RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Seleften Bazı Gelen Nakiller
Sabuni rahımullah şöyle der: Ashabu’l-Hadis Rablerini Kur’an’da ve Rasulullah’ın adil ve sika ravilerin rivayet ettiği sahih haberlerinde mevcut sıfatlarıyla bilirler ve Allah’ın Kitabın’da veya Rasülünün dilinden kendisi için kabul ettiği sıfatları kabul ederler.(Sabuni Akidetu’s-Selef.s.106 İbn Huzeyme Kitabu’t-Tevhid ve İsbatı Sıfati’r-Rab.s.22,35)
İbn Abdilberr rahımullah şöyle der: Ehl-i Sünnet Kur’an ve sünnette varid olan sıfatları ikrar ve iman onları mecazi değil hakiki manada anlama konusunda icma etmişlerdir ancak onları tekyifsiz tahdidsiz kabul etmişlerdir.(İbn Abdilberr et-Temhid VII/145 Zeynuddin Meriyyi b.Yusuf el-Makdisi Akavilu’s-Sıkat.s.139)
Ebû Ömer b. Abdulberr şöyle demiştir: “Sahâbe ve sahâbeden te’vil ilmini öğrenen tâbiûn uleması, Allah’ın Arş’ın üzerinde olduğunu ve ilminin ise her şeyi kapsadığını söylemişlerdir. İbn Kudâme, Ebu Muhammed Abdullah b. Ahmed el-Makdisî, İsbâtu Sıfati’l-‘Uluvv, Tah. Ali elĞâmidî Medine, 1409/1988, s. 166.
Ebû Muhammed Abdurrahman b. Ebi Hâtim de şunları anlatmıştır Babama ve Ebû Zerr’e Ehl-i Sünnet mezhebinin Usûlu’d-Dîn hakkındaki tutumunu sordum. Onlar şöyle dediler: Hicaz, Irak, Mısır, Şam ve Yemen âlimlerinin tamamı şu itikad üzere idiler: İman, ikrar ve ameldir, artar ve noksanlaşır. Kur’an, Allah’ın kelâmı olup mahlûk değildir. Kader, hayır ve şerrin hepsi Allah’tandır. Allah, kitabında ve Rasulü’nün dilinde kendisini vasıflandırdığı gibi, keyfiyetsiz olarak Arş’ının üzerinde olup mahlûkâtından uzaktır. Her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. O’nun hiçbir benzeri yoktur. O, Semi’ ve Basîrdir.” İbn Kudâme, İsbâtu Sıfati’l-‘Uluvv, s. 126.
Muhammed b.Ali el-Keraci el-Kassab rahımullah şöyle der: Gerek bizzat Allah’ın gerek Rasülü’nün zikrettiği bütün sıfatlar hakiki sıfatlardır mecazi değildir (Zehebi Tezkire.III.939)
Hafız Zehebi rahımullah şöyle der: Evet şayet O’nun sıfatları mecazi olsaydı kesinlikle te’vil edilmesi gerekirdi ve bundan dolayı Basar’ın manası şudur Sem’in manası şudur Hayat’ın manası şudur denir ve bu kelimeler ilk anda akla gelen manaların dışındaki bir mana ile açıklanıp tefsir edilirdi Selef mezhebinin görüşünün sıfatlarla ilgili ayet ve hadisleri tev’il etmeksizin olduğu gibi kabul etmek olduğu bilindiğine göre bu sıfatların mecaza hamledilemeyeceği ve açıkça Hakikat olduğunu buradan çıkarabiliriz.(Tezkire,III/939)
Muhammed İbn Yusuf rahımullah şöyle dedi Her kim ki Allah’ın arşının üzerinde değildir derse o kafirdir.(Buhari Halku’l-ef’ali’l İbad (128)
İmam İshak ibn Rahveyh rahimehullah bu hususta söyle der:İlim ehlinin icma’ına göre Allah, Arş’a istiva etmiştir. Yedinci yerin en dibindeki her şeyi de bilir. ez-Zehebî, el-Uluvvü li’l Aliyyi’l-Ğaffar El-Eserî, a.g.e., sf. 107-108.
İbnü’l-Useymîn rahımullah şöyle der: Allah’ın arşa istiva etmesi demek, O’nun celal ve azametine yaraşır bir şekilde zatına has olarak Arş’ın üzerine yükselmesidir ki bunun keyfiyetini Allah’tan baskaşı bilemez. Allah, Arş’ın üzerinde olmasına rağmen ilmiyle kullarının yanındadır. Her hallerini bilir, konuştuklarını duyar, yaptıklarını görür, işlerini hakkıyla yürütür, fakire rızık verir, zor durumdakinin ihtiyacını giderir. Dilediğine mülk verir, dilediğinden çeker alır. Dilediğini aziz, dilediğini zelil eder. Her hayır elinde olup, her şeye gücü yeter. Böylece Allah kullarının üstünde Arş’ının üzerine gerçekten istivâ etmiş olsa bile aslında onlarla beraberdir. Cehmiye’nin bir kolu olan Hulûliyye ve başkalarının;Allah yeryüzünde kullarıyla beraberdir.”Dedikleri gibi, Allah’ın yeryüzünde kullarıyla beraber olduğunu söylemeyiz. Allah’ı O’na yakışmayan noksan sıfatlarla nitelendirdiğinden dolayı böyle diyenin kâfir ya da dalâlette olduğuna hükmederiz.İbnü’l-Useymîn, Akîdetü Ehli’s-Sünne ve’l-Cemaa, sf. 18-19.
Yine İbnu’l-Useymîn rahımullah şöyle der: “Allahu Teâlâ’nın sıfatları hakkında, tafsilatlı ve genel, isbât ve red yönünden söylediğimiz her seyde rabbimizin kitabı ile peygamberimiz Muhammed (sav)’in sünnetine, bu yolda yürümüş ilk Müslümanların yoluna ve onlardan sonra gelen hidayet önderi imamların görüşlerine dayandık. Bizler, Allahu Teâlâ’nın sıfatları konusunda Kur’an ve Sünnetin bildirdiklerini, Allah’a yarasır bir sekilde zâhirine ve gerçek anlamlarına göre yorumlamanın gerekliliğine inanırız. Bizler, Allah’ın sıfatlarını tahrif ederek Allah ve Rasûlünün istedikleri anlamlardan baska anlamlara değistirenlerin yolundan uzak dururuz. Ve bizler, Allah’ın sıfatlarını, Allah ve Rasulünün istedikleri anlamlarından soyutlayarak geçersiz kılanların yolundan uzak dururuz. Bizler, Allah’ın sıfatlarına örnek veya keyfiyet vermek suretiyle aşırıya gidenlerin yolundan da uzak dururuz.İbnü’l-Useymîn, Akîdetu Ehli’s-Sünne ve’l-Cemaa, sf. 33.
Bunu ilk beğenen sen ol.