You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
RE: hayata dair...
“Paylaşma; yediğimiz her lokmada, cebimizdeki her kuruşta, giydiğimiz her giyside bir başkasının payının da olabileceğinin bilincinde olmaktır...”
-Ancak, insanoğlunun yapısı gereği, yapmadığı, yapmak istemediği, yapmaktan sakındığı şeyler, başaramadığı işler için binbir mazeret üretmekten yana çok büyük bir hünere sahiptir...
Etrafımıza şöyle bir göz attığımızda görürüz ki;
Ağaçlar meyvelerini, tarlalar ürünlerini hep hayatlarını devam ettirmek için vermektedirler...
Peki ya biz insanlar ne yaparız?...
(...Hanri Benazus)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Egsersiz eksikliği gibi aşırı fiziksel egzersizler de gücü yok eder...
Aynı şekilde çok fazla veya çok az miktarda alınan gıda sağlığı bozar, buna rağmen ölçülü miktarda alındığında sağlığı gerçekleştirir; arttırır ve korur...
Tüm tehlikelerden kaçan ve korkan, hiç çekinmeden bu tehlikelere direnemeyen kişi alçak hâle gelir...
Diğer taraftan hiçbir şeyden korkmayan ve tüm tehlikelerin karşısına çıkan kişi yürekli hâle gelir...
Benzer biçimde tüm zevkleri tadan ve hiçbirinden korunamayan ahlaksızlığın içine düşer ve bu zevklerin hepsinden kaçınan içindeki tüm duyarlılığı körletir...
Böylece, eksiklik gibi aşırılık, ılımlılığı ve yürekliliği yok eder...
Ölçülülük bunları korur...
(...Aristo)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Pek çok insan çöp kamyonu gibidir...
Her tarafta çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular...
Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler...
Kişisel almayın... Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin...
Onların çöpünü alıp iş yerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın...
İşin ana fikri şu ki, başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler...
Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa...
Dolayısıyla size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Bilge kişi su gibidir...
Su ki, beslerken dört bir yönü, yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu...
Kibirsizce akar, seçmeden sağı solu,
Bu yüzdendir ki, Yol’a uyumludur yolu...
...
İşte bilge kişi benzer şekilde;
Yaşar, doğayla iç içe...
Düşüncesinde derin, verirken tarafsız engin.
Konuşurken doğru ve yönetirken dürüst...
...
Gündelikte yeterli ve fiillerinde tutarlı.
Yeteneğince üretici, fırsatlar kadar girişimci.
Ne kimseye üstün olma çabasında, ne de kimse ona üstün.
(...Lao-Tse)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Nasıl oluyor da, tartışmalarda ve kavgalarda kültürsüzler sizden daha güçlü oluyorlar ve sizi susmaya zorluyorlar?...
Çünkü onlar yanlış görüşlerine kuvvetle inanmışlardır...
Siz ise, kendi görüşlerinizin özüne sıkıca bağlı değilsiniz...
Sizin sözleriniz yürekten gelmiyor, dudaklarda doğuyor.
İşte bunun için cılız ve ölüdürler...
Bu prensipleriniz anlattığınız o aşağılık seçkinliği, halkın kahkahasına uğratıyor ve kendileri de balmumu gibi güneşte eriyorlar...
Bunun için, balmumundan inançlarınız oldukça, güneşe yaklaşamazsınız... (...Epiktetos)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Hayatta zor işler, kolay işler var, bunları ayıran insan olmak zor...
...
Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay, az ve öz konuşup susan olmak zor...
...
Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay, bozuğu onaran insan olmak zor...
...
Niyet etmek kolay, başlamak kolay, bir işi bitiren insan olmak zor...
...
Almak kolay, benlik, bencillik kolay, alan insan değil, veren olmak zor...
...
Merak kolay, olay seyretmek kolay, bakan insan değil, gören olmak zor...
...
Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay, vicdanlı, namuslu patron olmak zor...
...
Açları kandırmak, azdırmak kolay, açları doyuran insan olmak zor...
...
Yemin etmek kolay, söz vermek kolay, verdiği sözünde duran olmak zor...
...
Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay, sahtekâr baskıyı kıran olmak zor...
...
Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay, doğru olmak, içten insan olmak zor...
...
Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay, acıyan yarayı saran olmak zor...
...
Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay, nefsini, hırsını yenen olmak zor...
...
Yuva kurmak, evlenmek kolay, yuvada huzura eren olmak zor...
...
Hayat kolay, doğmak, yaşlanmak kolay, insanca yaşlanmak, insan olmak zor...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Hayatın birinci yarısı, mutluluğa karşı duyulan yorulmak bilmez bir özlem olduğu hâlde, ikinci bölümü acı dolu bir korku duygusuyla kaplıdır...
Çünkü, mutluluk denilen her şeyin kuruntu olduğu ve acıdan başka gerçeğin bulunmadığı fark edilmiştir artık...
Aklı başında insanların, yakıcı zevklerden çok acısız bir hayata yönelmeleri bundan ötürüdür...
Gençliğimde, kapımın zilinin her çalınışında, gönlüm sevinçle doluyor ve kendi kendime, “Oh ne iyi... İşte yeni bir olay...” diyordum.
Ama yıllar geçip de, olgunlaştığım zaman, her zil sesinden sonra şöyle düşündüm:
“Yine ne var?...”
İnsan yaşlandıkça, tutkuların ve isteklerin nesnesi farksızlaştıkça; bu isteklerin ve tutkuların bir bir ortadan kayboldukları, duyguların güdükleştiği, hayat gücünün zayıfladığı, görüntülerin solduğu, izlenimlerin etki yapmadan gelip geçtiği, günlerin gittikçe daha hızlı aktığı, olayların önemlerini kaybettiği ve her şeyin renksizleştiği görülür... (...Schopenhauer)

.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Çocukken tek istediğim büyümekti.
Çünkü; sanki büyümek, özgürlük ve saygınlık demekti...
20 yaşımda, 30’umda olmak istedim.
Daha olgun, daha boyutlu...
Hayatımın ortasındayım, bu sefer de 20’li yaşlarımı özledim.
Genç ve de özgür ruhlu olmayı...
Emekli oldum, bu defa öykünmem orta yaş dönemineydi.
Nasıl da özlemiştim, zihnimin yıpranmamış hâlini...
Hayatım böylece geldi geçti.
Bense hiç istediğimi yaşayamadım, ne yazık ki...
(...Jason Lehman)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Tabloları ile ün yapmş bir ressam, günün birinde en güzel eserini yapmaya karar vermiş... Konu bulmak için şehir dışında dolaşmaya çıkmış...
Ressamı tanıyan biri, “Böyle nereye gidiyorsun dostum” diye sormuş...
Ressam, “Bilmiyorum... Dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmak istiyorum” diye cevap vermiş;
“-Belki siz dünyanın en güzel şeyinin ne olduğunu söyleyebilirsiniz...”
Adam biraz düşündükten sonra, “Kolay” demiş;
“-Dünyanın neresine giderseniz gidin, en güzel şeyin inanç olduğunu göreceksiniz...”
...
Ressam cevap vermeden yoluna devam etmiş... Daha sonra çok saygı duyduğu bir adama rastlamış... Ona dünyanın en güzel şeyinin ne olabileceğini sormuş... İkinci adam da bir süre düşündükten sonra şunları söylemiş;
“-Dünyanın en güzel şeyi aşktır... Yoksulları zenginleştiren, gözyaşlarını tatlılaştıran, azı çok yapan o değil midir?... Aşksız hiçbir şey güzel olamaz...”
...
Ressam dünyanın en güzel şeyini aramaya devam etmiş... Yolda giderken rastladığı yorgun bir askere de aynı şeyi sormuş... Asker kendisine şunları söylemiş;
“-Dünyanın en güzel şeyi barıştır... En çirkin şeyi de savaş... Barış olan yerde her zaman güzellik bulabilirsiniz...”
...
O zaman ressam şöyle düşünmeye başlamış...
“-Dünyanın en güzel şeyleri; inanç, aşk ve barış ise onların resmini nasıl bulabilirim?...”
Başını sallayarak evine dönmüş... Kapıdan içeri girince dünyanın en güzel şeyini bulmuş... Çocukların gözünde inanç, eşinin gözünde aşk, evinde barış ve mutluluk hüküm sürüyormuş...
...
Bunlardan ilham alan ressam dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmış...
İşi bitince boyalarını ve fırçalarını toplamış... Daha sonra tuvalin örtüsünü kaldırarak, uzun uzun seyretmiş yaptığını...
Kendine güvenen bir aile reisi, mutlu bir kadın ve böyle mutlu bir ortamda yüzleri pırıl pırıl parlayan çocuklar, ışık oyunlarıyla dolu sıcak bir ortamda resmedilmişler...
Ressam, daha sonra tablosuna “Evim” adını vermiş...
(...John Minum)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Yarım gün çalıştığım işimden çıkarılmıştım, artık aile bütçesine hiçbir katkım olamıyordu...
Tek gelirimiz annemin başkalarına elbise dikerek kazandığı paraydı...
Sonra, annem birkaç hafta hastalandı ve çalışamaz oldu...
Elektrik idaresinden geldiler ve faturaları ödeyemediğimiz için elektriğimizi kestiler...
Sonra da havagazı şirketi geldi ve havagazımızı kestiler. Sonra sular idaresi.
Ama Sağlık Bakanlığı, halk sağlığını koruma tedbirleri dahilinde suyumuzu yeniden bağlattı.
Dolabımızda yiyecek çok az şeyimiz kalmıştı. Arka bahçemize sebze ekmiştik, bahçede ateş yakıp pişirebildiklerimizi pişiriyor ve yiyorduk...
Bir gün küçük kız kardeşim hoplaya zıplaya okuldan geldi ve “Yarın fakirlere vermek üzere okula bir şeyler götürmemiz gerekiyor” dedi...
Annem, “Bizden daha fakir olabilecek birilerini tanımıyorum” diyerek söylenmeye başladı...
Bizimle yaşayan büyükannem elini annemin koluna koyarak okşadı...
“Eva” dedi, “Eğer bu çocuğa bu yaşta fakir olduğu fikrini kabul ettirirsen, o ömrünün geri kalanını öyle olduğunu düşünerek yaşayacaktır...
Bir kavanoz evde yaptığımız reçellerden kalmıştı... Bırak onu okula götürsün...”
Büyükanne biraz kağıt ve bir parça pembe kurdele buldu... Son reçel kavanozumuzu paketledi...
Sis ertesi sabah gururlanarak okula “Fakirlere hediyesini” götürdü.
Bu olaydan sonra toplulukta bir problem yaşanıyorsa, o kendisini doğal olarak çözümün bir parçası görmeye başladı...
(...Edgar Bledsoe)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.