You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İSLÂM’DA BOŞANMA

İSLÂM’DA BOŞANMA

Üye
İSLÂM’DA BOŞANMA
Bismillahirrahmanirrahim
Boşanma, yuvanın emniyet subabıdır. Ancak buna rağmen boşanma Allah (c.c.)’ın en
çok nefret ettiği bir helaldir. Fakat zarûretler onu helal kılmıştır.
Her çareye başvurulduğu halde, yuvanın kaybolan huzuru bulunamıyorsa, en son
olarak başvurulacak yol boşanmadır. Boşanma yalancıların yalanlarıyla ve şahitlerin kendi
düşünceleriyle geri bırakılamaz. Çünkü öyle durumlar vardır ki, artık o durumlarda evlilik
bağı insan için korkunç bir zulüm olur. Böyle bir durumda olan ailede, eşleri evliliğin devamı
için zorlamak, sonuç itibariyle insanları hayra ve selamete götürmez. İslâmiyet, basit bir
anlaşmazlıkta, önemsiz bir ihtilafta, mukaddes evlilik bağının kopartılmasına müsaade
etmediği gibi, evliliğin devam edebilmesi için de elinden gelen en son gayreti gösterir. Her
gayreti gösterdikten sonra, nikah bağının devam imkanı bulunmazsa eğer, bu takdirde
boşanmaya izin verir. Allah Teâlâ (c.c.) erkeklere şöyle hitap etmektedir: “Ey iman edenler!
Kadınlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız bilin ki sizin hoşlanmadığınız bir
şeyi, Allah hayır olarak takdir etmiş olabilir” ayeti gereğince, o meçhul pencereyi açar.
Böyle bir emre bağlı olan bir erkek, sevmediği bir kadında hayır olmadığını nasıl
anlayacaktır? İşte bu nedenle erkek, sevmediği kadının belki hayırlı olabileceği ihtimaliyle
onu elden kaçırmamaya gayret eder. Vicdanî sevgiyi celbetmek, şer ve nefreti gidermek için
bundan daha güzel bir ölçü bulunabilir mi?
Meselâ kişinin nefret ettiği bir yakınlaşma sınırını geçtiği zaman bile İslâm, ilk
hamlede boşanmaya başvurmaz. Diğer Müslümanların aracılığıyla yuvanın devamı için
çalışır. Hayırlı bir sonuç almak için elden gelen her türlü çareye başvurur.
“Eğer (kadın ile kocanın) aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin
ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin, bunlar arayı düzeltmek
isterlerse, Allah onların arasını bulur. Çünkü Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır.”
(Nisa:35). “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden
endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima)
hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah'tan korkarsanız
şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa:128).
Bu ortam bulunmadığı zaman iş ciddileşir. Beraberce yaşamayı zorlaştıran engeller
ortaya çıkar. Artık hayat için huzur ve devamlı bir aile düzeni kalmadığı durumlarda, eşleri
evlilik kurumunu sürdürmeye zorlamak sonuç vermeyecek, boşuna bir gayret olur. Bu
durumda eşleri sıkıştırmak iyi değildir, mutlaka kötü sonuç doğurur. Artık bu anormal duruma
bir son vermek için evlilik bağını koparmak kaçınılmaz bir hal almış olur.
Tüm bunlara rağmen, İslâm boşanma ve ayrılmayı çirkin olarak görür. Zira Allah (c.c.)
indinde helalin en istenmeyeni boşanmadır.
Belki eşler yaptıklarından pişman olurlar da bir arada yaşamaları imkanı doğar diye,
İslâm bu ayrılığa izin vermiş bulunuyor. Çünkü çoğu zaman insanlar, bir şeyi kaybettikten
sonra onun değerini anlar ve onu şiddetle arar. Yok olduğunda iyi taraflarını takdir eder.
Fırsat ise henüz geçmiş değildir. Zira: “Boşanma iki defadır. (Ondan sonra) ya iyilikle
tutmak, ya güzellikle salmaktır.” (Bakara:229).
Birinci boşanmadan sonra üç aya yakın bir iddet bekleme süresi vardır. Eğer kadın
hamile ise doğuruncaya kadar bekler. Bu müddet içinde kadının geçimini kocası temin eder
ve bunu ihmal etmeye hakkı yoktur. Bu süre içerisinde eğer koca pişman olmuşsa karısını geri
2
alabilir. Hiçbir yeni muameleye müracaat etmeden karı-koca hayatını sürdürebilirler. Buna
ric’i talâk (dönülebilir boşanma) denir. Bu durumda evlilik hayatı en kolay vesilelerle,
sebeplerle yeniden başlatılabilir. İddet içerisinde bir müracaat vaki olmazsa eğer, boşanma
kesinleşir ve eşler tam manasıyla ayrılmış olurlar. Bundan sonra aralarında yeni bir nikah
kıymaları sûretiyle evlenebilirler ve bu durumda bile fırsat hâlâ ellerindedir.
Bu birinci tecrübedir. Bu tecrübe eşlere, karşılıklı sevgilerinin hakikatini ve ayrılık
nedenlerinin ne denli ciddi olduğunu açıklar. Bu nedenler bir defa daha tekrar ederse, hatta
bununla kalmayıp bu nedenlere bir de ilaveler olur da erkek hanımını boşamak zorunda
kalırsa, o zaman bir fırsatları kalır ki bu üçüncü talâktır. Bu seferki boşanmada korku
bulunduğundan, yeniden birlikte yaşamak kanaatine varırlarsa, birbirlerine biraz olsun sevgi
bağları varsa, evliliklerini yenilerler. Üçüncü boşanma da olursa, o zaman anlaşılır ki sorunlar
daha da derindedir. Artık hiçbir gayretin faydası yoktur ve her ikisi için de başka bir yolu
denemek daha hayırlıdır. Eğer koca evlilik hayatıyla oynar ve acele kararlar vererek yuvayı
dağıtmaya çalışırsa, cezasını şu şekilde çeker: “Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa,
ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz.”
(Bakara:230).
Kadının ikinci kocaya varması ancak şer’î ve ebedî bir nikahla olur. Halk arasında
meşhur olan “hulle” gibi bir nikah değildir bu! Çünkü İslâm aleminde ve halk arasında
meşhur olan hulleyi İslâm tanımaz. O halde kadın herhangi bir erkek gibi, kocası olacak
insanla evlenip yuvasını kurmalıdır. Unutulmaması gereken bir hakikat de şudur: İslâm, iddet
süresinde sevgisini kazanabilmesi için, karısının nafakasında kusur etmemesini kocaya
tavsiye eder. Böylece belki kırılan kalp tamir edilebilir ve tekrar mutlu bir yuva kurulabilir.
“Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit ya onları iyilikle
tutun yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikâh
altında tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine kötülük etmiş olur.” (Bakara:231).
“Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları iddetlerini gözeterek boşayın ve
iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun, onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de
çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yaparlarsa başka. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır.
Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin belki Allah bundan
sonra (yeni) bir iş ortaya çıkarır. Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun,
yahut güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun. Şahitliği
Allah için yapın. İşte Allah’a ve ahiret gününe inanan kimseye öğütlenen budur. Kim
Allah’tan korkarsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) ihsan eder.” (Talak:1-2).
Unutmayın ki evlenirken, kadın da erkek gibi boşanma hakkı isteyebilir, boşanabilme
hakkını şart olarak ortaya sürebilir. Böylece de boşanma konusunda kadın da erkek gibi söz
sahibi olabilir. İşte İslâm’da boşanma bu şekilde olur. Aile yuvası ancak bu bağın devam etme
imkanı kalmadığı zaman bozulur. Ancak boşanma, sakınma, uzlaşma ve pişman olma gibi üst
üste edinilen tecrübelerden sonra başvurulacak bir çaredir. Tüm bu fırsatlar eşlere acele
davranmamayı öğretir ve akıllarını başlarına toplamayı temin eder.
Şimdi sizlere soruyoruz! Bu denli nazik, titiz şartlar ortaya koyduğu halde kendini
bilmez birkaç soytarının, cahilin İslâm nizamını kötülemeye çalışması karşısında ne
buyurulur?
Nasıl “İslâm nizamı kocanın iki dudağı arasından çıkacak olan “Boşal!” sözüyle
kadını tehdit ediyor” diyebilmektedirler?
Acaba bu sözleri ne ile ispat edebilecekler?
3
İSLÂM’DA BOŞANMA -IIHiç
şüphesiz Allah (c.c.)’ın helaller içinde en hoşlanmadığı boşanmadır. Ancak onu
zarûretler meşrû ve mubah kılar. Kalplerin fesad ile dolduğu, ahlakın alçaldığı, insanlık
bağlarının koparıldığı, rezaletlerin yaygın hal aldığı zaman bunun sorumluları hiç şüphesiz
toplumu böyle bir duruma düşüren idarecilerdir. İslâm hiçbir kötülükten sorumlu tutulamaz.
Bu durumun tedavisi mubahların kayıt altında tutulup, helallerin haram kılınmasıyla değil,
hüküm ve hükmü uygulama hakkının İslâm’a verilmesiyle mümkündür. Bu takdirde İslâm,
toplum düzenini kendi kalıbına sokarak, tüm aksaklıkları yok eder. O halde İslâm kanunları,
İslâm ile idare edilen toplumlar, İslâm kanunları üzerine bina edilen nizam ve İslâm terbiyesiyle
gelişen insanlar içindir.
Farz edelim ki bizim toplumumuz gibi hasta bir toplumdan boşanma imkanı
kaldırılmış olsun, acaba kadın böyle bir şey ister mi? Kendisini kalbinden söküp atmış olan
kocasını zorla elinde tutmak, ona ne kazandıracaktır? Kocası kendisinin kadınlık izzetiyle
oynadığı halde ondan boşanmayıp aynı çatı altında yaşamayı ister mi? İşsiz ve analık
şerefinden nasibi olmayan, kadınlar için istemiş oldukları hak ve şeref ne biçim bir hak ve
şereftir! Allah (c.c.) onlara en büyük şerefi ve hakkı bağışladığı halde, onlar bunu kabul etmemekte
ve başıboş bir şekilde kendilerini sokaklara atarak ucuzca kucaklara atılmaktadırlar.
Evlilik mukaddes bir bağdır ve temelinin atılması iki tarafın da rızasına bağlıdır.
Nikah bu şerefli ve mukaddes bağın devamını sağlayan en kuvvetli müessesedir.
Tüm gayretler sarf edildikten sonra bile yine de bu bağın çözülmesi gerekirse, bu şu
anlama gelir: Evlilik bağının devam etmemesi, etmesinden hayırlıdır. Her iki taraf için de yeni
bir hayat yolu çizmek daha uygundur. Bu yeni hayatı seçebilmeleri için eşlere bir fırsat
tanımak onların en tabii hakkıdır. İşte boşanma budur.
“Eğer (eşler) ayrılırlarsa, Allah bol nimetiyle onların her birini zengin eder.
Allah’ın (nimeti) geniştir. O, hikmet sahibidir.” (Nisa:130).
Bütün bunlardan sonra deriz ki: Ey insanlar! Bırakın sadece İslâm hükmetsin!
Nefisleri terbiye etsin, kalpleri uyarsın! Utanmaz ve ahlaksızların eline kelepçe vursun!
Bütün insanlığın hayatını kendi yasalarıyla ihya etsin!
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.