You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kafama takılan birkaç soru

Kafama takılan birkaç soru

Yeni Üye
Kafama takılan birkaç soru
Öncelikle herkese merhaba, hayırlı ramazanlar.
Benim sorum şöyle; örneğin bir bebek var 5 aylık diyelim. Ve bu bebek bir şekilde ölüyor daha bebek iken. Şimdi bizler bebeklerin daha doğrusu ergenliğe girmemişlerin günahlarının olmadığını kabul ederiz. Şimdi bu bebek günahsız olduğu için direk cennete mi gider ? Giderse bize haksızlık olmaz mı çünkü ben bir takım günahlar sevaplar işledim bu günahların cezasını cekicem ama sonunda cennete gidicem. ama o bebek direk cennete galiba. Beni bi aydınlatırmısınız
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kafama takılan birkaç soru
daha dünya hayatına atılmamış..yürümeyi bilmeyen günaha adım atabilirmi? konuşmayı bilmeyen gıybet edip boş boş konuşabilirmi? elleri sadece annesinin göğsüne süt için uzanan eller hırsızlık yapabilirmi ? beyni gelişmemiş biri kötülük planlayabilirmi ? küçücük kalbi sadece yaşama tutunmaya atarken bir hardal lekesi kadar kalbinde fitne olabilirmi sizce ? olamayacağına göre ne günahı olabilir...ve günahsız tertemiz birinin neden direk cennete cehennemi görmeden gidiyor demek haksızlık değil mi?

ayrıca 5 aylık bir meleğin cennete gitmesini kıskanmak ve haksızlık olduğunu düşünmek bile sizi cehenneme yaklaştırır..
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 07-07-2015, Saat:08:31 AM, Düzenleyen: Noyan.
Profesör
RE: Kafama takılan birkaç soru
Birinci Nokta: Kur'an-ı Hakîm'de وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ sırrı ve meali şudur ki: Mü'minlerin kabl-el büluğ vefat eden evlâdları,
Cennet'te ebedî, sevimli, Cennet'e lâyık bir surette daimî çocuk kalacaklarını..
ve Cennet'e giden peder ve vâlidelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını..
ve çocuk sevmek ve evlâd okşamak gibi en latif bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını..
ve herbir lezzetli şey'in Cennet'te bulunduğunu.. "Cennet tenasül yeri olmadığından, evlâd muhabbeti ve okşaması olmadığı"nı diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını..
hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümatla karışık evlâd sevmesine ve okşamasına bedel
safi, elemsiz milyonlar sene ebedî evlâd sevmesini ve okşamasını kazanmak,
ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu şu âyet-i kerime وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor.

İkinci Nokta: Bir zaman bir zât, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O bîçare mahpus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatını temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki: "Şu çocuk çendan senin evlâdındır, fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim." O adam ağlar, sızlar; "Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim" der. Ona arkadaşları der ki: "Senin teessüratın manasızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu mülevves, ufûnetli, sıkıntılı zindana bedel; ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten şübheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünki padişahın merhametini celbe sebeb olur, sana şefaatçı hükmüne geçer. Padişah, onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celbedecek, çocukla görüştürecek. Şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatın varsa..."

İşte şu temsil gibi, aziz kardeşim, senin gibi mü'minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli: Şu veled masumdur, onun Hâlıkı dahi Rahîm ve Kerim'dir. Benim nâkıs terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inayet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli, musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennet-ül Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kim bilir ne şekle girerdi? Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum.Çünki dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat elemle karışık bir evlâd muhabbeti temin edecekti. Eğer sâlih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennet'te on milyon sene bana evlâd muhabbetine medar ve saadet-i ebediyeye vesile bir şefaatçı hükmüne geçer. Elbette ve elbette meşkuk, muaccel bir menfaatı kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaatı kazanan; elîm teessürat göstermez; me'yusane feryad etmez.

Üçüncü Nokta: Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîm'in mahluku, memlukü, abdi ve bütün heyetiyle onun masnu'u ve ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi ki; muvakkaten ebeveyninin nezaretine verilmiş. Peder ve vâlideyi ona hizmetkâr etmiş. Ebeveyninin o hizmetlerine mukabil, muaccel bir ücret olarak lezzetli bir şefkat vermiş.
Şimdi binden dokuzyüz doksandokuz hisse sahibi olan O Hâlık-ı Rahîm, mukteza-yı rahmet ve hikmet olarak o çocuğu senin elinden alsa, hizmetine hâtime verse; surî bir hisse ile, hakikî bin hisse sahibine karşı şekvayı andıracak bir tarzda me'yusane hüzün ve feryad etmek ehl-i imana yakışmaz, belki ehl-i gaflet ve dalalete yakışıyor.

Dördüncü Nokta: Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı; elîmane teessürat ve me'yusane teellümatın bir manası olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem müfarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennet'te görüşülecektir. اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ demeli.. O verdi, O aldı. "Elhamdülillahi alâküllihal" sabır ile şükretmeli.

Beşinci Nokta: Rahmet-i İlahiyenin en latif, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat; bir iksir-i nuranîdir. Aşktan çok keskindir. Çabuk Cenab-ı Hakk'a vusule vesile olur. Nasıl aşk-ı mecazî ve aşk-ı dünyevî pek çok müşkilâtla aşk-ı hakikîye inkılab eder, Cenab-ı Hakk'ı bulur. Öyle de şefkat -fakat müşkilâtsız- daha kısa, daha safi bir tarzda kalbi Cenab-ı Hakk'a rabteder. Gerek peder ve gerek vâlide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakikî ehl-i iman ise; dünyadan yüzünü çevirir, Mün'im-i Hakikî'yi bulur. Der ki: "Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe..." Veledi nereye gitmişse oraya karşı bir alâka peyda eder, büyük manevî bir hal kazanır.

Ehl-i gaflet ve dalalet, şu beş hakikattaki saadet ve müjdeden mahrumdurlar. Onların hali ne kadar elîm olduğunu şununla kıyas ediniz ki: Bir ihtiyar hanım gayet sevdiği sevimli tek bir çocuğunu sekeratta görüp, dünyada tevehhüm-ü ebediyet hükmünce gaflet veya dalalet neticesinde; mevti, adem ve firak-ı ebedî tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp gaflet veya dalalet cihetiyle, Erhamürrâhimîn'in Cennet-i rahmetini, Firdevs-i nimetini düşünmediğinden, ne kadar me'yusane bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin. Fakat vesile-i saadet-i dâreyn olan iman ve İslâmiyet, mü'mine der ki: Şu sekeratta olan çocuğun Hâlık-ı Rahîmi, onu bu fâni dünyadan çıkarıp Cennetine götürecek. Hem sana şefaatçı, hem ebedî bir evlâd yapacak. Müfarakat muvakkattır, merak etme; اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ ٭ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ de, sabret.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî
Mektubat ( 79 - 81 )

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: Kafama takılan birkaç soru
Hayırlı Ramazanlar size de.
Sorunuzdan anladığıma göre küçük çocuklar ölünce doğrudan cennete gidiyor, biz
ise belki cehenneme uğradıktan sonra cennete gideriz (veya gidemeyiz), bize haksızlık olmaz mı diyorsunuz.

_Öncelikle şunu aklımızdan çıkarmayalım: Bütün mahlukatın, mülkün sahibi Allah'tır ve mülkünde dilediği gibi tasarruf yapar. O, yaptıklarından sorumlu değildir ama yarattıkları sorumludur.. Şu da var ki Allah mülkünde tasarruf ederken zerre şaşmayan o yüce adaletiyle muamelede bulunur.

_ Biz nasıl ki meleklerin imtihan olmadan Rabbimizin hoşnutluğunda bulunan, azaba uğramaktan uzak tutulmuş yaratıklar olduğununa inanıyorsak, aynen öyle
çocuk yaşta ölenler de bir nevi melek gibi düşünülebilir Allahu alem.

_Ahiretteki halleri bizim şu anda tam kavrama durumumuz olamaz. Cennette de dereceler var.
Dünyada türlü imtihanlara uğrayıp, Allah rızası bu imtihanlardan geçen, sabreden, şükreden, nefsin-şeytanın tuzaklarıyla mücadele eden, Allah'a ibadet edip tevbe istiğfarlarda bulunan yetişkin bir müslümanın bu çabaları boşa gitmez elbette. Ayette ne diyor: ''kim zerre kadar hayır işlerse onun mükafatını görür''

İşte uzun ömürlü müslümanın hayrını artırıp cennette daha çok derece- mükafat elde etme şansı vardır. Tabi şer işlerse cehenneme gitme riski de var ama insana
irade verilmiş doğruyu bulması için.. Bir de şunu söylemek istiyorum. Şu dünya hayatında bile çocuk kalmak istemez bir insan, büyüdükçe, bilinçlendikçe dünya zevklerini daha iyi algılar.. En önemlisi de akıl baliğ bir insan dünyada Allah'a ibadet etme zevkine erer ki ne dünya zevkleri, ne de cennettekiler (Allah'ı görme dışında) bu ulvi duygunun yerine geçemez...
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kafama takılan birkaç soru
kardeşim bir şeyi atlamıyormusun o masum yavrucak da senin yaşadığın hayatı yaşamıyor yemiyor içmiyor ama sen bu nimetlerin hepsinden faydalanıyorsun deyilmi:???
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kafama takılan birkaç soru
yaratılış ve ötesi konuları aslında tartışmamak gerekiyor zira her şeyin en iyisini RABBİM biliyor bence olaya bu pencereden bakmak daha iyi olur hem biz hala yaşıyoruz bak ölenler öldü gitti ama bizim hala yaşamamız devam ediyor bizim için sevapta günahta devam ediyor bence bunu değerlendirmek gerekir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yeni Üye
RE: Kafama takılan birkaç soru
Cevaplar için teşekkürler. Ancak ilk cevap veren arkadaş biraz celallenmiş gibi bir hal sezdim. Bebeği kıskanmak gibi bir durum yok ortada ben zaten ben yancam bebekte yansın demedim okumanızda veya anlamanızda bir problem olabilir. iyi günler
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.