak ve ne olacağını bilmiyoruz. Sadece Tanrı biliyor.
Tanrı eline farklı parmaklar vermiş olduğu gibi, o da insana farklı yollar vermiştir.
Seyahatin keyiflerinden biri yeni kasabaları ziyaret etmek ve yeni insanlarla tanışmaktır.
Bir arkadaşınız beğenmediğiniz bir şeyi yaptığında bile arkadaşınız olmaya devam eder.
Düşmanlarınızı fethedip uzun ve mutlu yaşama girebilmeniz için tek bir zihin ve bir inanç olun.
Teslim olacak olan herkes korunacak; Teslim etmeyen, ancak mücadele ve ayrılma ile karşı çıkan kimse yok olacaktır.
Ben, Tanrı’nın yeryüzündeki gazabıyım. Bu kadar büyük günahlar işlemiş olmasaydınız, Tanrı, benim gibi bir cezayı başınıza musallat etmezdi.
Bir çivi bir nalı, bir nal bir tırnağı, bir tırnak bir ayağı, bir ayak bir atı, bir at bir kumandanı, bir kumandan bir vatanı mahvedebilir
Orduyla ilgili çalışmalarda hep ön saflardayımdır. Savaşta da asla arkada kalmam.
Yedi yılda büyük bir iş başardım ve bütün Dünya’yı bir imparatorluk altında birleştirdim.
İnsanların en büyük sevinci zafer kazanıp düşmanlarını yenmek; Onları mallarından mahrum etmek;
En büyük mutluluk,düşmanınızı dağıtmak ve onu sizden önce sürmektir.
Büyük İskender
Korkunu fethet; sana söz veriyorum dünyayı fethedeceksin.”
Denemeyi bilene imkansız yoktur.”
Hiç gerçekleşmesinin imkansız olduğunu düşündüğün bir hayalin olmamışsa, henüz gerçek bir hayal düşleyebilmiş değilsin demektir.”
Bir sürünün üzerine atılacak kurt, onun adedini asla düşünmez.”
Uzun yaşayıp şöhretsiz ölmektense, kısa yaşayıp şöhretli ölmeyi tercih ederim.”
Yaşamayı babama; iyi yaşamayı ise öğretmenime borçluyum.”
Bir koyun tarafından komuta edilen aslan ordusundan korkmam; ama bir aslan tarafından komuta edilen koyun ordusundan korkarım.”
Aynadaki Yalan, Necip Fazıl
Dua yı kabul eden, dilekleri veren, vermeyi murad edince el açtıran ,
ancak sevdiği kuluna dua ettiren
Allahım Bizi Affet
sevmediklerinin elini ve dilini bağlayan ve kendisine yönelmekten alı koyan Allahım Bizi Affet
ben Allah'ı seviyorum. O kadar korkuttukları Allah'ı... Doğru... Sevgi korkulu şey... Ben korkudan titreye titreye Allah'ı seviyorum.
Şu levhada ne yazılı? - "Mûtû kable entemûtü" ... - Ne demek? - "Ölmeden ölünüz!" - Müthiş!..
İslâmda kadın, kıymeti bilinen ve belirtilen her şey gibi, mahfaza içinde bir mücevher...
Ama annelik bu sana acımaktan başka bir şey elimden gelmez. Sana bir halk masalı anlatayım: Sevgilisi âşığından annesinin ciğerini istemiş: Çocuk annensini öldürmüş ve Elinde annesinin ciğeri, ayağı takılmış ve düşmüş... Ciğer haykırmış: Vah evlâdım, acıdı mı bir yerin?.."
Doğrudur;biz, hepimiz kendimizden başkasını sevemiyoruz. Başkasında sevdiğimiz yine kendimiz
Şeyh-i Ekber: "Zıtlar birbirine o kadar yakındır ki, bir kere buluşabilseler bir daha ayrılmazlar..."
Anne, beynimin patlayıp kül olmasından korkuyorum! - Allah’a bağlan, yalancı dünyadan geç ve korkma! -Anne, çok acı çekiyorum. -Çektiren, sabır gücünü de verir.
Sana okuttukları tarihe inanıyor musun?
Nefsini ve şeytanı bir mahkeme reisi gibi sanık sandalyesine oturtmaya bak!.. Kelepçelerini çözdürme ve seninle yer değiştirmelerine imkân bırakma!
Boş konuşuyoruz, boş! Bütün bir ömür için de söylediğimiz bir milyon kere bir milyon lâf, arayıp da bulamadığımız tek cümle için..
Senin yaşamak dediğin nedir?" Yaşamanın mânasını mı soruyorsun?.. Sana göre bir cevap vereyim: Her işte ölümü unutmak faaliyetinden başka bir şey değil...
"
Aşka ait kelimelerin hayvana bile tesiri vardır. Yalnız gafil insana tesir etmez.
Ne uydurma bir dünyada yaşıyoruz!
Anne, çok acı çekiyorum. Her zerremi cımbızla koparsalar bu acıya denk olamaz. - Çektiren, sabır gücünü de verir. SABRET!
Anlamak lazım değil; inanmak lazımdır."
Senin anlayacağın, iyi insanlar iyi atlara bindiler, gittiler...
İslam insanlığa rahmet müjdesi!
Allah'tan ümit kesilmez
Hiç ölmeyecek gibi dünya, hemen ölecek gibi ahiret..." İki dünya arası bundan daha muhteşem bir asma köprü kurulabilir miydi?
kadın, bir yanıyla batırıcı ve kaybettirici olduğu kadar öbür yanıyla yükseltici ve erdiricidir.
Anne, Allah'ın hilkat seyriyle evladına bu kadar şefkatli olursa, ya Allah, mahlûkuna nasıl olur
Farzet ki, sahilsiz bir deryada bir gemiye kaptanlık etmektesin
haritaya inanıyor musun? Ya varmak üzere burnunu çevirdiğin liman mevcut değilse..
insan...Yüzünü bile tam görebilmekten aciz mahluk.
İslam'da mücevher olan kadından, erkeğe dört taneye müsaade edilmesi emir değil, müsaadedir; ve emrettiği adaleti yerine getirmeye kimsenin cesaret gösterememesi gerek... Buna karşılık sizin erkeklerin resmî tek hususîlikte de dilediğince metres sahibi olmak hakkını görmesine ne buyrulur?
İslamiyet kadına gerçek mahiyeti veren hak din olarak onu örter, böylece kadına gerçek değerini vermiş olur Fakat bu nükteden, incelikten kim anlar?..
Felsefeyi dünyada kaç fikir yanlışı var, görmek için okudum. Göstermek için de okutacağım.
Aldırmayacaksın, boş vereceksin, güleceksin!.. Fakat bir taraftan da kalbe yerleşmesine engel olmak için onları nefyetmeyi, defetmeyi de ihmal etmeyeceksin!..
O hep güler, ne söylense dinler ve hiç bir sözü ne doğrular ne tersler... Kaplumbağa gibi başı dışarıdayken de kabuğunun içindedir.
Her şeyden evvel bize dua nasib et, bizi duadan kesme Allah'ım!.. Duadan ve gözyaşından...
Yapacağım! Nefsimi ve şeytanı kıskıvrak bağlayıp karşıma oturtacağım! Haklarından geleceğim
Mesele işte bu gerçeği yüreklere nakşedebilmektedir ve camilerde, imamın arkasında, bir hamalla mareşali, bir potin boyacısıyla atom âlimini yanyana görebilmekte...
Affedebilirsiniz! Fakat beni, kendi kendime affettirebilecek misiniz ?
Kimi görse boş, kimi dinlese hiç; kime tutunsa yok..
Hakikat birdir ve daima bir kişidedir, O bir kişi, bin kişide aranmaz, bin kişi kendini o bir kişi de bulur."
Allah'ım, afiyet istiyorum. Sıhhat, sağlık... Hitap geliyor: — Sen bilmiyor musun ki, bu yolda olanlara afiyet yoktur!
Güzellik esrardır. Ve onun içindir ki, güzel, peçe altındadır.”
Gaflet denizinin dibi ölçülmez ve hemen hemen tüm insanlığın boğulduğu nokta.
Tasavvuf, Allah'ın seni sende öldürmesi ve kendisiyle diriltmesidir.» —
Tasavvuf, uzaklığın kederinden sonra yakınlığın safasıdır Tasavvuf, dış dünyadan sevgi alakasını kesip o alâkayı Allah'a bağlamaktır.»
Tasavvuf, yakıcı yıldırımdır
Tasavvuf, beşerî sıfatlardan çıkıp melekî sıfatlara ermek ve ilâhi ahlâk ile sıfatlanmak halidir.»
Ve aynada kendisini seyretmeye koyuldu. İnsan... Yüzünü bile tam görebilmekten bile aciz mahluk.
İsrail oğulların Allah’a hitap etmiş
Ne günahlar işledim, ne sapıklıklar yaptım, beni cezalandırmadın!” Allah peygamber aracılığıyla vahyetmiş:”Git de, ona de ki, ben kendisine en büyük cezayı verdim ama farkında değil; ondan duayı ve gözyaşını kestim.”
Aslında bir müslümanın hususî hayatı yoktur. O, akşam saatinde kepenkleri indiren dükkâncı gibi değil, her ân ve her mekânda müslüman ve mesûldür. Kenefte ve uykuda bile...
Keşke ben 'Allah' kelimesinden başka, ağzından tek söz çıkmayan bir dilsiz olsaydım..
Allah' kelimesi Her an söyleyip de hiçbir hakikatine yaklaşamadığımız tek kelime.."
Doğruyu bulabildiniz mi?
Korkma evlâdım, Allah merhamet eder. - Allah'a bağlan, yalancı dünyadan geç ve korkma Çektiren, sabır gücünü de verir. Sabret!"
Yine bir velî sözü: - "Allah'a mâlik olan neden mahrumdur; Allah'tan mahrum olan neye mâliktir?..."
Hangi imamdır o ki, sabah namazında mescide kimsenin gelmeyeceğini bildiği halde en erken saatte kalkar, abdestini alır, mescidi açar, mihraba geçer ve arkasında saf saf melek, tek başına namazını kılar?..
Dilimizi, dinimizi, ekmeğimizi bize kaybettiren nedir? Bir adı olsa gerek... Adını koyunuz!
Aşkın izahı. Karşılıklı yıldırım çarpması... Ama ne bayıldığı var, ne de ayıldığı...
Batıyı bir erişmişlik içinde görmemiz, her gün biraz daha ona özenmemiz ve kendimizden tiksinmemiz, felâketlerin felâketi!..
bugün Türkiye'de solcu sınıf dışında milliyetçi zümrenin birlik olduğu gerçek şudur: Allah'a ve Resulüne evet, şeriate hayır!..
Moskof ve Amerikan melezi kılıf Darlığı ve uçukluğu yüzünden vücudu kapamaya değil de hayal ötesi açmaya, çıplaklıktan daha ileri yorumlamaya yarayan kılıf!..
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Kadın, güzel kokular ve gözümün nûru namaz..
Şafağınız batıyor! Toplumunuz su alıyor! Bireylerinizi kurtarmaya bakın!
Kıldığımız mıydı ? Hz. Ali'nin vücuduna saplanan oku " Namaza durayım da öyle çıkarın! " Diye işaretlediği namaz bu muydu ?
namazdan sonra o türlü ağlamaya başladı ki, her zerresi eriyip aktı sanki...
Ellerini kaldırdı: - Allah'ım; bu, içime dolan hislerin, beni bir noktada kıstırması ve yenmesi ihtimali varsa, secdede tam ismini dile getirdiğim şu an canımı al ve dünya hayatıma son ver!.
sahabîler, ruhlarına musallat duygulardan Ve ezici kalp burkuntuları içinde kıvrandıklarını söylüyorlar... Kainatın Efendisi, fezayı nura boğucu bir tebessümle gülümsüyor: - "Bu hâller imanın kemâlindendir." buyuruyor
Sizi Allah gönderdi. - Her şeyi O gönderir.
Allah'a ve Resûlüne evet, şeriate hayır böyle bir görüş, güneşi kabul edip de ışığını inkara kalkışmak gibi bir abes olur.
Evet, kokuların en iğrenci, küfür kokusu... Böylelerinin girdiği deniz bile leş kokar.”
Yaş odunlar gibi haykıra haykıra yanma!.. Kuru odunların eriyişine denk, tatlı ve sessiz kavrul!
Bütün cümlelerin, içinde yok olduğu tek kelime biliyorum. Her ân söyleyip de hiçbir ân hakikatine yaklaşamadığımız tek kelime Allah
Dua dilemektir. Dilemek verebilenden olur Allah... Şartsız ve kayıtsız veren... Öyleyse dua Allah’ı her kayıttan münezzeh bilerek ulûhiyetine el açmak...
Bugün Türkiye'de solcu sınıf dışında milliyetçi zümrenin birlik olduğu gerçek şudur: Allah'a ve Resûlüne evet, şeriate hayır bu görüş, güneşi kabul edip de ışığını inkara kalkışmak gibi bir abes olur.
Akıl, kendi kendisini patlatmaktan başka hangi güce sahiptir ki?
Rahmet, başında ve sonunda sahili olmayan bir deniz... Onu dalgalandıran da dua..
Kılıç nasıl nazik ve yumuşak maddeleri kesemezse, zaman da rıza ve tevekküle mukabele edenlere bir şey yapamaz.
Ben eski dini eserleri asli harfleriyle eski kitaplardan okumak istiyorum; bilgim de yok... Ne yapayım? — İslâm harflerini öğrenin!
Sana okuttukları tarihe inanıyor musun? Ya insanlar el ve dil birliği etti de seni kandırmak için birtakım masallar uydurduysa...
Önündeki haritaya inanıyor musun? Ya varmak üzere burnunu çevirdiğin liman mevcut değilse...
Allah’ın bu an için senden esirgediğini zorlamayacaksın. Nasip ise senin haberin olmadan beklediğin erdirici karşına çıkar.
İstanbul'u nasıl buldun Hatçe? +Anlatamayacağım kadar güzel. -Ne tarafları güzel? -Denizleri, gökleri,camileri, evleri...
Şu gökdelen dedikleri nasıl şey? -Onlar canavara benziyor.İstanbul'u yemeğe gelmişler.
Allah ve Resulünden şüphe edebiliyorlar da kendi nefslerinden şüpheye düşemiyorlar.
Verebilen Allah... Şartsız ve kayıtsız veren... Öyleyse dua Allahın, onu her kayıttan münezzeh bilerek ulûhiyetine el açmak... Böyle bir başvuruş hiç geriye döner mi?..
Dilemek samimîleştikçe kabulü artar. sen Dilemekte ihlâs sahibiysen, Ölünün dirilmesini de isteyebilirsin! ölüyü dirilten ve kameri ikiye bölen peygamberlerin ihlâs derecesini!.. O mucizeleri, onlara veren de Allah…
İslâmiyet kadını örter ve Hristiyanlık açarken, hakikatte biri onu mefkûreleştirmekte, öbürü de bayağılaştırmaktadır.
şüphe yılanı, ne gün anlayacaktır ki, yokluk vardır, o da bir vardır; ve her var gibi Allah'ın bir yaratığıdır.
sonsuzluk boyu var olan Allah..
Siz bela kadar güzelliğinizle bütün belaları unutturabilirsiniz!”
Hallac-ı Mansur Ben bütün bunların niçin başıma geldiğini biliyorum, ama ayak takımına söylemem. Ben sadık âşıkım, hâlimden şikâyet edemem!
Martin Luther King sözleri
Bazı şeyler doğrudur ve bazı şeyler yanlıştır. Ezelden beri öyle, Nefret kötüdür. Her zaman yanlıştı ve her zaman yanlış olacaktır.
Sevgi dünyadaki en kalıcı güçtür.
Bu yaratıcı güç; sevgi, insanlığın barış ve güvenlik isteminde en kudretli vasıtadır.
Herhangi bir yerdeki adaletsizlik, her yerde adalete yönelik bir tehdittir.
Bir hayalim var: Gün gelecek dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.
Sonunda, düşmanlarımızın
sözlerini değil dostlarımızın
sessizliğini hatırlayacağız.
Adına demokrasi ya da demokratik sosyalizm diyebilirsin, fakat bolluğun paylaşımında Tanrı’nın tüm çocukları için daha iyi bir dağıtım olmalıdır.
Asla unutmamalıyız ki Adolf Hitler'in Almanya'da yaptığı her şey yasalara uygundu.
Beni korkutan kötülerin baskısı değil iyilerin kayıtsızlığı.
Bir insanın uğruna öleceği bir şeyi yoksa, yaşamaya da hakkı yoktur.
Bir sorunu çözmenin en iyi yolu nedenini yok etmektir.
Dünyada yapılmış olan her şey umutla yapılmıştır.
Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Michelangelo'nun resim yaptığı Beethoven'ın beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yazdığı gibi süpürün.
O kadar güzel süpürülsün ki
sokaklar gökteki ve yerdeki herkes durup Burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.
Enine boyuna düşünecek olursak aslında her yeşil ağaç, altın ya da gümüşken olabileceğinden daha çok muhteşemdir.
Hayatın en ısrarcı ve acil sorusu şu: Başkaları için ne yapıyorsunuz?
Hepimiz kardeşler gibi yaşamayı öğrenmeliyiz veya aptallar olarak çürümeyi.
Her şeyin sonunda düşmanların sözlerini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız.
Bir kişiyi doğrudan etkileyen her ne olursa olsun herkesi dolaylı yoldan etkiler.
İlk adımınızı inançla atın. Tüm merdiveni görmek zorunda değilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın.
İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar;
İnsanlar birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar; iletişim kurmazlar; çünkü sınıflara ayrılmışlardır.
İnsanlığı yücelten her iş, onurlu ve önemlidir; dört dörtlük yapılmalıdır.
Karanlık karanlığı uzaklaştıramaz; bunu ancak ışık yapabilir. Nefret nefreti uzaklaştıramaz; bunu ancak sevgi yapabilir.
Kardeşiniz ile ilgili olun. Birlikte hareket etmeyebilirsiniz. Ancak ya birlikte yükselir ya da birlikte düşeriz.
Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk.
Sevgi bu dünyadaki en kalıcı güçtür. Bu yaratıcı güç; sevgi, insanlığın barış ve güvenlik isteminde en kudretli vasıtadır.
Sevginin gücünü keşfetmeliyiz, kurtaran sevginin gücünü. Ve onu keşfettiğimizde bu yaşlı dünyayı yeni bir dünya yapabileceğiz.
Sevgiye saplanıp kalmaya karar verdim. Nefret, taşımak için çok ağır bir yük.
Şiddet, ahlak dışıdır. Çünkü sevgi yerine nefret üzerinde yol alır, toplumu yıkar ve kardeşliği olanaksızlaştırır.
Tıpkı kontrol dışına çıkmış bir kanser gibi, nefret kişiliği çürütür ve onun yaşamsal bütünlüğünü yiyip bitirir.
Yaşamımız önem verdiğimiz olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulmaya başlar.
Zaman, doğru olanı yapmak için daima doğrudur.
Reis Bey, Necip Fazıl Kısakürek
Piştik artık... 'Acı yüzünden...
Dışımda ne arıyorlar; içime doğru suçluyum ben...
Varılamaz bir sıla var gözümde... Onu arayacağım!..orası?Ağlayanların vatanı...
Siz merhametten, acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerinde haklısınız. ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için,
Rahmet, kaldırılmış sizin kalbinizden... Buz çölünde yol alıyorsunuz!
Her sanığı, suçu sabit oluncaya kadar mâsum kabul etmeğe mecbur değil misiniz?
Merhamet suç mu efendim?
Ağlasaydınız anlardınız, anlasaydınız ağlardınız..
Başka neye muhtacız ki? Allahın rahmeti olmasa ne olur halimiz?
Hapishanede en iyi arkadaş çaydır.
-...Acımak annelerin ilmi...
-kalplerinizi değiştirin ! size hakikat gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz.
kalp değişir miymiş istenince?.. -dünyanın en sert ve yumuşak madeni, kalp... ateşini bulsun; hemen değişir.
Umut kalmayınca telaş da biter.
Ağlayanlardan olmak dururken, ağlatanlardan olmak reva mı?
Ben sineğe bile kıyamam! Mecbur kaldım da öldürdüm...
Nasıl öldürürsün? Göz! Renk renk dünyaları, en yakın zerreyi, en uzak yıldızı gören göz... Onu nasıl toprak doldurursun?
Kalb dediğimiz, bütün gücümüzü veren esrarlı tulumbayı nasıl kırar, parçalarsın?
Gelin çocuklar, hep beraber ağlayalım!.. Sebep Çok!.. Gündüzün bitişinde gece, düzlüğün yanında uçurum var diye...
Gençliğin ötesinde ihtiyarlık, kavuşmanın berisinde ayrılık, ekmeğin ucunda açlık var diye
Ağlayanlardan olmak dururken, ağlatanlardan olmak reva mı?
dünya bir gözyaşı evinden başka ne olabilir?
Ben nefsimden çok şey çektim.
nefsimden razı değilim...
Meydanlarda trafik polislerinin yanına geçip, boynumda bir yafta, dikilmek istiyorum: İnsanlar, durun! Acımayı bilmeyen geçemez;...
boş bir toprakta aranırcasına suç aranmaz; ancak meydana çıkarsa görülür. Hâkim, suç alıp satan
ve cirosu ile öğünen bir borsa simsarı değildir
Allahım, hakikati sen biliyorsun, göster
Bir adam yalan söyleyebilir; fakat yalan sayıklayamaz.
Nasıl anlıyacaksınız? Merhamet nedir, bilmeden anlamak olur mu? İşi gücü zorla suç aramak olan insan, neden anlar?
Ağladıkça anlıyorum,
ağladıkça anlıyorum.
Kalplerinizi değiştirin;
Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni, kalp.
Merhametin ukalâsı olmak, merhametsiz olmaktan beter...
Şu, içinin gizli tarafını, dışına çıkarabiliyor musun? Bütün mesele onda...
Ben affedilmemekten korkuyorum! Onun için kendime, sonsuz bir af vazifesinden başka iş tanımıyorum.
Ağlayın, çocuklar!.. Mazlûmun, kendinde kıyılana, zalimin de kendinde kıydığına ağlayın!
Mazlumun hesabı görülür; ya zalimin kaybettiği?..
Ağla, sevgili oğlum, kaatil, doya doya ağla ve tüy gibi hafifle!.. Senin yirmi beş yaşında bulduğunu ben altmış beş yaşında aramaya başlıyorum. İşte aramızdaki fark!
Bana bir dünya getirdin, havası tükenen dünyama karşılık, yeni bir dünya... Bana hayat getirdin.
Bana sorarsanız, beşerî keşiflerin en büyüğü olarak tekerleği gösteririm. Sanat şekilleri içinde bence en büyük keşif tiyatro...
hep beraber ağlayalım!... Sebep mi istiyorsunuz? Çok!..
Akrepler ağlamayı öğrenecek... Taş öğrenir de ağlamayı, akrep öğrenemez mi?
- Neredeymiş ağlayan taş?
- Karşında... Ben!...
Bu ne acındırıcı bir mantıktır! Benim merhamet tezim, bir dedektif kaidesi midir ki, suçluyu ortaya çıkarsın?
Ben diyorum ki her fert baş ucuna 'suçlu benim, herkes suçsuz' levhasını asmalıdır.
Ben diyorum ki , yegâne kurtuluşumuz, herkesin herkesi affetmesindedir, ama görüyorum ki hissediyorum ama anlatamıyorum."
Hiçbir makam âdi değildir; âdi olan, insanlar...
Ben bir zaferin değil, bir bozgunun temsilcisiyim! Eğer bir yükseklik gösterdim ise, bu çıkış hissi veren bir inişten geliyor.
Uçurumlar dağ, dağlar uçurum olmalı ki, ben kahraman olabileyim...
Göz yaşı suçun rengini soldurmaz.
Göklerin merhamet dolu olduğuna inanıyorum... Bizse nefsimizin beton çatısını tepemize dikmiş, yaşamayı öldürüyoruz!
Göklerin merhamet dolu olduğuna inanıyorum.
Hepimiz , bütün insanlık , buz çölünde yol alıyoruz ! Güneş şehri arkamızda , karanlık beldesi önümüzde. Git gide bildiğin kadar !
Çocuk bana, mühürlü kalbinizin birgün açılmasını dilerim,
Kalbim bütün dikişlerinden yırtıldı; yine mühürü istediğim gibi açılmıyor.
Beni yükselttiğiniz yerden aşağıya düşmeyeceğim! Yerimde kalmak istiyorum; yanınıza gelmek istemiyorum!
Daha ne istiyorsun. Gelene, geçene bak , düşün, ağla!..
Muradım akreple helalleşmek, onları okşamak.Ne çıkacak bundan?Yumuşayacaklar... Ağlamayı öğrenecekler...
Kadın güzelliğini; banka parasını; memur insafsızlığını; kanun idraksizliğini muayeneden geçirsin!..
Mazlumun hesabı görülür; ya zalimin kaybettiği?
benden merhametin öldürdüklerine merhamet beklemeyiniz"...
Başka kafa taşıyanların senden uzaklaşmalarını mazur gör!..
Canım sana kurban!..
Zehir verdiğiniz gibi, panzehiri de vereceksiniz!
Ağlamayı öğrenin! Sakın, öğrenemeyiz, demeyin; ben öğrendikten sonra, siz nasıl öğrenemezsiniz?
Beni affetmeni isteyecektim
-Eğer seni affedersem, yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaz!
-Yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaması için beni affet!
"Mühürlü kalbinizin birgün açılmasını dilerim."
Bu dünyada affedebileceğim tek insan göremiyorum!
Her ân öldürüp, her ân diriltmek, sonra yine öldürmek mârifeti.
Merhamet nedir, bilmeden anlamak olur mu?
Can taşıyan, yüreği atan her yaratığa acıyın!
Ağzından kemiğini çaldıran köpeğe, her parçası ayrı ayrı kıvranan solucana, tabanı yanan çalkala..
Hepsinin üstünde insana; buruş buruş beyni, alnı ve çenesiyle gözyaşı döken insana acıyın!
Kimseye suç yükliyemem ; ve benim hesabıma yüklenmesine razı olamam..
-Aç, susuz, sigarasız ne yapayım?
-Geber!
-Geberdik zaten!
Hepsinin üstünde insana; buruş buruş beyni, alnı ve çenesiyle gözyaşı döken insana acıyın!
Onlar affetmeyi bilirler. Biz bilemiyoruz!..
Merhamet!.. Lügat kitabında bir kelime! Onu öğretmek... İnsanlara acımayı belletmek.
Hapishanede en iyi arkadaş çaydır.
Karıştırıp içinceye kadar zamanı unutursun.
Yüzün kireç gibi... Bu iş sana dokunmuş...- Kolay mı; can alıyorlar?
Ağladıkça anlıyorum… Artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim.
Merhamet, kaldırılmış dünyadan. Aldığımız nefes bile sivri kayalar şeklinde donuyor! Bakarken gözle bıçaklıyor, dinlerken kulakla zehirliyoruz! Damak kirletiyor,
el solduruyor!"
İnsan, sahip olduğu nimeti, tam elinden çıkarken anlıyor.
Neyimiz varsa her ân gittiğini ve yeniden geldiğini farzedip ona göre davranamaz mıyız?
Yağmurun yalnız suyunu toplayabiliyoruz; ruhundan uzağız.
Beni affetmeni isteyecektim.
Eğer seni affedersem, yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaz!
Nedir bu zelzele arasında birbirimizin saçını yolduğumuz , ciğerini söktüğümüz?
Ağlamayı öğrenin.
"Biz insanları dört beş kere görmekle değil, dört beş yıl beraber yaşamakla da tanıyamayız.
Bilmemek, tanımamaktır bizim sanatımız... Kimse bize içini açmaz, biz de kimsenin içini kurcalamayız."
"Merhamet ekmek olsa da bütün aç insanlığa dilim dilim dağıtılsa,
Acımalıyız ki, acınalım...
Allah'ım, hakikati sen biliyorsun, göster Ağlatma beni Canım kurban
Çocuklar ! Acımak düşünmektir , acımak bulmaktır . Acıyın yeter !
Balık, denizden çıktı mı, balıkhane de bulunur.
O ve Ben, Necip Fazıl Kısakürek
Başına ne geldiyse annene ettiğin kötü muameleden bil!
Tek vakit namazımı kaçırmaktansa bin kere ölmeyi tercih ederim.
Her şeyi o türlü kaybettim ki , Allah'ı kazandım..
Bir hasret tüttüğünü hissediyorum. Bir giden var, bir beklenen var.
Mesafelerin hiç bir önemi yok.
İnsan kalbindekini hep sever, hep özler..
Hastayken, Mısır Çarşısından ot seçmek yerine, Sahaflardan kitaplar devşirmeğe bakmıştım.
Nasip olmayınca çare yok.
benim kalbim kırılmak içindir; başkalarının kalbi okşanmak için.. asıl ben kalp kırmamaya bakayım.
Saatler işledi; takvim yaprakları uçuştu ve her şey yine unutuldu.
Keşke sahiden, ipek topuğunu bir kere öpebilmiş bir kum tanesi olsaydım!..
Anne bu, herşeyi sezer..
Gafil halk, kesik ve bitkin, bir laf eder Yarın olsa da bir iş işlesem..
Bugün ne işlemiştir ki, yarın bir şey işleyebilsin?
Edep hududa riayet etmektir. En büyük edep, İlâhî hududu muhafaza...»
Haddini aşan her şey, zıddına döner.
İlahi kanun mutlak yerine gelecektir
Herkes beni normal biliyor!?
Şu İstanbul ne garip belde!.. İnsan, mü'min olmak için de, kâfir olmak için de burada her vasıtayı, her imkânı bulabilir.
Allah seni iki cihan aziz etsin...»
Allah dilediğini eyler. İster sebepli ister sebepsiz, dilediği gibi azap veya lûtfeder. Güzel ve doğru, O'nun dilediğidir."
O günlerde bende, garibin garibi, başka bir hal...devam eden bir kalb yangını...
Vatan harap, bir hây-u-hûy'dur gitmekte...
Bir Allah'ım bilir, bir de ben...
Derken ne kadar doğruyu söylemiş oluyoruz. En doğrusu; Yalnız Allah bilir...Bu kadar!
Talebe ne demektir? Talep etmekten, istemekten gelmektedir bu isim... Talep etmekte bir ilimdir, bir ilk ilim.
Her gün, en aşağı şu kadarına ahitliyim... Allah ve kul hakkı olarak üzerimde ne kadar borç varsa, bunların hepsini ödetmeden canımı alma...
Abdulhakim Arvasi hz.Gerçek keramet, kerametin gizlenmesidir."
Ne kadar yalnızız, ne kadar yalnızız!..Yapayalnız ölürüz!
Allahü Ekber, Allahü Ekber...
Allah (c.c) Hiç bir nefse takatinden fazlasını yüklemem!»
Çok sıkılacaksın, çok sıkılacaksın!.. Sonunda...Daha sonun sonuna gelmedik.
-bir gece, bir gececik tam uyku her şeyi düzeltecek ama nerede!...
Göze yasak olmaz, derler ama galiba en büyük ve en ince yasak gözdedir.
Cemiyetteki Ruh Hastalıkları iman Eksikliğinden Doğuyor
Istırabımı görmeyen körün yüzüne tükürmek istiyorum!
İşte iki insan arasında bazan irkilircesine duyduğumuz bu uzaklıktır ki, "Kuluma şahdamarından daha yakınım." diyen Allah'ın sırlarından bir işaret...
•Dünyayı kavrayan bir okyanus ki; onu kuşatmaya kainatın gücü yetmez.
şu insanların zaman emniyeti kadar boş, ne olabilir? Bütün ömür, bir göz açıp kapamaktan ibaret..."
Sizin insanı uyutmaya, olmazsa bayıltmaya ve şuursuz bırakmaya mahsus bir ilâcınız yok mu?
Bilip de cahil, anlayıp da unutkan, görüp de kör, duyup da hissiz kalmanın felaketine düşmeyeyim!..
Takdir buyurursunuz ki, zamane erkeklerine de güven zor...
Takdir buyurursunuz ki, zamane kızlarına güven zor... Şüpheliyim... Ne emredersiniz?
İnsanlar, gözleri şuraya veya buraya çivili, kendi sıkıntılı "malum"larını düşünüyorlar; yahut hiç bir şey düşünmüyorlar. Düşünmemeyi düşünüyorlar. Benim gibi...
Çocuk sevmez, şefkatten pek anlamaz
Böyleyken herkes ve her şey, Allah ile dosdoğru bağlantıda...O kimseyle ölçülmez,
Allahtan başka her yakınlık; temelsiz bir vehimden kuruntudan ibaret...
herşey onunla var, herşey ona nispetle yok.
Demek ben Allah'ın Resulünü, Kâinatın Efendisini, Varlık Sırrının Gayesini görmüştüm rüyada...
Ve anlayamamıştım.
Söyleyin bana her şeyin doğrusunu. Eşya ve hâdiselerin peçesini kaldırın ve içyüzlerini gösterin!
Fuzûlî Dünyada her şey aşktan ibaretmiş. İlim sadece bir dedikodu etmekmiş.
Allahın Resulüne, hâs ismiyle ve nida hitap olunmaz. Haya meselesi!.. Allah bile Kur'ânında, Sevgilisine, hâs ismiyle nida ederek hitap etmedi.»
Muallim de böyledir; bir taraftan öğretirken, bir taraftan da talebesi ona öğretir.
Kalb hastasısınız, namaz kılamazsınız, secdede ölürsünüz!
Demiş; o da «ne mutlu bana» diye devam ettiği namazlarından birinde ve secdede ruhunu teslim etmişti.
Azap kapısı... Ne korkunç isim...
Nasip meselesi...Nasip olmayınca çare yok, Olunca da olmamaya imkân yok.
Otuz yaşına kadar tıknefes yaşayan ve bir iki şiir kitabından başka bir şey veremeyen ben, ondan sonra, piyes, fikir, tetkik, dâva, tez; kırk elli ciltlik bir çapa yükselecektim.
Ve bu gurbet Allah hasretinden başka hiç bir şey değil...
Bir irşat ediciye varmadan olmaz! Yollara düş, bucak bucak ara ve irşat edicini bul! Seni kim irşat edecek?
Arvasi hz lerine Efendim dua edin de Allah, Muhammed sav Ümmetini kurtarsın! demişler Arvasi hz leri kıyamete kadar bakılmak değerinde, bir cevap vermiş Siz Hz. Muhammed Ümmetini gösterin; ben de onun hemen kurtulduğunu haber vereyim... Nerede o ümmet?..»
Sakın bu dünya, göze görünür ve görünmez her şeyiyle doğacak bir çocuğu kandırmak için, bütün insanların birlik olup uydurduğu müthiş bir yalan olmasın?
Allah her ân her şeyi yok ve her ân her şeyi var eder.
Dışını bütün iddialardan temizlemiş olan insanın nasıl bâtın taşıdığına ve neyi gizlediğine dikkat et!
Annem Konak’ta en hatırlı hizmetçiden bir derece üstün asli kadronun en küçüğünden de bir derece aşağı acı bir mazlumluk hayatı sürüyor; ve bütün ümidini, doğurduğu erkek çocuğa bağlıyor.
ismini her anışımda, kalbime erimiş kurşun halinde, kızgın bir aşk sıvısı döküyorlardı.
Durup durup kendime sorarım
Ne olacak senin halin böyle?..
Tek vakit namazımı kaçırmaktansa bin kere ölmeyi tercih ederim
Abdülhakim Arvasi Hazretleri
O, kim mi? Allah'ın Sevgilisi... Sonsuzluk ikliminin batmayan güneşi ve ebedîlik sarayının paslanmaz tacı...
“Boru temiz olmalı ki, su kendisini göstersin!..”
Benim de yerim bu el oldu yahu
Gençlik bahçesinde sel oldu yahu!
Çünkü tâ derinden bağrımı yaran, O başımın tacı el oldu yahu!
Saçları boynumda dalgalandı da, Beni boğmak için tel oldu yahu!
Ateşte yaktıktan sonra nefesi Külümü savurdu, yel oldu yahu!
bütün ömrünce Allah'ı, Resulünü ve emirlerini anıp ağlamaktan başka işi olmayan...
En doğrusu Yalnız Allah bilir.
Daha ne günahkarlar gelip geçti bu yoldan... Seninki de ne?
Din, islâmiyet... Dine bağlılık günden güne zayıflıyor. Herkes gaflette...
acaba bu dünyada benim kadar duyan ve anlayan ikinci bir mahlûk var mıdır, diye düşündüm.
Sanki hayatın düğümleri lif lif çözülmüş, muammaların anahtarları elime teslim olunmuştu.
Bunu ilk beğenen sen ol.