You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
RE: hayata dair...
Trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç “Susun” demeden yolculuğa devam ettiğinde; siz ona “Ne gamsız adam” diyebilirsiniz...
Ama sorsanız, onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır, belki?...
...
Prof. Covey’in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve “Oğlumu küçümsüyorlar” diyerek de çok üzülmüş...
Yemek molasında oğluna, “Şunların kafasına çantamı indiresim geliyor” demiş...
Oğlu; “Anne o adam Finlandiyalı, burada smultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk” demiş...
...
Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor...
Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?...
Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır... Başımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve cevap arasında geniş bir hareket alanı vardır... (...Stephen Covey)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Tartışmayı “mücadele” olarak gören ve karşı tarafın haksız olduğunu ispatlamaya çalışan bazı düşünme ve konuşma alışkanlıklarımız vardır ve bunlar hiç de hoş değildir...
Eğer her zaman haklı çıkması gereken “zeki kişiyseniz”, o zaman tartışmacı bir yapınız olur ve başkalarına ne kadar akıllı olduğunuzu göstermeyi amaçlarsınız...
Bunun sonucu olarak da, hemfikir olabileceğiniz ana noktalara odaklanmak yerine, karşı görüşte olduğunuz en önemsiz noktalarda bile saldırırsınız...
Diğer insanların verdiği bilgileri sürekli sorgular, bunları kendi bilginizle çürütmeyi hedeflersiniz...
Buradaki tavır, kazanmak, kazanmak, hep kazanmaktır.
...
Bir başka tavır, aptalı oynayanların tavrıdır.
Eğer bu şekilde davranıyorsanız, bununla epeyce yol katedebilirsiniz. Konum almak zorunda değilsiniz ve kimse fikirlerinize saldırmayacaktır.
En saçma soruları sorabilirsiniz. Diğer insanların söylediklerini kabul etme konusunda isteklisinizdir ve onlarla hemfikir olmak için sabırsızlanırsınız.
Mükemmel bir dinleyicisinizdir, fakat katkı yapacak fazla bir şeyiniz olmayabilir.
Hâttâ sizin için üzülen insanlar bile çıkabilir...
Bu tavır bir acizlik tavrıdır ve hem cazip hem de etkili olabilir...
...
Sonra zorbalar vardır.
Bu kişi için konuşmanın sosyal bir davranış olarak kabul edilmesinin tek amacı, yalnızca diğer insanları ezmek ve onların üzerinde üstünlük kurmaktır.
Bütün bilgiler potansiyel olarak yanlıştır ve taraflıdır...
Bu tür kişilerin yüzleri değişkendir ve duygularını belli ederler.
Zorba tavırlı kişiler için, konuşma diğer insanları küçümsemenin bir başka yoludur...
...
Ve dalkavuklar vardır.
Dalkavuk, en güçlü kişilerle hemfikir olmak, tartışmadaki en önemli ya da en akıllı insanla aynı görüşü savunmak ister.
Bu şekilde, öteki kişinin himayesinde bir müttefik olarak yoluna devam etmeyi amaçlar...
Dalkavuğun açık seçik bir yaltaklanma davranışı olabilse de bu her zaman belli olmaz...
...
Bir diğer tür, yenilikçiler ya da fikir geliştiren insanlardır.
Yenilikçi kişi, geleneksel fikirlerden ve görüşlerden sıkılmıştır.
Yeni, üretken ve sıra dışı bir fikirle ortaya çıkmak için fırsat kollar.
Bu, bir soruna yeni bir yaklaşım ya da bir algı olabilir.
Yenilikçi kişiler her tartışmada faydalıdır, fakat üstlendikleri rolü abartabilirler.
Sırf farklı olmak için her dakika ortaya yeni fikirler atılırsa, konuşma süslü elbiseler geçidine döner.
...
Son olarak da, her şeyi görmüş geçirmiş kişiler vardır.
Yapmacık bir yorgunluk ve sıkkınlık söz konusudur.
Tartışmada geçen her cümle “eski moda” diye değerlendirilirken, yeni fikirler “eskinin aynısı fikirler” olarak görülür...
(...Edward de Bono)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Hasta olmak istemiyorsan


Duygularını Anlat:
Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
...
Karar Vermelisin:
Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ızdırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
...
Farklı Yaşama:
Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir.
Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur. Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
...
Çözümler Bul:
Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı.
Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz.
Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
...
Üzgün Yaşama:
Mizah. Tebessüm. Huzur. Mutluluk.
Bunlar sağlığa güç verir ve daha sağlıklı bir hayat getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir.
“İyi mizah bizi doktorun elinden korur.”
Mutluluk sağlık ve terapidir.
(...Dr. Drauzio Varella)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Köyün tek çeşmesi başında üç kadın sıraya girmiş kaplarına su doldurmaktaymış...
Kadınlar aralarında çene çalarken yanlarına yaşlı bir adam yaklaşmış ve kadınların konuştukları ile yakından ilgilenmiş...
Birinci kadın şöyle demiş;
“-Bakınız benim bir oğlum var... Becerikli mi becerikli, yetenekli mi yetenekli... İnanın örnek bir delikanlıdır o...”
İkinci kadın;
“-Benim de bir oğlum var... Bülbül gibi şakır, sesi insanlara gözyaşı döktürür...”
Üçüncü kadın ise oğlu hakkında hiçbir şey söyleyememiş...
Kadınlar serçe parmağı kalınlığında bile su akmayan çeşmeden kaplarını zorlukla doldurduktan sonra oradan uzaklaşmaya hazırlanırken yaşlı adam onları izlemekteymiş...
Bir ara, birinci kadının oğlu görünüp grubun önünde mükemmel bir takla atmış...
Annesi, “Jimnastik gösterileri de yapabilir” diyerek oğlunu pohpohlamış...
Derken ikincinin oğlu gelmiş... O kadar güzel, o kadar yanık türkü söylemiş ki, dinleyenler hayranlıklarından neredeyse küçük dillerini yutacaklarmış...
En son üçüncü kadının oğlu onlara yaklaşmış... İlk ikisinin aksine hiçbir şey yapmamış, sadece annesine koşmuş ve su kabını onun elinden alarak kendisi taşımış...
Bundan sonra üç kadın yaşlı adama sormuşlar;
-İşte şimdi oğullarımızı gördünüz değil mi?...
“-Ben sadece bir tek oğul gördüm... Annesinin elinden su kabını alarak kendisi taşıyan oğulu” cevabını vermiş yaşlı adam...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Kim olacağımı bilememekten ötürü tasalanıyorum...
Kim olmak istediğimi de bilmiyorum... Ama seçmek gerektiğini pek iyi biliyorum...
Nereye gitmeye karar verirsem beni yalnız oraya ulaştıracak olan güvenli yollarda yürümek istiyorum...
Fakat bilmiyorum, ne istemek gerektiğini bilmiyorum. Kendimde binbir mümkünün var olduğunu hissediyorum.
Fakat bunlardan yalnız bir tanesi olmaya rıza gösteremiyorum...
...Ve her an yazdığım her sözün, her yaptığım hareketin, çehremin silinemeyecek yeni bir çizgisini meydana getirdiğini düşündükçe ürküyorum.
Öyle bir çehre ki, bir seçime varamadığından, onu cesaretle sınırlayamadığından kararsız, şahsiyetsiz, korkak olarak tespit edilecek...
Allahım; yalnız tek bir şey istemeyi ve durmadan onu istemeyi bana ilham et...
(...A.Gide)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?...
Güçlü kapıların arkasına kilitlemesek kendimizi, korkaklığımızı, sevgi isteğimizi en insani yönlerimizi kayıtsızca sunabilsek bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağız özgürce...
...
Anlaşılacağız ve bir ayna gibi yansıyacağız karşımızdakine.
Oysa bir görebilsek bunu, “Kalmadı böyle insanlar” demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak. Kırılmaktan korkmasak. İncinsek, yaralansak...
Ne olur bir darbe daha alsak. Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.
Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek. Ve kucaklaşsak yeniden. Tıpkı eskisi gibi.
...
O zaman fark edeceğiz. Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi, kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa. Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. Ve şartları bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Kurtulun bu yükten. Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkûm ediyor bizleri. (...Tagore)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilemediğin zaman, herhangi birine, öylece girme, otur ve bekle...
Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin derin soluk aldıysan, öyle soluk al, hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasında izin verme, bekle ve gene bekle... Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle...
Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.