You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
RE: hayata dair...
Bana yöneltilmiş bir eleştiriyi bilinçli olarak ilk kabul edişim, yıllar önce eşimin bana, “Bazen çok fazla konuşuyorsun” demesiyle olmuştu...
Bunu kabul etmeden önce bir an ciddi olarak kırıldığımı hatırlıyorum...
Ama ona şöyle karşılık verdim:
“-Haklısın; bazen gerçekten çok konuşuyorum...”
...Ve o anda hayatımı değiştirecek bir şey keşfettim... Onun eleştirisini kabul ederken, haklı olduğunu görebilmiştim...
Gerçekten de coğu zaman fazla konuşuyordum... Daha da güzeli, benim hiç savunmaya geçmeyişim, eşimin de daha rahatlamasını sağlamıştı...
Birkaç dakika sonra bana, “Biliyor musun, seninle konuşmak çok rahat oluyor” dedi.
Eğer ben onun gözlemine kızıp ters çıksaydım, bana bunu söyleyeceğini hiç sanmıyorum...
O gün öğrendiğim şey şuydu:
Eleştiriye tepki göstermek eleştirinin kendisini hiç mi hiç, yok etmiyor...
Tersine, olumsuz tepkiler gösterince sizi eleştiren kişi yaptığı değerlendirmede haklı olduğuna inanıyor...
Bu stratejiyi bir deneyin... Size arada bir yöneltilen eleştirileri kabul etmenin kazancı bedelinden yüksektir... (...Dr.Charles Lever)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun.
Ve ona varlığı için teşekkür edin...
Özellikle sizi sevmeyen biriyse...
...
Önünüzde gelecek varken geçmişle uğraşmayın...
Ama geleceği de yeni bir “eski geçmiş” yapmak için yaşamayın...
Onu şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun...
...
Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreniz gecikecek.
“Yeni bir eski geçmiş” için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız...
...
Gerçek, düş artı zamandır...
İnanmak için görmeyi beklemeyin... İnanın ki, görebilin...
...
Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek mutluluktur...
Ekonomi’nin tanımı mutluluktan başka bir şey değildir... Her zaman iyi bir ekonomist olun...
...
Düşleyin, düşleyin, düşleyin... Düş, var olan en gerçek şeydir...
(...Stefano Elio D’anna)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Ciddiyetle ve titizlikle en cesur ve asi olanlar el altına alınabilir.
-Yüksek kalplilik ve adaletle güçlüler kendi yanına çekilebilir.
-Sevgi ve saygı ile darda olanlara yardım edilebilir, fakirlerin sevgisi kazanılabilir.
-Entrikacılar ise biraz tatlılık ama kesin kararlılıkla yola getirilebilir...
-Eğer bunları uygularsan yönetim zor bir şey değildir... (...Konfüçyüs)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Bu yakınlarda bir babanın ve kızının havaalanında vedalaşırkenki son dakikalarına kulak misafiri oldum.
Kalkış zamanının geldiği anons edildi.
Güvenlik kapısının yanında dururken birbirlerine sarıldılar. Baba şöyle dedi:
“Seni seviyorum ve sana yeterli olanı (yeterli olan şeyi) diliyorum.”
Kızı cevap verdi:
“Baba, beraber geçirdiğimiz bu hayat bana yetti de arttı bile. Sevgin her zaman ihtiyacım olan tek şeydi. Sana da her zaman yeterli olanı diliyorum Baba...”
Öpüştüler ve kız ayrıldı.
Yanına gidip sordum, “Veda ederken sizi duydum, ‘Sana yeterli olanı diliyorum’ ne anlama geliyor acaba?...”
Gülümsemeye başladı. Bu diğer nesillerden bize geçmiş olan bir dilek.
“Sana yeterli olanı diliyorum” dediğimizde diğer kişinin sadece hayatta sahip olduğu iyi şeyleri korumaya devam etmesine yetecek kadar iyi şeylerle dolu bir hayatının olmasını dileriz...”
Sonrasında bana dönerek sanki bir hatıradan alıntı yapıyormuşçasına aşağıdaki cümleleri okudu.
...
-Sana gün ne kadar gri gözükürse gözüksün parlak bir bakış açısı vermeye yetecek kadar güneş diliyorum.
...
-Sana güneşin varlığı için çok daha fazla şük-retmeye yarayacak kadar yağmur diliyorum.
...
-Sana ruhunu canlı tutmana yetecek kadar mutluluk diliyorum...
...
-Sana hayattaki en küçük şeylerin bile çok büyük görünmesine yetecek kadar acı diliyorum.
...
-Sana isteklerini tatmin etmene yetecek kadar kazanç diliyorum...
...
-Sana bütün sahip olduklarına şükretmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
...
-Sana en son vedayı atlatabilmene yetecek kadar merhaba diliyorum...
Sonra ağlamaya başladı ve yürüyerek gitti.
Derler ki, özel bir insanı bulmak bir dakika, onun varlığı için şükretmek 1 saat, onları sevmek için bir gün, ancak sonrasında onları unutmak bütün bir ömür alır.
Yaşamaya zaman ayırın.
Bütün arkadaşlarım ve sevdiklerim, sizlere yeterli olanı diliyorum.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Buzul Çağı döneminde pek çok hayvan soğuktan donarak ölüyordu...
Kirpiler bu durumun farkına vardılar, soğuktan korunmak ve kendilerini koruyabilmek için birbirlerine iyice sokulma kararı aldılar...
Ama sırtlarındaki oklar birbirlerine batınca ayrıldılar ve hepsi kendi yollarına gittiler...
Soğuk devam ettikçe de birer birer donarak ölmeye devam ettiler...
Sonunda bir karar vermeleri gerekiyordu:
“-Ya ölüp yeryüzünden silinecekler, ya da dikenlerine rağmen birleşip birbirlerine sokulmayı göze alacaklar...”
Akıllıca davrandılar ve birlik oldular...
En önemli şey donmamak için her kirpinin bir diğerinin sıcaklığından faydalanması olduğundan, dikenlerin batmasına aldırmadan iyice birbirlerine sokulup, bu yarı ilişkinin getirdiği küçük yaralarla yaşamayı öğrendiler...
(...Paulo Coelho)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Anne ve baba sabah uyandıklarında henüz beş yaşında olan kızlarının Japon balığının öldüğünü gördüler...
Üzüldüler çünkü bu kızlarının gözyaşlarına boğulacağı anlamına geliyordu...
Üstelik ona ölüm kavramının ne olduğunu da anlatmak zorunda kalacaklardı...
Baba hemen giderek yeni bir Japon balığı almayı ve ölenle değiştirmeyi önerdi...
Böylece kızını “Sevdiğini kaybetme” gerçeğinden koruyabilecekti ama izin vermedi anne ve şöyle dedi:
“-Hayır, bunu yaparsak hayatta gerçeklerle yüzleşmeyi asla öğrenemez... Sevdiği bir şeyi kaybetmeyi ve bununla baş edebilmeyi öğrenmeli... Hayatta her şeyin insanlar için olduğunu öğretmeliyiz kızımıza...”
...
Kızları uyandığında balığının öldüğünü söylediler ona... Balık küçük bir karton kutuya konuldu ve bahçede uygun bir yere gömüldü...
Küçük kız balığının ölümünden dolayı duyduğu üzüntüyü çoktan unuttu ama annesinden aldığı dersi hâlâ unutmadı:
“-Hayatta her şey insanlar içindir...”
...
Hayatta her şeyin insanlar için olduğunu bilirseniz, başınıza gelen kötü olayları, acıları, üzüntüleri olgunlukla karşılayabilirsiniz...
Hayatın size karşı adaletsiz davrandığını düşünmeden, kendinize acımadan...
Olduğu haliyle kucaklayabilirsiniz hayatı... Acısıyla tatlısıyla... Böyle yaptığınız zaman ilerleyebilirsiniz ancak...
Hem hayatın cennet gibi olacağını kim söyledi ki?...
(...Carol S. Pearson)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Carol S. Pearson..hayatı çözmüş gülücük mutlulugun anahtarını bulmuş..ama biz sizden önce biliyorduk zaten) yani inançlı insanlar hayatta herşeyin insanlar için oldugunu bilirler )
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
En yükseklere uzanıp, güneşle titreşen en hassas dallarınızı okşasa da,
Köklerinize de inecek ve onları sarsacaktır,
Toprağa tutunmaya çalıştıklarında...
Mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker;
Çıplak bırakana kadar döver, harmanlar;
Kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler...
Bembeyaz olana kadar öğütür sizi;
Esnekleşene kadar yoğurur...
Sevgi bütün bunları,
Kalbinizin sırlarını bulasınız diye yapar...
...
Sevgi hiçbir şey sunmaz, sadece kendisini,
Hiçbir şey kabul etmez, kendinde olandan gayri...
Sevgi sahip çıkmaz, sahiplenilmez de;
Çünkü sevgi, sevgi için yeterlidir, tümüyle...
Sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,
Çünkü sevgi, yolunu kendi çizer, sizi değer bulduğunda...
Sevgi bir şey istemez, tamamlanmaktan başka...
...
Sevgi sizi çağırınca, onu takip edin,
Yolları sarp ve dik olsa da...
Ve kanatları açıldığında, bırakın kendinizi,
Telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da...
Ve sizinle konuştuğunda, ona inanın,
Kuzey rüzgârının bir bahçeyi harap edişi gibi,
Sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de...
Çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, ipe de gerer...
Sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de...
(...H.Cibran)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Bir gün genç bir adam Socrates’a gelir ve “İrfan ve bilgi kazanmak için yüzlerce mil yol yürüdüm... Öğrenmek istiyorum, bu yüzden sana geldim... Bana bilgi verir misiniz” diye sorar...
Socrates, “Gel beni izle” der ve sahile doğru yollanır...
Kendisi ve genç takipçisi kalçalarına gelinceye kadar suyun içinde yürürler...
Sonra Socrates yoldaşını yakalar ve başını suyun dibine batırır...
Genç adamın zorlu çabalarına rağmen onu suyun altında tutar...
...
Nihayet, adamın direnme gücü tükenince, Socrates genç adamı sudan çıkarır, öğrenci adayını sahile yatırır ve pazar yerine döner...
Genç adam gücünü toplar toplamaz, Socrates’ı bulur, ona:
“Sen bir öğretmen ve bilginsin” der kızgınlıkla ve protesto ederek
“Neden bana bu kadar kötü davrandın?...”
...
“Suyun içindeyken” diye sorar Socrates, “Her şeyden çok ne istedin?...”
“Hava istedim” der genç adam... Bunun üzerine Socrates şöyle söyler:
“-Bilgi ve anlayışı hava kadar istediğin zaman, kimseden bunu sana vermesini beklemeyeceksin... Buna her yerde ve her zaman sen sahip olacaksın...”
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
X Hedefimizi büyük, ama basamakları küçük tutmalıyız... Yoksa ayağımız kırılır...
...
X Duygusal olmak ile duygusal zekâ sahibi olmak farklı şeylerdir...
...
X Çok önemli sözler bile, ezbere ve sık kullanılınca kıymetsiz olur... Sözü yerinde kullanmalı, eskitmemeli...
...
X Tenkitlere açık olmalıyız... Ama her tenkide göre kendimizi ayarlamaya çalışırsak kendimiz olamayız...
...
X Gerilim anlarında dikkatli olmalıyız. Belki bizim okumuz yayda durabilir ama çevremizdeki gerilmiş yaylardaki oklar durmayabilir...
...
X Genellemeler tehlikelidir. “Asla”, “Kesinlikle”, “Hep” kelimelerine dikkat...
...
X Unutmaktan üzülmemeli... Unutmayı kendime yakıştıramıyorsam, hafızayı sahiplenemiyorum demektir...
...
X Yüzey genişledikçe derinlik, meşguliyet arttıkça verimlilik azalır... (...Anonim)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.