You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İslamiyet Hakkında Bazı Temel Bilgiler

İslamiyet Hakkında Bazı Temel Bilgiler

Yönetici
RE: İslamiyet Hakkında Bazı Temel Bilgiler
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yönetici
RE: İslamiyet Hakkında Bazı Temel Bilgiler
Fure Arapça bilmek zorunda değilsin, bilsen elbette çok iyi olur. Bilmiyorsan bir kelime meali alırsın bir de sözlük alırsın okursun.
Sen anladığını yazarsan ben de okursam bu senin anladığın olur benim değil. Senin anladığın Kuran'dan sorumlu olamam.
Onun için Kuran çevirisi-meali Kuran değildir. Çeviri yada meal yazanın anladığıdır.
Bunu önce kabul etmelisin.

Dilersen elbette tefsir ve meal de okuyabilirsin. (Birçok alim meal okumayı uygun bulmuyor tefsir okumanın daha uygun olacağını düşünüyor.)

Örnekte baca demişsin. Türkçe de baca= soba bacası, evin bacası, çadırın bacası, fabrikanın bacası, duman bacası, hava bacası, gaz bacası, tesisat bacası ve çöp bacası için belki başka bir sürü şey için kullanılır. Çeviri yapınca hangisine çevireceksen o senin anladığındır.

Ben de bir örnek vereyim. Allah'u Ekber'i Türkçeye çevir bakalım. La ilahe illallahı Türkçeye çevir bakalım. Kesinlikle anlam düşüklüğü olacaktır.
Bunun gibi binlerce örnek var.

İşte mealler ve tefsirler arasındaki farklılıklar bundan ileri geliyor.

Değinmiş olduğun tüm anlam bozuklukları ve ayrılıklar sadece Kuranın aslına sadık kalmak ile olabilir ki o aslı da sadece Arapçasıdır.

Muhammedun Rasulullah demeyenin Müslüman olması imkansızdır. Bu konuda asla tartışma kabul etmem.

"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti ve mü’minler de iman ettiler. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar da; “O’nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmayız” dediler. Sonra da: “İşittik, itaat ettik, ey Rabbimiz bizi bağışlamanı isteriz, dönüşümüz ancak sanadır” diye niyazda bulundular." Bakara.285

Herhangi bir peygamberin peygamberliğini kabul etmeyen yada ikrar etmeyen Müslüman olamaz.
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Forumcu
RE: İslamiyet Hakkında Bazı Temel Bilgiler
Tefsirlerin çokluğu, meallerin bolluğu farkında olmadan gerçek manadan insanlarımızı uzaklaştırıyor. 

İslam, Hz. Allah 'ın biz insanlar için seçmiş olduğu Din 'in adıdır. 

Müslüman, Bir olan Allah 'ın iradesine bağlanmaktır, ''lailahe illallah'' diyen kişi Müslüman 'dır. 

Mü'min, Amentüye iman eden, ancak bu imanının gereği olan ibadetlerle iştigal etmeyen..! 

Müttaki, amentüye iman eden, Allah 'ın emir ve yasaklarına riayet eden kişidir. Oruç, namaz, hac, zekat ve elbette kelime 'i şehadet.

Müslüman denilince, imanın zirvesi olan kelime 'i şehadete zorlamanın manası ne.? 

Hz. Allah buyuruyor,  hucurat suresi 14. ayette bedevilere ; ''iman henüz kalplerinize yerleşmedi, Müslüman olduk deyin'' buyuruyor. İslam 'a ilk giren kişiyi, imanın zirvesi olan kelime' i şehadete zorlamanın hiç bir manası yoktur. Çünkü, amentüye iman oluşmadan hangi şahitlik.? Neyin şahidi olacak.? 

Önce Allah 'ın varlığı ve birliğine bütün kalp ile iman olacak ki, amentüye, dolayısı ile imana kapı açılsın. Allah inancı ve amentüye iman olacak ki, ibadet ve taata kapı açılsın. 

Ben Müslüman olacağım..! 

İyi o halde, kelime 'i şehadet getir.

''Şahitlik ederim ki Allah 'tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed (Mustafa) s.a.v Allah 'ın kulu ve Resulüdür..!

Oldu mu şimdi..? 
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: İslamiyet Hakkında Bazı Temel Bilgiler
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden..!

Kişiselleştirmeden, ayrıştırıp, bölüştürmeden, bir olanın birliğine sahip çıkılmalı ve bu çokluğa bir sınır çizilmeli..

Falanın, filanın anladığı değil, sadece Hakkın Kelamı kalmalı. Böyle giderse, ortada Allah Kelamı diye bir şey bırakmayacaklar. Tefsir dilediğince olabilir ama, meal bir tek olmalı. Her şeyin kirliliğinden bahsedilip dururken, hakikat adına yapılan (çokluk anlamında) bu kirliliğin farkında değiliz. 

Her gelen bir kulp takarsa, kul hangi kulpa, kimin kulpuna yapışacak.? 
Bunu ilk beğenen sen ol.
Süper Moderatör
RE: İslamiyet Hakkında Bazı Temel Bilgiler
O kadar çok şeyi karıştırmışsın ki, nasıl cevap yetiştireyim bilemiyorum.
Öncelikle Mevcut İncillerle, Tevrat ile Kur’anı karşılaştırman çok çok yanlış.
Yazıya dökülen en eski İncil Hz. İsa’dan 70-80 sene sonra kaleme alınmıştır. Birçoğunu kaleme alan ise havari bile değil, havarilerin talebeleridir.
Kur’anı tek yapan mealler değil, aslının tek olması ve direk Hz. Peygamber’in (SAV) ağzından çıktığı gibi, onun bizzat gözetiminde yazılmış olmasıdır.

İncil’deki farklar çeviri farkı değildir. Bizatihi muteber 4 İncil asıl olarak, içerik olara farklıdır.
Hz. İsa’dan 300 sene sonra ortalıkta birbirinden farklı yüzlerce İncil görülmesi üzerine MS 325 yılında meşhur İznik konsülü toplanır ve bütün bu İnciller elden geçirilir. Ancak bu gününe ulaşan 4 İncil’in muteber sayılmasına, diğer İncillerin imha edilmesine karar verilir. Yani kendileri bile İncili tekleştirememiş, gerçek İncil filancadır diyememiş, bu 4 tanesi gerçeğe en yakın muteber İncil demişlerdir.

Kur’an ise asıl olarak tekdir. Mealler farklıdır ve farklı olmalıdır, doğaldır.
Neden böyledir? 2 örnekle açıklamak istiyorum:
Örnek 1)
Bakara 61:
وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نَصْبِرَ عَلٰى طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا وَقِثَّائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا قَالَ اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذٖى هُوَ اَدْنٰى بِالَّذٖى هُوَ خَيْرٌ اِهْبِطُوا مِصْرًا فَاِنَّ لَكُمْ مَا سَاَلْتُمْ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَاؤُ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّٖنَ بِغَيْرِ الْحَقِّ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ

Diyanet meali;
Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Elmalı Hamdı meali:
Ve bir vakit «ya Musa biz bir türlü yemeğe kabil değil katlanamıyacağız, artık bizim için rabbine dua et, bize Arzın yetiştirdiği şeylerden: Sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın» dediniz, ya: O hayırlı olanı o daha aşağı olanla değişmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya inin o vakit size istediğiniz var» dedi, üzerlerine de zillet ve meskenet binası kuruldu ve nihayet Allah'dan bir gadaba değdiler, evet öyle: Çünkü Allahın ayetlerine küfrediyorlar ve haksızlıkla Peygamberleri öldürüyorlardı, evet öyle: Çünkü isyana daldılar ve aşırı gidiyorlardı



Celal Yıldırım meali:
Ve hani: «Ey Musa! Biz bir çeşit yemek üzerine mümkün değil sabredemeyiz. Artık Rabbine bizim için duâ et de yeryüzünün bitirdiği sebze, hıyar, sarmısak, mercimek ve soğan (gibi) şeylerden bize çıkarsın» demiştiniz. Musa da «O hayırlı olanı daha âdi şeylere mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin de sizin istediğiniz şeyler orada vardır» demişti. (Sonra) onların üzerine zillet ve meskenet vuruldu; Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu da Allah'ın âyet (mu'cize ve açık belge)lerini inkâr etmelerinden, haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi. (Evet) işte bu, isyan etmelerinden, haddi aşmalarından (dolayı) idi.

Muhammed Esed meali:
Ve bir zamanlar yine size: "Ey Musa, doğrusu biz bir çeşit yiyecekle yetinemeyiz, öyleyse Rabbine dua et de bize topraktan yetişen ürünler, sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, soğan (gibi ürünler) çıkarsın" demiştiniz. (Musa): "Daha hayırlı (ve onurlu) olan durumu daha aşağılık olanla mı değiştirmek istiyorsunuz? O halde, utanç içinde Mısır'a dönün; orada istediğiniz şeylere kavuşabilirsiniz!" demişti. Böylece, onlara yoksulluk, düşkünlük damgası vuruldu ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bütün bunlar, Allah'ın mesajının gerçeğini inkar etmedeki ısrarları ve haksız şekilde Peygamberleri öldürmeleri yüzündendir: Bütün bunlar, (Allah'a) isyan etmeleri ve hakkın sınırlarını ihlal etmedeki ısrarlarından dolayıdır.

Ali Bulaç meali:
Siz (ise şöyle) demiştiniz: «Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın.» (O zaman Musa da) «Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır.» demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi.

Daha pek çok mealde aynı şekilde.

Şimdi bunların hiç biri yanlış değil. Çünkü Mısır kelimesi sözlükte hem Mısır Ülkesi, hem de büyük şehir, kasaba manalarına gelmektedir. Hangi manayı seçeceği ise tamamen çevirenin bilgisi, feraseti ve tercihidir. Yanlış diyemeyiz. Sadece “Allah’u alem” (Murad edileni Allah bilir) deriz.

Örnek 2:
Fetih 29. Ayet:

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ مَعَهُ اَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰیهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا سٖيمَاهُمْ فٖى وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ وَمَثَلُهُمْ فِى الْاِنْجٖيلِ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْپَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِهٖ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغٖيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظٖيمًا

Diyanet Meaali:
Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

Elmalılı Hamdi meali:
Muhammed Resulullahdır, onun maıyyetindekiler ise küffara karşı çok çetin, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları görürsün cemâatle rükû', sücud ederek, Allahdan fadl-u rıdvan isterler. Sîmaları secde eserinden yüzlerindedir. Bu onların Tevrattaki meselleri. İncîldeki meselleri de bir ekin gibidir ki filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, derken sapları üzerinde bir düze istikamet almış, zürrâın hoşuna gidiyor. Onlarla kâfirlere gayz vermek için, onlardan iyman edib de salih salih ameller yapanlara Allah hem bir mağfiret va'd buyurdu hem de bir ecr-i azîm.

Diğer mealleri de yazarak daha uzatmayayım.
Şimdi bu iki çeviri de yine yanlış değil. Fark neden kaynaklanıyor.
Kur’anı tecvid ile okuyanlar bilir ki; Mushaflarda Tevrat ve İncil kelimelerinin üzerinde üçer nokta vardır. Ya birinci üç noktada durur, diğerinde durmadan geçersiniz; veya birincide durmaz, ikincide kesin olarak durursunuz. Yani
Ya:
…simahum fi vucuhihim min eseris sucud, zalike meseluhum fit tevrati (tevrah).
Ve meseluhum fil incil, ke zer'in ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza …

şeklinde veya;

…simahum fi vucuhihim min eseris sucud, zalike meseluhum fit tevrati ve meseluhum fil İncil.
ke zer'in ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza …

Şeklinde okursunuz.

Birinci okuyuşta mana Elamalılı çevirisindeki gibi; ikinci okuyuşta mana diyanet çevirisindeki gibi olur.

Yani görüldüğü gibi Kur’anın aslına dokunulmamış, bir harfi bile değiştirilmemiştir. Sadece yorum farklıdır.
Şunu da belirtelim ki, bu değişikler asla “akaid” inanılması kesin gereken, yapılması kesin olan farzlar vs. konularında değildir.

Allah’a emanet
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 06-09-2022, Saat:05:25 PM, Düzenleyen: camici.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.