- Ayrılık ateşiyle yanan kalbin kapısını çalan kim?
- Resûlullahın hizmetçisi Bilâl’im... Nasılsınız efendim?
- Ey Bilâl! Sudan uzakta kalan balığın hâli nasıl olur? Bu gece rüyâda gördüm ki, Resûlullah gökyüzünde meleklerle dolaşıyordu. Nereye gittiğini sordum. Babamın ruhunu karşılamaya gittiğini buyurdu.
Hazret-i Bilâl, Ebû Bekir Sıddîk’ın yanına giderek, Âişe vâlidemizin rüyâsını anlatır. Hazret-i Ebû Bekir buyurur ki:
- Allahü teâlâya yemin ederim ki, dün gece ben de aynı rüyâyı gördüm. Ben kızımın yanına gideyim de beni bir defa daha görsün.
Âişe vâlidemiz babasını karşılayıp der ki:
- Babacığım! Lâzım olur diye sana temiz bir kefen getirdim.
- Yavrum o kefeni bırak! Müslüman olduğum gün üzerimde bulunan elbisemi bana kefen yapın! Çünkü çok zamanlar, Allah sevgisinin verdiği korku ile ağlar, gözyaşımı o elbiseye sürerdim. Allahü teâlâ, o gözyaşlarımın hürmetine belki bana rahmet eder.
Hazret-i Ebû Bekir o gece vefât etti.
Cuma günü veya Cuma gecesi ölen mümin, şehit sevabına kavuşur ve kabir azabından korunur. Hadîs-i şerîf