şaka yapıyorum sanıyor. :D
yarın bi gün bi mosad ajanı beni bulmak için sana ulaşırsa ben ne yapacam o zaman. sen ne yapacaksın. avukatlığımı üstlenecek halin yok, konuş diyecekler konuşacaksın. hadi şunu söyle: senlen ne işi olacak. tamam, böyle düşünmene bir şey demedim , ama benim de kendimi istediğim gibi resmetme özgürlüğüm var , bi müsade edersen.
hem fikirlerimi bilip hem ismimi bilip hem beni tanıyan kaç kişi var biliyor musun? gerçek manada 2. biri şeyh saitin torunu, öbürü şahı nakşinin akrabası. ben de başka bi kanaldan gene aynı teneke ayakkabının bağcığıyım. :D
unutmuşum biri daha var, o arkadaş bi anadolu dervişi. bi tane adam var bi camiyi gönüllü temizliyor, adamın hiç bir şeyi yok, malı da yok kimseyle akrabalığı da yok, ama dua etmiş öyle tanıştık. bi de bi gardiyan var, bazı soruları için dua etmiş öyle denk geldik. bi asker arkadaşım var, beraber yıldız kayması seyretmişiz. asker arkadaşıma da güvenirim, nakşidir, sağlam çocuktur. şimdi sana geliyorum.
sen nesin derviş misin, seyyit misin, meyyit misin.
elice: yanlış anlama ben insanları severim. ama bana bu kadar yakın olup tanışmayı arzu edersen bunu yaparım, ama ayrılmadan önce kafana sıkmam lazım. vatan millet aşkına, yar Aşkına, bunu yapmak lazım. 
yanlış anlayan da lütfen ismimi geçirtmesin. aklımızdaki gerçeği yazdık diye pişman etmeyin.
bu ortamdan bir ihtimal ileride -duruma göre- tanışabileceğim bir kişi var, o da kendini biliyor zaten. denk gelir mi onu da bilmiyorum, şimdilik öyle bi ihtiyaç da yok, ancak zaruret hasıl olursa öyle olabilir belki.
kaybedecek bir şeyi olmayan zaten her şeyini kaybetmiştir, ya da hiç bir şeyi yoktur zaten. öyle arkadaşlar varsa da , işe yaramaz.
yani;
tetiği çekeni bulursun, ama onlardan zaten çok bulunur. tetiğin arkasındakilere ulaşmayı denersen zaten ulaşamazsın.
ama meyyitlere sınır yoktur.
