Fukahânın ve muhaddislerin Mutezileye hücumları çok şiddetli oluyordu. Onları her şeyle itham ediyorlardı. Hanefiyeden İmam Muhammed b. Hasan Şeybânî Mutezile arkasında namaz kılan kimsenin namazını iade etmesinin lâzım geldiğine dair fetva verdi, imam Ebû Yusuf, onları zındıklardan sayardı. îmam Mâlik onların şahitliğini kabui etmezdi.
Haklarında türlü sözler söylendi, onları fıskla haram şeyleri irtikâpla itham ettiler. Çünkü husûmet şiddetlenince ölçüsünü kaybeder, iş söğüşmeye varar. îki taraf birbirine haklı haksız söz söyler, İleri geri çatar. Mutezileye yöneltilen ithamların çoğu insaf ölçüsünü aşıyordu. îşe tarafgirlik ve taassup karışıyordu. Her taassup anlayış ve idrâk yollarından birini mutlaka kapayıp tıkar. Dîninde töhmet altında bulunan bâzı sapık kimseler Mutezileye yamansa da Mutezilenin iyi tarafları hiç yok değildir.
îslâmı ilk müdafaa edenler onlardır. Vâsıl b. Atâ'nın adamları îslâm ülkelerine dağılarak dinsizlere karşı dîni müdafaaya koyuldular. Amr b. Ubeyd, zındıklarla amansız savaş yapıyordu. Onlara ateş yağdırıyordu. Beşşâr b. Bürdün dostu idi. Fakat onda dinsizlik sessizce onu Bağdad'dan sürgün ettirdi. Ve ancak Amr'm Ölümünden sonra Bağdad'a dönebildi. Ömer b. Ubeyd[7] hakkında Câhız şöyle diyor: «Onun ibâdeti bütün fukahâmn ve muhad-dislerin ibadetine denk gelir.»
Halîfe Vâsıl, veziri olan Ahmed b. Ebî Duâd'a sordu:
— Neden Mutezileden olanları, başkaları gibi kadı ve hâkim tayin etmiyorsun?
— Onlar bunu kabul etmiyorlar ki. Meselâ Ca'fer b, Mübeş-şir'e onbin dirhem gönderdim, onları kabul etmedi. Kendim kalkıp onun ayağına gittim. Yanına girmek için müsâade istedim. Müsâade etmedi. Ben de izinsiz olarak girdim. Kılıcına sarılarak:
— izinsiz girdiğinden seni öldürmek helâldir, dedi. Ben de geri dönüp kaçtım. Öylelerine kadılığı nasıl kabul ettirebilirim.
Halbuki bu Ca'fer ihtiyaç içinde kıvranıyor. Bâzı dostları ona iki dirhem verdi. Onları kabul etti. Bunun üzerine ona:
— Onbin dirhemi geri çevirirsin, iki dirhemi alırsın, bu ne? dediler.
— Onbin dirhemin sahipleri olan fakirler ona benden daha müstahaktirlar, onlar milletin parasıdır. Bana bu iki dirhem kâfi. Bunlara ihtiyacım var. Allah bana bunları istemeden gönderdi. Şüpheli ve haram olan dirhemlerden beni kurtardı.
İşte onların içinde böyleleri vardı, şüpheli şeylerden çekinirlerdi. Helâl olmıyan yollarla toplandı diye sultanın parasını kabul etmez, hediyeyi geri çevirir. Dostundan gelen helâl ve temiz iki dirhemi alır.
Bunlardan anlıyoruz ki. Mutezile içinde de zühd ve takva sahipleri vardı. Mutediller bulunurdu, fakat azdılar
giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...

![[Resim: 1871qt9.gif]](http://img67.imageshack.us/img67/9378/1871qt9.gif)
