You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
EŞREF ZİYA
EŞREF ZİYA HAKKINDA

Bir çalışma masası bir fincan kahvesi ve melodisi ölümlü Dünya’da yoğun sanat hayatına teneffüs müzikleri besteleyen Eşref Ziya.
Sabreder, düşünür, sessizleşir ve herkesin ışıkları söndürdüğü akşamlarda açar kitabını sayfalarca sabaha ulaşır. Mütevazıca yaşadığı Dünyanın içinde sağlam bir sanat haritası oluşturmasının sebebi, kendi pusulasını popüler yönlerden uzak tutmasıdır.

Kent soylu bir müzik anlayışına sahip olan sanatçı Eşref Ziya, kentliliği sadece modern zamana değerleriyle tutunma aracı olarak görmüş ve bu felsefesiyle kentliliği basit bir üstünlük hırsı olarak görenleri de yanıltmıştır.
Kentlilik ayakları yere basan aklı taşlanmamış sanatı ayakta tutmak için entelektüel bir savunmadır ona göre..

Sessiz kalmakla sükut etmek arasındaki farkı bilerek müziğe başlayan sanatçı, sadece büyük harflerle yapılan etiket edebiyatından uzak durmuş, felsefesini sadeliğe ve asilliğe dayanan sanat üzerine kurmuştur.

Sanatın fikir estetiği üzerine kurulu olduğunu düşünen Eşref Ziya tek yağmurda boyası akan beyinlere, gözleri hep duvara bakan sabitliğe ve aslını kaybetmiş sığ sanat anlayışı taşıyanlara gülüp geçmiş ve nerde kalmıştık dercesine yoluna devam etmiştir.

Sadece müziği alkışlanan kolaycı bir fikre sahip olmadığını, derinliksiz ve yoz söylemlere sessiz kalmamakla göstermiştir. Alkışı, varlığı yetmeyen yokluğu bitmeyen anlık tutkulara benzetir Eşref Ziya. Önemli olan kalıcı bir sanat dili oluşturmaktır ve özgünlük alkış toplayan en büyük erdemdir.

Dünyanın başlı başına nefes darlığı çeken bir senaryo olduğunu düşünen sanatçı Eşref Ziya, gerçeğin yanıltıcı bir parçası olmaktansa gerçeğin gerçeği olmaya karar vererek “ THE IMAM” filminde gösterdiği oyunculuk performansıyla sanata tek taraflı bakanları şaşırtmış ve iddiasız ama istikrarlı sanat anlayışını da film karelerine sığdırmayı başarmıştır.

Kalbin akıl almaz sonsuzluğundan
Dünyanın akıllanabilir taraflarına..
Bir sanat izi bırakırız..
Dünyası yorgun değil
Sadece Dünya yorgunuyuz.
Omzumuzda dost eli gibi duran gitar.
Elimizde paslanmamış alkışlar.
Güneş batar ayaklarımıza.
Sade bir kahvenin ardında
Bekleriz sabahı.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: EŞREF ZİYA
bende çok severim ama ilk defa gördüm yüzünü saolun
Adminimi çok[/color][/font][/size] seviyorummmmmmmmmmmmmgülücük[color=#0000CD]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: EŞREF ZİYA
Güzel paylaşım tşkler reyyan
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yavuz Sultan Selim Han
Cvp: RE: EŞREF ZİYA
Serhat Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Güzel paylaşım tşkler reyyan
Beni Bir Ben Bilirim, Birde Yaradan Bilir Bana Bir Ben Lazımım, Birde Anlayan
Bunu ilk beğenen sen ol.
&gt;295457&lt;
Cvp: EŞREF ZİYA
EŞREF ZİYA AH GEÇEN SENE NE ÇOK DİNLERDİK YA CANLARIMLA

SAĞOLASIN HEMŞOM...
...Aç sineni açabildiğin kadar ummanlar gibi olsun, inançla geril insana sevgi duy, kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül...



Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
Cvp: EŞREF ZİYA
BUDA FARKLI BİYOGRAFİSİ



69 un kışıymış doğmuşum .Doğum günümü hatta ayını dahi bilmiyorum. Hüviyetimde 20-07-1969 yazar ama önemsiz gerçek tarih değil bu. Annem -oğlum kış ve soğuktu - diyor birde -yılbaşına az bir zaman vardı. 11veya 12. Aylar sanırım benim içinde önemsiz sanırdım ama bugün saatine kadar bilmek istiyorum doğrusu. Çocukluğum İstanbul 4.leventte geçti .Sanayi mahallesinde BAŞARI ilk okulunda başladım ilk okula ,daha sonra BARIŞ ilk okulu oldu adı.3. sınıfa kadar leventte oturduk. Daha sonra İstinye’ye taşındık.,okulumu değiştirmedim .iki yıl kendim gittim geldim okulu bitirdim nihayet .Sanayi mahallesinden taşınmıştık ama alakamız devam ediyordu ,babamın işyeri oradaydı çünkü. İstinye de Sarıyer İ.H.L.’ye başladım. 87-88sezonunda liseden mezun oldum. Hareketli aktif bir öğrencilik hayatım oldu vasat bir öğrenciydim , ders çalışmayı asla sevemedim .kültürel etkinliklere katılırdım. Sosyal ve felsefe dersleri her zaman ilgimi çekerdi .sesimi ilk önce matematik hocamız keşfetmişti ama ben onun dersine bir türlü alışamamıştım .öğrencilik hayatım boyunca matematikle hiç barışık olmadım doğrusu hep bir dersten borçlu geçerdim .arkadaşlar sesimi beğenirlerdi bende Müslüm Gürses dinlerdim. Orhan Gencebay’ı sevenlerle hep münakaşa ederdik. O zamanlar ezgiler vs yoktu son sınıfta dershane ye gittim. sevmedim yine sıkıldım. kendim çalışırım dedim bıraktım dershaneyi bir yere aidiyeti sevemediğimi anladım. Yalnızlığı keşfettim. daha mutlu oluyordum böyle ilk defa ders çalışmaya başladım. Marmara ilahiyat fakültesini kazanmışım. Devam ettim. fakülte zannetmiştim meğerse İHLyüksek okuldan pekte farkı yokmuş sevmedim okulu tekrar imtihana girdim. İstanbul dışını yazmadım İstanbul’da da bir okula giremedim. İstanbul’dan ayrılamayacağımı anlamıştım .İstanbul benim rüyalarımın şehridir 10 dan fazla ülke gezdim, böyle bir şehre rastlamadım. M.G.V ile tanıştım aktiftim idealistim çok çalışır büyük adamlara özenirdim kim bilir ,belki yarın bu ülkeyi ben yönetirdim. Dergi çıkarmaya başladık 3 arkadaştık adını ÇAĞRI koyduk 5 bin basıyorduk bu gün bile buna inanamıyorum meğerse 5 bin çok iyi bir tirajmış. Sonra yalnız kaldım zor işti dergi çıkarmak.3 sayı tek başıma dergiyi çıkardım hemen hemen her yazısını ben yazıyor mahlas kullanıyordum,bunalmıştım daha fazla dayanamadım ÇAĞRI kapandı hem okula gidiyor hem dergi çıkarıyordum. Bunalmıştım.6. sayıda veda ettik. Geceler düzenler oralarda ilahiler söylerdik insanların ilgisini çekerdi bu Dr ramazan uçar bey bir gün bana bir kaset projesinden bahsetti kabul etmedim çünkü müziğe mesafeli yaklaşıyordum. daha sonra ADIM VAR kaseti olarak çıktı bu kaset GRUPSELİKA okudu .daha sonra dr ramazan bey ısrarını sürdürdü ALİMVETAĞUT adlı bant tiyatrosunun içerisine iki eser bestelemiş okumamı istiyordu kabul ettim arkadaşım İbrahim Tanrıkulu ile birlikte iki eseri okuduk ilk stüdyo ile tanışmamız başlamış olmuştu .yıl 1989.islamoğlu yayıncılıktan çıkmıştı bu eser. bugünlerde evliliğimi yapmış bir aile yaşantımda başlamış olmuştu .eşimle M.G.V de tanışmıştık onunda aktif görevleri vardı o zamanlar. Daha sonra KALKSAM ve DİRİLSEM’i yaptık İSLAMOĞLU yayıncılığa. Bu albüm hayatımızda bir dönüm noktası olmuştu .İnanılmaz ilgi görmüştü .yüz binlerce satışa ulaştı. bu arada baba olmuştum oğlum Burak dünyaya geldi ya rabbi inanılmaz bir duyguydu bu. Hakan Aykut la beraberdik artık beraber konserlere gidiyor oldukça ilgi görüyorduk. Daha sonra UYAN ARTIK albümünü yaptık. Bunu İNFİLAK ,DAYAN MÜCAHİDİM,MUHABBET ERİYİZ, albümleri takip etti .çok popüler olmuştuk albümlerimiz yüz binlerce satıyordu .Hakan Aykut la birlikte KÜNUZ AJANSI kurduk .BİR GÜNEŞ DOĞUYOR1 ve BİR GÜNEŞ DOĞUYOR 2 albümlerini çıkardık .Bir güneş doğuyor parçası inanılmaz sevilmişti. ilk defa bostancı gösteri merkezin de okumuştum yer yerinden oynamıştı adeta o gün 3 defa okutmuşlardı bana artık ismim ön plana çıkmaya başlamıştı. her yerden konser teklifleri geliyordu. okulu bitirdim .Bu arada kızım Büşra Sümeyye dünyaya geldi. bir erkek bir kız babasıydım artık üç dört arkadaşla birlikte bir radyo kurmaya karar verdik. Araştırmalar yaptım. G Osman paşa da bir yer tuttuk ve MARMARA FM’i kurduk yıl 1993.... Önceleri İstanbul’a yayın yapan radyomuz Allah’ın yardımı ile uydu aracılığıyla tüm Avrupa’ya yayın yapmaya başladı. Radyonun isim babalığını yapmış olmam bugün dahi bana gurur verir. Yayın Yönetmeni bendim radyo bütün zamanımı alıyordu,müzik çalışmalarım biraz sekteye uğramıştı. yinede bu arada Özgürlüğün Gölgesinde adlı çalışmamı yaptım bir yıl sonra askere gittim yerime de AbdulBaki Kömür beyi bıraktım.12eylül1994 de Amasya ya acemi birliğine teslim oldum 8 ay kısa dönem askerliğim başlamış oldu. Usta birliğine Kars Sarıkamış a gittim .benim için zor aylar başlamıştı doğrusu. Sarıkamış inanılmaz soğuk bir yerdi.1995 Nisanında terhis oldum ve İstanbul a dönmüş oldum....Askerliğimle alakalı paylaşacağım tek şey orada yazdığım şu dizelerdir... Sarıkamış yolların nakış nakış işlerken beynimi özlem hücrelerimin en uç noktasında yer buldu kendine artık sonsuzluğa bir tutkuyla bakıyor gözlerim ve artık üşümüyorum ,üşümüyor bedenim Çünkü ayaklarım söz verdi beynime hissettiği çaresizliği hissettirmesin diye..... Marmara FM e dönmüştüm. Radyoda her şey yolundaydı idari bir görev almadım yönetim kurulu üyesi görevine seçildim. Daha sonra Marmara Ajansı kurdum .Artık müzikle daha yakından ilgilenebilecektim. HASRET GÜLLERİ adlı albümü yaptım. Bu albüm sanki benim tekrar hayata dönüşümü sağladı çünkü gerçekten çok ilgi görmüş ve beni tekrar gündeme getirmişti .Bu arada bir erkek evlat sahibi daha olmuş,oğlum Tarık dünyaya gelmişti .Daha sonra Marmara Ajansı Marmara Müzik Yapım olarak M.Cihat Kılıç’la birikte yeniden oluşturduk M.Cihat hasret gülleri albümünde eserleri olan benim Antalya da tanıştığım yetenekli bir arkadaşımızdı. Sen Ağlama albümünü yaptım bu albüm deki Beyazıt Meydanında adlı eser gerçekten çok beğenildi .Daha sonra Olmadı Dost Albümünü yaptım bu albüm benim diğer albümlerime kıyasla alt yapı itibariyle gerçekten çok zengin olmuştu. Bu albüme bir de klip çekip ulusal TV’lerde gösterimini sağladık. olumlu ve olumsuz çok tepkiler aldım geleneksel dinleyicilerimden bazıları önceleri çok yadırgadılar bu albümü fakat daha sonraları olumlu tepkiler aldım. ve en son olarak dinleyicilerimin de gerçekten yoğun isteği üzerine on yıllık sürecimizi özetleyen EŞREF ZİYA KLASİKLER1 bir albümünü yaptım. İnşallah en kısa zamanda dinleyicilerimin karşısına yeni bir albümle daha çıkacağım. İşte benim hayatım.... . beni yıllardır bağrına basan milyonlara selam olsun......ve bu milyonlara sevdirene şükürler olsun...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
Cvp: EŞREF ZİYA
AKŞAM GAZETESİNDE YAPMIŞ OLDUĞU RÖPORTAJ

Motorlu 'The İmam'ın saçları kaynakmış!
Elif Aktuğ'un 'The İmam' filminin başrol oyuncusu Eşref Ziya ile röportajı...

The İmam'la buluşmaya gidiyordum ve iki saat boyunca ne giyineyim diye düşündüm! En son bir imamla aynı ortamda birlikte olmam, bir arkadaşımın çocuğunun mevlüdü sırasındaydı. Hocaya bol fıstıklı loğusa şerbeti ikram ederken, 'Buyrun' demiştim, o kadar. Kendisi de imam hatip mezunu, şarkıcı ve işadamı olan Eşref Ziya ile röportaja giderken aklımda sadece şu soru vardı, '14 albüm yapmış bir müzisyeni neden tanımıyorum?'

Ziya ile Çamlıca sırtlarındaki ofisinde nefis bir İstanbul manzarası eşliğinde konuştuk. Filmi beğenmiş ama bazı eleştirilerimi de yazmıştım, Eşref Ziya büyük bir zarafet ve incelikle, yazdıklarım için teşekkür ederek başladı anlatmaya...



Öykü nasıl ortaya çıktı? (Hikaye yapımcı Mustafa Cihat ve Eşref Ziya'ya aitmiş.)

Bir 'imam hatip sendromu' var. Ben de imam hatip mezunuyum. Türkiye'de bir sinema filmi yapmak istedik. Başbakan ve bakanlar kurulunun yüzde yetmişi imam hatipli. İmam hatip mezunlarının modern dünyada kendilerini ifade etme problemleri var. Bunu en iyi biz yaparız diye düşündük.


Hikaye ile film arasında farklılıklar var mı, anlatamadığınız şeyler kaldı mı?

Niye motosiklete biniyor, bence anlatamadık; motosiklete olan aşkını tam veremedik diye düşünüyorum. Bir de benim düşündüğüm final başkaydı. (Kendi kurguladığı finali öyle duygusal anlatıyor ki, ikimizin de gözleri doluyor.)


Ben filmdeki birçok duygunun patlamadığını düşünüyorum, mesela ezan okurken görmek isterdim Emre'yi.

Haklı olabilirsin ama bilmiyorum.


Bana biraz kendini anlatsana.

1969 İstanbul doğumluyum. İmam hatip ve Marmara İlahiyat mezunuyum. 15 yıldır müzikle uğraşıyorum, lisedeyken başladım. Bu sıralar 15'inci albümüm çıkacak.


Ne tarz müzik yapıyorsun?

Özgün müzik ve biraz da rock motifleri taşıyor.


14 albüm yapmışsın ve seni tanımıyorum, bu tuhaf değil mi sence?

Benim popüler olmamam bilinçli bir tercihti açıkçası. Kral TV'de klipleri dönen adam olmak istemedim. Popüler dünya önce üretip hemen tüketiyor, kendi kuralları var. Bir defasında bana 'Hangi barda çıkıyorsun?' diye sordular. Emirgan'da doğdum, iyi bir muhitte. Ama bara ilk gidişim Viyana'da oldu. Ben o yaşam tarzını sevmiyorum. Ben daha çok fikri bir altyapısı olan düşünsel müzik yapıyorum, sözleri çok seçilerek yazılmış. Popüler değilim, o yüzden tanınmıyorum.


Bir müzisyenin daha çok insana ulaşmak istememesi garip geldi bana...

Benim belirli bir kitlem var. Zamanında milyon satan kasetim oldu, 300-500 bin de sattım. Son albümümün satış rakamları 70 bin civarında. Mesafeli davranmak, geri planda kalmamıza sebep oldu, yanlış da olabilir bu yaptıklarım. Popüler dünyaya malzeme olmak istemedim, magazinleşmek istemedim. O dünyanın kendine has değerleri var, içi boş geliyor ve ben fikirlerimle, şahsiyetimle var olmak isterim.


Ama müzik yapıp film çektin ve bana popüler olmak istemiyorum diyorsun!

Evet, modern dünyanın argümanlarını kullanıyorum değil mi?


Daha çok insana ulaşmak istemez mi bir şarkıcı?

(Gülüyor.) Evet. Ama beğenmediğim insanlarla aynı kefeye konmak istemedim. Sinemadan sonra daha çok tanıyan olacak, film sayesinde daha çok dinleyen olacak. Film, müziğime de hizmet edecek böylece.


Filmin daha politik olacağı bekleniyordu değil mi?

Kesinlikle. Bir kesim 'Bizim meselemizi anlatmadın', öbür taraf 'Bak durmadan mesaj vermiş' diyor. Orta yollu insanlar çok sevdi bu filmi. Bu film de onlara yapıldı zaten. Belki filmi bir kesime dayandırmak daha çok gişe yaptırırdı. Gişe yapmasa da olur, bu filmin olması gerekiyordu, dindar insanın modern dünyada yaşadıklarını anlatması nedeniyle önemli bir film, tam olarak anlatamasa da. Hakikaten dindar insanın böyle sıkıntısı var. 'Namaz kılsam arkadaşlarım kınar mı, oruç tutuğumu söylesem bir şey derler mi?' Müslümanlık konusuna gelince; 'Biz de Müslümanız, niye ikilik yaratıyorsunuz?' diyorlar. İnsanlar net değil. Sadece dini anlamda değil ama. Geniş açıyla baktığınız da Türkiye dünyaya karşı hikayedeki Emre gibi. Kompleksli kaldık. Film önyargının kırılmasına faydalı olursa ne güzel.


Kimler seyredecek bu filmi diyoruz, 'İmam hatipliler gelse yeter' diyorsunuz. Bu, filmi o insanlara karşı sorumlu kılmaz mı?

Hayır, bu sadece bir imam hatip sorunu değil. Öyle dersen beklentiler büyür. Daha sert film yapılabilirdi, siyasi bir film. Ama bir şeye hizmet etmezdi. Kamplaşma yaratırdı.


Sen neden oynadın filmde?

Muhafazakar camiada tanınırım. En çok sevilen müzisyenlerdenim. Yapımcı ile beraber karar verdik. Bu duyguları iyi biliyorum.


Dizi de olurmuş film.

Belki de dizi yapmalıydık. Yavaş yavaş anlatılırdı. İyi olurdu.


Hiç sakladın mı imam hatipli olduğunu?

Zengin bir ailenin çocuğuyum ve çevremde imam hatipli olmamı yadırgayanlar olmadı. Hep sosyal bir insandım, arkadaşlarımla sinemaya, maça giderdim. Gizlenmek psikolojisine girmedim, hiç mesele olmadı. Hatta o kadar popülerdim ki mahallede ben namaza gidersem, onlar da gelirdi mesela. O yıllar kolej gibi girilirdi imam hatibe, 'Bu yıl da ÖYS birincisi imam hatipten çıktı' denirdi. Emre karakteri komşu lisenin kızları dalga geçince utanmış, saklanmak istemiş.


Ölü yıkayıcı derler mi size?

Evet, derler. Daha çok kızlar dalga geçer. 'Sen nereye gidiyorsun?', 'İmam hatip' deyince, 'Aa, ölü mü yıkayacaksın?' diye sorarlar. Dersler normal liseden daha ağırıdır. İmam hatip mezunu diplomat arkadaşım var, mühendis var, sanatçı var.

Dubai'ye gideceğiz


Yeni projelerin var mı?

Bir dizi yapma niyetimiz var. Hikayesini yazıyorum. Aksiyon bir hikaye. Dini ya da sosyal içerikli değil.


Takip eder misin dizileri?

'Kurtlar Vadisi'ni izlerim bir tek. Filmini de heyecanla bekliyorum.


'The İmam' istediğin, beklediğin gibi oldu mu?

Tam olarak düşündüğüm film olmadı. Biz başka bir yemek hayal ettik ama ortaya yine lezzetli bir başka yemek çıktı. Güzel ve yapılması gereken bir film.


Yeni albüm çıkacak mı?

Evet, şu anda stüdyodayım, yakında bitecek çalışmalar.


Ramazan'a yetiştirmek zorunda kaldığınız için filmin aceleye geldiği söyleniyor.

İyi mi, kötü mü oldu bilmiyorum. Acele mi edildi, belki olabilir. Bakalım, hep birlikte göreceğiz.


Festivale gitmek gibi bir fikir var mı?

Dubai'ye gideceğiz. Bakalım Avrupa'da ne olacak, oralara da göndeririz herhalde. Filmin seslerini yapan Graham Daniel, ki kendisi Harry Potter filmlerinde de çalışmış, bayıldı bu filme; 'Mutlaka festivallere gönderin' dedi.

Serçe'ye hayran


Filmdeki motosiklet

senin mi?

Hayır, değil ama sonradan hediye edildi bana. Ben severdim ama düşkün değildim.


Hangi şarkıcıları beğenirsin?

Ben Sezen Aksu hayranıyım. Onun yorumlarına da, bestelerine de bayılırım.


Gençken kimleri dinlerdin mesela?

Ahmet Kaya dinlerdik ama etkilendiğim kimse yok.


Peki son soru; saçlarını film için mi uzattın, yoksa hep böyle miydi?

Saçlarıma kaynak yaptırdım film için. (Dalga geçiyor sanıyorum ama doğru söylemiş!)

ELİF AKTUĞ
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
Cvp: EŞREF ZİYA
VAKİT GAZETESİ RÖPORTAJI

GENÇLİĞİN HEDEFİ YOK 04/10/2004

Ali ADAKOĞLU - Vakit
Eşref Bey, 1990'larda fırtına gibi esen "yeşil pop" veya "direniş" müzikleri, bugün pek gündemde kalamıyor. Neden?

Öncelikle "Yeşil Pop" meselesini düzeltmem gerekiyor. Bizim yaptığımız müzik hiçbir zaman popüler olmadı. Çünkü popüler müzik; herkesin dinlediği, gündemde olan müziktir ki, bizim müziğimiz hiçbir zaman toplumun genelinde bir ilgi görmedi. Hep belirli bir kesimin ilgisini çekti. Bir yere ait müzikti. Bunun yeşil olarak anlamlandırılması yanlıştı, ama bir kesime yönlendirilmiş bir müzik olduğu açıktı. Bu da pop olmadığı için, ye-
sil anlamsız kalıyor. Müziğimizin adına "özgün müzik" diyebiliriz.


Neden gündemde kalamadığınıza dönelim isterseniz. ?

Bugün, Tarkan'ı bir kenara koyarsanız, Unkapanı piyasası da dahil olmak üzere, Türkiye'yi sallayan, eserleri 500-600 bin satan sanatçılar yok. Bunun cok çeşitli sebepleri var. Birincisi, medya ayağının cok gelişmiş olması. 93 yılından itibaren her eve radyoların girmesi, insanların kaset ve cd'ye ilgisini azalttı. Yaptığımız eserlerin eskiye
nazaran daha az ilgi görmesinin ikinci nedeni ise; o yıllardaki toplumsal ve îslâmi gelişmenin bugün inanılmaz bir şekilde azalmasıdır. Bugün toplumumuzda sloganik, ideolojik bir akım yok. 0 dönemle bu dönemi ayıran en önemli özellik budur.Bence. Bugün hareketli, idealize bir gençlik yok. 0 dönemde hedefleri olan, ona hedefler gösteri
len, bir ideali olan bir gençlik vardı. Biz onların söylemek istediklerini müzikle ve daha yüksek bir sesle ifade ediyorduk. Bu yüzden büyük ilgi görüyorduk. Siyasal ve toplumsal bir harekettir bu.Bugünkü gençlik, böyle ideallere sahip bir gençlik değil, bugünkü gençliğin hedefleri yok.

1994'ten sonra dinleyici kitleniz iktidar ve para ile tanıştı. Bu tanışma hatta kaynaşma, insanları özgün müzik dinlemek yerine popülermüzik dinlemeye mi itti?


BU VEBALDE İMZAMIZ OLABİLİR"
Öncelikle sunu belirtmeliyim. Hitap ettiğimiz kesimin müzik dinlemesine biraz da biz katkıda bulunmuş olabiliriz. Eğer bu bir vebal ise, bunun altında imzamız olabilir. Müzik yapmaya başladığımız zaman, hitap ettiğimiz kesim müziğe karsı mesafeliydi. Hatta müziğe ilk başladığım sıralarda ben bile müziğe karsı biraz mesafeliydim. Arabada, yolda giderken müzik duyduğumda kulaklarımı kapatıyordum. Çünkü o zamanlar benim aldığım kültür, müzik dinlemenin haram olduğu yönündeydi. Bizimle beraber belli bir kesim de müzikle tanıştı aslında. Daha sonra da bizi değerlendirmeye, dinlemeye başladılar. Biz tabii ki müziğe
çok profesyonel olarak başlamış insanlar değiliz. Hadi müzik yapalım, konserler verelim, konservatuara gidelim türünden bir şeyler yasamadık. Böyle bir altyapı üzerine bina etmedik müziğimizi. Tamamen ideolojik bir yapılanma içerisinde, o kitlenin söylemek istediklerini, ezgilerini söyleyen insanlar grubundaydık.,Kendimizi o zamanlar sanatçı olarak da adlandırmıyorduk. Daha sonra stüdyo ile tanıştık, notaları okumaya, onlarla enstrüman çalmaya başladık yavaş yavaş. Bu aslında müziğimizdeki gelişmeye de yol açtı. Tabii, bu arada bizi dinleyenler arasında bu gelişmeleri çok daha hızlı yapanlar oldu.

Bir kesim müzik dinlemeye ve müziğin farkına varmaya başladı" dediniz. Bugün îslâmi kesim gençlerinin yozlaştığı dile getiriliyor. "Yozlaşma sizinle beraber başladı" yargısı ağır mı olur?

Olması gereken bir şeydi bu. O kesim belki daha uç müziklerle başlayacaktı beni dinlemeye. Belki bizimle tanışmaya başladıkları melodiler halen kulaklarında var. Bu süreç Türkiye de bir şekilde başlayacaktı. Sürecin hızlanmasında etkimiz olabilir. Ancak, biz olsak da olmasak da bu şartlar oluşacaktı. Bugün yaşanan genel yozlaşmaya bakıldığı zaman, hâlâ daha muhafazakâr kalırım. Bu kadar aşırı bir değişim içerisinde statükocu kalabilirim.

Bugünkü dinleyici profiliniz ile 90'lardakidinleyici profiliniz arasında fark var mı?

Tabii ki var. 90-98 arasında dinleyicilerimin profili birbirine çok yakındı. Erkek veya bayan olsun, hepsi belli bir kesimin insanlarıydı. Ama bugünkü konserlerde çok değişik insanlarla karşılaşabiliyoruz. Bu da üniversitede bizi dinleyenlerin, bizleri arkadaşlarına, çevrelerine de dinletme çabasıyla gerçekleşti diyebilirim. Konsere gittiğimde çok değişik bir yelpazeyle karsı çarşıya olduğumu gözlemliyorum. Bunun içeri-;inde, farklı dünya görüsüne sahip insanlar, inemli insanların çocukları da var.
En çoksatan albümünüz hangisiydi? 1991'de çıkardığım 'Kalksam ve Diribem'
Ibümü yaklaşık bir milyon sattı.

Eşref Ziya Terzi bugün bu rakamı yakalayabilir mi?

Unkapanı piyasasında kimse yakalayamaz bunu. Az önce bahsettiğim nedenlerden dolayı
artık Türkiye'de bir milyon satan kaset yok.dünkü bu kadar radyonun, bu kadar müzisyenin, internetin geliştiği bir ülkede bir milyon satmak mümkün değil.


199O'lı yıllarda diğer tarafta da televole kültürü ön plana çıktı. Siz gündemden düştünüz, onlar ise hâlâ gündemde. Problem bu tarz müziklerle uğraşanların kendilerini yenileyememesinden mi kaynaklanıyor?


POPÜLER MÜZİK GELİR GEÇER
- Onların ayakta kalması diye bir durum söz konusu değil. Çünkü popüler müzik gelir geçer, ayaküstü bir müziktir. Orada yapılan besteler çok basit melodiler üzerine kuruludur. 0 yüzden akılda kalır. 'Aboneyim abone' gibi, ki geçmişte
çok satan ve dillerden düşmeyen bir parçadır. Bunlar hakikaten armonik yapı itibariyle de çok basit şeylerdir. 0 yüzden pop müziğin veya popüler, dünyanın, popüler kültürün bunlara ihtiyacı var. Çıkaracak, üretecek ve tüketecek. Bu, popüler kültürün olmazsa olmazıdır. Ama bizim müziğimiz kendi ^popülerliğini kendi içerisinde akardı. Belki oturduğu zemine biraz ters olarak gelişti. Çünkü kültürümüzde sahneye çıkmak, insanlara müzik yapmak biraz oturduğu zemine ters şeylerdi aslında; Belki kendi içtade pv tezat da doğurdu bu. Bugün makul noktaya oturuyorum. 0 notta anormaldi Berice. Taslar su anda yerine oturmaya başladı. 0 zaman anormal bir durum vardı, siyasal yapı ile karşılaştırdığınızda da aynı durum söz konusu. 0 zaman söylenen sözler ve yapılan siyasal aktivitelere, bugün baktığınız zaman bir yere oturtamıyorsunuz. Bir siyasi parti bayrağının sabaha kadar beklenmesinin çok mantıklı bir şey olduğu söylenemez. Polislerle çatışmanın, insanlarla kapışmanın cok mantıklı bir sey olduğu söylenemez. Ama o zaman onlar gerekiyordu. Bugün bazı şeyler yerine oturuyor. Bazı şeyler yerlerine otururken, bazılarının da çivisi çıkmıyor değil.

İnsanların müzik beğenisini oluşturan etkenler nelerdir? Pop müzik dinleyenle arabesk
müzik dinleyen arasında çok keskin çizgilerle ayrılmış bir dünya görüşü var mıdır?

Kesinlikle yetişme tarzı çok önemli. Bulunduğu, yaşadığı çevre ve aile yapısı etkilidir. Siz
ilahiler dinleyen bir ailede yetişip çok sesli bir batı müziği dinleyemezsiniz veya batılı müzikle büyümüş bir evde ney sesinin çok güzel bir ses olduğunu söylerseniz ciddiye alınmazsınız. Müzik zevki tamamen kulak aşinalığıyla ilgilidir.

TARKAN MESELESİ
İslamcıların Tarkan olarak nitelendirildiniz, bunu benimsiyor musunuz?

Benim böyle bir iddiam olmadı, olamaz. Müslümanlar da birisi için 'İste bizim Tarkamrmz'
diyemez. İslâm, idoller veya kısa dönemlik kahramanlar çıkarmayı reddeder. Bu tarz bir idol
benimseyemezsiniz.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.