Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Hadis,tarikat,mezhep, yalanlar(okuyun lütfen)
Hadis,tarikat,mezhep, yalanlar(okuyun lütfen)
Tarikatlar dolandırıcı, para tuzağı, pis yerler!
Mezhep uydurma, şirk, rezalet, tefrika!
Amma velakin sizlerin her dediği doğru! İlm-i Hadis'e ne kadar yabancı olduğunuz nasıl da gözler önünde! Bunca ulemâ-yı İslâm delalette, bid'atte ve hatta şirkte; televizyonda din modası uyduran cahil ü cühelânın işkembe-i kübrâlarından vaz ettikleri, selef-i salihinde yeri olmayan kıyl ü kâl sözler din-i mübin-i İslâm yolunda! Ne iş!
- Etîullàhe ve etîur-rasûl!
- Ve mâ kâne limü'minin velâ mü'minetin izâ kadallàhu ve rasûlühû emran en yekûne lehümül-hıyeratü min emrihim.
- Vemâ erselnâ min rasûlin illâ liyutàa biiznillâh.
- Felâ ve rabbike lâ yü'minûne hattâ yühakkimûke fîmâ şecera beynehüm sümme lâ yecidû fî enfüsihim haracen mimmâ kadayte ve yüsellimû teslîmâ.
- Ve men yutıillâhe ver-rasûle feülâike meallezîne en'amellàhu aleyhim minen-nebiyyîne ves-sıddîkîne veş-şühedâi ves-sàlihîn, ve hasüne ülâike refîkà.
- Vemâ yentıku anil-hevâ. İn hüve illâ vahyün yûhâ.
Kur'andan söz edip, Kur'andan gafil olmanın bu kadarı! Ne Kur'an biliyorsunuz, ne hadis.
Vahiy iki çeşittir.
- Vahy-i Metluv
- Vahy-i gayrimetluv
Vahy-i Metluv Kur'andır. Vahy-i Gayrimetluv lafzî olarak Peygambere, mana olarak Allah-u Teala'ya ait olan söylevlerdir, davranışlardır, sünnettir. Kur'an gibi sünnetin de korunmuşluğu esastır! Nitekim Allah ayetinde, Peygamberinin ağzından Allah'a mugayir bir söz çıkacağı takdirde onu nasıl tariz edeceğini açıklamaktadır! Sümme lekata'nâ minhü bil-vetîn. Şahdamarını koparır atardık, ciğerini sökerdik, böyle bir şey yaptırmazdık...
Sizin hâliniz, Peygamber geldiği zaman "Biz bir tek Allah'a inanıyoruz. Fakat senin sözün bizi bağlamaz! Biz sana itaat edecek değiliz. Biz Allah'ı seven kullarız. Bu da bize yeter!" diyenlere benziyor. Kur'an-ı Kerim onlara hitaben:
Kul in küntüm tuhibbûnallàhe fettebiûnî yuhbibkümüllàhu ve yağfir leküm zünûbeküm
"Ey Rasûlüm sen o adamlara, o heriflere söyle: Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, bana tabî olun da, Allah da sizi o zaman sevsin ve sizin günahlarınızı bağışlasın!"
der.
İslâm alimleri bu ayetlerden, Peygamber SAS Efendimiz'in bu hadis-i şeriflerinden gereken tavrı öğrenmişlerdir, anlamışlardır. Sahàbe-i kirâmdan itibaren; Peygamber Efendimiz'e yetişmiş, onu görmüş, onun çevresinde bulunmuş müslümanlardan itibaren, Rasûlüllah'ın hayatını çok dikkatle takib etmişlerdir. Tesbitlerini, müşahedelerini, gördüklerini, duyduklarını çok ilmî metodlarla tesbit etmişlerdir, yazıya geçirmişlerdir. Rasûlüllah'ın hayatını, sözlerini son derece mükemmel ve teferruatlı bir şekilde bize intikal ettirmişlerdir.
Onların bu hususta, bu işi sağlam yapmak hususunda, ilim aleminde ortaya koydukları kendilerine mahsus usüller vardır.
Bir kere hadisin senedi vardır. yâni bir hadisin kendisi vardır, metni vardır, tekst vardır; bir de o metnin, o rivayetin, o hükmün kimin tarafından duyulup geldiğini bildiren sened vardır, isnad zinciri vardır. Hangi sahabe duymuş, kime söylemiş, o kime söylemiş, hadis mecmuasını yazan kimseye gelinceye kadar kimin kulağından, dilinden, aklından geçerek gelmiş; bunlar tesbit edilmiştir.
Sonradan, meselâ Buhàrî hakkında söyleyelim: Buhàrî'nin bir sened zinciri var, "Ben bu hadisi şundan duydum, o Hemmâm ibn-i Münebbih'ten duydu, o falancadan duydu, o filâncadan duydu..." diye. Aradaki şahısların eserleri ortada yokken, bazı kimseler itiraz etmişlerdir, "Buhârî bunları belki doğru tesbit etmedi?" gibi. Fakat sonradan bulunan metinlerle, Hemmam ibn-i Münebbih'in sahifesi gibi bulunan tamamlayıcı metinlerle, Buhàrî'nin gerçekten dediği gibi, çok sıhhatli bir şekilde bu metinleri tesbit ettiği isbatlanmıştır.
Onlar gerçekten şahısları tenkid ederek, cerh ve ta'dil kitapları yazarak, sıhhatli rivayetleri toplamışlardır. Meselâ bir insan iyi bir insan olabilir ama, ahir ömründe hafızası zayıflar, hadisleri karıştırır; onu dahi yazmışlardır. "Ömrünün sonuna doğru bunun biraz hafızası zayıflamıştır, bazı şeyleri birbirine karıştırabilir." gibi teferruatıyla yazmışlardır.
Dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir şahsa, Rasûlüllah SAS Hazretleri'nin hayatının detayıyla, teferruatıyla tesbit edilmek nasib olmamıştır. Yâni dünya tarihinde şu güne gelinceye kadar hiç bir beşere nasib olmamış bir genişlikle, Rasûlüllah SAS Efendimiz'in hayatı tesbit edilmiştir: Gece ne yaptı, gündüz ne yaptı, evlendiği zaman ne yaptı, hanımıyla ne konuştu?.. Yemeği nasıl yedi, elini nasıl yıkadı, yüznumaraya nasıl gitti, nasıl geldi?.. Bu kadar detaylı hiçbir beşerin hayatı tesbit edilmemiştir.
Bu Rasûlüllah SAS'e nasîb olmuş bir mazhariyettir. Tabii bizim için de çok şâyân-ı şükran bir durumdur. Çünkü dinimizin sapasağlam bir kaynaktan, çok güzel bir metodla bize kadar malzemesi nakledilmiş oluyor.
Bu malzemeyi toplayan insanlar, ashàb-ı hadis, islâm alimleri arasında çok müstesnâ mevkiye sahiplerdir. Hattâ onlar hakkında Şerefü Ashàbil-Hadîs filân gibi özel kitaplar yazılmıştır. Hadis toplayan hadis alimlerinin şerefinin, sevabının ne kadar çok olduğunu anlatan eserler yazılmıştır, neşredilmiştir.
Bir alim bir tek hadis-i şerifi duyacağım diye, bir tek hadis-i şerifi dinleyeceğim diye bir ülkeye ziyarete gitmiştir. Tabii uçakla değil, o zamanın imkânlarıyla, yaya, binbir meşakkatle; ama o meşakkatin sevabını Allah'tan bekleyerek... Toza toprağa bulanarak, Rasûlüllah SAS Efendimiz'in bir hadis-i şerifini biliyormuş falanca şahıs diye Horasan'dan Kahire'ye gitmiştir, Irak'a gitmiştir. O kadar gayret göstermişlerdir.
Müslümanları değiştirmenin yolu, İslâm'dan uzaklaştırmanın yolu, hadisi yıkmaktan, sünnet-i seniyye ile mücadele etmekten geçer. Bunu çok iyi bildikleri için, İslâm düşmanları, misyonerler, müsteşrikler de müslümanları kandırmak için, Peygamber SAS Efendimizin hadis-i şerifine ve hadisçilerin hadis kitaplarına, rivayetlerine hücum etmiş ve onları karalamağa veya yıkmağa gayret etmişlerdir.
Benim tanıdığım bir tarih profesörü vardı, ama dînî bilgisi zayıf... Kendisinin de annesi mi, babası mı ne alevî, aileden de görgüsü, bilgisi yok; takvâsı da yok, yaşamı da bozuk...
"Canım işte bu kadar çok hadis yazılmış, sahih olan hadis-i şerifleri 18 tane filân diyorlar." dedi. Yaşar Nuri ağzıyla.
Tabii kendisi hadisçi değil, hadisten anlamaz, Arapça bilmez. Kendi mesleğinde bile kusurları var, ben biliyorum, hattâ söylemişim kendisine... Onun üzerine Süleyman Hayri Bolay dedi ki:
"İnsaf yâhu! Yâni Peygamber Efendimiz 23 sene peygamberlik yapmış, bu kadar sene içinde 18 tane mi söz söylemiş? Bu kadar sene içinde, 18 tane mi söz rivayet ediliyor bu kadar meşhur bir insandan?"
Peygamberliği meşhur, zamanında şöhret kazanmış, şöhreti âfâka yayılmış. Hırkası muhafaza edilmiş, pabucu muhafaza edilmiş, kılları muhafaza edilmiş... Traş olduğu zaman kıllarını kapışırlardı sahabe-i kirâm, hatıra olarak... Böyle her şeyi yâdigâr olarak, tezkâr olarak, hatıra olarak muhafaza edilen ve hadislerine uyulması Kur'an'la emredilen, etrafında yüzbinlerce sahabesi olan bir kimsenin 18 tane mi sözü tesbit edilir?.. Büyük bir haksızlık, büyük bir insafsızlık!..
Nerden kaynaklanıyor?.. İslâm dininin en önemli kaynağı hadis olduğu için, ona hücum, müsteşriklerin, gayrimüslimlerin, İslâm düşmanlarının ana işidir. Bunu da belirtmek için bu iki fıkrayı da anlattım. Bu biraz aşı gibidir. Yâni şimdide aşı yapalım da, siz de asıl hastalığa tutulmayın diye meseleyi anlatmak bakımındandır.
Burda bir taktik vardır; İslâm ile gayrimüslimler arasındaki mücadelede en büyük hedef, işin kalb noktası olan hadis-i şerifler olduğu için, ona hücum fazla oluyor. Şöyle söyleyebilirim: İslâm düşmanlarının müslümanları kandırmak saptırmak, şaşırtmak, hattâ İslâm'dan çıkartmak için, ifsad ve idlâl etmek için yaptıkları çalışmalarda karşılarına çıkan çelik duvar sünnettir. Kıramıyorlar, yıkamıyorlar, yıkamazlar, mümkün değil; çünkü çok güzel tesbit edilmiştir, malzeme çok mükemmeldir. İşte çelik bir duvar, yıkılmaz bir duvar, ona çarparlar boyna...
Fâsık ve fâcirlerin de canlarını en çok sıkan, ellerini kollarını en çok bağlayan, onlara dînî emirleri yapmamakta hiç bir mazeret yolu, kapısı bırakmayan da sünnettir. bununla şunu söylemek istiyorum: Bazı insanlar var, İslâm'ı yaşamıyor, yaşayanı da bırakmıyor, "Ben de müslümanım!" diyor. Yâni, "Ben yaşayamıyorum, kusuruma bakmayın!" demiyor, kendisinin sapık yolunun da İslâm'a uygunluğunu isbat etmeye çalışıyor. Veyâhut, sizin gittiğiniz doğru yolun eğri olduğunu düşünüyor, kendi yolunun daha doğru olduğunu düşünüyor. Onların karşısında da en büyük engel hadis-i şeriflerdir, sünnet-i seniyyedir; onların da elini kolunu bağlıyor.
Reform yapacak dinde, "Bira câizdir, fâiz câizdir..." diyor. "Canım işte çok âşikâr, bunun ötesi berisi yok, İslâm bunları yasaklamış." denilince, onları engellemek için hadis-i şerifi bertaraf etmek istiyor. O zaman gayet rahat yapacaklar bu işleri, onun için kuvvetli bir tarzda hadis-i şerifin karşısına dikilerler, onu yıkmağa çalışırlar. Ama kervanın yürüdüğü zaman ötekilerin yaptığı bir şey gibi bu...
Bu kadar önemli, bilimsel yönden bu kadar kıymetli olan bu malzeme, bize bu asırda niçin lâzım?.. Şimdi tabii biz her şeyden önce mü'min insanlarız, müslüman insanlarız, iman etmiş insanlarız. Bizim istediğimiz, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Allah'ın rızasını kazanmanın yolu da Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesini bilmek, dinimizi iyi bilmek ve uygulamaktan geçiyor.
O bakımdan, Peygamber Efendimiz'in ashabı için hadis ne kadar önemli idiyse, bizim için de o kadar önemlidir. Geçtiğimiz asırlardaki mü'minler için hadis-i şerifler ne kadar önemli ise, bu asrın, bundan sonraki asırların insanı için de o kadar önemlidir.
Biz peygamberi çıkarmıyoruz.Aksine ona karşı uydurman yalanları ortaya çıkarıyoruz.Asıl siz iftira ediyorsunuz.
Muhammed peygambere Hz Muhammed demek gereksiz ve şaçmadır.Salavat getirmek gereksizdir ve doğru bulmuyorum.(kanıt var)
Eşşedüenle ila heillah ve eşşesu ekle muhammedden Resulullah. Demek şirktir.şirk olmamada yanlıştır şirke bile gider.dogru olanı Allah birdir yani eşşedüenle ilahheillah.dır
İşallah kendime gör KUrandan açıklayacagım.Kanıtlarım cidden var.reklam gibi oldupardon
![[Resim: q2g0r.jpg]](http://k1307.hizliresim.com/1c/9/q2g0r.jpg)
Yine 6 yas olayini inkar etmeyen bir video hadis kaynakli
Hadisi inkar edip Kuran üzerinden hadisi yalanliyor
Bu Video da ise hadisi inkar etmiyor
acikcasi bu kadar ciddi konular üzerinde kuran ve hadis arasindaki konularda ilahiyatci ve tarikat hocalari arasindaki ayrim cok ilginc
altaki video da adam bunu inkar edenleri sapiklikla sucluyor yani bu hocaya göre eger 9 yasi inkar ediyorsaniz sizi sapiklikla sucluyor agir bir suclama ebu celil yerine koyuyor ne diyorsunuz
“Benim inancım, zayıf ve çelimsiz akıllarımız ile algılayabildiğimiz ve kendisini küçük detaylarda açığa vuran sonsuz üstün bir ruhun mütevazi hayranlığından ibaretir. Bu kavrayamadığımız evrendeki açığa çıkan üstün bir mantık gücünün varlığına olan derin duygusal sağlam inanç benim Tanrı düşüncemi şekillendiriyor.”
Cubbeli nin Gülen i sirkle suclamasi
Gulenin Cubbeli yi sirkle
Cubbelinin beyaz ve nuri hocaya karşı yine sirk suclamasi
Hadislerin bu kadar soruna neden olduğu halde ozellikle sunniler neden çok hadis kaynakli?
“Benim inancım, zayıf ve çelimsiz akıllarımız ile algılayabildiğimiz ve kendisini küçük detaylarda açığa vuran sonsuz üstün bir ruhun mütevazi hayranlığından ibaretir. Bu kavrayamadığımız evrendeki açığa çıkan üstün bir mantık gücünün varlığına olan derin duygusal sağlam inanç benim Tanrı düşüncemi şekillendiriyor.”
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi