You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Genel İlk Yardım Bilgileri

Genel İlk Yardım Bilgileri

Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Suda Boğulma



Suda boğulmanın başlıca iki türü vardır
1) Kuru boğulma: Suda boğulmaların % 20 kadarında akciğerlerde çok az sıvı bulunur. Bu kişilerde ani gırtlak spazmı nedeniyle gırtlak tamamen kapanır ve akciğerlere sıvı girmesi mümkün olmaz. Bu kişiler oksijensizlik nedeniyle kaybedilir.

2) Su yutarak boğulma: Suda boğulmaların % 80’inde akciğerlerde az miktarda veya onları tamamen dolduracak kadar çok su bulunabilir. Bu kişilerde yutulan suyun miktarı kadar cinsinin de büyük önemi vardır.

Tatlı suda boğumla tehlikesi geçirenlerde, akciğer hava keseciklerinin yüzey gerilimi azalır ve bunlar tamamen kapanırlar. Akciğerlere gelen kan temizlenmeden tekrar dolaşıma katılmış olur ki, bu da kanın oksijen basıncını düşürür. Akciğer hava keseciklerindeki tatlı su, yoğunluğu düşük olduğu için damarlar tarafından emilir ve böylece de damarlarda dolaşan kanın hacmi artar. Bu ise kalbin yetersizliğe düşmesine yol açar. Ayrıca, kana karışan tatlı su, alyuvarların şişip yırtılmalarına neden olur, dokulara oksijen taşınması daha da bozulur.

Tuzlu suda boğulma tehlikesi yaşayanlarda ise, sıvının sodyum klorür miktarı fazla olduğu için kan sıvısı damarlardan akciğer hava keseciklerine sızmaya başlar. Bu geçiş, kazazade kendine geldikten sonra da devam edebileceğinden tuzlu suda boğulma tehlikesi atlatanların en az 48 saat gözlem altında bulundurulmaları gerekir.

Akciğerlere giren suyun içinde bulunan tanecik ve mikropların da büyük önemi vardır. Sudaki çeşitli tanecikler, yosun parçacıkları küçük bronşları tıkayarak akciğer havalanmasının daha çok bozulmasına katkıda bulunabilirler. Mikroplar ise, kişi boğulmaktan kurtarılmış olsa bile ciddi akciğer enfeksiyonlarına neden olurlar.

Suyun ısısı
Akciğerlere giren sıvının ısısının da önemi büyüktür. Soğuk suda boğulma söz konusu ise, damarlar aniden yaygın olarak daralırlar. Damar direnci ve kan basıncı artar. Kalp bu basınç artışını karşılayacak güçte değilse, kişi, ani kalp yetersizliğinden kaybedilebilir.

Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 04-12-2008, Saat:05:36 PM, Düzenleyen: Belinay.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Suda Boğulmakta Olanlara İlk Yardım



Suda boğulmakta olankişiye yapılması gereken ilk şey, can yeleği, can simidi... gibi batmaz bir cisim veya yüzme aracı atılmasıdır. Bunlar yoksa,uzun bir sopa, kayık küreği, ip... gibi araçlarla da yardım edilebilir.

Yüzerek can kurtarma yöntemlerini bilmeyen kişilerin suya atlayarak kazazedeyi kurtarmaya çalışmaları çok yanlıştır ve çoğu kez kurtarıcının da boğulması kaçınılmazdır.

Su yutmuş olan kişi sudan çıkarılır çıkarılmaz şunlar yapılmalıdır:
· Ağzındaki takma dişler ve yabancı cisimler derhal çıkarılır
· Başı iyice arkaya yatırılır, alt çenesi iki elle kavranıp aşağı ve geriye doğru çekilir. Ensenin altına katlanmış giysiler konabilir. Diğer el, kazazedenin alnına, işaret ve baş parmaklar burnu kapatacak biçimde yerleştirilir
· Kurtarıcı derin bir nefes aldıktan sonra, dudaklarını kazazedenin dudaklarına bitiştirerek güçlü bir nefes verir (hayat öpücüğü). Soluk verdikten sonra kazazedenin soluk vermesini sağlamak için ağzı açık tutulur.
· Bu işlem iki kere tekrarlandıktan sonra, göğüs kafesine bastırılarak kalp masajına başlanır.
· Kurtarıcı kazazedenin yanıbaşında diz çökerek, bir el göğüs kemiğinin alt bölümüne, öteki elise bu elin sırtına yerleştirilir.
· Göğüs kemiği üzerine omuzun ve vücudun ağırlığı gelecek ve 30-40 kg’lık bir güç oluşturacak şekilde bastırılıp, sonra hızla bırakılır.

Suda boğulma olaylarında çok önemli noktalar:
· Akciğerlere dolan suyun boşaltılmasına çalışılarak zaman kaybedilmemeli ve derhal yapay solunum başlanılmalıdır. Hastayı baş aşağı getirerek çıkarılan suyun çoğu akciğerlerden değil mideden gelir.
· Yapay solunum ve kalp masajı mümkünse iki ayrı kişi tarafından yapılmalı ve en az bir saat sürmelidir.
· Dolaşım düzelmeden kazazedeyi hastaneye taşımak yanlıştır. Taşıma sırasında yapay solunum ve kalp masajı yapma imkanı varsa, hasta hemen hastaneye kaldırılması uygun olur.
· Suya yüksekten düşenlerde karaciğer ve dalak yırtılmalarına bağlı gizli karın içi kanamalar olabileceği bilinmelidir.
· Bilinci kapalı kişilerde yapay solunum sırasında mide içeriğinin akciğerlere kaçmamasına çok dikkat edilmelidir.
· Kazazedeler çok iyi görünseler bile 48 saat gözlem altında bulundurulmalıdırlar. Bazılarında geç akciğer ödeme tablosu ortaya çıkabilmektedir. Öksürük, nefes darlığı olmayan, akciğer röntgeni ve kandaki oksijen basıncı normal olan kişiler evlerine gönderilebilir. Bunlarda, akciğer enfeksiyonu olasılığı nedeniyle ilerki günlerde akciğer röntgeni tekrar edilmelidir.
· Vücut ısısı düşük olan kişiler derhal 40 derecelik sıcak su banyolarında veya battaniyelere sararak ısıtılmaya başlanmalıdır. Bunların vücut ısıları uzun makat termometreleri ile izlenmelidir.
· Kısa süre içinde ortaya çıkan nörolojik belirtiler ve bozukluklar cok ciddi olup komaya kadar ilerleyebilir.
· Asidozu önlemek için derhal sodyum bikarbonat verilmelidir, çünkü kanın asitlik derecesi hızla artabilmektedir.
· Mümkün olur olmaz oksijen tedavisine başlanmalıdır.

Hastanede yapılması gerekenler
· Şuuru kapalı hastalara derhal solunum yollarına tüp konmalı
· EKG
· Mide tüpü konarak mide boşaltılmalı
· Rektal ısı izlenmeli
· Kandaki oksijen ve karbondiksit basınçları ölçülmeli
· Akciğer röntgeni çekilmeli
· Kan kültürü yapılmalı
· Mekanik solunuma geçilmeli
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Yüzme İle İlgili Kazalar



Boğulma, suya battıktan sonra nefessiz kalarak ölümü tanımlar;

Hemen hemen boğulma ise, suda kaldıktan sonra en azından bir süre hayatta kalmayı ifade eder.

Tatlı su ve tuzlu sudaki boğulma mekanizmaları farklıdır. Suda boğulmaların çoğunda anlamlı miktarda su akciğerlere girmektedir. Bazen az miktarda tatlı veya tuzlu suyun larenkse kaçması ile irritasyon sonucu larenkste spazm yaparak soluk borusuna su girişini engeller;Akciğerlere hava da giremeyeceğinden dolayı hipoksi gelişecek , spazm ortadan kalkacak ve klasik boğulma gerçekleşecektir. Ancak çok erken dönemde bu hastalar daha şanslı olabilir. Tatlı su alveollerden hemen emilerek kana geçer ve kanı sulandırarak, hem kan elektrolitlerini dilüe eder hem de kırmızı kürelerin suyla şişerek parçalanmasına neden olur. Bunların sonucu Oksijen-Karbondioksit değişimi yapılamaz. Alveollere vücut sıvılarına yoğunluğu daha fazla olan tuzlu su dolarsa, vücut suyunun alveollere geçmesine neden olur ve akciğer ödemi dediğimiz tablo gelişir. Sonuç yine aynı yani Oksijen- Karbondioksit değişiminin yapılamamasıdır. Boğulma mekanizmalarının farklılığına rağmen sonuçlar ve yaklaşımlar ortaktır. Yani Suni solunum-Suni solunum- Suni solunum...Hem de hiç zaman kaybetmeden!...

Suda Boğulma, aslında bir dizi kısır döngüler zinciridir ki bu zincirin en önemli halkası Paniğe kapılmaktır. Sudaki kişiye kontrolünü kaybettiren bu olayın arkasında su yutma, halsizlik, kramp, akıntılarla baş edememe, yaralanmalar, soğuk, yosunlara takılma, oryantasyon kaybı ve azot narkozu gibi nedenler yatar. İnsanoğlunun yaşamını tehdit eden olaylara karşı tepkisi değişkenlikler göstermekle birlikte, Oksijen ve karbondioksit gibi metabolizmanın vazgeçilmez unsurları tehlikeye girdiği zaman gösterdiği tepki ise çoğunlukla ortaktır. Belki de metabolizmanın bu iki önemli parçası olan O2- CO2 değişiminin yapılamayışına karşı ta hücre düzeyinden verilen hızlı bir mesaj olabilir. Paniğe kapılıp kontrolünü kaybeden kurbanda yetersiz solunum, karbondioksit birikmesi ve Oksijen yetersizliği gelişir. Bundan sonra çaresizlik içerisinde suyun dibine dalış evresi başlar ki kurtarıcılar için en önemli evredir. Bu durumdaki kurban artık çaresizdir ve müdahaleye karşı koyamaz. Son evre sonsuzluğa doğru gidişin başladığı kalp durması ve ölüm evresidir. Boğulma veya Hemen Boğulma Olayı, ister tatlı suyla ister tuzlu suyla olsun ve de ne kadar zaman geçerse geçsin acil yaklaşımlar ortaktır. Çünkü her iki durumun da ortak olan noktası alveollerin suyla dolarak, Oksijen-karbondioksit değişim mekanizmasının bloke olmasıdır. Suda boğulmalarda uygulanan ilkyardımın temel amacı ise metabolizmanın aksayan bu kısmını telafi etmektir. Bunun için mümkünse daha kazazede su içerisindeyken suni solunum başlatılmalı ve en kısa sürede kazazede en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Hasta için zamanın kritik olduğunu hiçbir zaman unutmayınız. Sağlık kuruluşuna cansız bir bedeni götürmek istemiyorsanız, bu kritik zamanı bilinçli bir ilkyardımla değerlendiriniz.

Bulunduğunuz yerlerin güvenlik önlemlerini mutlaka kontrol ediniz ve güvenlik araçlarının nasıl kullanılacağını öğreniniz. Olası acil durumlar için deneyimli kişilerle beraber bir kurtarma planı yapmak doğru bir davranış olacaktır.

Boğulmalarda omurga ve omurilik zedelenmeleri sık görülür. Özellikle yüksekten suya dalış kazası sonucunda meydana gelen boğulmalarda kazazedede bilinç kaybı varsa veya bilinç açık olmasına rağmen kol ve bacaklarda kuvvet kaybı, felç veya uyuşukluk varsa omurga-omurilik zedelenmesi akla gelmelidir. Boyun bölgesi, omurgamızın en bölümü olup,travmalar açısından da en riskli bölgeyi oluşturur.

Omurga-omurilik yaralanması düşünülen boğulmalarda, kazazede daha su içerisinden boyun ve diğer omurga bölümleri tespit edilmelidir. Omurga-omurilik travmalı kazazedelerde boyun ve gövde aynı anda blok halinde çevrilmelidir. Bunun için en az iki kurtarıcı gerekir. Kazazedeye boyunluk takılmalı ve omurga tahtasına bağlanılmalıdır. Bundan sonra kazazedeyi sırtüstü konuma getirip, daha su içerisindeyken suni solunuma hemen başlanılmalıdır. Kalp masajını ise su dışında yapmak daha etkili olacaktır.

Boğulma olaylarında Hipotermi Faktörü ve Dalma Refleksi Faktörlerini unutmamak gerekir. Isısı 21 Santigrad dereceden daha düşük olan sularda meydana gelen boğulmalarda, metabolizma hızının yavaşlaması, dokuların oksijene olan ihtiyacı azaltarak, bir süre için dokuların korunmasını sağlayacaktır. Hipotermide 25-30 dakika kaldıktan sonra hayata döndürülen hastalar bildirilmiştir.

Dalma refleksi ise, çok soğuk suya atlayanlarda veya dalış yapanlarda, vagal sinirin aniden uyarımına bağlı olarak kalp hızı yavaşlar ve hatta kalp durabilir. Bunun doğal sonucu metabolizma hızının düşmesidir. Bu durumda da oksijene gereksinim azaldığından, kazazede bir süre korunacaktır. Şunu unutmamak gerekir ki insan vücudundaki koruyucu mekanizmalar, belli sınırlar aşıldığında zararlı hale dönüşebilir.


Dr. Mehmet DOKUR
Özel Kadıköy Hastanesi
İlkyardım ve Acil Uzmanı
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Şofben Kazaları




Şofben Kazalarını Tanımak İçin Temel Bilgiler
- Şofben sistemleri sıcak su temini amacıyla yaygın olarak kullanılır.
- Elektrikle çalışanlar daha çok termostat arızası nedeniyle kazan patlamalarına sebep olmakta, hastalar sıcak su yanıkları ile karşılaşır.
- LPG ile çalışan şofbenler de bazen kazalara sebep olur. Ancak bu kazalar, ortamdaki oksijenin yanma sırasında tüketilmesine bağlıdır.
- LPG zehirli değildir ancak 6 m3’den küçük, iyi havalandırılmamış mekanlarda şofben kullanıldığında, ortamdaki oksijen süratle tükenmekte, kazazedeler bu yüzden kaybedilir.

Şofben kazalarında alınması gereken önlemler nelerdir?
- Şofbeni mutlaka iyi çeken bir bacaya bağlayın.
- Şofbeni havalandırmasız, kapalı ve 6 m3’den küçük hacimli mekanlarda kullanmayın.
- Şofben ile tüp arasındaki LPG hortumunu 125 cm’den uzun tutmayın.
- Banyoya bolca hava girişi sağlayın.
- Banyoyu içerden kilitlemeyin.
- Koku hissettiğinizde şofbeni kullanmayın.
- Banyodan uzun süre çıkmayan kişiyi kontrol edin.
- Korsan tüp kullanmayın, tüpünüzü her zaman abonesi olduğunuz bayiden alın.
- Gaz kaçağını kibrit ve çakmakla kontrol etmeyin.

Şofben kazalarında yapılması gerekenler nelerdir?
- Yardım isteyin.
- Hastayı bulunduğu yerden çıkarın.
- Zehirlenen kişiyi sırtüstü yatırın, soluk alıp almadığını kontrol edin.
- Nabız atışlarını araştırın.
- Nabız ve solunum yoksa suni solunum ve kalp masajına hazırlanın.
- Gaz kaçağında evi hemen havalandırın.
- Çukur ve kuytu yerleri süpürerek LPG’yi havalandırın.
- Suni solunum ve kalp masajı uygulayın.
- Acil tıbbi yardım çağrısını tekrarlayın.

Şofben kazalarında yapılmaması gerekenler nelerdir?
- Paniğe kapılmayın.
- Sorunu tek başına çözmeye kalkışmayın.
- Hastayı düştüğü yerde tedavi etmeyin.
- Gaz kaçağı olan mekanlarda 1 dakikadan uzun süre bulunmayın.
- Pencereleri ve kapıları kapalı tutmayın.
- Elektrik düğmesine dokunmayın.
- Ateş yakmayın.
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Yanmalar ve Haşlanmalar



Yanmalar ve haşlanmaları tanımak için temel bilgiler:
Yanık kendisini meydana getiren fiziksel etkenin adıyla anılır. Yanıkları, sıcak su yanıkları, sıcak buhar yanıkları, sıcak yüzey yanıkları (soba, ütü, ısıtma paneli), alev yanıkları (ocak, soba, mangal), elektrik yanıkları ve kimyasal maddelerin meydana getirdiği yanıklar şeklinde ayırabiliriz.

Yanığı oluşturan fiziksel etkenin vücutta meydana getirdiği tahribat, deri, deri altı ve daha derindeki kas ve kemiklerin olaydan zarar görmesiyle sonuçlanır. Bu harabiyetin oluş şiddeti, etkenin enerji olarak yoğun oluşuna ve etkenin vücuda temas süresine bağlı olarak değişir.

Bu bakımdan yanıklar üç gruba ayrılmıştır:
1. Derecedeki yanıklarda deri yüzeysel olarak etkilenir. Tüm deri katları olaydan zarar görmez. Gözle bakıldığında derinin kızardığı görülebilir. Uzun süre güneşte yatan bir insanın
derisinin kızarması, birinci derece yanığa örnektir.

2. Derecedeki yanıklar derinin en üst tabakası olan ve ortalama 1,5 mm. kalınlığındaki epidemis tabakasının tamamen harap olması anlamına gelir. Bu tür yanıklarda, deri yüzeyinin hemen altına toplanan serum sızıntısı içi sıvı dolu kabarcıklar oluşturur. Bu sıvı tabakasının üstünü örten zar, tamamen ölmüş deri tabakasından oluşur.

3. Derecedeki yanıklar derinin tüm katlarını ısıl etken nedeniyle tamamen tahrip olması demektir. Yanığı doğuran etkenin deriye temas süresinin uzun olduğu anlaşılır. Bölge bu nedenle tamamen kömürleşir. Yara içine bakıldığında kasların ortay çıktığı, bazen kemiklerin bile kömürleştiği görülebilir.

Yanığın derinliği yanında yanık yüzeyin genişliği de çok önemlidir. Gerek birinci, gerekse ikinci ve üçüncü derece yanıklarda yanık yüzeyinin genişliği kazazedenin hayatta kalma şansıyla doğrudan bağlantılıdır.
Bebeklerde yüzde 10, erişkinlerde yüzde 20’den geniş yanıklar muhakkak yataklı kurumlarda tedavi edilmelidir.

Yanık, insanı dış etkenlerden ve bakterilerden koruyan bir organ olan deriyi devre dışı bıraktığı için hastalar kolayca enfeksiyon tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Yanık olan yüzey bakteriler tarafından kısa süre içinde işgal edilerek bölge iltihaplanır. Bu bölgede mikroplardan açığa çıkan zehirli maddeler (toksinler) tüm vücuda yayılarak hastaların vücut direncinin kırılmasına ve ağır bir sistemik iltihap tablosunun ortay çıkmasına sebep olur. Diğer taraftan bu açık yüzeyden dışarı sızan serum, vücut sıvılarının süratle azalmasına yol açar.
Vücutta kaybolan gündelik sıvı miktarı yanık yüzeyinin genişliğine bağlıdır ve 1 - 9 litre arasında değişir. Bu açığın kapatılmaması dolaşımın zayıflamasına ve böbreklerin iflasına giderek ölüme sebep olur.

Güneş Yanıkları
Güneş yanıkları yalnız ışınları nedeniyle değil bazı güzellik salonlarında cildi esmerleştirmek için yapılan UV radyasyonlarıyla (solaryum) da oluşturulabilir. Bu konuda bilinmesi gereken bazı olgular vardır:
- Derinin kısa süreli olarak güneş ışınlarına maruz kalması bazı vitaminlerin oluşmasına ve kemiklerin sağlıklı büyümesine yarar.
- Ancak uzun süreli güneş ışınına maruz kalmak deri kanserine, derinin erken yaşlanmasına neden olur.
- Güneş ışınlarına ultraviyole ışınları denir.

İki Tür UV Işını Vardır.
- UVA denen ışın, güzellik salonlarında esmerleştirme için kullanılır. Ancak bu ışınlar diğerlerinden daha derin katlara nüfuz eden deri kanserine, deri yaşlanmasına gözlerin zedelenmesine ve derinin bağışıklık direncinin azalmasına sebep olur.
- UBV denen ışın deri kanseri yapan ve deriyi yakın ışın türüdür.

Yanmalar ve haşlanmalarda alınması gereken önlemler nelerdir?
- Kibrit, çakmak ve ateş yakma gereçlerini ortalıkta bırakmayın.
- Devamlı sıcak suyunuz varsa derecesini 50 dereceden yukarıya ayarlamayın.
- ısıtıcıların etrafına direkt teması engelleyen barikatlar koyun.
- Sıcak sıvıları çocuklardan uzak tutun.
- Bebeğe mama verirken yemeğin, yıkarken de suyun ısısını bilen.
- Ocak üstündeki tava saplarını, çocukların erişemeyeceği şekilde yerleştirin.
- Yatakta sigara içmeyin.
- Sıcak tencere ve su kaplarını tezgahların kenarına yakın koymayın.
- Kullandığınız güneş yağının UVA ve UVB ışınlarını tamamen engellediğinden emin olur.
- Satın aldığınız güneş gözlüğünün UV ışınlarını engellediğine emin olun.
- Evde daima dolu bir yangın söndürücü bulundurun.

Yanmalar ve haşlanmalarda yapılması gerekenler nelerdir?
- Yanığa elle dokunmamaya çalışın.
- Yanığın derecesini saptayın.
- Yanık bölgesini derhal musluk suyuyla soğutun.
- Yanık bölgesini steril olduğunu bildiğiniz pansuman malzemesiyle örtün.
- Sadece kızarıklık varsa yanığı bol su ve sabunla yıkayın.
- Evde tedavi etmekten kaçının.
- Tam teşekküllü bir hastanenin acil merkezlerine başvurun.
- Şehir dışı yörelerde sağlık ocaklarına başvurun.
- Acil ambulans isteyin.
- Kazaya uğrayan kişiyi aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamda tutmayın.
- Tetanoz aşısı olmayı / yaptırmayı unutmayın.

Yanmalar ve haşlanmalarda yapılmaması gerekenler nelerdir?
- Yanık yüzeyini direkt buzla temas ettirerek soğutmaya kalkışmayan.
- 2. derece yanığı dezenfektanla temizlemeye çalışmayın (alkol, tentürdiyot, savlon).
- Yoğurt, yağ, sabun, diş macunu, yağlı kremler vb. yabancı maddeler sürmeyin.
- İçi sıvı dolu su kabarcıklarını patlatmayın.
- Eczane veya pansumancıya gitmeyin, doktora gidin.
- Yanık yüzeyine hava üflemeyin.
- Yanık yüzeyine çıplak el, parmak gibi mikropsuz olduğundan emin olmadığınız şeyleri temas ettirmeyin.
- Yanık yüzeyine yapışan kumaş vb. şeyleri kazıyıp kaldırmaya çalışmayın.
- Evde tedavi yapmaya kalkışmayın.
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
LPG’nin Doğru Kullanımı!



LPG’nin Özellikleri
LPG, petrolden elde edilen, basınç altında sıvılaştırılan ve bütan ile propanın karışımından oluşan yanıcı bir gazdır. LPG, likit (sıvılaştırılmış) petrol fazının kısaltılmış şeklidir.
Likit Petrol Gazı çevreyi kirletmez, kokusuzdur ve zehirli değildir. Kaçak halinde hissedilebilmesi için, üretim aşamasında özel katkı maddeleri ile kokulandırılmıştır. LPG, doğalgaz ve havagazının bütün özelliklerine sahiptir.

LPG’nin basınç altında depolanmasına, taşınmasına ve tüketimi sırasında depo olarak kullanılmasına yarayan, gövdesi iki veya üç parça çelik saçın birbirine kaynak edilmesi ile meydana getirilen silindir biçimli kaplara tüp denir.

Tüpler kullanım tarzına ve yerine göre kolaylık sağlamak amacıyla; 2 kg’lık kamp tüpü, iki farklı boyutta 12 kg’lık ev tüpleri; 25 kg’lık ticari ve 45 kg’lık sanayi olmak üzere iki farklı ağırlıkta sanayi tüpleri olarak geliştirilmiş ve TS 55’e uygun olarak imal edilmişlerdir.
TS 55 standardına uygun olarak imal edilen tüplerde patlama basıncı en az 80 kg/cm2’dir. Dolu bir tüpün kullanma sırasındaki basıncı ise 4 - 5 kg/cm2’yi geçmez. Patlama basıncının 80 kg/cm2’ye çıkması için tüpün açık bir ateş kaynağı ile uzun süreli doğrudan temasta olması ve ısısının çok yüksek değerlere çıkması gereklidir (yaklaşık 556 C derece). Görüldüğü gibi, tüpün patlama basıncının kullanma basıncına oranla yaklaşık 20 - 30 kat fazla olması, standarda uygun tüplerin ne kadar emniyetli olduğunun açık bir kanıtıdır.

Halk arasında tüp patlaması şeklinde ifade edilen olay; bu doğrultuda tüpün patlaması değil, çeşitli nedenlerle tüpten sızarak kapalı bir mahalde biriken gazın çıplak bir alev veya kıvılcımla teması neticesinde patlamasıdır.

Halk arasında tüpten zehirlendi şeklinde ifade edilen olay ise, LPG ile kullanılan cihazın, havalandırması yetersiz ve son derece küçük, tamamen kapalı bir ortamda kullanılması sonucu ortaya çıkan gazlar ve havada bulunan oksijenin azalmasıdır.

Bütün dünyada tehlikesiz diye nitelenen LPG, ülkemizde bilgisizlik, dikkatsizlik ve korsan dolumlar yüzünden “tehlikeli” olarak kabul edilmiştir. Ülkemizde çeşitli tip ve boyutlarda yaklaşık 50 milyon LPG tüpü bulunuyor olması, gerek kullanıcılarını ne kadar çok olduğunu gerekse de kullanıcı ve ilgililere düşen sorumluluğun büyüklüğünü gözler önüne sermektedir.

Ülkemizde LPG kaynaklı olaylar incelendiğinde, sebepler iki ana başlık altında toplanmaktadır:
1- Korsan Dolumlar:
Bir firmanın aralarında hiçbir dolum anlaşması olmadan başak bir firmanın tüpüne LPG doldurması olayına “korsan dolum” adı verilir. Korsan dolumun kullanıcılara hem emniyet ve can güvenliği yönünden hem de maddi açıdan zararı dokunmaktadır.

Korsan dolum yapan firma, elindeki tüp bakıma ihtiyaç gösterse bile bu tüpü doldurarak piyasaya sürebilmektedir, çünkü tüp kendisine ait olmadığından herhangi bir olay halinde sorumluluk almayacaktır. Yine aynı sebeple bu firma tüpleri eksik doldurarak haksız kazancını arttırabilmektedir.

Bilgi Eksikliği ve Dikkatsizlik:
Olayların ikinci sebebi kullanıcının bilgisizliği ve dikkatsizliğinden kaynaklanmaktadır. Tüp ve LPG ile çalışan cihazların kullanımı ile ilgili bilinmesi ve dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.

2- LPG’nin Doğru Kullanımı
Tüp kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalar:
- Dolu LPG tüpü alırken, tüpün üzerinde abonesi olunan, tüpü imal ettiren ve sahibi olan dağıtım şirketinin adı, tüpün Türk Standartlarına uygun olarak imal edildiğini belirten “TS 55” işareti aranmalıdır. 1981 yılı sonrası imal edilen tüm tüplerde TSE markası aranmalıdır.
- LPG tüpleri abonesi olunan dağıtım şirketinin yetkili bayisinden alınmalı ve yetki belgesi görülmelidir. A - gaz firmasının tüpünün B - gaz firmasının bir bayisinde ya da yetkisiz kişilerce satılması “korsan dolum”un söz konusu olduğunu gösterir.
- Bayiden alınan tüp üzerinde abone olunan dağıtım şirketinin adını taşıyan mühür kapak ya da bandrol olduğu görülmeli ve tüpün dağıtım şirketinin alışılmış renginde olmasına dikkat edilmelidir.
- LPG tüpünün konulduğu yer doğrudan doğruya güneş ışınlarına hedef olmamalı, tüpler radyatör ve LPG’den başka maddeler yakan soba gibi cihazların yakınına konulmamalıdır.
- Kullanılan ve yedekte tutulan LPG tüplerinin dolap içerisinde saklandıkları durumlarda,dolap kapaklarında taban düzeyinin % 10’u kadar havalandırma deliği açılmalıdır.
- Evlerde kullanılan LPG tüpleri, her yönü zemin düzeyinin altında kalan tam bodrumlara, doğal hava akımı sağlanamayan yerlere konulmamalıdır.
- LPG soba, şofben, ocak gibi LPG ile çalışan cihazlar ve LPG tüpü doğal olarak az havalanan bir yerde bulunuyorsa, bu kısım sık sık havalandırılmalıdır.
- LPG tüpleri dik konumda kullanılmalı ve depolanmalı, kesin olarak yatırılmış durumda kullanılmamalıdır.
- Kullanma sırasında LPG tüpü, özel bir düzenek kurulmamış ise, cihazdan (ocak, şofben vs.) daha aşağı bir düzeyde tutulmalı, böylece tüm içerisinde oluşan buharlaşmanın cihaza doğal yönden ve kolayca ulaşması sağlanmalıdır.
- LPG tüpü ile cihazı bağlayan hortumun dedantör (regülatör) ve cihaza bağlantıları kesinlikle kelepçe ile yapılmalıdır. Hortumun eksik ve en çok 125 cm boyunda olmasına dikkat edilmelidir. Bağlantı hortumu sık sık kontrol edilmeli, eskiyen, yumuşayan, sertleşen ve yapım yılından üç yıl sonra kullanılan hortumlar değiştirilmelidir.
- Cihazın yanında kolay tutuşabilir maddeler (plastik perde ve örtü gibi) bulundurulmamalıdır.
- LPG tüplerinde gaz kaçağı kontrolü sabunlu su yada gaz kaçak dedektörü ile yapılmalı, kaçak kontrolünde kibrit, çakmak gibi açık ateş kaynakları kesinlikle kullanılmamalıdır.

Herhangi bir gaz kaçağı tespit edildiğinde ya da ortamda LPG kokusu hissedildiğinde;
· Kapı ve pencereler açılarak havalandırma yapılmalı,
· Elektrik anahtarlarına dokunulmamalı,
· Kıvılcım çıkartabilecek hareketlerden kaçınılmalı,
· Tüpün üzerinde (eğer varsa) musluk veya vana kapatılmalı,
· Dedantör derhal tüpten ayrılmalı,
· Çukur veya kuytu yerler süpürge ile süpürülerek yere çöken LPG’nin havalandırılması sağlanmalı,
· Abonesi olunan yetkili bayi haberdar edilmelidir.

Sahip olduğu avantajlarla; evlerde pişirme, ısıtma, aydınlatma, soğutma; sanayide ısı gerektiren her işlemde, tarımda kurutma işlemlerinde, otomobillerde ve daha sayılamayacak kadar çok yerde yakıt olarak kullanılan LPG, birlikte kullanıldığı cihazlarda da emniyet ve dikkat faktörünü ön plana çıkarmaktadır.

Aygaz’ın katkılarıyla
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Zehirlenmeler



Zehirlenmeleri Tanımak İçin Temel Bilgiler
Zehir, vücuda belirli bir miktarda alınınca, sürekli veya geçici tehlike yaratan zararlı maddedir.
- Zehirlenmelerin yüzde 90’ı evlerde olur.
- Zehirlenenlerin yüzde 60’ı 5 yaş altındaki çocuklardır.
- Bu çocukların yüzde 5’i kaybedilir.
- 18 yaş üstündekilerde ölüm oranı daha yüksektir.

Sindirim Yoluyla
Ağızdan alınan zehirli maddelerin oluşturduğu zehirlenmelerdir.
- Yabani manatr, alkol, aspirin, temizlik ürünleri, böcek ilaçları, DDT, uyku hapı, çamaşır suyu, kezzap, cıva, kurşun, arsenik, siyanür, fosfor, fare zehiri, kalp ilaçları, mavi ispirtor, benzin, gazyağı, tiner, yağlı boya, boya çözücüler, aseton.
- Normalde kullanılan ilaçların aşırı dozda alınması (aspirin, uyku hapı vb.)
- Son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar ve gıda maddeleri.

Solunum Yoluyla
- Karbonmonoksit (soba, mangal, oto egzost gazları, kuyu ve derin çukurlarda biriken gazlar.)
- Sentetik boya ve yapıştırıcılardan buharlaşan gazlar.
- Petrol ürünlerinin buharları (tiner, benzin vb.)
- Kimyasal buharlar (tuz ruhu, çamaşır suyu vb.)
- Yanık plastik maddelerden çıkan dumanlar (siyanür).
- Harp gazları.

Deriden Emilim yoluyla
Geniş deri yüzeylerine zehirli madde sıvaşmasıyla oluşur.
- Bazı zehirli bitkiler (zehirli ısırganlar)
- Çim ve çiçekler için kullanılan gübre ve böcek ilaçları

Enjeksiyon yoluyla
Bir iğneyle deri altına girilerek oluşur.
Böcek sokmaları ve ısırılmayla

Zehirlenmelerde alınması gereken önlemler nelerdir?
- Çocukları yalnız bırakmayın.
- Tüm ilaçları kolay erişilmeyecek bir dolaba koyun ve kilitleyin.
- Tüm temizleyiciler zehirlidir, ortalıkta tutmayın.
- İlaç ve kimyasal maddelerin kapaklarını sıkı kapatın.
- Çocuklara vereceğiniz ilaçları şeker olarak tanıtmayın.
- İlaçların kullanım talimatlarını okuyun.
- Boya, kimyasal maddeler, solventer ve otonuzla açık havada uğraşın.
- Evde zehirli bitki bulundurmayın.
- Kullanılmış sağlık malzemelerini ve tarihi geçmiş ilaçları, içine plastik torba atılmış çöp kutusuna atın ve çöp kutusunun kapağını sıkıca kapatın.
- Aerosolleri (böcek / bitki ilacı, deodorontlar, kimyasal çözeltiler, deterjan / kozmetik ürünleri) ortalıkta bırakmayın.

Zehirlenmelerde yapılması gerekenler nelerdir?
- Önce zehirlenmenin neden kaynaklandığını anlayın.
- Kendinizi emniyete alın, gerekiyorsa uzaklaşın.
- Hastayı tehlikeli alandan uzaklaştırın.
- Acil tıbbi yardım isteyin.
- Zehirlenmenin şiddetini anlamaya çalışın (bilinç düzeyi önemli bir ipucudur.)

[Resim: 8121c67efy0.png]

- Hastanın solunum ve nabzını kontrol edin.

- Hayatı tehdit eden bir durum varsa suni solunum ve kalp masajı için hazırlanın.
- Zehirlenmenin ne kadar süre önce oluştuğunu saptayın.
- Zehirlenen şahsın etrafında olaya neden olması mümkün olan ilaç, kimyasal madde şişelerini vb. hastaneye giderken yanınızda götürün.

Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 04-12-2008, Saat:05:43 PM, Düzenleyen: Belinay.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Zehirlenen Hastayı Nasıl Tanıyabiliriz?



Çocuklarda görülen zehirlenmelerde, çoğunlukla çok özel belirtiler görülmez. Çok açık bir nedene bağlanamayan ani şuur kayıplarında, ilaç zehirlenmelerinden mutlaka şüphelenilmelidir. Acilde çalışan hekimler de çocuk zehirlenmeleri konusunda uyanık olmak zorundalar. Alışılmadık klinik durumlarla karşılaştıklarında zehirlenmeleri ön planda düşünmeleri gerekir.

Şuuru açık yetişkin hastaların intihar amaçlı ilaç zehirlenmelerinde, hastayı yargılayıcı ve kırıcı biçimde davranmak, bilgi almayı güçleştireceğinden, doğru bir davranış olmayacaktır. Yaklaşımlar, bilgi alıcı ve sorunları çözmeye yönelik olmalıdır. Binlerce zehir içerisinden hastanın, hangisiyle zehirlendiğini ancak iyi bir iletişimle anlayabiliriz.

Bazı zehirlenmelerin kendine has özellikleri vardır. Tansiyon düşürücü ilaçlara bağlı zehirlenmelerde tansiyon düşüklüğü ve kalp atım sayısının azalması beklenen bulgular olmakla beraber, kalp ritm düzenleyicisi ilaçlara bağlı zehirlenmelerde ise kalp ritminde bozulma görülebilir. Bazı ilaçların yan etkilerinin bariz hale gelmesi zehirlenme bulgusu olabilir. Morfin, eroin ve dolantin gibi narkotik analjeziklere bağlı zehirlenmelerde tansiyon düşüklüğü, kalp atım sayısının azalması, vücut ısısının düşmesi ve solunumun yavaşlaması yan etki barizleşmesinin örneğidir. Kafein, kokain ve amfetamin gibi uyarıcı ilaçlara bağlı zehirlenmelerde tansiyon yükselmesi, kalp atım sayısının artması, terlemenin artması, göz bebeklerinin irileşmesi ve vücut ısısının artması beklenir. Antiallerjik ilaçlara bağlı zehirlenmelerde kalp hızının artması, vücut ısısının artması ve göz bebeklerinin irileşmesi beklenen bulgulardır. Organofosfat kökenli tarım ilaçlarına bağlı zehirlenmelerde hastalarda epilepsi, salya artışı ve sarmısak kokusu beklenir. Karbonmonoksit gazının solunmasıyla gelişen zehirlenmelerde derinin pembemsi kırmızı renkte olması, bazen deride sulu lezyonların görülmesi ve vücut ısısının düşmesi tipik özelliklerdir. Gıda zehirlemelerinde karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, ateş ve tansiyon düşüklüğü olması beklenir. Zehirli mantarların içerdiği toksinlere bağlı olarak göz bebeklerinde küçülme, kalp hızının azalması, göz yaşı ve salya artışı görülür.


Dr. Mehmet DOKUR
İlkyardım ve Acil Uzmanı
Marmara Ambulans Mobil Sağlık Hizmetler
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Zehirlenen Hastalara Nasıl Yaklaşmalı?



Zehir veya toksin, en kısa şekliyle 16. yüzyılda yaşayan Paracelsus’un ‘Her madde zehirdir. Zehir olmayan madde yoktur; zehirle ilacı ayıran dozdur’ ifadesiyle tanımlanabilir. Bu bağlamda kullandığımız ilaçlar da dahil olmak üzere, yaşadığımız ortamda bulunan bütün kimyasal maddeler, zehir özelliği taşıması açısından potansiyel bir tehlike oluştururlar. Zehirleri, ilaçlar ve vücuda yabancı kimyasal maddeler (diğer adıyla Zenobiyotikler) olarak iki ana grupta ele alabiliriz. Toplumumuzdaki bir grup insanın, her ilacı zehir gibi görmelerinin yanlış bir kanı olduğunu hemen vurgulamak yerinde olur. Kanımca, hekim tarafından kullanım gerekçesi ve dozu iyi belirlenmiş bir ilaç zehir değildir.

Ayrıca çevre kirlenmesi sonucu çeşitli kimyasal maddelerin, insan da dahil birçok canlıya geçerek birikmesiyle yavaş gelişen çevresel kaynaklı zehirlenmeler de vardır. Günümüz endüstrisinde kullanılan 80.000’ den fazla kimyasal maddenin 500’den fazlasının insan vücuduna geçebildiğinin gösterilmesi, insan kaynaklı çevre kirlenmesinden ne kadar etkilendiğimizi göstermesi bakımından çok anlamlıdır. Şunu unutmamalıyız ki, zenobiyotik adını verdiğimiz vücuda yabancı kimyasal maddelerin giderek artan kontrolsüz kullanımı, sadece insanları değil, çevremizdeki hayvan ve bitkileri de olumsuz yönde etkileyerek ekolojik dengeyi bozmuştur. Bu yönüyle insan ‘Yaşadığı ortama en çok zarar veren canlı’ olarak değerlendirilebilir.

Acil servis hekimleri olarak bizleri daha çok ilaçların aynı anda birden fazla dozunun alınmasıyla, ilk 24 saat içerisinde gelişen akut ilaç zehirlenmeleri ve ilaç dışı diğer kimyasal maddelerin yanlışlıkla veya intihar amaçlı içilmesine bağlı zehirlenmeler ilgilendirir. Acil servislere başvuran hastaların yaklaşık yüzde 5’ini oluşturan akut zehirlenmeler çoğunluğunun kendi kendini zehirleme (self poisoning) şeklinde, ev ortamında, 5 yaşın altındaki çocuklarda, ilaç veya kimyasal maddenin yanlışlıkla ağızdan alınmasıyla meydana gelir. Çocukluk çağının intihar amaçlı zehirlenmeleri ise sıklıkla 13 -17 yaşları arasında görülür. Yetişkin çağdaki ilaç zehirlenmeleri 25 yaş altı bayanlarda daha yaygındır. Yüksek dozda ilaç alınmasıyla gerçekleşen zehirlenmelerin en az yarısında, birden fazla ilaç alınması (multidrog poisoning) söz konusudur. Kendi kendini zehirleyen hastaların çoğunluğu, daha önce de benzer girişimler yapmıştır.

5 yaşından küçük çocukların akut zehirlenmelere en elverişli grubu oluşturması; bu yaş grubunun meraklı, her şeyi yapmaya ve tatmaya eğilimli olmaları ve sonuçları değerlendirme yeteneklerinin yetersiz oluşuyla açıklanabilir. Gelişmiş ülkelerde, çocukların kolayca açamayacağı türde kapak dizaynına sahip ilaç kutularının kullanımının yaygınlaşması sonucu, 5 yaş altı çocuklarda görülen ilaç zehirlenmeleri anlamlı bir biçimde azalmıştır. Ülkemizde ise ‘Zor açılan kapaklı ilaç kutusu’ kullanımı henüz yaygın olmadığından, 5 yaş altındaki çocuklar halen risk altındadır. Ayrıca sosyoekonomik sorunların ağırlık kazandığı toplumumuzda, gençler arasında uyuşturucu ve uyarıcı ilaç kullanımına bağlı zehirlenmeler de giderek artar. Özellikle 13 - 17 yaş arasındaki gençler, bu açıdan daha çok risk altındadır.

Özellikle 0 - 1 yaş grubu bebekler, erişkinlere göre farklı bir metabolizmaya sahip olduğundan, ilaç zehirlenmeleri açısından özel bir öneme sahiptirler; Karaciğerde ilaçların etkisiz hale getirilmesini sağlayan özel enzim düzeyleriyle kana geçen ilaçları bağlayarak etkisiz hale getiren özel kan proteini düzeylerinin yetişkinlere göre daha az olması ve ilk 5 ayda böbreklerden ilaç atılım hızının yetişkinlere göre daha yavaş olması, bu yaş grubunun hassasiyetleridir. Süt çocuklarına ilaç yazarken ideal dozu ayarlamada hekimlere, önerilen dozlara uymada ise ebeveynlere büyük sorumluluklar düşer.

Hafıza sorunu olan demanslı hastalar, -kullandığı ilaçlar daha bilinçli birisi tarafından verilmiyorsa-ilaç aldığını çoğunlukla unutup, defalarca aynı ilacı birden fazla dozda alarak zehirlenebilirler.

Ev ortamında karşılaşılan zehirlenmeler sadece ilaçlar ve temizlik maddeleriyle sınırlı değildir. Kömür sobalarının halen yaygın olarak kullanıldığı bölgelerde, iyi yanmayan sobadan sızan karbonmonoksit gazının yoğun bir şekilde solunmasıyla meydana gelen gaz zehirlenmeleri ve LPG ile çalışan şofbenlerin banyo içerisinde bulunduğu evlerde şofbenin, bacanın geri tepmesine bağlı olarak sönmesi sonucu havadan ağır LPG gazının solunum yollarını kaplamasıyla, boğulma tipi zehirlenmeleri de sıklıkla görülür. LPG’li sistemlere göre çok daha güvenli olan doğalgaz sistemlerindeki sızıntılara bağlı boğulma tipi gaz zehirlenmelerine daha az sıklıkla rastlanılır.

Bahçe, piknik gibi doğa ortamlarında ise yılan ve akrep sokmalarıyla mantarların yenilmesine bağlı zehirlenmeler ağırlık kazanır.

LPG, doğalgaz ve karbonmonoksit zehirlenmeleriyle yılan, akrep ve böcek ısırıklarına bağlı zehirlenmeler, diğer zehirlenmelerden birçok yönüyle farklı olduğundan ayrı başlıklar altında ele alınacaktır.

Özellikle kurallarına uygun olmayan biçimde hazırlanmış ev konservelerinde, nadiren hazır konservelerde ve soğukta korunmamış balık, ciğer gibi hayvansal ürünlerde mikrobik bulaşma veya diğer adıyla kontaminasyon olasılığı yüksektir. Gıda zehirlenmelerinde, aynı yemeği yiyenlerde benzer belirtiler görülür.

Dr. Mehmet DOKUR
İlkyardım ve Acil Uzmanı
Marmara Ambulans Mobil Sağlık Hizmetleri
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Zehirlenmelerde Neler Yapılmalı?



Zehirlenmelerin tedavisinde üç yol izlenir;
1. Hastaya destekleyici tedavi uygulanması: Zehirlenme nedeniyle bozulan vücut dengesinin düzeltmeye yönelik girişimleri içerir. Örneğin, düşmüş kan basıncının yükseltilmesi gibi.

2. Zehirin vücuttan uzaklaştırılması: Hastayı kusturmak, mide yıkanması, aktif kömür uygulanması ve hemodiyaliz gibi uygulamaları içerir.

3. Panzehir veya antidot adı verilen özel ilaçlar kullanılarak zehirlerin etkilerinin önlenmesi: Örneğin, aşırı miktarda demir preparatları alımına bağlı zehirlenmelerde Desferoksamin isimli antidot, demiri bağlayıp bağırsaklardan emilimini engeller.

Destekleyici tedavi uygulamak ve zehiri vücuttan uzaklaştırmak, çoğunlukla hayat kurtarmak için yeterli olduğundan, öncelikli tedavi yaklaşımlarıdır. Ayrıca oldukça kısıtlı sayıda zehirin antidotu bulunduğunu unutmayın!

Zehirlenen bir hastayla karşılaştığımızda, izlememiz gereken yol aşağıdaki gibi olmalıdır;
1. En yakın acil yardım / ambulans servisine haber verin. Daha sonra şunları yapın;
2. Hastanın neyle zehirlendiğini anlamaya çalışın. Ancak hastanın koroziv temizlik maddeleri veya petrol ürünleriyle zehirlenmediğinden eminseniz, hastayı sorgulama işini hekimlere bırakın.
3. Sakıncası yoksa hastayı kusturmak, ilkyardım uygulayan kişinin yapabileceği en uygun girişim olacaktır.

Hangi hastalar kusturulmaz?
1. Bilinci kapalı hastalar kusturulmaz! Bilinci kapalı hastalarda, soluk borusunun girişini kapatan kapakçığın yeterince kontrol edilememesine bağlı olarak kusmuk içeriğinin akciğerlere kaçma ihtimali daha yüksektir. Aynı şekilde, bilinci kapalı hastalara her ne amaçlı olursa olsun, katı veya sıvı yiyecek verilmez.
2. Petrol ürünlerinin ağızdan alınmasıyla gelişen zehirlenmelerde hastalar kusturulmaz! Eğer bu hastalar kusturulursa, petrol ürünleri akciğerlere kaçarak ‘kimyasal nedenli akciğer enfeksiyonu’ gelişir.
3. Koroziv madde adını verdiğimiz ev temizliğinde kullanılan hipoklorit, amonyak gibi yakıcı kimyasal maddelerin ağızdan alınmasıyla gelişen zehirlenmelerde, hastalar kusturulmaz. Eğer bu hastalar kusturulurlarsa, yakıcı kimyasal maddeler, çıkarken temas ettiği dokularda ikinci kez yanık meydana getirir.
4. Epilepsi geçiren veya geçirmesi muhtemel hastalar kusturulmaz.
5. Öğüremeyen hastalar kusturulmaz.

Hasta zehirlendiği maddenin etkisiyle kusuyorsa, kusmasına engel olmayın. Ancak, hastanızın bilinci açık değilse, kustuğunu akciğerlerine aspire etmemesi için başını yana çevirin. Bu durumdaki hastayı yalnız bırakmayın. Kusmasında sakınca olmayan hastalarda, elinizi hastanın dil köküne bastırarak kusmasını sağlayabilirsiniz. Ancak kusturma, midedeki zehirin dışarıya atılmasını sağlayan tek seçenek olmadığı için, kusturma konusunda ısrarlı davranmayın. Bu durumda, bilinci açık hastaya bir bardak süt, ayran veya su vermek, midedeki zehiri seyrelterek bağırsaklardan emilim hızını azalttığı için faydalı olacaktır.

İlaç zehirlenmelerinde aktif kömürün ağızdan kullanımı, birçok ilacı barsakta bağlayarak emilimini önler. Aktif kömürün yeterince etkili olabilmesi için, mide boşaltıldıktan veya yıkandıktan sonra verilmesi gerekir. İlkyardım uygulayanın kısa zamanda yapabileceği en uygun işlem sadece hastayı kusturmak olmasına rağmen, gelişmiş ülkelerde evlerde çoğunlukla kullanıma hazır, hiperaktif sıvı kömür preparatları bulundurulur.


Dr. Mehmet DOKUR
İlkyardım ve Acil Uzmanı
Marmara Ambulans Mobil Sağlık Hizmetleri
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.