You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Genel İlk Yardım Bilgileri

Genel İlk Yardım Bilgileri

Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Evimizde En Çok Karşılaştığımız “Ev Kazası” Ne?


Aygaz’ın, “Aygaz ev kazalarına karşı uyarıyor!” kampanya kapsamında yaptırdığı araştırmaya göre; “Yanma ve haşlanmalar konusunda yapılan hatalar”, ev kazalarına yol açan hatalar sıralamasında %14,10 ile ilk sırada yer aldı.

LPG sektörünün öncü kuruluşu Aygaz’ın araştırma şirketi Strateji Mori’ye yaptırdığı araştırma, kampanya kapsamında iki yıldır sürdürülen Halk Eğitim Merkezi Seminerleri’ne katılan 350 ev kadını arasında yapıldı. Araştırma sonucunda; kadınların %14,10’unun yanıklara buz konulmasından diş macunu sürülmesine, ocak üstünde kaynayan tencere ve çaydanlık bırakılmasına kadar birçok hata yaptığı belirlendi.

Öte yandan Aygaz’ın HEM Seminerleri’ne katılan ev kadınları arasında yaptırdığı araştırma sonucunda;
Yanma ve haşlanmalar konusunun yanısıra, elektrikli ev aletlerinin kullanılması, elektrik prizlerine ıslak elle dokunulması, elektrikli aletlerin prizde bırakılması gibi hata yapanların oranının ise %8 olduğunu belirleyen araştırmaya göre; %7,3 oranında şohben kazaları, %6,1 oranında kesici ve delici yaralanmalar, %0,3 oranında düşmeler ve kırılmalar, %0,3 oranında zehirlenmeler, konusunda hata yapılıyor.

İlk yardımın öneminin ve ilk yardım uygulamalarının bilinmemesi, kazalara karşı alınacak önlemlerin bilinmemesi, dedantörün kullanımının bilinmemesi, marka ayırt etmeksizin tüp satın alınması, tüp takarken gaz kaçağı kontrolünün kibritle / ateşle yapılması, gaz bittiğinde tüpün yana çevrilmesi, sallanması ve gaz kaçağı olduğunda elektrik düğmesine dokunulması gibi konularda yapılan hataların ise toplam % 31,5 olduğunu ortaya koyan araştırma, özellikle ev kadınlarının ve 7 yaş altı çocukların karşı karşıya bulundukları tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi.

İki yıldır sürdürdüğü “Aygaz ev kazalarına karşı uyarıyor!” kamyanyası kapsamında yaklaşık 400 bin ev kadınını ve kazaları ve LPG konusunda bilinçlendiren Aygaz; yanmalar ve haşlanmalardan korunmak için kibrit, çakmak ve ateş yakma gereçlerinin ortalıkta bırakılmaması konusunda tüketicileri uyarıyor.

Tüketici Raporu Dergisi
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Neden Çocuklar Sık Sık Kazaya Uğrarlar



Etraflarındaki nesnelere aşırı ilgi gösterirler, meraklıdırlar.
- Zamanlarının çoğunu etrafı kurcalamak ve öğrenmeye çalışmakla geçirirler.
- El ve vücut maharetleri yetişkinlerden azdır.
- Vücut oranları yetişkinlerden farklıdır. Örneğin; kafaları daha büyüktür, dar alanlarda kolayca sıkışabilirler.
- Kendilerini bir işe kaptırdıklarında dış ortamdan gelen diğer uyarıları erişkinlere kıyasla daha az algılarlar.
- Öğrenme yollarından biri de buldukları cisimleri ağızlarına sokmaktır.
- Ev aletlerinin kabloları, prizler, musluklar ilk ilgi alanlarıdır.
- Delik ve küçük aralıklara çivi, firkete, tel, kibrit çöpü gibi nesneler sokmaya bayılırlar.
- Yürümeye başladıklarında daha çok tehlike gösteren noktalara kolayca ulaşabilirler. (Merdiven, balkon, pencere vb.)
- Boylarınca ulaşabildikleri lavabo altı gibi alçak dolaplarda duran kimyasal temizleyicilere kolayca ulaşabilirler, bunları içebilirler.
- Konuşmayı öğrendikleri dönemde soru sormayı da öğrenirler. Ancak yargılama yetenekleri ve karar verme yetenekleri yoktur.
- Anlama kabiliyetleri kısıtlıdır. Sıcak bir cismin kendilerine zarar verip veremeyeceğini kestiremezler. Keskin nesnelerin kendilerine ciddi bir zarar verebileceğini anlayamazlar.
- Ağır cisimleri devirip altında kalabilirler. Çaydanlığı devirip haşlanabilirler. Ütü tahtasını devirip yaralanabilirler.
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Çocuklarınızın ve Kendinizin Evdeki Güvenliğini Sağlamak İçin Ne Gibi Önlemler Almanı


Çocuklar, büyüklerin hareketlerini izler ve onlar gibi davranmayı öğrenir. Emniyetli hareket ederek çocuğa örnek olunuz ve nasıl davranması gerektiğini sık sık anlatın.
- Çocukları yalnız bırakmayın. Ev kazalarındaki çocuk yaralanmalarının yüzde 90’ı çocuklar yalnızken oluşturur.
- Evde, dolu bulunan ve kilit altında olmayan silah muhafaza etmeyin.
- Yutulabilecek küçük nesneleri ulaşabileceği yerlere koymayın. Oynadığı oyuncaklardan parçaların çıkmaması için oyuncak seçimine dikkat edin.
- Plastik torba, ip, kablo, iğne, çivi, bıçak, jilet, tornavida, kırılgan cam eşya gibi cisimleri ulaşabileceği alanlardan kaldırın.

Unutmayın ki, çocukların başına gelebilecek kazalardan erişkinler sorumludur.

Çocuklarınızın ve Kendinizin Güvenliğini Sağlamak İçin Evin Çeşitli Kullanım Alanlarında Alınabilecek Diğer Önlemler:
Depo Alanları:
- Çiçek ilaçlarını, tüm aerosolleri çocukların ulaşamayacağı bir yere koyunuz, ateş yakma gereçlerini ortadan kaldırın.
- El aletleri de aynı kurala tabi olmalıdır.
- Av silahlarını ve gereçlerini boş ve kilit altında tutun.

Genel Kullanım Alanları:
- Merdivenleri iyi aydınlatın.
- Emekleyen bebeğin merdivenden inmesini veya merdivene çıkmasını engelleyen bariyerler kurun.
- Şömine, ocak, radyatör, kalorifer boruları, soba gibi ısı yayan cihazların etrafında, doğrudan teması engelleyen önlemler alın.
- Keskin köşeli ve uçlu mobilyaların bu bölgelerini yumuşak sünger veya kumaşla kaplayın.
- Sildikten sonra yerlerin ve merdivenlerin kaygan olduğu konusunda ev halkını uyarın.
- Elektrik fişlerini emniyetli kapatıcılarla kapayın.
- Perde iplerini erişilecek düzeyde bırakmayın.
- Pencereler kapalı mı? Balkon kapısı açık kalabilir, dikkat!
- Plastik torbaları ortadan kaldırın.
- Evde yangın söndürücü var mı? Yoksa alın.
- Duman dedektörleriniz çalışır durumda mı?
- Evde sürekli sıcak su var ise lütfen derecesini 50 dereceden fazlaya ayarlamayın.
- Evde zehirli bitki bulundurmayın.

Mutfak:
- Yemekleri daima duvara yakın taraftaki ocak gözlerinde pişiriniz veya ısıtın. Tavaların saplarını duvara paralel tutun.
- Tezgahın kenarına yakın yerlere sıcak tencere, tabak, sıcak su kabı koymayın.
- Sıcak sıvıları çocuklardan uzak tutun.
- Kesici aletleri çocukların ulaşamayacağı yerlere koyun.
- Bebek sandalyesini, soba, fırın ve benzeri ısıtıcıların yakınına koymayın.
- Kibrit ve çakmağı ortalarda bırakmayan.
- Kablo, uzatma fişi gibi gereçleri ortada bırakmayın.
- Dolap kapaklarını kapalı tutun.
- Temizlik malzemeleri ve gereçlerini ortalıkta bırakmayın.
- Bebeğe vereceğiniz mamanın sıcaklığını daima kontrol edin.

Banyo:
- Banyo kapısını kilitlemeyin.
- Şampuan, vb. maddeleri çocukların ulaşamayacağı bir yere koyun.
- Jilet, traş bıçağı vb. keskin maddeleri çocukların ulaşamayacağı bir yere koyun.
- Saç kurutucusu, elektrikli ısıtıcısı gibi elektrikli ev aletleri banyo küveti yakınında veya fiş prize takılı olarak asla bulundurmayın.
- Kullanılmış sağlık malzemelerini ve tarihi geçmiş ilaçları içine plastik torba takılmış çöp kutusuna atın ve çöp kutusunun kapağını sıkıca kapatın.
- Banyo küvetinin tabanına kaymayı önleyen lastik bir paspas koyun.
- Banyo küvetinin yakınına sağlam bir tutunma demiri taktırın.
- Bebekleri ve çocukları banyoda yalnız bırakmayan.

Bebek Odası:
- Bebeğin yatağını ısıtıcı yüzeylere yakın tutmayınız.
- Bebeğin bahçe çubukları arası en fazla birbirinden 1 cm uzaklıkta olmalıdır.
- Bebeğin çarşafı yatağının altına yeterince kıvrılabiliyor mu?
- Bebeğin oynadığı oyuncakların boyası toksit olmamalıdır.
- Bebeğin giysileri çabuk alev alan plastik, naylon yanıcı materyalden olmamalıdır.
- Oyuncaklar sağlam olmalı, üzerlerine takılı parçalar çıkmamalıdır. Kolay çıkan parçaları bebekler ağızlarına sokabilirler.

Oyun Alanı (bahçe):
- Çöp kutusunun kapağını sıkıca kapatmalısınız.
- Merdiven vb. bahçe yolları temiz ve bakımlı olmalıdır.
- Çukur, drenaj alanı gibi noktaları, su ızgaralarını sürekli kontrol edip emniyetli olduklarını tespit etmelisiniz.

Ebeveyn Odası:
- Kozmetik ürünleri, parfümleri, kırılacak cam malzemeleri yüksekte tutmalısınız.
- İğne, düğme, dikiş malzemesi gibi eşyaları kilit altında tutmalısınız.
- Yatakta sigara içmemelisiniz.

Tüm bu önlemleri alacak olursanız, kaza şansını ciddi bir biçimde azaltabilirsiniz. Ancak yine de hazırlıklı olmalısınız.
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
İlk Yardımdan Çok Uzağız!


Bayılmalarda İlk yardım
● Hemen ayağa kaldırmayın. Rahat soluk almasını sağlayın. Ayaklarını yukarı kaldırın. (Şekil 130) Kusma olursa başını yana çevirin. Katı ve sıvı yiyecekler vermeyin. Soğuk suyu yüzüne ve başına serpin. Amonyak, alkol, kolonya koklatın. Böylece derin nefes almasını sağlamış olursunuz.
● Ayılmaya başladığında dinlendirin. Bayılma geçtikten sonra önce oturtun yavaşça ayağa kaldırın. İyice düzelene kadar yalnız bırakmayın.
Kanamada ilk yardım
● Dolaşım sistemi kalp, atardamar, toplardamar, kılcal damar ve lent sisteminden oluşur. Kalbimiz dakikada 60-90 kez atar.
● Çeşitli nedenlerle kanın damar dışına çıkmasına denir. Vücut ağırlığının 1/13’ünü kan oluşturur.
● Sağlam bir insan 700 cm³ kan kaybedecek olursa dolaşım, solunum ve şuurda büyük bir bozukluk olmaz. Vücuttaki kanın %30’unda daha fazla 1500 kaybederse öldürücü olabilir. Hasta-yaralı vücuttaki kanın 1/3 kaybedecek olursa şoka girer ve ölüm olabilir
Kanama Türlerini tanıyın
1.İç kanama : Yaralanan organlardan kanın damardan dışarı çıkıp organların yada vücut boşluklarının içine çıkmasına denir.
2. Dış kanamalar : Genellikle yaralanmalar sonucu kanın damardan vücut dışına çıkmasıdır
3. Kılcal damar kanaması : Sızma şeklindedir. Kolayca durur. Üzerine pansuman koyup o kısmı yukarı kaldırmakla da kolaylıkla durur.
4. Toplar damar kanaması : Koyu kırmızı renkte, sızar, taşar biçimindedir. Üzerine pansuman koyup üzerinden sarılması ve o kısmı yukarı kaldırılması genellikle kanamayı durdurur.
5. Atardamar kanamaları : Açık renkte fışkırır tarzda olur. Hemen durdurulmalıdır.
* Kanayan kol ve bacak kalp seviyesinden yukarıda tutmak kanamayı azaltır. Basınçlı pansuman ve turnike uygulaması gerekir.
Kanama belirtileri
● Baş dönmesi,
● Yüzde, dudaklarda ve parmak uçlarında solukluk olur.
● Deri nemli ve soğuktur.
● Nabız hızlı ve zayıftır. Güçlükle hissedilir.
● Solunum hızlıdır.
● Sanki hava alamıyormuş gibi bir his (hava açlığı) olur.
● Şuur azdır ve en sonunda kaybolabilir
Acil olarak kanamayı durdurmak için
1.Parmakla basınç yapma : ufak yara, kanama az ise yara üzerine temiz bir mendil koyup parmağımızla 15-20 dk. bastırın. Kan pıhtısını silmeyin. Kanamayı yeniden başlatırsınız.
2.Basınçlı pansuman : Kravat, eşarp, sargı bezi ile kanayan yara üzerine temiz bir mendil yada bez koyduktan sonra üzerine sıkıca sarın. Yara içinde görülen kemik parçası, mermi, bıçak gibi yabancı cisimleri çıkarmayın. Yaralı yeri kalp seviyesinden yüksek tutun 3.Kanayan yerin yüksekte tutulması : Yara ve kanayan kısım kalp seviyesinden yukarıda tutulması kanamayı azaltır
4.Damar üzerine basınç yaparak kanamaların durdurulması. Basınç yapılacak nokta o bölgeye giden atardamarların kemik üzerinde yüzeyselleştiği yerdir. Parmağınızla kemik arasında damar sıkıştırılması ile alt tarafa kan geçmez. Atardamar kanamaları, ani ölüme yol açar, hastaneye acilen gönderilmeli bu sırada turnike uygulanmalıdır
5.Bandaj (Turnike) kullanılarak kanama durdurma. Kanayan yerin daha yukarısından eşarp, mendil, kravat, veya ince bir lastik ile kanama duruncaya kadar sıkın. (Kesinlikle tel kullanmayın) Turnike atardamar yaralanmalarında kullanılmalıdır. Aşırı sıkı turnikeler yumuşak doku ve sinir çizilmelerine sebep olacağı unutulmamalıdır. 20 dakikada bir gevşetip sıkın. Bandajın saati yazılır. Çift kemiklerin üzerine uygulanmaz.
6.Organ kayıplarında (el-ayak, kol, bacak): Bandaj uygulanır. Hastaneye kadar bandaj açılmaz. Kopan uzuv bulunan temiz bir naylon torbaya koyup ağzını kapatın. İçinde buz bulunan ikinci bir naylon torbanın içine koyup hasta ile birlikte hastaneye gönderin. 8 Saat içinde kopan uzuv yerine dikilebilir.


Kapalı Kalp Kompresyonu / Kalp Masajı
Kalp durmasının üç belirtisi vardır.
1.Şuur kaybolmuştur: Deri soluk gri renklidir. Omuzundan tutup hafifçe sarsın. Tokat atmayın. Silkelemeyin.
2.Solunum durmuştur : Gögüs kafesinin hareketi durmuştur.
3.Nabız alınamaz : Şah damarından kasıklardan nabız alınamaz.
Nabız alamıyorsanız kapalı kalp kompresyonu yapınız. Kalp iman tahtası ve omurga arasında sıkıştırılarak mini mel bir dolaşım ve ritim oluşturmasıdır.
Erişkinde
Kapalı kalp kompresyonu ve ağızdan yapay solunum
1.Tıbbı ilkyardım için doktora haber verin.
2.Yardım için bağırın, yaralıyı yalnız bırakmayın, yere yatırın.
3.Solunum durmuş ise yapay solunuma başlayın
4. Yumruğunuzu iman tahtasının 1/3 alt kısmına kuvvetlice vurun. Nabzı kontrol edin. Basınç noktasın, iman tahtasının alt üçte bir 3/1 kısmıdır.
Bir elin ayasını iman tahtasının orta hattına tam basınç noktasının üstüne koyun. İkinci elinizi diğer elinize paralel biçimde üzerine yerleştirin. Parmaklarınızı iç içe çapraz olarak tutun. Böylece basıncı avuç içi ile yapabilirsiniz. Dirseklerinizi bükmeyin. Omuzlarınız basınç uygulayacağınız bölgeye dik olmalıdır.
Erişkinde iman tahtasını 4-5 Cm. bastırarak bir basınç uygulayın. Basınç ve bırakma dönemleri eşit olmalı ve yaklaşık 0,5 saniye sürmelidir. Bırakma döneminde eliniz yerinde kalmalıdır. Kalp masajı hızı 60-100/ dak. olmalıdır.
5.Tek kişi iseniz ; 15 kalp masajı + 2 yapay solunum.
İki kişi iseniz; 5 kalp masajı 1 yapay solunum
Masaj etkinliğini şah damarı ve kasıktan nabız kontrolü ile olur.
Üç kişi varsa; Hastanın ayakları kalp seviyesinden yukarı kaldırılır.
6. Tüm bu işlemler ilk 3 dakika içinde yapılmalıdır. İşleme başladıktan 1 dakika sonra Nabız kontrol edilmelidir. Nabız alabiliyorsanız işlem faydalıdır. Nabız, solunum düzelene , rengi yerine gelene kadar, normal kalp atışları başlayana kadar devam edin.
7. Tüm işlemlere rağmen 1,5 saat sonra yaralının durumunda bir düzelme yoksa kurtarmayı bırakmak yerinde olur.
Şok durumunda acil müdahale
ŞOK : Dolaşım sistemindeki kanın çeşitli nedenlerle azalması ile hücrelere yeterince Oksijen gelmemesi sonucu ortaya çıkar. Şok çeşitleri...
1.Kanama Şoku: Vücut içine yada dışına olan aşırı derecede kanamalardan sonra ortaya çıkar.
2.Yaralama Şoku: Ağır yaralanmalardan sonra görülür.
3.Toksik Şoku: Vücuda giren zehirli maddelerden sonra görülür.
4.Ruhsal Şok: Ani korku, sevinç vb. gibi durumlarda sinir sisteminin etkilenmesi ile olabilir.
5.Alerjik Şok: Vücuda çeşitli nedenlerle giren alerjik maddelere karşı aşırı duyarlılık sonucu ortaya çıkar.
Şokun genel belirtileri
Hiç hareket etmez, Şuuru genellikle vardır. Soğut soğuk terler. Yüzü soluk sarıdır. Nabız zayıf ve hızlıdır. Güçlükle anlaşıla bilir. Isısı düşmüştür. Kol ve bacakların ön bölgelerinde deride yer yer morumsu renkler görülür. Solunum hızlanmıştır. Kan basıncı düşmüştür.
Şoklu hastaya veya yaralıya nasıl müdahale edilmeli?
1.Yere sırt üstü yatırın, az hareket ettirin, bacaklarını 15-20 derece en fazla 30 derece baştan yukarı kaldırın.
2.Yakasını, gömleğini ve kravatını gevşetin. Gerekli ise yapay solunum ve kalp masajı yapın.
3.Kanama varsa durdurun. Kırık varsa tespit edin.
4.Soluk almada zorluk varsa baş ve göğüsü biraz yükseltin.
5.Battaniye ile örtün. Ancak üşütmeyin – terletmeyin.
6.Şuuru yok ise ağızdan sulu yada katı bir şey vermeyin. İhtiyaç durumunda dudaklar ve dil 1-2 damla su ile ıslatılabilir. Hasta NATO pozisyonuna getirilir.
7.Beyin kanaması ve omurga kırığından şüpheleniyorsanız sırt üstü düz olarak yatırınız.
8.Yaralıyı yalnız bırakmayın.
9. Tıbbı ilk yardım için gerekli yerlere haber verin.
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
İlkyardım Bilgilerinizi Hatırlayın!
[Resim: ilkyardmdq4.jpg]

Herhangi bir kaza veya hayatı tehlikeye düşüren bir durum karşısında sağlık personelinin yardımı sağlanıncaya kadar hayatın kurtarılması yada durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla ilaçsız olarak yapılan uygulamalara ilkyardım denir. İlkyardımcı kişiler aldıkları eğitimlerle sağlık mesleğine mensup kişilerin yetki ve sorumluluklarını kazanmadıklarını bilmelidirler. İlkyardım eğitimi kişilere sağlık personelinin yetkisinde bulunan bazı uygulamaları yapabilme yetkisi vermeyecektir. İlkyardımcı uygulamalarda kesin karar verme yetkisinin sağlık personelinde olduğunu bilmelidir. Onun yardımcısı durumunda hareket etmeli ve tartışmamalıdır. Hasta en yakındaki sağlık kuruluşuna götürülmeli uzak hastanelere götürülmeye çalışılmamalıdır.
İlkyardım yapan kişinin özellikleri:
Sakin olmalıdır, telaşa kapılmamalıdır. Hasta ile onu rahatlatacak tonda konuşmalıdır. Hiçbir zaman kendi can güvenliğini tehlikeye atmamalıdır. Kendi can güvenliğini aldıktan sonra müdahale etmelidir. Çevrede bulunanları organize etmeli (polis, itfaiye, ambulans çağırma konusunda) Hastaya müdahalede önem sırasını iyi bilmeli örneğin nefes almayan bir hastanın ayağında kanayan bir yara ile uğraşmamalıdır.
İlkyardım ilkeleri ve öncelikler:
Öncelikli amaç yaralı kişinin hayatının korunması ve mevcut sağlık durumunun daha kötüleşmesini önlemektir. Kanaması olan bir hastanın kan kaybı devam ettikçe mevcut durumu da kötüleşecektir. Kanama durdurulursa mevcut durum korunmuş olur ve sıra iyileşmeyi kolaylaştırıcı önlemlere gelir. Örneğin yara su ve sabunla yıkanır ise enfeksiyon oluşma riski azalır ve iyileşme hızlanmış olur.
Hastanın boynunu sıkan kravat düğme vs. gibi şeyler gevşetilir. Solunum kontrol edilir. Durmuş ise yapay solunum yapılır. Hastanın kalbi kontrol edilir. Eğer kalp atımı yok ise gecikmeden kalp masajı uygulanır. Kanama kontrolü yapılır kanama varsa daha sonra anlatılacak olan tekniklerle durdurulur.
Çevredekilerin hastanın başına toplanıp onu huzursuz edecek biçimde konuşmaları engellenir. Kazazede kendine gelse, kendini iyi hissetse bile durumundan emin olunmadan ayağa kalkmasına izin verilmemelidir. Bilici kapalı hastalara ağızdan hiçbir yiyecek yada içecek verilmez. Hastanın üzerine bir battaniye örtülerek ısıtılması gereklidir. Kaza ortam koşullarına bağlı ise hemen ortamdan uzaklaştırılmalıdır (örneğin gaz zehirlenmesi) ancak böyle bir neden yoksa hastanın yerinden kıpırdatılmaması esastır. Kırık varsa kırık bölgesi hareketsiz bırakılır. Şok var ise şokla savaşılır. Bilinci açık ise sakinleştirilir. Hastanın ağzında toz toprak kırık diş vs. olabileceği akla getirilmeli ve temizlenmelidir. Hastaya turnike uygulanmış ise bu bildirilmelidir. İlkyardımcının kaza yerinde kalmasını gerektirecek bir neden yoksa hastaneye kadar yaralı ile birlikte gitmelidir.


İlkyardımın A B C si:
A: Hava yolunun açılması
B: Solunumun düzenlenmesi
C: Dolaşımın sağlanması
Hastaya saplanmış herhangi bir şey varsa bunlar çıkartılmaz.çıkartılmaya çalışılırsa hasta ölebilir. Ameliyatla hastanede çıkartılır. Mümkünse kesilir veya sökülür. Elbiselerin çıkartılmasında hırpalayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Önce sağlam kol ve bacak çıkartılır. Hırpalanma olacaksa kesilip çıkartılmalıdır. Yanık olan bölgelerde elbiseler kesinlikle sıyrılmamalı kesilip çıkartılmalıdır.
Hastanın veya ilkyardımcının hayatını tehdit eden bir durum yoksa hastanın durumu kontrol altında değilse hareket ettirilmemelidir taşımaya en elverişi araç sedyedir.
Bilinç Kaybı ve Koma:
Bilinç kapalı kişilerde 5 duyu ile algılama ortadan kalkar. İleri derecede komada ise ağrılı uyaranlara cevap veremez.bilinci kapalı kişiler.
1- Yardım isteyemez.
2- Dikkatli değerlendirilemez ise ölü sanılabilirler.
3- Nedene yönelin tahmin hayat kurtarabilir.
4- Kolayca zarar görebilirler.
5- Solunum yolu tıkanmış olabilir.
6- Hasta kusabilir kusmuk solunum yollarına kaçabilir.
7- Refleksler ortadan kalkmıştır.
En ileri bilinç kaybına koma denir. Çeşitli nedenlerle oluşabilir. İlk olarak hava yolu açılır. Soluk alıyor ise koma duruşuna getirilir. Soluk almıyor ise yapay solunum başlanır. Nabız kontrol edilir. Kalp durmuş ise yapay solunumla birlikte kalp masajı ile birlikte yapay solum devam ettirilir. Kalp ve solunum geri döndükten sonra koma duruşuna getirilerek hastaneye nakledilir.
Kafa travmalarına bağlı komalar:
Beyin sarsıntısı, zedelenme, kanama koma nedeni olabilir. Kaza sonrası kulaktan veya burundan kan veya beyaz bir sıvı gelmesi kırık riskini ve ileri derecede beyin sarsıntısını gösterir. Kafa travmasına uğrayan kişinin muayenesi normal olsa bile 24 saat süre ile yalnız kalmamalıdır. Derin uykuya dalar ve uyanmazsa, fışkırır tarzda kusarsa en yakın hastaneye götürülmelidir. Bu süre içinde ağrı kesici ve uyku ilacı verilmemelidir.
Ölüm:
Çevre ile anlamlı iletişim kurma yeteneği kaybolur. Bilinç kaybı ve hava yolu tıkanıklığı bunu izler dil kökü geriye kayarak soluk borusunun ağzını kapatır. Daha sonra solunum durur. Solunum ile sağlanan oksijenin kesilmesinin 1-2 dk ardından kalpte durur. Kalbin durmasına klinik ölüm denir. Kalbin durması ile bütün hücrelere oksijen gitmesi engellenir. Oksijensizliğe en duyarlı hücreler beyin hücreleridir. 4-6 dk sonra beyinde geri dönüşü olmayan doku ölümü olur. Beyin hücreleri öldükten sonra kalp çalışacak olursa kişi bitkisel hayata girer. Soğukta beyin ölümü gecikebilir. İlkyardımcı kişinin ölüp ölmediğini değerlendirmelidir. Nabız alınmıyorsa (boyundan, bilekten, kasıktan) kulak göğse dayanıp dinlendiğinde ses duyulmuyorsa. Soluk almıyorsa, gözler mat bulanık ve kaymış durumda ise her iki gözbebeği de ileri derecede genişlemişse vücut gittikçe soğuyorsa ölmüş demektir.
Görüldüğünden daha önemli olan durumlar:
Bilinç kaybı
İç kanama olasılığı kuşkusu
Püskürür tarzda kusma kafaya darbe geldikten sonra veya darbe ile birlikte bilinç kaybı olması.
Delici yaralar
Eklemlere yakın yaralanmalar
Kırık olasılığı
Göz yaralanmaları
Elektirik çarpması
Etkeni bilinmeyen zehirlenmeler
Hava Yolu Tıkanıklığı:
Oksijen olmazsa hücreler kaçınılmaz olarak ölürler. Beyin hücreleri oksijene en duyarlı olanlardır. Genellikle oksijensizliğe 3 dk dayanabildiği kabul edilir. Kalp hücreleri oksijensizliğe 20-30 dk dayanabilirler. Deri ve tırnaktaki hücreler oksijensizliğe en çok dayanan hücrelerdir. Solunum dakikada 12-20 kez olur. Ve beyin sapı tarafından kontrol edilir. Solunum yolu tıkanırsa 2 dk içinde bilinç kaybı olur. 5-10 dk içinde kalp durur. Hava yolu tıkanıklığına dilin geri kaçması, yabancı cisimler nefes borusunun şişlikleri ve ödemi neden olur.
Dil tabanının geriye sarkmasına bağlı tıkanıklıklarda hava yolu birkaç yöntemle açılabilir. Sırtüstü yatırılır. Baş geri bükülür boyun desteklenerek kaldırılır. Boyun kırığı riski varsa yapılmamalıdır. Bebekler dede uygulanabilir.
Baş bükülürken çene kaldırılması. Buda boyun kırığı riski varsa yapılmamalıdır.
Üçlü havayolu manevrası: Baş geri bükülürken çene öne çekilir alt dudak aşağı itilir.
Çeneye baskı yöntemi hasta sırtüstü yatarken çene öne çekilir baş nötral durumda kalır. Boyun kırığı riskinde uygulanabilir.
Koma duruşu: Hasta sol yana çevrilir.sol bacak ve kalça içe bükülür. Baş kol üzerinde yarı yüzüstü durumudur. Boyun kırığı tehlikesi varsa kullanılmaz.
Yabancı Cisim :
Hasta birdenbire konuşamaz hale gelir. Soluk alamadığını belirten işaretler yapar. Hastanın öksürükle yabancı cismi çıkarabilmesi için akciğerlere kısmen hava girmesi gereklidir.
Sırta darbe yöntemi ile kürek kemiklerinin arasına el tabanı ile 4 kez sert darbe vurulur. Göğüsten desteklenmelidir.
Elle bası: Karnın üst kısmına veya göğse bası yaparak adeta yapay öksürük oluşturma durumudur. Çocuk ve bebeklerde karna baskı uygulanmamalı sırta darbe ve göğse baskı uygulanmalıdır.Parmakla sıvazlama. Bu yöntemler etkisiz kaldı ise çene ve dil başparmak ve parmaklarla yukarı çekilir. Nefes borusunun ağzı görülür. Bu uygulama ile öksürük refleksi uyarılır elin işaret parmağı ile boğaza yakın cisimler çıkartılır. Başka bir cisim sokulmalıdır.


Solunumun Durması:
Solunumu durmuş kişilerde vakit kaybetmeden yapay solunuma geçilmeli buda ağızdan ağza veya ağızdan buruna hava verilerek yapılmalıdır. Çoğu zaman suda boğulmalarda hastanın midesindeki ve akciğerindeki suyu çıkartmak için gereksiz yere zaman kaybedilmektedir. Oysaki midedeki suyun herhangi bir zararı yoktur. Akciğerdeki suyunda çıkarılması mümkün değildir. Hasta sert bir zemine sırt üstü yatırılır. Ağız içi sıvazlanarak içinde kusmuk, toprak, yosun, kırık diş, takma diş vs varsa çıkartılır. Çene yukarı çekilirken baş hafif geri yatırılır. Ağızdan solunum yapılacaksa burun burundan yapılacaksa ağız kapatılır. Derin nefes alınır. Çapraz olarak ağız ağza yerleştirilir. Göğsün kabarmasına yetecek kadar nefes verilmelidir. Baş yana çevrilerek yeniden nefes alınır. Bu işlem 3-4 sn de bir tekrarlanır. Hastanın kendi solunumu gelene kadar tekrarlanır.
Kalp Durması:
Kalp Durmasında hastanın bilincinin kapalı olduğunu kalp atımlarının nabız hissedilmediğini görürüz. Boyunda şah damarı kalp atımlarının en kolay hissedildiği yerdir.
Kalp Masajı: Kesinlikle kalp durduğundan emin olduktan sonra yapılmalıdır. Hasta sert bir zemine sırt üstü yatırılır. Hastanın ayaklarının altına bir yastık konur. Kalbe kanın dönüşü kolaylaşır. Göğüs kemiğinin 1/3 alt kısmına gelecek şekilde el ayası altta diğer el ayası alttaki elin üstünde olacak şekilde baskı uygulanır. Parmaklar göğse değmemelidir. Kollar dirsekten bükülmeden baskı uygulanır. Normal bir erişkinde göğüsün 4-5 cm aşağı inmesi yeterlidir. Dakikada 80-100 kez masaj yapılır. Her 5 kalp masajından sonra 1 kez yapay solunum yaptırılır. Eğer tek kişi var ise her 15 kalp masajından sonra 2 kez yapay solunum yaptırılır.
Suda Boğulma:
İster tuzlu suda ister tatlı suda boğulma olsun yapılacaklar aynıdır. Boğulma sırasında soluk borusunun kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğere gider. Soğuk havada suda boğulanlarda 20-30 dk geçse bile yapay solunum ve kalp masajına başlanmalıdır.
Şok:
Kan dolaşımının etkin olarak çalışabilmesi için kalbin pompa görevini yapması, kapalı damar ağının ve dolaşım sisteminin bütünlüğünün korunması ve yeterli miktarda kan hacminin bulunması gereklidir. Bu bölümlerden herhangi birinde bir eksiklik olursa dokulara kan iletimi bozulacak ve şok oluşacaktır. Kalp dakikada yaklaşık 8 litre kanı damarlara pompalar. Kalp krizi, şiddetli kanamalar, aşırı sıvı kayıpları, büyük yanıklar, aşırı isal, kusma, karın içi iltihaplanmalar, karın ve başa şiddetli darbelerde aşırı korku ve heyecanlanmalarda şok görülebilir.
Başlıca Şok Belirtileri: Huzursuzluk, endişe hali, aşırı susama, dudakların kuruması, bulantı, kusma, soğuk ve nemli deri. Nabız zayıf ve hızlıdır. Solunum yüzeysel ve hızlıdır. Bilinç bozulur, uyku hali ve komaya doğru giden evreler olabilir. Kan basıncında düşme olur.
Kanama Nedeniyle Olan Şokta İlkyardım: Kan kaybı olunca vücut bunu kendi çabalarıyla önlemeye çalışır. Damarlar büzülür ve daralır.kalp atımı hızlanır. Eğer bunlar etkili olmaz kan kaybı devam ederse şok gelişir. Kan kaybı durdurulmalı ve ilkyardımın ABC si yerine getirilmelidir. Eğer imkan varsa hastaya oksijen verilmelidir. Ayaklarının altına bir yastık konularak ayaklar yükseltilir. Çok fazla yükseltilmemeli solunum sıkıntısı oluşabilir. Şoktaki hastaya ağızdan hiçbir şey verilmez. Çok susamış ise ıslak pamukla ağız silinir. Kırık varsa sabit hale getirilmeli. Hastanın üzerine battaniye örtülerek üşümesi engellenmelidir.

Kanamalar:
Damarlar atardamar, toplardamar, kılcal damar olarak ayrılmıştır. Atardamarlar kalpten dokulara kan taşıyan damarlardır. Atardamarlarda basınç yüksektir ve her kalp atımıyla daha da yükselir.kılcal damarlar dokular arası dağılmış olan küçük ince damarlardır. Toplar damarlar ise dokulardan kanı tekrar kalbe getiren damarlardır.negatif bir basınç vardır ve sürekli bir kan akımı vardır. Atardamar kanamalarında kan nabızla birlikte kan ritmik olarak fışkırır. Kısa sürede çok miktarda kan kaybına neden olabilir. Toplardamar kanaması ise daha yavaştır ama süreklidir.
Kanama Tedavisi:
1- Direk Bası uygulama: En basit ve en etkili yoldur. Kanayan bölgenin üzerine mikropsuz bir gazlı bez ile el ayası ile baskı uygulanır. Kanama nedeniyle bezin dış kısmı ıslanırsa bez kaldırılmadan üzerine bir bez daha konarak baskı uygulanır.
2- Basınç Noktalarına Baskı: Büyük damarların kolayca bastırılarak kan akımının kesilebileceği noktalarına baskı uygulanarak kanama durdurulabilir bunlar genellikle nabız noktalarıdır.
3- Turnike Veya Boğucu Sargı Uygulaması: Turnike uygulaması istenen bir uygulama değildir. Bütün yollar denendikten sonra kanama durmazsa uygulanmalıdır. Alttaki dokuları ezme damar ve sinirlere kalıcı zararlar verme riski vardır. Turnike ince olmamalıdır. Genişliği 7-8 cm olmalıdır. Sıkıştırma işlemi kanama durana kadar yapılmalıdır. Daha fazla sıkılmaz 15 dk da bir gevşetilmeli ve kan geçişi sağlanmalıdır. Elbise kolları vs turnikeyi ötmemelidir. Hastaya turnike uygulandığı belirtilmelidir. Dikkatli olunmalıdır.
Küçük dış kanamalar: kısa süreli basınç uygulama kolayca pıhtılaşmayı sağlar hiçbir zaman yaradaki pıhtı silinmez. Yara kirli ise su ve sabunla yıkanır. Yaranın üzerine mikropsuz sargı bezi ile baskı uygulanır. yara kolda elde veya bacakta ise kalp seviyesinden yukarı kaldırılırsa kanama durması kolaylaşır. Yaraya herhangi bir ilaç vs. sürülmemelidir.
Büyük Dış Kanamalar: Kanama çok fazla olursa şok gelişebilir. İlkyardımın ABC si unutulmamalıdır. Kanama durdurulmaya çalışılır. Gerekirse turnike uygulanır.
Kol ve Bacak Kopmaları: Kopan kol ve bacak gibi uzuvların yerine dikilmesi mümkündür. Güdük bölümüne baskı uygulanarak kanama durdurulur. Kopan bölümler plastik bir torba içinde buz dolu bir kaba konur. Buz ile doğrudan temas engellenmelidir. Hasta hemen en yakın sağlık kuruluşuna iletilmelidir.
İç Kanmalar: Vücut boşluklarına olan kanamalardır. Karın içi, göğüs içi veya kafa içi kanamalardır. Biriken kan dışarı akmıyor olsa da damar içinden kayıp olduğundan şok gelişebilir. Büyük kemik kırıklarında önemli miktarda kan kayıpları olabilmektedir.
Hasta başı aşağıda ayakları hafif yükseltilerek yatırılır. Boğazını sıkan şeyler kravat düğme vs. gevşetilir. Hasta rahatlatılmaya çalışılır. Şok önlenmeye çalışılır. Hastada başka yaralanma ve darbe olup olmadığı kontrol edilir. Bilinç kapanır ise kalp atımı ve solunum varsa koma yatışına getirilir. Üzerine battaniye örtülerek üşümesi engellenir. En yakın sağlık kuruluşuna iletilir.
Delici Göğüs Yaralanmaları: Hemen göğüsteki delik kapatılır. Göğüs içinde kanama varsa hasta sağlık kuruluşuna yarı oturur biçimde iletilmelidir.
Burun Kanamaları: Eğer kafatası kırığından kuşkulanılıyorsa burun kanamasını durdurmak için uğraşılmamalıdır. 35 yaş üzerinde burun kamalarında yüksek tansiyon akla gelmelidir. Hasta oturtulur sakinleştirilir. Başı öne eğilerek kendisine burun delikleri sıkıca tutturulur. Gerekirse buruna buz torbası uygulanabilir. 30 dk üzerinde devam ederse sağlık kuruluşuna iletilmelidir.
Kulak Kanamaları: Kafa darbesi sonucu olursa çok önemlidir. Kanama dış kulak veya iç kulaktan olabilir. Hasta yarı oturur pozisyonda baş kanayan tarafa eğilir. Kulk ilaçsız ve mikropsuz bir sargı bezi ile sarılır.
Saçlıderi Kanamaları: Önemli miktarda kanama olur. Kafatası kırığı olabileceği unutulmamalıdır. Bilinç kaybı varsa bu ihtimal yüksektir. Doğrudan bası uygulanarak kontrol altına alınabilir. İçinde yabancı cisim varsa doğrudan bası uygulanmamalıdır. Simit sargı konulur.
Yaralar
Deriye gelen darbeler soncu kapalı doku zedelenmeleri olabilir. Bu durumda ağrı ve şişlik meydana gelebilir. Bazen morarma ve şişlik içinde kan birikebilir. Şiş olan bölgeye sıkı bandaj uygulanır soğuk uygulanır. Yalnız bandaj kan dolaşımını engelleyecek derecede sıkı olmamalıdır. Açık yaralarda tetanos riski unutulmamalıdır bu neden tetanos aşısı yapılmalıdır.
Yanıklar
1. derece yanık: yüzeysel yanıktır.kızarıklık ve ağrı vardır. İz bırakmadan 1 haftada iyileşir.
2. Derece yanık: cilt ve cilt altı dokularda yanmıştır. Benekli kırmızı renkli kabarcık oluşumu vardır. Derideki sinir uçları da zarar görmüştür. Enfeksiyon gelişmezse 2-3 hafta da iyileşir.
3. derece yanık: Deri tamamen yanmıştır. Alttaki kas tabakasına kadar uzanır.
Tehlikeli yanıklar: Vücudun %30 dan fazlasının yanması, solunum sistemini içine alan yanıklar, vücudun %10 dan fazlasında 3. derece yanık olması, yüz, el, genital bölge yanıkları, göz yanıkları, derin asit ve elektrik yanıkları, boyunda halka şeklinde yanıklar.
Yanık yüzeye hiçbirşey örtülmez. Soğuk su ağrıyı azaltır. Kabarcıklar patlatılmaz yanık alanındaki kolye yüzük bilezik vs. çıkartılmalıdır. Elbiseler kesilerek çıkartılmalı sıyrılmamalıdır.
Kimyasal Yanıklar: Etken hızla uzaklaştırılmalı 10-20 dk bol su altında tutulmalıdır. Daha sonra yumuşak sabunla yıkanır. Sönmemiş kireç su ile karşılaştığında yakıcı etki gösterir. Tozlar fırça ile alındıktan sonra bol su ile yıkanır. Elektirik yanığından şüphelenilen her hasta durumu normal olsada hastanede değerlendirilmelidir.

Sargı ve Ateller
Sargıların çok sıkı ve gevşek sarılmaması gerekir. El ve ayak parmakları dışarıda kalacak şekilde sarılmalıdır. Parmaklarda uyuşma karıncalanma morarma olduğu görülürse sargı sıkı sarılmış demektir. Sargılar mikropsuz olmalıdır.
Ateller ise herhangi bir vücut bölgesini hareketsiz olarak bırakmak için kullanılan desteklerdir. Kırık bacağa sağlam bacağı kırık kola gövdeyi destek yapmakta mümkündür. Mümkünse şişme ateller kullanılmalı bunlar kırığı her yönden desteklerler. Tekrar tekrar kullanılabilirler.
Kırık çıkık ve incilmelerde ilkyardım: kemik üzerine darbe gelen yada zorlanma olan bölgelerde ağrı, şişme, kabarıklık, olağan dışı görünüm, biçim bozukluğu, eklem olmayan yerde eklem görünümü, kol veya bacağın boyunda kısalma, yarada kırık uçlarının görülmesi. O bölgede kırık olduğunu gösterir.
Kırık olup olmadığını belirlemeden hasta yerinden oynatılmamalıdır. Eğer hasta kırık bölgesi hareketsiz hale getirilmeden kıpırdatılmaya çalışılırsa kırık uçları kemiğe yakın veya paralel uzana damar ve sinirlere zarar verebilir. Hasta taşınmadan önce kırık atele alınmalıdır. Kırığın ilerisindeki nabız kontrol edilmelidir. Atel kırığa yakın yerdeki eklemide hareketsiz hale getirmelidir. Açık kırıklarda kanama kontrol altına alınır. Kırık bölgesinde kopmuş kemik parçaları varsa dokunulmaz, kırık uçları uçuca getirilmeye çalışılmaz. Hastaneye nakledilirken ağızdan yiyecek verilmemelidir. Çünkü hasta ameliyat olacaksa bu nedenle gecikebilir.
Çıkıklar: Hareketle artan ağrı olur. Yapısal şekil bozukluğu olur. Hassasiyet vardır. Şilik erken dönemde olmayabilir. Hareket kısıtlılığı olabilir. Anatomik yapıyı iyi bilen kişiler tarafından oturtulması gerekir. Burkulmalarda eklem sabitleştirilir ve hastaneye iletilir.
Boyun Kırığı: Kafası üzerine düşen kafasına darbe gelen herkeste boyun kırığı akla gelmelidir. Ani frenlerde kamçı hareketi sonrasında boyun kırığı oluşabilir. Hastanın boynu boyunlukla desteklenmelidir. Hasta yerinden oynatılmamalı bu konuda eğitim görmüş personelce taşınmalıdır.
Zehirlenmeler: Kusturulur. Alınan maddenin sulandırılması için bol miktarda su veya süt verilir. Bilinç kaybı varsı havale geçiriyorsa yakıcı madde içti ise petrol ürünü içmiş ise kusturulmaz. Gaz zehirlenmelerinde hasta hemen açık havaya çıkarılmalı oksijen verilmelidir.


Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
İlkyardım Hayat Kurtarır


Sağlıklı bir yaşam için hepimizin bilmesi gereken küçük ama önemli detaylar...

KANAMALAR
Vücudun herhangi bir yerinden aşırı kanama varsa bunun bir an önce durdurulması hayati önem taşımaktadır.

**Kanayan yeri ve etrafını dikkatlice temizleyip, kanama odağının neresi olduğunu tam olarak anlamaya çalışın.
**Sargı bezi ya da temiz bir bezle yaranın üzerini tam olarak kapatıp, elinizle kanayan yerin üzerine baskı uygulayın.
**Kolu ya da bacağı yukarı doğru ve kalp seviyesinin üzerine kaldırarak, kan akışını dindirmeye çalışın. Bunu yaparken kaldırdığınız kol ya da bacakta kırık şüphesi olmadığından özellikle emin olun.
**Yara yeri üzerine sargı bezi ya da temiz bir bezle basarak tampon uygulayın. Bunun yarayı tamamen örtmesi gerekmektedir. Bastırarak yara yeri üzerinde dikkatlice basınç uygulayın. Daha sonra sargı bezi ile iyice sarın.
**Kanamanın halen kesilmediği görülürse, daha kalınca bir tamponu aynı sargı üzerinden iyice sarın. Bunun kanama odağının üzerinde ve aşağı yukarı basınç uygulayacak şekilde olmasına dikkat edin.
**Eğer buna rağmen kanama durmuyorsa, kanayan yerin gerisinde, vücuda yakın olan ana atardamarın üzerine elinizle baskı uygulayıp, kan akışının azalmasını sağlayın.
**Ana atardamara 19 dk.’dan çok direkt baskı uygulamayın ve damar üzerinde herhangi bir sıkı t urnike ya da bağ bağlamayın.
**Hastayı bacakları gövdeden yukarı durumda olacak şekilde yatırarak derhal bir sağlık kurumuna gönderin.

KÜÇÜK DERİ YARALANMALARI VE KANAMALAR
**Yara üzerinde pis, kir, toz, toprak varsa öncelikle bunları temizleyin; mümkünse temizve bol suyla yıkayın. Temiz bir sargı bezi ya da bez parçası ile üzerini geçici olarak kapatın. Bir süre yara yerinin üzerine elinizle basınç uygulayarak kanamayı durdurun. Daha sonra temiz bir pamuk parçası ile yaranın üzerini iyice kurulayıp temizleyin. Çıkan kanların oluşturduğu pıhtılar varsa çekip almayın; Bunlar kanamanın durdurulmasını sağlayan oluşumlardır.
**Yaranın ve etrafını Betadin solüsyonu ile iyice temizleyin. Bu yaranın mikrop kapmasını engellemeye yarayacaktır.
**Varsa yara bandı ile yara yerini tam olarak kapatın. Yara yeri büyükse steril bir gazlı bez ile yara yerini tam olarak kapatıp, sargı bezi ile sarın.
**Daha sonra yara iyileşinceye kadar düzenli olarak pansuman uygulayın. Yarada sizi endişelendiren bir durum varsa derhal doktorunuza başvurun.

KIRIKLAR
Kırık şüphesi olan yerde; Ağrı, şişlik, duyarlılık, şekil bozukluğu, fonksiyon bozukluğu, hareket anormalliği (olmaması gereken hareket) görülebilir.

Yapılması gerekenler:
**Her zaman öncelikle kanama olup olmadığını kontrol edin. Eğer kanama varsa öncelikle kanamayı kontrol edin ve yarayı sarın.
**Kırık olan yerin hareketine izin vermeyin. Gördüğünüz herhangi bir şekil bozukluğunu asla düzeltmeye çalışmayın.
**Kırık yerininhareketine izin vermeyecek şekilde kol ya da bacağı atel ile destekleyin. Bunu yaparken her zaman kırık yerinin üzerindeki eklemi de içine alacak şekilde atel uygulaması yapmaya dikkat edin. Eklemin hareketine izin verilmemesi kırık yerinin iyice sabitleştirilmesine olanak sağlayacaktır.

OMURGA VE BOYUN KIRIKLARI
**Omurga kırıkları, omurilik zedelenmelerine ve felce neden olabileceği için, daima çok ciddi ve dikkatlice değerlendirilmelidir.
**Hastayı sakinleştirip, kesinlikle kımıldamamasını sağlayın. Hareket etmesine engel olacak şekilde vücudunun etrafını giysi, palto vb. şeylerle destekleyin.
**Boynunu ve başını hiç oynatmayacak şekilde oldukça dikkatli destekleyin.
Derhal acil tıbbi yardım isteyin

BAYILMALAR
**Bayılanbir kişiyi yere sırtüstü uzatıp, bacaklarını yukarı doğru kaldırın ve rahat nefes almasını sağlayın. Solunum hızını ve nabzını kontrol edin.
**Yanıt durumunu değerlendirin. Anormalbir durum varsa derhal tıbbi yardım isteyin.
**Hasta kendine gelinceye kadar kontrolünüzü sürdürün.
**Hastanın kısa sürede (5-10 dk.) kendine gelmesi beklenir. Gelmiyorsa derhal tıbbi yardım isteyin.
**Hasta kendine gelmeye başladıysa onu sakinleştirerek yavaş yavaş oturma konumuna getirin.
**Düştüğü sırada herhangi bir yerinin yaralanıp yaralanmadığını kontrol edin.
**Yiyecek-içecek vermeyiniz.

YANIKLAR
**Yanığın bulunduğu yer ve yanık alanı önemlidir.
**Yanığın alanı büyüdükçe şok olasılığı artmaktadır. Vücut yüzeyinin %15’inden fazlasını kapsayan yanıklar ölüm tehlikesi oluşturabilir.
**Yanık alanı enfeksiyonlar açısından ciddi bir risk yaratmaktadır.
**Çapı 2-3 cm’den büyük, derinin altına kadar inen yanıklar ve elektrik yanıkları mutlaka hastanede doktor kontrolünde tedavi edilmelidir.
**Yanık yeri olaydan hemen sonra temiz soğuk bir suyla, mümkünse musluk altında 5-10 dakika tutulmalıdır.
**Yanık yerine asla yağ, krem, diş macunu, kolonya, pudro gibi maddeler uygulanmamalıdır.
**Eğer yanık yerinde üzerinde içi sıvı dolu küçük k esecikler (veziküller) oluşmuşsa bunları kesnlikle ellemeyin ve patlatmayın.
**Yanık nedeni parmak ve ellerde şişme oluşabileceğinden yüzük, saat vb. gibi maddeler çıkarılmalıdır.
**Yanık yerinin enfeksiyon açısından ciddi bir risk taşıdığını kesinlikle unutmayın.
**Yanık alanını ve etrafını Betadin solüsyonu ile temizleyin.
**Temiz bir sargı beziyle yanık yerinin üstünü tam olarak kapatın. Kesinlikle pamuk kullanmayın.
**Yanık yerini basınç ve sürtünmeden korumak gereklidir. Bu nedenle yanık yerinin üzerine çok sıkı bandaj uygulamayın.
**Yanık pansumanı için derhal bir sağlık kurumuna başvurun.

BÖCEK SOKMALARI
**Böceğin soktuğu yer kesinlikle kaşınmamalı, üzerine buz ya da soğuk kompres uygulanarak şişliğin oluşması azaltılmaya çalışılmalıdır.
**Böceğin soktuğu yer ağız boşluğundaysa (dil, boğaz) oluşabilcek şişlik ve reaksiyon boğulma tehlikesi yaratabilir. Bu nedenle derhal hekime başvurulması yerinde olacaktır.

GÖZDE YABANCI CİSİM
**Gözün tahriş olduğu durumlarda temiz ve bol bir suyla göz iyice yıkanmalıdır. Bunu yaparken göze kesinlikle elle temas edilmemesi ve ovuşturulmaması uygun olacaktır. Steril bir gazlı bezi göz ve çevresini iyice örtecek şekilde kapatın. Bunu yaparken uyguladığınız tamponun göze basınç uygulamamasına dikkat edin.

Şüphelendiğiniz bir durum ya da gözde aşırı tahriş varsa, derhal doktorunuza başvurun.


Acıbadem Hastanesi
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 04-12-2008, Saat:05:29 PM, Düzenleyen: Belinay.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
İlk Yardım Bilgilerinizi Tazeleyin!



İlk yardım tekniklerini bilmek, hiç beklenmedik zamanlar da birilerinin hayatını kurtarabilir.
Solunum durması
Eğer solunumu duran bir bebek ise bebeğin ağzını ve burnunu kendi ağzınızla kapatın. Suni teneffüs yaparken göğsünün inip kalkışını kontrol edin. Solunum başlamışsa düz bir zeminde yan yatırın. Eğer bir yetişkinin solunumu durmuşsa, hastayı düz bir zemine yatırın, boynunu hafifçe geriye yatırarak, bir elinizle burnunu kapayıp suni teneffüs yapın. Herhangi bir hareket olmazsa, kalp masajına başlayın.
Tıkanma
Boğulan bir bebek ise bebeği dizinize oturtup göğsüne beş defa sertçe vurun. Bebek 12 aylıktan büyük ise göğüs kafesinin bitimine 5 defa yukarı aşağı basınç uygulayın.
Boğulma
Hastanın ağzında ve boğazında su olup olmadığını kontrol edin. Daha sonra suni teneffüs ve kalp masajı uygulayın.
Kafa yaralanmaları
Hasta çocuksa ve darbenin ardından ağlamıyorsa, bu kısmı bilinç kaybı göstergesidir. Kafatası kırığı ihtimaline karşı, burun deliklerinden ve kulaklarından sarımsı bir sıvı gelip gelmediğini kontrol edin. Hasta bir yetişkin ise, 24 saat boyunca müşahade altında tutun.
Kanama
Kanayan bölgeye elinizle basınç uygulayın ve bölgeyi kalbin üstünde bir konuma getirin. Kanama azaldıktan sonra yaralı bölgeyi sarın, ancak sargının çok sıkı olmamasına dikkat edin.
Allerjik reaksiyon
Hastanın yüz, boyun, dil ve boğaz bölgelerinde şişme olup olmadığını kontrol edin. Hastanın boğazında şişlik olması halinde nefes alıp vermekte güçlük çekecektir.
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Kesici ve Delici Yaralanmalar




Kesici ve Delici Yaralanmalar

Kesici ve Delici Yaralanmaları Tanımak İçin Temel Bilgiler
Mutfakta iş yapanların en sık karşılaştıkları yaralanma tipidir. Cam eşya ve kesici aletlerle meydana gelir.

Deri altına ulaşan kesikler büyük sinir, kiriş ve damarları keserek kopmalarına, yoğun kanamalara sebep olabilir.

Kesici yaraların oluşturduğu yaraların oluş biçimi ve anatomik olarak gösterdiği özellikler yara zemininin rahatça görülmesine olanak verir. Delici yaralarda ise yaranın eni ve boyu çok küçüktür. Bu tür yaralar bazen ince - uzun kesici aletler, bazen sivri dal ve çubuklar bazen de ateşli silahlar yol açarlar. Bıçak, şiş, sivri cam gibi nesnelerle meydana gelen yaralanmalarda isabet alan yere göre hangi organın ne derece yaralandığını kestirmek son derece zordur.

Delici Göğüs Yaralanmaları
Göğüse isabet eden yaralanmalarda göğüs kafesi delinebilir. Bu durumda göğüs kafesi ile akciğer arasına hava kaçar. Buradaki basınç dengesi bozulur, akciğer kendi üzerine toplanarak büzüşür ve solunum hareketlerine katılamaz. Hasta sağlam taraftaki akciğeri yardımıyla solunuma devam eder.

Delici Karın Yaralanmaları
Delici yaralanmalar insanlarda karın duvarının açılması ve iç organların dışarı çıkmasına da sebep olabilirler.

Kesici ve delici yaralanmalarda alınması gereken önlemler nelerdir?
- Kesici ev ve tamir aletlerini açıkta bulundurmayın.
- Çocukların bu aletlerle oynamasına izin vermeyin.
- Çatal, bıçağı yüksekten düşebilecek şekilde ortada bırakmayın.
- Bıçakların yeni bilendiğini ailenin diğer fertlerine hatırlatın.
- Tıraş takımlarını çocukların ulaşamayacağı yerlere koyun.
- Ateşli silahları kilit altında tutun ve anahtarlarını üzerinizde taşıyın.
- Çivi, bıçak, jilet, elektrikli hobi aletleri, kırılgan cam eşya gibi nesneleri ortadan kaldırın.
- Evde asla dolu silah bulundurmayın.
- Tamamen camdan olan balkon kapıları için etrafınızdakileri uyarın.

Kesici ve delici yaralanmalarda yapılması gerekenler nelerdir?
- Paslı maddeler ve cam kesiklerinde tetanoz aşısı olun.
- Küçük kesiklerde kesiği su ve sabunla yıkayıp, temiz gazlı bezle 5 dk. boyunca üstüne bastırın.
- Fışkıran tarzda kanayan kesiklerde hemen hastaneye gidin. Hastaneye ulaşana kadar, yaranın üstüne temiz bir bez ile bastırmaya devam edin. Yaralı ekstremite (kol, bacak, parmak öb) yukarı kaldırılmalıdır.
- Damarları açan kesikler için bir doktordan, turnike kullanmayı öğrenin.
- Delici yaralanmalarda, batarak vücutta kırılmış delici cisimleri yerinde bırakarak kabu bir bandajla bölgeyi sargılayın ve doktora başvurun.
- Delici göğüs yaralanmalarında göğüs kafesindeki deliği hava ile irtibatı tam olarak kesilecek şekilde bantlarla kapatın ve hastayı acilen hastaneye ulaştırın.

Delici karın yaralanmalarında yapılması gerekenler:
- Vakit kaybetmeden acil ambulans servisini arayın.
- Hastayı sırtüstü yatırın.
- Karından dışarı çıkan organların üstünü mutfakta kullandığınız şeffaf plastik film ile kapatın.
- Bunu üzerine temiz, kutlanmış bir havlu koyun.
- Daha sonra kalın bir çarşafı katlayarak havluyu takviye edin. Hastayı bu şekilde hastaneye nakledin.

Parmak ve küçük organ kopmalarında yapılması gerekenler:
- Kanayan yere kesinlikle tütün, makine yağı, solvent gibi maddeler sürmeyin.
- Kesilen yeri, mikrop kapacak bir yere değdirmeyin.
- Sıcak kompres uygulamayın.
- Yaraya batan cismi (bıçak, tahta çubuk cb.) çıkartmaya çalışmayın, bölgeyi kalın bir bandajla sarın.
- Kesik kısmı vücudun aşağısına doğru sarkıtmayın.
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Sıcak Bitkinliği, Krampları, Çarpması


Hayat ve enerji kaynağı olan Güneş, bazı durumlarda hayatımızı tehdit edebilir. İnsan vücudunun yaşam formülü olarak da bilinen metabolizma döngüsünün sağlıklı olarak işleyebileceği vücut iç sıcaklığı 37 santigrad derece civarındadır. Vücut ısısını regüle etmeye yönelik tüm mekanizmalar, 37 santigrad dereceyi korumayı hedefler. Örneğin, vücut ısımız artarsa cilt altındaki kan damarları genişler ve ter bezlerinden salgılanan ter miktarı artar ve hatta üzerimizdeki elbiseleri çıkarmak ve soğuk bir ortama kendimizi atmak isteriz. Böylece ısı kaybını arttırarak, vücut ısımızı normal sınırlar içerisinde tutmuş oluruz.

Sıcağa maruz kalmayla gelişen tehlikeleri hayatı tehdit edebilirlikleri bakımından üç ana grupta ele alabiliriz

1. Sıcak Krampları
2. Sıcak Bitkinliği
3. Sıcak Çarpması

Sıcak Krampları
Aşırı egzersizden sonra ve çoğunlukla bacak kaslarında ağrılı kramplar şeklinde kendini gösterir. Sıcak kramplarının nedeni pek bilinmiyor, ortaya çıkması için sıcak ortam da şart değil. Vücudun su-tuz dağılım dengesi bozulmuştur. Egzersiz sonucu gelişen sıvı kaybının, duyarlı kaslara etkisiyle ilişkili olabilir.

Sıcak krampları olan bir hasta ile karşılaşırsanız neler yapmalısınız?
1. Önce hastayı bulunduğu ortamdan uzaklaştırınız. Mümkünse serin bir ortama alınız.
2. Hastayı yatırarak veya oturtarak dinlendiriniz. Böylece bacaklarındaki kramplar geçecektir.
3. Ağızdan su veya sulandırılmış dengeli tuz solüsyonları vermek yararlı olacaktır. Sakın hastaya ağızdan tuz vermeyiniz.

Unutmayınız ki! Sıcak krampları uzun süre devam etmezler ve kalıcı bozukluk yapmazlar. Aşırı egzersizle yeniden ortaya çıkabilirler.

Sıcak Bitkinliği veya Baygınlığı
Aşırı sıcağa maruz kalma sonucu en sık karşılaşılan rahatsızlıktır. Aşırı terleme sonucu su-tuz kaybı ve sonuçta kan hacminin azalmasıyla şok gelişir. Sıklıkla güneş altında kat kat elbiselerle maç seyreden taraftar olarak adlandırılan meraklılarda görülür. Bu durumda terleme fazladır ancak ısı kaybı azdır. Kan hacminin azlığıyla seyreden şok tipi gelişir. Cilt soğuk-nemli ve yüz gri- soluktur. Baş dönmesi, göz kararması, çarpıntı ve bayılma hissi görülebilir. Bazen de baş ağrısı ve bulantı eşlik edebilir. Hastanın ağzından ölçülen ateşi çoğunlukla normal veya biraz yüksektir.

Sıcak bitkinliği veya baygınlığı belirtileri olan hasta için neler yapmalısınız?
1. Hastayı serin bir ortama götürünüz ve üzerindeki sıkı giysileri çıkartınız.
2. Hastayı sırtüstü yatırınız ve ayaklarını vücut seviyesinden 30 cm yükseltiniz.
3. Bilinci açıksa, su veya dengeli tuz solüsyonları içirilmelidir. Sakın! Bilinci kapalı hastaya ağızdan sıvı veya katı herhangi bir şey vermeyiniz.

Hastaların çoğu, bu önlemlerle yaklaşık yarım saat içerisinde kendisine gelir. Belirtiler düzelmezse veya ilerlerse, hastayı mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna götürünüz.

Sıcak Çarpması
Aşırı sıcağa maruz kalmanın, en az görülen ve en dramatik sonucudur. Aşırı ısı, vücudun ısıdan korunma mekanizmalarını bozmuştur. Sıcak çarpmalarında vücut ısısı 40 santigrad derecenin üzerine çıkar, metabolizma durur ve hızlı doku zararı gelişir. Sıklıkla aşırı sıcak dalgaları sırasında, iyi havalanamayan ve nemli binalarda yaşayan yaşlı hastalarda, yoğun fiziksel aktivite sırasında görülür. Ayrıca sıcak yaz gününde, arabada kilitli olarak bırakılan çocuklarda da sıcak çarpması görülür. Son örnek ülkemiz insanını yakından ilgilendiriyor. Sıcak çarpması olan kişilerde terleme mekanizmaları bozulduğu için terleme olmaz ve cilt kurudur. Tedavi edilmemiş sıcak bitkinliği sıcak çarpmasına ilerlemişse aksine cilt nemlidir. Sıcak çarpmalarında hastanın bilinci giderek kapanır, nabız sayısı ve dolgunluğu azalır. Tedavi edilmezse daima ölümle sonuçlanır.

Sıcak çarpması belirtileri olan hasta için neler yapmalısınız?
1. Hastayı hızlıca sıcak ortamdan uzaklaştırınız, giysilerini çıkartınız ve üzerine ıslak havlular koyunuz.
2. Kliması maksimum serinliğe ayarlanmış bir ambulans veya araçla, hastayı en kısa sürede hastaneye götürünüz. Hastanın durumu hakkında hastaneye mutlaka önceden bilgi veriniz! Çünkü bu hastalar için acil serviste buzlu su banyosu hazırlanması gerekir.

Çok Önemli Uyarılar!
1. Güneşin yakıcı etkilerinin yoğun olduğu 11-16 saatleri arasında, uzun süre korunmasız olarak güneş altında kalmayınız ve sıcak ortamlarda egzersizden kaçınınız.
2. Değerli varlıklarınız olan çocuk ve bebeklerinizi araçlarınızda bırakıp kısa süreli de olsa bir yere gitmeyiniz.
3. Çocuğunuz okuldan eve servis aracıyla geliyorsa, servis şoförünü ortalama varış süresini aştığında hemen arayıp, çocuğunuz hakkında bilgi alınız. Görevlerinin bilincinde olan, güvenilir servis firmalarırıı tercih ediniz.

Sıcak dostlukların daima sizlerle birlikte olması dileğiyle...

Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Genel İlk Yardım Bilgileri
Suyla İlgili Tehlikeler



Her yıl ülkemizin yüzlerce vatandaşı, yaz aylarında ve özellikle ailece suda boğularak kaybedilmektedir.
Suyla ilgili tehlikeleri
1.Yüzme ilgili kazalar
2.Dalış sorunları
3.Sel, kaza, ihmal veya intiharlar sonucu suya düşmelere bağlı boğulmalar olarak üç kategoride ele alabiliriz. Son saydığımız neden grubunun, özellikle ülkemiz için oldukça önemli bir yere sahip olduğu kanısındayım. Aynı grupta ülkemizde çok sık karşılaşılmamakla beraber tekneler, sportif su araçları ve tehlikeli sualtı canlılarının neden olduğu yaralanmalar da unutulmamalıdır.
Solunumla İlgili Temel Bilgiler

Suyla ilgili tehlikelerde ana tema boğulma olduğundan, öncelikle boğulma mekanizmasını anlamak gerekir. Bunun için dilerseniz kısa bir anatomi ve fizyoloji turuna çıkalım.

Solunum sistemimiz; göğüs kafesimiz içerisinde yerleşimli akciğerlerimiz,ağız ve burundan başlayıp alveol adını verdiğimiz, en uç hava keseciklerinde son bulan hava yolları,karın ve göğüs boşluğunu birbirinden ayıran diyafram adı verilen çizgili kasın en önemli rolü üstlendiği esas ve kaburgalar arasında bulunan yardımcı solunum kasları ile tüm bu sistemleri koordine eden ve beyin sapında bulunan solunum merkezinden ibarettir.

Gırtlak veya diğer adıyla larenksin üst bölümündeki boğaz,ağız ve burunu içeren kısım üst solunum yollarını; larenks, trakea olarak da bilinen ana soluk borusu, sağ ve sol ana bronşlar, bronşiyol olarak adlandırılan daha ince hava yolları ve alveol olarak bilinen, gaz değişiminin yapıldığı hava keseciklerinden ibaret kısmı ise alt solunum yollarını oluşturur. Her iki akciğerde toplam olarak ortalama 700 milyon alveol bulunur ki bu alveollerin toplam yüzeyi ile bir basketbol sahasının dörtte biri kaplanabilir. Soluk verme sırasında birbirlerine yaklaşan nemli alveollerin yapışmasını, iç yüzeylerinde bulunan ve sürfaktan adı verilen madde engeller. Göğüs boşluğunun dış ortamla teması sadece trakea ile sağlanır. Yani Akciğerin bulunduğu göğüs boşluğunda hava yoktur,vakum vardır.

Dakika solunum sayımız 12-15 arasında değişir;kalp atım sayımız ise bunun yaklaşık 5 katı kadar olup, dakikada 60-75 arasındadır. Normal olarak soluduğumuz havanın deniz seviyesindeki basıncı 760 mmHg (milimetre-civa) olup; %79’unu Azot gazı (NO2), %21’ini Oksijen gazı (02) ve %1’ini ise başta Kükürtdioksit (SO2) olmak üzere diğer eser miktardaki gazlar oluşturur.

Soluk alıp-verme eylemimiz kısmen istemlidir. Soluk alıp-verme eylemimizi kısa bir süre için durdurabilir, derinliğini ve hızını artırabilir veya azaltabiliriz. Tabii ki solunumunuzu sonsuza dek durduramazsınız. Yarı otomatik olarak çalışan bu sisteminin kontrolünü, beyin sapının oldukça korunaklı bir bölgesinde bulunan Solunum Merkezi yapar. Atardamar kanındaki karbondioksit düzeyi solunum merkezinin esas uyaranıdır; Karbondioksit düzeyinin çok az artışı bile solunum hızını artırırken, karbondioksit düzeyinin azalışı ise solunum hızını yavaşlatır. Bunun içindir ki kafa travmalı hastalara, gerekmedikçe çok yüksek düzeylerde Oksijen vermemek gerekir. Profesyonel dalgıçların, suya dalmadan önce sık sık soluk alıp vererek kan karbondioksit düşürüp solunum merkezini kısmen yanıltarak, enstrüman kullanmaksızın su altında uzun bir süre kalabilmeleri de, karbondioksitin solunum regülasyonundaki önemini gösteren bir başka örnektir. Solunum merkezinin solunum regülasyonunu her bir solunumda bile değiştirebildiğini ve bu regülasyonda atardamar kanındaki Oksijen düzeyinin de önemli bir etken olduğu unutulmamalıdır.

Vücudumuzun bütün hücreleri temel enerji kaynağı olan Glukozu, Oksijenle beraber yakarak, Enerji, Karbondioksit ve Su açığa çıkarırlar

Glukoz + Oksijen--- Enerji + Karbondioksit + Su


Yukarıdaki formülle ifade etmeye çalıştığımız döngüye Metabolizma veya kısaca Yaşam Formülü denilebilir. Yukarıdaki denklemin bozulması yaşamla bağdaşmaz. Metabolizma sonucu açığa çıkan Karbondioksitin, hızlıca vücuttan uzaklaştırılıp, enerji elde edebilmek için Oksijenin hızlıca dokulara taşınması gerekir. İşte kanın şekilli elemanlarının çoğunluğunu oluşturan, Kırmızı Küre veya Eritrosit olarak adlandırılan ve disk şekilli, iki tarafı da içbükey olan kan hücreleri üzerindeki hemoglobin, bu işlemler için biçilmiş kaftandır. Tabii ki hemoglobinin kanımıza ve bayrağımıza kırmızı rengini vermek dışındaki en önemli görevi budur. Hemoglobinin Kandaki Karbondioksit düzeyi artınca veya Oksijen düzeyi düşünce, solunum merkezimizden verilen direktifle diyafram kası ve göğüs kafesimizdeki diğer esas ve yardımcı solunum kasları kasılarak, göğüs kafesimizde yaklaşık –6 mmHg’lik negatif basınç oluşturur. İçerisindeki bronşlar ve damarlar hariç tutulursa yapısında kas bulunmayan ve elastik yapıda olan Akciğerler, kendini saran zarlar arasındaki bu vakum etkisi yapan negatif basınç sayesinde yanlara ve aşağıya doğru genişleyerek, içerisine 760 mmHg atmosferik basınçtaki dış ortam havasını alır. Üst solunum yollarından alt solunum yollarına doğru hızla ilerleyen havanın yolculuğu, gaz değişiminin yapılacağı ve sayıları milyonlarca olan hava keseciklerinde yani alveollerde son bulur. Metabolizma sonucu açığa çıkan ve Kırmızı Kürelerdeki Hemoglobine bağlanan Karbondioksitin yolculuğu, dokular arasındaki kılcal toplardamardan başlayıp alveollerin etrafındaki kılcal atardamarda son bulur. İşte karbondioksitten zengin kan ile oksijenden zengin hava burada karşılaşırlar ve Pasif difüzyon kurallarına göre bu ince ve nemli zarlar üzerinden taraflar elinde çok olanı verir az olanı alır. Böylece kırmızı kürelerdeki Hemoglobine bağlanan Oksijenin yolculuğu, bu defa alveol etrafındaki kılcal toplardamarlardan başlayıp dokular arasındaki kılcal atardamarlarda son bulur. Bunu bizim nefes alıp vermemizin öyküsü olarak kabul ediniz. Akciğerler içerisindeki havanın basıncı nefes alırken 759 mmHg’ye düşerken, nefes verirken ise 761 mmHg’ye kadar yükselir. Nefes alma sırasında karın ön duvarı kaslarının gevşemesinin nedeni, bu esnada diyafram kasının aşağı doğru kasılıp karın içi basıncını artırmasının, karın içi organları üzerindeki etkilerini nötralize etmektir. Kılcal atardamarlardaki kan bütün oksijenini dokulara vermez. Bunun içindir ki verdiğimiz nefesteki havada % 16 Oksijen (O2), %5 Karbondioksit ve yine %79 Azot gazı (NO2) bulunur ve bu düzeydeki Oksijen suni solunum için yeterli olacaktır.

Dr.Mehmet DOKUR
Özel Kadıköy Hastanesi
İlkyardım ve Acil Uzmanı
Emekli Üye
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.