You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ

Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ

Forumcu
Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Böyle bir başlık açmamın sebebi Ayet ve Hadislerden Selefimizin sözlerinden yazarak Rabbimizin Sıfatlarını İspat etmektir.

Allah Azze ve Celle,nin El Sıfatı

أبا هريرة يقول: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:

"ما تصدق أحد بصدقة من طيب، ولا يقبل الله إلا الطيب، إلا أخذها الرحمن بيمينه. وإن كانت تمرة. فتربو في كف الرحمن حتى تكون أعظم من الجبل. كما يربي أحدكم فلوه أو فصيله".

[ش (إلا أخذها الرحمن بيمينه) كني عن قبول الصدقة بأخذها في الكف، وعن تضعيف أجرها بالتربية. (فتربو) أي تزيد. قال تعالى: وما أتيتم من ربا ليربو في أموال الناس فلا يربو عند الله. (فلوه أو فصيله) قال أهل اللغة: الفلو المهرسمي بذلك لأنه فلي عن أمه، أي فصل وعزل. والفصيل ولد الناقة إذا فصل من أرضاع أمه. فعيل بمعنى مفعول. كجريح وقتيل بمعنى مجروح ومقتول. وفي الفلو لغتان فصيحتان: أفصحهما وأشهرهما فتح الفاء وضم اللام وتشديد الواو. والثانية كسر الفاء وإسكان اللام وتخفيف الواو].

{ … Ebu Hureyre r.a den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu : Herkim helal kazancından bir hurma değerinde bir sadaka verirse - ki Allah helal maldan verilen sadakadan başka hiçbir sadakayı kabul etmez - Allah bu sadakayı SAĞ ELİYLE kabul eder. Sonra onu dağ gibi olana kadar - sizin birinizin sütten kesilmiş tayını büyüttüğü gibi - sadaka sahibi için büyütür. }

Buhari (1410-Ter: 1337) Müslim (1014/63) Nesei (5157) Tirmizi Ebu Hüreyre Hadisi Hasen Sahih tir dedi Şeyh Elbani de Ebu Hüreyre Hadisi için sahih,tir dedi (661) İbni Mace (1842) İbni Huzeyme (2425) İbni Hibban (3316) Bezzar (931-el-Keşf) Beğavi (1632) Ahmed (2/538

Ebu Hureyre radıyallahu anhuma,dan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki; Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu; Adem oğlu zamana küfrederek bana eziyet etmek istiyor Halbuki zaman benim ve her şey benim elimdedir. Geceyi ve gündüzü de ben değiştiririm

Sahih: Müsned, 11/238, H.no:7244; Benzer rivayet için bk.II/272, H no:7669: 11/275 H.no:7702: 11/300. H.no:7975; H/394, H.no:9091; 11/395 H.no:91 1; II 491 Rno:10316, 11/496 H no:I0387; H/506, H.no:10526; Buhârî, Tevhîd, 35; Tefsıru 1-Kur ân, 45; Edcb, 101, Müslim, Elfâz, 1-6 ; Ebû Dâvûd, Edeb, 169, H.no:5214,Muvatta Kelâm, 3; Mamer. b. Râsid Cami' XI/436 H.ıo'20938; Nesâî, es-Sünenü l-kubra, Vl/4^7, H.no:11487, ibn Hibban Sahih VH/488, H.no:5685; Hâkim, 491-492. H no:3690 Taberânî. el-Mu'cemül-evsat IX/395-396, H.no:8851, Beyhaki III/365 H.no:6285; Humeydî, J1/«,W, 11/468, H.no:1096; Kudâî, MM.A, H/79, H.no:921, Deylemî, Firdevs, IH/180, H.no:4489.

Ebû Hüreyre'yi şunu söylerken işittim : Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

-Âdemle Musa münakaşa ettiler. Musa :

— Yâ Âdem, sen bizim babamızsın! Bizi mahrumiyete düşürdün ve bizi cennetten çıkardın! dedi. Âdem de ona :

— Sen Musa'sın! Allah seni kelâmıyle seçkin kıldı. Ve senin için (Tevratı) eliyle yazdı. Beni yaratmazdan kırk yıl önce Allah'ın bana takdir ettiği bir şeyden dolayı muaheze mi ediyorsun? dedi.

Müteakiben Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

-Böylece Âdem, Musa'ya galebe çaldı! Böylece Âdem, Musa'ya galebe

çaldı! buyurdular.

İbnü Ebî Ömer İle İbnü Atde hadîslerinde: «Biri (yazdı), diğeri: Senin için Tevrat'ı kendi Eliyle yazdı» demişlerdir.Sahih Müslim (2652)

ed-Darimi şöyle demiştir...

Abdullah b. Ömer der ki:

"Allah dört şeyi eliyle yaratmıştır: Arş, Kalem, Adn ve Adem Aleyhisselam, sonra diğer mahlukatına ol demiş olmuştur."

(Dârimi, er-Redd ala Bişr el-Müreysi, s. 35; el-Hâkim, II, 319, bu zât, bu isnadı sahih bir hadistir, ama Buhari ve Müslim rivayet etmemiştir, demiş, ez-Zehebî de ona muvafakat etmiştir. el-Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sıfât, II, 48)

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَمِينُ الرَّحْمَنِ مَلأَى سَحَّاءُ لَا يُغِيضُهَا اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ» قَالَ: «أَرَأَيْتُمْ مَا أَنْفَقَ مُنْذُ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ؟ فَإِنَّهُ لَمْ يَغِضْ مَا فِي يَمِينِهِ، وَعَرْشُهُ عَلَى المَاءِ، وَبِيَدِهِ الأُخْرَى المِيزَانُ يَرْفَعُ وَيَخْفِضُ».. وَهَذَا الْحَدِيثُ فِي تَفْسِيرِ هَذِهِ الْآيَةِ: {وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللَّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُوا بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ} [المائدة: 64] وَهَذَا حَدِيثٌ قَدْ رَوَتْهُ الأَئِمَّةُ، نُؤْمِنُ بِهِ كَمَا جَاءَ مِنْ غَيْرِ أَنْ يُفَسَّرَ أَوْ يُتَوَهَّمَ، هَكَذَا قَالَ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الْأَئِمَّةِ: الثَّوْرِيُّ، وَمَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، وَابْنُ عُيَيْنَةَ، وَابْنُ المُبَارَكِ أَنَّهُ تُرْوَى هَذِهِ الأَشْيَاءُ وَيُؤْمَنُ بِهَا وَلَا يُقَالُ كَيْفَ "

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Rahman olan Allah’ın eli dopdolu ve cömerttir. Gece, gündüz devamlı olarak vermesi onu eksiltmez. Söyleyiniz bakalım gökleri yarattığından beri neler vermiştir? Gerçek şu ki onun elindeki eksilmemiştir. O’nun arşı su üzerindedir. Diğer elinde de terazi vardır. Alçaltan ve yükselten de O’dur.” (Bu ayet Maide 64. ayet üzerine inmiştir.)

هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ
الألباني : صحيح

Tirmizî dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şeyh El-Elbani de sahih olduğunu söyledi.Sünen Tirmizi: Hadis no: 3045

Bu hadis maide sûresi 64. ayetinin tefsiridir. Bu hadis hakkında âlimler şöyle diyorlar: Bu tür hadislere bize geldiği şekilde yoruma gitmeksizin vehme kapılmaksızın inanırız. Bunu pek çok imamla birlikte Sevrî, Malik b. Enes, İbn Uyeyne, İbn’ül Mübarek böyle söylemişlerdir. Şöyle ki bu tür hadisler aktarılır onlara inanılır nasıl ve niçin diye sorulmaz.

Allah, şöyle buyurmaktadır: “(Rabb’in ona) dedi ki: Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir?...” Sâd, 38/75.

“…Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir… Fetih, 48/10. Ayrıca bkz. Mâide, 5/64.

Peygamber sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: Allah’ın eli öyle doludur ki gece gündüz ondan devamlı akar Siz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığından beri infak ettiği şeyleri gördünüzmü Çünkü bütün bu verdikleri bile O’nun sağ elindekileri hiçbir şekilde eksiltememiştir Ahmed(2 242 283 313 500) Buhari(4684 5352/7411 7419/7496)Müslim (993) İbn Ebi Asım es-Sunne (780)

Abdullah b.Ömer demiştir ki : Rasülullah,ı (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim :Cebbar gökleri ve yeri eline alacak;-Elini yumdu.Sonra onu açıp kapayarak Sonra Ben Cebbar,ım ben Melik,im Nerde o cebbarlar Nerede o mütekebbirler buyuracak; Rasülullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu söylerken sağa sola sallanmaya başladı.Baktım minber tepeden tırnağa sallanıyordu.Hatta yoksa Allah Rasülü,yle (sallallahu aleyhi ve sellem) beraber yıkılacak mı diye düşünmeye başladım. Hadisi el-Mu,cemu,l-kebir,de rivayet eden Taberani Bunu Yahya b.Bükeyr bu şekilde Abdullah b.Amr,dan nakletmiştir.Başkası ise son ravi olarak Abdullah b.Ömer,i telaffuz etmiştir açıklamasını yapmıştır.Rivayetin ravileri Sahih,in ravileridir (Mecma,uz-Zevaid ve Menbau,l-Fevaid c.1.s.213 No : 275)

Nuaym b.Hemmar,ın bildirdiğine göre Rasülullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Mizan Rahman,ın elindedir; O bir takım milletleri yükseltirken diğerlerini alçaltır buyurmuştur. Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup ravileri sahih,in ravileridir.( Mecma,uz-Zevaid ve Menbau,l-Fevaid.c.1.s.214 No : 277)

Suddi İbn Abbas (r.a) şunu aktarır : Adem Rabbından kelimeler belleyip aldı Yani Adem (a.s) dedi ki : Ey Rabbım beni kendi elinle yaratmadınmı?(Allah) evet yarattım buyurdu…hadis devam ediyor……Bunu Avf,Sa,id İbn Cübeyr ve Said İbn Ma,bed İbn Abbas,dan benzer şekilde rivayet ederler Hakim de Müstedrek,inde Sa,id İbn Cübeyr kanalıyla İbn Abbas,dan rivayet eder ve isnadının Sahih olduğunu söyler….(İbn Kesir Tevsiri Bakara/37 ayetin tevsiri…..Hakim Müstedred.II.261)

El Sıfatının Kudret veya Nimet Anlamında Tevil Edilmesinin Batıllığı ve Bunun Reddi

“El” lafzının, tesniye (iki el) olarak ne nimet, ne de kudret anlamında hiç kullanıldığı görülmemiştir. Zâten dilde müfred, çoğul yerine ve çoğul (cem), müfred yerine kullanılmıştır. Ancak tesniyenin müfred yerine veya müfredin tesniye yerine kullanıldığına şâhid olunmamıştır Âyette “Muhakkak ki insan hüsrandadır” denilmiştir. “İnsan” lafzı müfred olduğu halde çoğul ifade etmektedir. Dilde bunun tersi de mümkündür. Ancak kişi “yanımda bir adam var diyerek, iki kişiyi kastedemez” veya “yanımda iki kişi vardır” diyerek cins ismini kastedemez.İki rakamı sadece kendi sayısını ifade eder.Bir ise bazen cinse de delâlet eder.Çoğul’da aynı şekilde cinse delâlet eder ve bir kişinin katılımıyla cins gerçeklesmis olur.

Dolayısıyla “kendi ellerimle yarattığım âyetinin kudret manasında te’vîl edilmesi asla câiz değildir. Çünkü kudret, müfred bir sıfattır. İki lafzıyla bir olanı tabir etmek câiz değildir. Aynı sekilde onunla “nimet”in kastedilmiş olması da mümkün değildir. Zira Allâh’ın nimetleri, sayılamayacak kadar çoktur. Onları tesniye sigasıyla ifade etmek uygun düşmemektedir.

Yine âyette geçen “bi-yedeyye (بيدي) (iki elimle) tabiri (لما خلقت بيدي) “Bu benim kendimin yarattığı”şeklinde te’kid olarak da te’vîl edilemez. Çünkü te’kid yapılmak istenildiğinde fiil direk “el”e izâfe edilir. Bu duruma uygun olarak âyetlerde, “iki elinin yaptığından ötürü” ellerinizin yaptığından ötürüve “ellerimizin yaptıklarıyla yarattığımız hayvanlar denilmiştir.

Bu âyette ise fiil, fâile izâfe edilmis ve “be (ب) harfiyle müteaddî (geçişli) kılınmıştır. Bu da onun elleriyle yarattığını gösterir. Buradaki geçişin (müteaddî) amacı bu manayı sağlamaktır. Aksi halde bu lüzumsuz bir ziyade olur. Bu ne arap ne de acem dillerinde bulunur. Fasih Arapça konuşan birisinin elleriyle yaptığını kastetmeden bunu ellerimle yaptım”demesi mümkün değildir. Kişi elleri yokken “ellerimle yaptım” demez.

Yine farzedelim ki, “el” lafzıyla hem hakîkate hem de nimet ve kudrete kinâye yoluyla delâlet edebilsin. Burada onu, nimet veya kudrete kinâye kılmak için bir sebep bulunmamaktadır. “El”in bir organ olduğu ve bunun Allâh için uygun olamayacağı gerekçesi de geçerli değildir. Mahlûkatın eline benzer bir eli onun için düşünmek elbette yanlıstır. Ancak mahlûkatınkine asla benzemeyen, onun zâtına layık bir “el” onun için neden olmasın? Akıl ve nakilde buna engel teşkil edecek bir husus yoktur. Bu mümkün olduğuna göre kelimeyi neden aslından mecâza sarfedelim. Ayrıca ne Allâh’ın kitâbında ne Resûlullah sallahu aleyhi ve sellem’ın sünnetinde ve ne de ümmetin imâmlarından gelen rivâyetlerde onların, “el”den kasıt, zâhiri anlamda değildir dediklerine rastlayamayız. Kur’ân’da “el”i hakîkatı üzere almaya engel teşkil edebilecek bir durum da söz konusu değildir. Sedece “Allâh birdir” , “Onun benzeri yoktur gibi ifadeler vardır ki, bunlar ancak tecsim ve teşbîh gibi hususları yasaklamaktadır. Onun celâline yakışır bir “el”i ona izâfe etmeyi engelleyecek bir durum hiçbir şekilde söz konusu değildir.

Kur’ân ve sünnette bu derece yoğun olarak geçen bir tabirin zâhirinin murâd edilmediği nasıl olur da bize, Allâh, onun resûlü ve onun sahabileri, hatta tabileri tarafından bildirilmemiş olsun ki, ta ki Cehm b. Safvan ve Bisr b. Ğıyyâs gibileri gelip de bunu bildirmiş olsun.

Ayrıca, Allâh’ın hakîkî manada el sahibi olduğu hususunda Kur’ân’da ve Sünnette birçok delil bulunmaktadır. Kur’ân’daki delillerden biri şudur: Allâh Teâ’lâ, Âdem (a.s.)’i üstün kıldığını ve meleklerin ona secde etmelerinin gerektiğini belirtmektedir. Eğer bu âyetteki “el” tabiri, kudretten veya nimetten kinâye olsaydı, bu efdaliyet ortadan kalkardı. Çünkü Allâh, iblis de dahil olmak üzere bütün mahlukatı kudretiyle yaratmıştır. Bu da Âdem (a.s)’in bizzat Allâh tarafından yaratılmışolduğunu gösterir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 18-01-2014, Saat:01:04 AM, Düzenleyen: Ehli_Hadis.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Allah Azze ve Celle’nin Gülme Sıfatı:

Ebu Hureyre(r.a)’dan Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: "Yüce Allah her ikisi de cennete girecek olan ve biri diğerini öldürmüş iki adamın bu halinden ötürü güler." Bu hadisi Buharî ve Müslim rivayet etmiştir.

Sahih bir hadistir. Buharî, Cihad, el-Kâfiru yaktulu’l-müslime sümme yüslimu (Fethu’l-Barî, VI, 39); Müslim, İmare, Beyanu’r-raculeyni yaktulu ahaduhuma’l-âhar yedhulane’l-cennete (Nevevî, 13/39); Malik, Muvatta’da, Nesaî, Sünen’de zikretmişlerdir. Hadisin tamamı şöyledir: “Bu Allah yolunda çarpışıp, sonra şehid olur. Yüce Allah katilin tevbesini kabul eder. Müslüman olur, o da Allah yolunda çarpışır ve şehid olur.”

وعن أبي الدرداء عن النبي صلى الله عليه وسلم قال:"ثلاثة يحبهم الله ويضحك إليهم ويستبشر بهم: الذي إذا انكشفتفيه
قاتل وراءها بنفسه لله تعالى فإما أن يقتل وإما أن ينصره اللهويكفيه، فيقول: انظروا إلى عبدي هذا كيف صبر لي بنفسه!؟ والذي له امرأة حسنةوفراش لين حسن فيقوم من الليل فيقول: يذر شهوته ويذكرني ولو شاء رقد، والذي إذاكان في سفر وكان معه ركب فسهروا ثم هجعوا فقام من السحر في ضراء سراً".
رواه الطبراني في الكبير ورجاله ثقات.

Ebu’d-Derda’nın naklettiğine göre Hz.Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: Üç sınıf insan vardır ki Allah onları sever onlara bakıp güler ve onlarla övünür.Biri o kimsedir ki savaşta çepecevre kuşatıldığında yüce Allah için canıyla savaşır. Bu haldeyken ya öldürülür ya da Allah kendisine yardım edip zafer verir ve (Mele-i ala’da) Şu kuluma bakın Benim için nasıl da sabretti der.İkincisi güzel bir hanıma ve yumuşak rahat bir yatağa sahipken gece kalkıp ibadet eden kimsedir. Onun için de Allah: Şehvetini bırakıp beni anıyor.Eğer isteseydi yatıp uyurdu der. Üçüncüsü ise bir kervan içinde yolculuğa çıkan kervandakiler gece boyunca uykusuz kaldıktan sonra yatıp uykuya daldıkları zaman seher vakti kalkıp gizlice ibadet eden kimsedir.

* Hadisi Taberani el-Mu’cemu’l-Kebir’de rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir Mecma’uz-Zevaid ve menbau’l-fevaid.c.4.s.154 no:3536)

وعن عبد الله بن مسعود أنه قال: ألا إن الله يضحك إلىرجلين: رجل قام في ليلة باردة من فراشه ولحافه ودثاره فتوضأ ثم قام إلى الصلاةفيقول الله عز وجل لملائكته: ما حمل عبدي هذا على ما صنع؟ فيقولون: ربنا رجاءما عندك وشفقة مما عندك؟! فيقول: فإني قد أعطيته ما رجا وأمنته مما يخاف.

رواه الطبراني في الكبير وإسناده حسن.

Abdullah b.Mes’ud der ki: Dikkat edin Muhakkak ki Allah şu iki adama bakıp güler: Biri soğuk bir gecede döşeğini yorganını ve örtüsünü bırakıp kalka abdest alıp namaza duran adam.Onun için -aziz ve celil olan- Allah meleklerine: Kulumu bunu yapmaya iten sebep nedir diye sorar Melekler Ey Rabbimiz Senin sevabını ummak ve azabından emin olmak derler Bunun üzerine Allah Öyleyse ben de kuluma umduğunu verdim onu korktuğundan emin kıldım buyurur.

* Hadis Taberani el-Mu’cemu’l-kebir’de rivayet etmiş olup senedi hasendir. Mecma’uz-Zevaid ve menbau’l-fevaid.c.4.s.156 no:3540)

"Yüce Allah... güler" hadisi ile ilgili olarak ehl-i sünnet ve’l-cemaat, -bu hadisin ve başkalarının da ifade ettiği şekilde- yüce Allah hakkında O’nun zatına yakışır şekilde Gülmek hususiyetini kabul etmektedirler. O’nun bu gülmesi, elbetteki sevinçten dolayı bir hafiflik hissettiklerindeki yahut ta neşenin kendilerini hafifliklere ittiğindeki gülmelerine benzemez. Aksine bu onu gerektiren hususun varlığı sırasında zatında meydana gelen bir manadır ve bu mana O’nun meşîet ve hikmetiyle meydana gelir.

Gülmek, yaratılmış olan varlıkta benzerleri dışına çıkan hayret verici bir işi idrâk etmesi esnasında sözkonusu olur. Bu hadiste sözü edilen durum da bunun gibidir. Kâfirin, müslüman kimseyi öldürme imkanına sahib kılınması ilk anda yüce Allah’ın o kâfire gazab etmesini, onu yardımsız bırakmasını, dünya ve âhirette onu cezalandırmasını gerektirir. Ancak yüce Allah daha sonraları bu kâfire lütuf ve ihsanda bulunacak olur ve onu İslâm’a girmeye hidayet edecek olup o da şehit oluncaya kadar Allah yolunda çarpışarak cennete girmesini lutfedecek olursa, bu gerçekten hayret edilecek işlerden birisi demektir.

Bu da şanı yüce Allah’ın rahmetinin kemalî, kullarına ihsan ve lutfunun genişliğindendir. Müslüman Allah yolunda savaşır, kâfir tarafından öldürülürse, müslüman kimse şehit olmak lütfuna mazhar olur. Daha sonra yüce Allah o müslümanı öldürene lütufta bulunur, onu İslâm’a iletir ve ona da Allah yolunda şehit olmayı nasib eder. Her ikisi de böylelikle beraberce cennete girerler.

Yüce Allah’ın gülmesini, rıza yahut kabul ile te’vil etmeye ya da bu iş kendisi dolayısıyla gülünen bir işe benzer ve o konumdadır, yoksa ortada gerçek manada bir gülme yoktur; diye yorumlamaya gelince, bu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ın Rabbi hakkında tesbit ettiğini nefyetmektir, böyle bir yoruma da iltifat edilmez.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
(Semi) (Basir)

el-A'meş de Temîm ibn Seleme'den; o da Urve ibnu'z-Zubeyr'den söyledi ki, Âişe ®: İşitmesi bütün sesleri ihata eden Allah'a hamd olsun! Yüce Allah, Peygamberi üzerine "Zevcesi hakkında seninle direşip duran, Allah'a da şikâyet etmekte olan kadının sözünü Allah dinlemiştir.

Allah sizin konuşmanızı zâten işitiyordu. Çünkü Allah hakkıyle işitici, kemâliyle görücüdür" (el-Mücâdile: 1) âyetini indirdi, demiştir.Buhârî bunu kısaca verdi. Bunun tamâmı Ahmed ibn Hanbel'de daha geniş­tir...Buhari Kitabu,t-Tevhid
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Kürsi: İki ayağın konduğu yerdir.

Nitekim bu husus İbn Abbâs t’dan ve Nebî r’in diğer sahâbelerinden sabit olmuştur.
İbn Kesîr’in Tefsîr’inde nakline göre bunu Vekî‘ rivayet etmiştir. Darimî, er-Reddu ‘alâ’l-Merisî, (sy. 425, 429); Tefsîru İbn Ebî Hatem, (2601); Taberânî, (12404); Hâkim, (2/282); Beyhakî, el-Esmâ’ ve’s-Sıfat, (758) ve Ziyâ el-Makdisî, el-Muhtare, (10/310-311). Sufyân - ‘Ammar ed-Duhenî - Muslim el-Batin - Sa‘îd b. Cubeyr - İbn Abbâs t yoluyla:

‘Kürsi iki ayağın konduğu yerdir. ‘Arş’ı ise Allah’tan başkası takdir edemez.’

İsnadı hasendir. Ravileri güvenilir olup ‘Ammar ed-Duhenî dışındakiler Sahîhayn ravileridirler. ed-Duhenî sadece Muslim’in ravilerindendir ve saduktur. Hâkim sahih demiş, Zehebî de ona muvafakat etmiştir. Heysemî (6/323): ‘Ricali sahihin ricalidir’ dedi. Elbânî de Muhtasaru’l-‘Uluv’da (sy. 102) isnadının sahih olduğunu belirtmiştir.

İbn Ebî Şeybe, el-‘Arş’ta (60) ve başkaları Ebû Mûsâ t’dan şöyle dediğini rivayet ettiler:
‘Kürsi; iki ayağın konduğu yerdir.’ Elbânî, Muhtasaru’l-‘Uluv’da (sy. 124) sahih demiştir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Allah Azze ve Celle,nin Sevmesi ve Kızması

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: " إِذَا أَحَبَّ اللَّهُ عَبْدًا نَادَى جِبْرِيلَ: إِنِّي قَدْ أَحْبَبْتُ فُلَانًا فَأَحِبَّهُ "، قَالَ: " فَيُنَادِي فِي السَّمَاءِ، ثُمَّ تَنْزِلُ لَهُ المَحَبَّةُ فِي أَهْلِ الأَرْضِ، فَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ: {إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَنُ وُدًّا} [مريم: 96]، وَإِذَا أَبْغَضَ اللَّهُ عَبْدًا نَادَى جِبْرِيلَ: إِنِّي قَدْ أَبْغَضْتُ فُلَانًا، فَيُنَادِي فِي السَّمَاءِ ثُمَّ تَنْزِلُ لَهُ البَغْضَاءُ فِي الأَرْضِ "

هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ
الألباني : صحيح

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Allah bir kulu sevdiği zaman: “Cebraile ben falanı sevdim sende onu sev diye seslenir.” Cebrail’de bunu gökyüzüne ilan eder. Sonra o kimsenin sevgisi yeryüzü halkına indirilir de böylece yeryüzündeki insanlar da o kimseyi sever hale gelir işte Meryem sûresi 96. ayetinin anlamı budur. Allah bir kulundan da hoşlanmadı mı Cibrili çağırır ve: “Ben falan kuluma kızgınım onu sevmiyorum” der bu bildirin gökyüzünde ilan edilir. Sonra bu haber yeryüzüne indirilir de insanlar o kimseye nefret ederler.

Tirmizi dedi ki: Bu hadis Hasen Sahih,tir Şeyh El-Elbani de Sahih,tir dedi Sünen Tirmizi Hadis no:3161
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Allah Azze ve Celle,nin Nefsi

وإذ قال الله يا عيسى ابن مريم أأنت قلت للناس اتخذوني وأمي إلهين من دون الله قال سبحانك ما يكون لي أن أقول ما ليس لي بحق إن كنت قلته فقد علمته تعلم ما في نفسي ولا أعلم ما في نفسك إنك أنت علام الغيوب

“Ve işte gün gelecek Allah, “Ey Meryem oğlu İsa!” diyecek; “Sen misin insanlara Allah’ı bırakın da beni ve annemi iki İlah tanıyın diyen?” İsa cevap verdi: “Seni ortaklardan ve noksanlıklardan, tenzîh ederim. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım, sen muhakkak bilirdin. Sen benim nefsimde olanı bilirsin. Halbuki, ben senin NEFSİNDE olanı bilemem. Şüphe yok ki, akılla bilinemeyen tüm gerçekleri bilen sensin, yalnızca sen. Maide 116
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Nüzûl (İnme) İtyân ve Meci’ (Gelmek)

Onlar, ille buluttan gölgeler içinde Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitmesini bekliyorlar değil mi?...Bakara, 2/210.

(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabb’inin gelmesini ya da Rabb’inin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar En’âm, 6/158.

Melekler sıra sıra dizili olduğu halde Rabb’in geldiği zaman Fecr, 89/22.

Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Rabbimiz, her gece, gecenin ahirinin üçte biri kaldığında Dünya Seması’na iner ve şöyle der: Kim bana dua ediyor? duasına icabet edeyim. Kim benden istiyor? ona isteğini vereyim.Kim benden bağışlanmayı istiyor? onu bağışlayayım. Buhari, Deavat 14; Müslim, Salatü’l-Müsafirin ve Kasruha 168

Eş’ârî, el-İbâne adlı eserinde bu hadis ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmaktadır Bu hadis, Allah’ın semada bulunduğunu ve bütün varlıklardan ayrı, Arş’ı üzerinde olduğunu ve O’nu istivâ ettiğini ortaya koymaktadır. Eş’ârî, el-İbâne, s. 110.

Hüreyre (r.a) rivayet ettiğine göre Peygamber (sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:Kıyamet günü olacağında Rabbimiz kullara iner. Bunu Tirmizi (II/61) İbn Huzeyme (vr.250/2) Hakim (I/418) de bir başka yoldan Ebu Hureyre,den gelen bir hadis olarak rivayet etmiş ve sahih olduğunu belirtmiştir.

İbn Mes,ud,un rivayet ettiği hadise göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:Allah öncekileri de sonrakileri de vadesi belli bir gün için kırk yıl süre bir arada bulunduracak Gözleri semaya dikilmiş nihai ve ayırt edici hükmün verilmesini bekleyecekler.Yüce Allah buluttan gölgeler içerisinde Arştan Kürsi,ye inecek. el-Uluvda .138 de hasendir demiştir.Hadisin senedi dediği gibi hatta daha yüksek bir mertebededir..Hadisi aralarında Abdullah b.Ahmed,in de bulunduğu. tahric eden bir topluluktan gelen bir yolla muhtasar olarak zikretmiş bulunmaktadır.Daha sonra da bu hadisi bundan daha eksiksiz bir şekilde bütünüyle İbn Mes,ud,a kadar muttasıl senedi ile de rivayet etmiştir.Hadisi bütünüyle Abdullah b.Ahmed es-Sünne (s.177) de rivayet etmiştir.Müellif de el-Arba,in adlı eserinde(186/a) bu sahih bir hadistir demektedir.

İbn Abbas,tan Kıyamet kopmadan az önce bir münadi şöyle seslenecektir: İşte kıyamet size geliyorbu sesi hayatta olanlar da ölüler de işitir Sonra Allah dünya semasına iner.Hadisi İbnu-l-Mübarek rivayet etmiştir ravileri sikadır.Bu hadisi musannıf İbnü-l-Mübarek,in Süleyman et-Teymi,den onun Ebü Narda,dan onun İbn Abbas,tan diye naklettiği bir rivayet olarak kaydetmiştir.Bu Müslim,in şartına uygun sahih bir sendir.(el-Uluvv li-l-Aliyyi-l-Azim (155/94)

Ubeyd b.Umeyr,in hadisi.Dedi ki : Aziz ve Celil olan Rabbimiz gece yarısında dünya semasına inerek şöyle buyuruyor.Benden dileği olan var mı.Ona vereyim Benden mağfiret diyelen varmı Günahını bağışlayayım Nihayet fecir vakti gelince Aziz ve Celil olan Rab yükselir.Bu Ahmed,in oğlu Abdullah kendi tasnifi olan er-Reddu ale,l-Cehmiyye adlı eserinde rivayet etmektedir.Ayrcıva Hafız Zehebi bunu el-Uluvv li-l-Aliyyi-l-Azim,de rivayet etmektedir (156/99)

İbn Kudâme(ö. 620/1223)şunları söylemektedir: Bu hadisler,sıka raviler tarafından rivayet edilmişlerdir Bizler de, bu hadisleri rivayet ederek, onlara gereği gibi iman edip, tefsirlerine dalmayız. İbn Kudame, Ebû Muhammed Abdullah b. Ahmed, İsbâtu Sıfati’l-‘Uluvv, Tah. Ali el-Ğâmidî, Medine, 1409/1988, s. 170.

İmam Şafi-i(150-204) bu konuda şöyle der:

Şeyhül-İslam Ebu,l-Hasen el-Hikari ile Hafız Ebu Muhammed el-Makdisi,Ebu Sevr Şuayb,a kadar ulaşan senetleriyle,her ikisi de hadisin büyük destekçisi İmam Muhammed b.İdris eş-Şafi,i rahımullah,dan şöyle dediğini rivayet etmektedir.

Benim izlediğim ve Süfyan,Malik ve buna benzer gördüğüm kimselerin izledikleri sünnete dair söylenecek söz Allah,tan başka hiçbir ilah olmadığına Muhammed,in Allah,ın Rasülü olduğuna şahadeti Allah,ın seması ve Arşı üzerinde bulunduğuna,yaratıklarına dilediği şekilde yakınlaşıp dünya semasına nasıl dilerse öylece ineceğine dair ikrarda bulunup kabul etmektir.deyip itikada dair diğer hususları zikretmiştir (el-Uluvv li,l-Aliyyi-l-Azim (202/196)

Horasan Alimi İshak b.Ruhuye (166/238) bu konuda şöyle der:

İbrahim b.Ebi Talib dedi ki : Ben Ahmed b.Said er-Ribati,yi şöyle derken dinledim : Ben İbn Tahir,in meclisinde hazır bulundum.İshak da bulundu.Ona nüzül hadisi hakkında o hadis sahih midir diye soruldu.O evet dedi.

Komutanlardan birisi ona:

Nasıl iner diye sordu:

İshak : Sen bunu kabul etki sana nüzülü niteleyeyim:

Adam : Ben onu yukarda kabul ediyorum:

Bu sefer İshak şu cevabı verdi:Allah:Melekler saf saf dizilmiş beklerken Rabbin geldiği vakit buyurmaktadır:

Bu sefer İbn Tahir Ey Ebü Yakub bu kıyamet gününde olacaktır deyince.

İshak:Kıyamet günü gelecek olanı bugün gelmekten alıkoyan nedir cevabını verdi.Bu sahih bir senettir.er-Bibati de Buhari,nin hocalarından sika birisi olup 246 yılında vefat etmiştir.Bu rivayeti es-Sabüni Akidetü,s-Selef (1/113,el-Mecmua,atul-l-Muniriyye de rivayet etmiştir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Kadem (Ricl) (Ayak) ve Allah’ın Kademi (Allah’ın Ayağı)

Abdullâh b. Ebi’l-Esved→ Haramî b. İmare→ Şu’be→ Katâde→ Enes, Resûlullâh (sav) Enes (ra), Resûlullâh’dan (sav) şöyle nakletmiştir: “Cehennem, içerisine asiler atıldıkça: ‘Daha var mı?’ demekten geri durmaz. Bu hal, izzet sahibi Allâh’ın Cehennem’in üzerine ayağını koyup, –bir rivayette ise kademini- iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder. İşte o zaman Cehennem: Yeter, yeter’ der.” Buhâri, Tefsir, Kâf, 1; Müslim, Cennet, 37; Tirmizî, Tefsîr, Kâf, 6, No: 3068.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Sâk (Baldır) ve Allah’ın Sâkı (Allah’ın Baldırı)

“O gün sak açılır. Kalem, 68/42.

Ebû Said el-Hudrîden gelen rivayette “Ben, Resulullahın şöyle dediğini işittim. Rabbimiz baldırını açacak, her mümin erkek ve kadın ona secde edecektir. Ancak, dünyada iken gösteriş olsun ve desinler diye secde edenler o gün secde edemeyeceklerdir. Secde etmeye çalışacaklar fakat sırtları tek bir parça haline gelecek ve secdeye eğilemeyeceklerdir. Taberî, Câmiu’l-Beyân, XXIII, 554.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Sevinme Sıfatı

Peygamber -Sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: "Sizden herhangi birinizin üzerinde yükünün bulunduğu devesini bulmasından daha çok, yüce Allah tevbe eden mü’min kulunun tevbesinden ötürü sevinir." Buharî, Deavât, Babu’t-Tevbe (Fethu’l-Barî, XI, 102) Müslim, Tevbe, el-Haddu ale’t-Tevbe, (Nevevî, XVII, 65); Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyame, el-Mu’minu yera zenbehu ke’l cebeli fevkahu bahsinde farklı lafızlarla rivayet etmişlerdir.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.