You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İSLÂM DÜŞÜNCESİ VE KÜLTÜRÜ

İSLÂM DÜŞÜNCESİ VE KÜLTÜRÜ

Üye
İSLÂM DÜŞÜNCESİ VE KÜLTÜRÜ
Bismillâhirrahmânirrahîm
Şeriki olmayan Ulu Allah (c.c.)’a kayıtsız ve şartsız kul olma ilkesi, İslâm’ın ana
temelinin ilk yarısıdır. “Lâ ilahe illallah” şehadet cümlesine uygun düşen anlam budur. Allah
(c.c.)’a kul olma ilkesinin nasıl uygulanacağını Peygamberimiz (s.a.v.)’in öğrettiklerine dayandırmak
da bu ana temelin ikinci yarsıdır. “Muhammedün Resûlullah” şehadet cümlesine uyan
mana da budur. Tek Allah (c.c.)’a kul olma ilkesi inanç, ibadet ve şeriat açısından şeriki
olmayan Allah (c.c.)’ı ilâh edinmede belirtir. Buna göre Müslüman, Uluhiyetin, Yüceliğin
Allah (c.c.)’tan başkasında olacağına inanmaz. İbadetin O’ndan başkasına, mesela yaratılmışlardan
herhangi birine yapılabileceğine inanmaz. Egemenliğin O’nun dışında herhangi bir
kula ait olacağına inanmaz.
Allah (c.c.)’a kul olma ilkesinin, inancın, ibadet kastı taşıyan hareketlerin ve egemenliğin
ancak ve ancak Allah (c.c.)’a ait olacağının şuurunu taşır.
İslâm düşüncesinde “egemenlik” hukuk sistemini yalnızca Allah (c.c.)’a dayandırmakla,
sırf bu sistemin yürürlüğünü benimsemekle, başka bir yasayı değil de bu ilâhî sistemi hakim
kılmakla sınırlı değildir. İslâm’a göre “şeriat” sadece hukukî sistemden, rejimin ilkelerinden,
bu rejime dayalı soysal düzenle, sosyal kurumlardan ibaret değildir. Böylesine dar bir anlayış
“şeriatın” manasını ve İslâm düşüncesini ifade etmez.
“Allah (c.c.)’ın şeriatı” demek, insan hayatını düzenlemek üzere Allah (c.c.)’ın
koyduğu ilkelerin tümü demektir. Bu terim, inanç ilkelerini, rejim ve yönetim sistemi
ilkelerini, ahlâk ilkelerini, davranış ilkelerini, eğitim ve bilim ilkelerini tümü ile ifade eder.
Bu terim, inanç ve düşünce alanında, uluhiyetin künhünü, görünür veya görünmez
dilimleri ile hayat realitesini, insan realitesini, bu realiteler arasındaki bağları ve bunların
tümü ile insan arasındaki karşılıklı ilişkisi ifade eder. Bu terim ayrıca, bütün ilkeleri ile
birlikte siyasî, sosyal ve ekonomik sistemin yalnızca Allah (c.c.)’a kul olma temeli ile
bağdaşacak örneğini ifade eder.
Bununla birlikte bu terim, sosyal kurumları düzenleyen hukuk sistemini de ifade eder.
Bu terim, çoğu kere İslâm düşüncesine göre gerçeği tam ifade etmeyen dar bir anlamda
“şeriat” teriminin karşılığı olarak kabul edilir. Bu terim aynı zamanda toplumda geçerli olan,
sosyal hayat içinde insanların ve eşyanın yerlerini belirten ahlâk ilkelerini, davranış ilkelerini,
değer ölçülerini de ifade eder. Nihayet bu terim bütün cepheleri ile, “eğitim ve kültür” kesimi
ile tüm olarak düşünce ve sanat hayatının ilkelerini de içerir.
Herhangi bir toplumda geçerli olan değer ölçüleri ile ahlâk ve davranış prensipleri,
doğrudan doğruya o toplumda benimsenen inanç sistemine dayanır. Düşünce tarzını biçimlendiren
inanç prensipleri ile diğer değerler aynı kaynaktan beslenir. Bunların tümü, sırf bir
kavramlar sistemi olmayıp aynı zamanda diri, diriltici, etkileyici, sürükleyici, yön verici ve
insan varlığı içindeki her türlü oluşuma egemen olan bir inanç kavramı olan İslâm
düşüncesinin kapsamına dahildir.
Düşünce hayatına gelince, bu kesimi İslâm görüşüne ve ilâh kaynağına dayandırmak,
yalnızca Allah (c.c.)’a kul olma ilkesini gerçekleştirebilmek için kaçınılmazdır.
Müslüman’ın, inanç gerçekleri ile ilgili konularda, kainatla ilgili genel düşüncede,
ibadetle, ahlâkla, davranış tarzı ile, değer ölçüleri ile siyasî, ekonomik ve sosyal ilkelerde,
insanî gelişmelerinin faktörleri veya insanın tarih içindeki misyonu ile ilgili meselelerde
sadece ilâhî kaynaklara dayanması gerekir. Müslüman bu konularda ancak pratik hayatı içinde
dinine, takvasına ve inanç sağlamlığına güvendiği kimselerden bilgi alabilir.
2
Buna karşılık Müslüman, kimya gibi, fizik gibi, biyoloji gibi, astronomi ve tıp gibi,
sanayî ve tarım gibi, yönetim usulleri gibi, sanatla ilgili çalışma usulleri gibi, savaş ve
vuruşma usulleri gibi ve buna benzer alanlarda Müslüman olmayanlardan bilgi alabilir ve
tecrübelerinden faydalanabilir.
Bu konular, Müslümanların hayatını, gerek fert olarak ve gerekse cemiyet olarak
düzenleyen şeriat ilkeleri, rejim temelleri ve ana sosyal kurumlarla doğrudan doğruya ilgili
değildirler. Buna göre, bu konularda Müslüman olmayanlardan yararlanmak, Müslüman’ın
inancını sarsmak veya onun yeniden cahiliyeye dönmesine yol açmak gibi bir tehlikesi yoktur.
“Kültür bir insanlık mirasıdır.” Onun vatanı, milliyeti ve dini yoktur, masalı pozitif ilimler
ile bu ilimlerin uygulanışını gösteren teknoloji ile ilgili olduğu takdirde doğrudur. Böyle
olmayınca bu basma kalıp söz, bütün insanlığın vücuduna sızabilmek için, başta inanç ve
düşünce ile ilgili olmak üzere önündeki her türlü engeli eritmek isteyen dünya Yahudiliğinin
(Siyonizmin) bir tuzağıdır. İslâm’a göre, pozitif ilimler ile teknoloji dışında, iki çeşit kültür
vardır. Biri İslâm düşüncesi temeline dayanan İslâm kültürü, diğeri ise çeşitli metotlara
dayanmakla birlikte tek bir temele, değer ölçülerinde Allah (c.c.)’a başvurmayan insan
düşüncesinin mahsulü cahiliye kültürü. İslâm kültürü, gerek fikrî ve gerek insan pratiği ile
ilgili tüm düşünce ve araştırma alanlarını kapsamına alır. Bu kesimlerin tümünde kesintisiz
canlılığı ve gelişmeyi sağlayan ilkelere, metotlara ve özelliklere sahiptir.
Bu konularla ilgili olarak Müslüman, Rabbinin bildirdiği yeterli bilgiye sahiptir.
Ayrıca bu alanlarda, beşer girişimlerinin içinde bulunduğu bilgi seviyesi gülünç bir
maskaralıktır. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Ehl-i Kitaptan hiçbir şey sormayın.
Çünkü kendileri sapıklık içinde oldukları için size doğru yolu gösteremezler. Böyle olunca,
ya bir bâtılı tasdik edecek veya hakkı yalan sayacaksınız. Allah’a yemin ederim ki, eğer
Musâ (a.s.) sağ olarak aramızda olsaydı kendisine bana uymaktan başka hiçbir davranış
helal olmazdı.”
Son olarak Rabbimiz buyuruyor ki: “Deki: Hidayet ancak Allah’ın hidayetidir, yol
sadece O’nun gösterdiği yoldur.”
Ya Rabbi, bizi yolundan ayırma, hidayette daim eyle. Amin.
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.