You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...

Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...

Cvp: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
Fukahânın Ve Muhaddîslerîn Mutezileyi İthamı


Fukahânın ve muhaddislerin Mutezileye hücumları çok şiddet­li oluyordu. Onları her şeyle itham ediyorlardı. Hanefiyeden İmam Muhammed b. Hasan Şeybânî Mutezile arkasında namaz kılan kimsenin namazını iade etmesinin lâzım geldiğine dair fetva verdi, imam Ebû Yusuf, onları zındıklardan sayardı. îmam Mâlik onla­rın şahitliğini kabui etmezdi.


Haklarında türlü sözler söylendi, on­ları fıskla haram şeyleri irtikâpla itham ettiler. Çünkü husûmet şiddetlenince ölçüsünü kaybeder, iş söğüşmeye varar. îki taraf bir­birine haklı haksız söz söyler, İleri geri çatar. Mutezileye yönelti­len ithamların çoğu insaf ölçüsünü aşıyordu. îşe tarafgirlik ve ta­assup karışıyordu. Her taassup anlayış ve idrâk yollarından birini mutlaka kapayıp tıkar. Dîninde töhmet altında bulunan bâzı sapık kimseler Mutezileye yamansa da Mutezilenin iyi tarafları hiç yok değildir.

îslâmı ilk müdafaa edenler onlardır. Vâsıl b. Atâ'nın adamları îslâm ülkelerine dağılarak dinsizlere karşı dîni müdafaa­ya koyuldular. Amr b. Ubeyd, zındıklarla amansız savaş yapıyordu. Onlara ateş yağdırıyordu. Beşşâr b. Bürdün dostu idi. Fakat onda dinsizlik sessizce onu Bağdad'dan sürgün ettirdi. Ve ancak Amr'm Ölümünden sonra Bağdad'a dönebildi. Ömer b. Ubeyd[7] hakkın­da Câhız şöyle diyor: «Onun ibâdeti bütün fukahâmn ve muhad-dislerin ibadetine denk gelir.»

Halîfe Vâsıl, veziri olan Ahmed b. Ebî Duâd'a sordu:

— Neden Mutezileden olanları, başkaları gibi kadı ve hâkim tayin etmiyorsun?

— Onlar bunu kabul etmiyorlar ki. Meselâ Ca'fer b, Mübeş-şir'e onbin dirhem gönderdim, onları kabul etmedi. Kendim kalkıp onun ayağına gittim. Yanına girmek için müsâade istedim. Müsâa­de etmedi. Ben de izinsiz olarak girdim. Kılıcına sarılarak:

— izinsiz girdiğinden seni öldürmek helâldir, dedi. Ben de geri dönüp kaçtım. Öylelerine kadılığı nasıl kabul ettirebilirim.


Halbuki bu Ca'fer ihtiyaç içinde kıvranıyor. Bâzı dostları ona iki dirhem verdi. Onları kabul etti. Bunun üzerine ona:

— Onbin dirhemi geri çevirirsin, iki dirhemi alırsın, bu ne? dediler.

— Onbin dirhemin sahipleri olan fakirler ona benden daha müstahaktirlar, onlar milletin parasıdır. Bana bu iki dirhem kâfi. Bunlara ihtiyacım var. Allah bana bunları istemeden gönderdi. Şüpheli ve haram olan dirhemlerden beni kurtardı.

İşte onların içinde böyleleri vardı, şüpheli şeylerden çekinir­lerdi. Helâl olmıyan yollarla toplandı diye sultanın parasını kabul etmez, hediyeyi geri çevirir. Dostundan gelen helâl ve temiz iki dir­hemi alır.

Bunlardan anlıyoruz ki. Mutezile içinde de zühd ve takva sa­hipleri vardı. Mutediller bulunurdu, fakat azdılar
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
Mutezilenin Münazaraları Ve İlmi Kelâm


Mutezilenin düşmanlarıyla yaptıkları münazara ve mübâhase-lerden kelâm ilmi meydana çıktı. Bu münazaralar Rafızîler, Mecûsîler, Putperestler, dinsizlerle yapıldığı gibi fıkıh ve Hadîs ulemâ-siyîe de yapılırdı. Bu münazaralar dairesinin merkezi Mutezile idi. Üç asır, İslâm camiasını mücadeleleri ve münazara 1 ariyle meşgul ettiler. Onların meclisleri ümerâ, vüzerâ ve ulemâ ile dolup taşı­yordu. Fikirler orada birbiriyle çarpışıyor, mezhepler birbirleriyle boğuşuyor, cevaplar hazırlanıyor ,lslâm düşüncesi burada silâhla­nıyordu. İran, Yunan veya Hind fikir kırıntılariyîe bu meclisler süsleniyordu. Mutezile bu münazaralarda hususî bir temayüz gös­teriyordu. Hüküm çıkarma yolları başka başka olsa da netice iti­bariyle dînin davet ettiği gayeye varıyorlardı. Başlıca vasf-ı mü­meyyizleri şunlardır:

1- Taklitten uzak kalmaları: Araştırmadan, incelemeden rastgele başkasına tâbi olup körü körüne takip etmiyorlardı. İsim­lere değiî, re'y ve kanaatlere hürmet ediyorlardı. Söylenene değil, hakikata bakıyorlardı. Onun için birbirlerini bile taklit etmediler. Onların tuttuğu yol şu idi: Her mükellef, dinde içtihadının buldu­ğu şeyi alır, onunla amel eder. Onun içindir ki, bu kadar çok kol­lara ayrılmış olsalar gerektir, her şahıs bir fırka reisi sayılmıştır: Şu isimlere bakın:

Vasiliye,[8] Hüzeyliye[9], Nazzâmiye[10], Hâtitiye[11], Bişriye[12], Muammeriye[13], Müzdariye[14], Sümâniye[15], Hışâmiye [16], Câhızıye [17], Hayyâtiye [18], Cübbâiye.[19]

2- Akaidi isbatta akla itimat etmekle beraber dînin ulu cad­desinden dışan çikmasınlar diye Kur'ân-ı Kerfm'in yardımına sı­ğındılar. Ayetlerden faydalandılar. Hadîs bilgileri çok değildi ve akait hususunda Hadîsi delil almazlardı.

3- Devirlerinde tercüme olunan ilimleri aldılar, ve bu ilim­lere hizmetleri de oldu. Düşmanlarına karşı bu ilimlerden yardımlanarak cevap hazırladılar. Kelâm meydanında karşılanndakîlere galebe için bunlardan faydalandılar. O devirde Arap aklım bes­leyen yabancı kültürleri almış olan her Müslüman Mutezileye ka­tıldı. Çünkü dînî ruh ile tevhîd ve tenzihe çok Önem veren ve aklın ihtiyacını karşılayan felsefî fikirleri birleştiren Mutezilenin görüşü onlara uygun geliyordu. Mutezile arasında bir çok seşkin muhar­rirler, üstün âlimler, anlayışlı feylesoflar çıkmıştır.

4- Fesahat ve belagat sahibi, edebiyatçı idiler, içlerinde be­liğ hatipler vardı. Münazara ve mübâhasa yaparken dilleri belaga­ta alışmıştı.Vâsıl b. Atâ büyük bir hatip, psikolojiye vâkıf bir âlim­di. Hazır cevaptı, sözlerini kolayca hazırladı. Nazzam, zeki ve be­liğ bir zattı. Keskin lisanlı , düzgün sözlü bir şair ve edipti. Ebû Os­man Amr Cahız hakkında Sabit b.Kurra şöyle diyor: «Cahız Müs­lümanların hatibi, kelâmcıların üstadıdır, Mütakaddîm ve mütaahhirinin en seçkinidir. Kalbur üstüne gelenlerdendir. Konuştuğu zaman belagatta Sehbâni andırır. Münazara ve mübâhase yaparken münazara üstadı Nazzamı hatırlatır. Kitapları çiçek bahçesi, risale­leri meyve yüklü dallar gibi. Mübâhaseye giriştiklerini mağlûp eder, kimse onun karşısına çıkamaz.» .
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
Mütezîlenîn Düşmanları


1- Rafızîler, Putperestler,, Cehmiye ve diğer bid'atçılar Mütezile ile münakaşa yapmışlardır.

2- Fukaha ve muhaddisler.

Evvelâ Mutezilenin dinsizler, zındıklar, cehmiye ve saire ile yaptıkları münakaşaları ve mücadeleleri nakledelim-


139- Dinsizler Ve Zındıklarla Münakaşala


Emevîlerin, son ve Abbâsîlerin ilk devirlerinde zmdıklar, sapık­lar çoğaldı. Bunlar bâzan maskelerini indirip hakikî hüviyetler meydana çıkarlar, bâzan İslâm kisvesine bürünerek kendi pren­siplerini Müslümanlar arasında yayarlar, kimse farkına varmadan zehirlerini saçarlardı. Bunların îslâma düşmanlığı hepsinden da­ha fazla idi, zararları çok olurdu. Çünkü bâzıları onlara aldamyor, onların yaldızlı sözlerine kapılıyordu. Mutezile bunlarla çetin bir savaşa koyuldu ve onları her meydanda mağlûp etti. Vâsıl b. Atâ arkadaşlarını îslâm merkezlerine yayarak zındıklarla mücadeleye başladı. Kendisi de müdafaa ediyordu. Eserleri arasında Maniliğe karşı bir reddiyesi vardı. Onun arkasından gelen arkadaşları da ayni şekilde hareket ettiler. Münakaşalarını kuvvetli delillerle ya­pıyorlardı. İkna kuvvetleri çoktu. Düşmanları onların kuvvetli de­lillerine karşı kaçamak bulamıyor, teslimden başka çare kalmıyor­du. Bu münakaşalarla bir çoklarını ikna ediyorlardı. Ebû Huzeyl Allâf'ın eliyle üçbinden fazla mecûsî Müslümanlığı kabul etmiş­tir. O münazarada son derece maharet sahibi bir zattı.

Mutezilenin münazaarlanna ve nasıl kuvvetli deliller bulduk­larına örnek olmak üzere bâzı misaller nakledelim: tntisar'da şöy­le deniyor: «Maniler sıdk ile yalanı ayrı sayarlar. Sıdk hayırdır, nurdandır, yalan, ise serdir ve zulmettendir, derler. İbrahim Naz-zam onlara sordu:

—Bir ihsan bir söz söylese ve o söz de yalan olsa, bu yalanı söyleyen kimdir? .

— Zulmettir, dediler.

— O adam söylediği bu yalana pişman olup da: Ben yalan söyledim ve bununla kötülük işledim derse (yalan söyledim ve kö­tülük işledim) diyen kimdir?

Buna ne cevap vereceklerini şaşırdılar. Çünkü bu fazileti zul­met işleyemez.

— Yalan söyledim ve kötülük işledim diyen nur ise, bu yalan olur. Çünkü yalan söyleyen o değildir. Yalan serdir, nurdan şer sadır olmuş olur. Bu sizin sözünüzü çürütür. (Eğer yalan söyle­dim ve kötülük işledim) diyen zulmet derseniz baştan başa yalan söylemiş, sonra da doğru söylemiş olur/ yani ondan hem doğru, hem de yalan sadır olmuş olur. Halbuki sıdk ve yalan sizce birbi­rine zıddır, zulmetten hayır sadır olmaz...»

Bakınız, geniş bilgisiyle münakaşa yaptığı kimseleri nasıl ya­kalıyor, onlara çıkar yol bırakmıyor. Çıkış yerlerini tutuyor ve on­ları susturuyor. Mutezile Rafızîlerle ve diğerleriyle de aynı tarzda münakaşa yapıyordu. Aralarında şiddetli münakaşalar cereyan et­miş olmasına rağmen birbirlerine iyi muamele yapıyorlardı. Ule­mânın ahlâkına yakışan budur. Geniş gönüllü ve müsamahalı ol­malıdır.
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
Fukahâ Ve Muhaddîslerle Mücadeleleri


Ruhiyat eserlerinin vardığı neticeye göre ihtilâf hâlinde olan iki taraf eğer akidede birbirlerine yaklaşırsa, mücadele daha şid­detli olur.[20]

Burada da bu böyle olmuştur. Çünkü Mutezile ile fukahâ ara­sında ihtilâf yeri azdır. Bunların tashihi kabildir, birbirini tekfir edecek mahiyette değildir. Birini dinden çıkaracak birşey yoktur. Bununla beraber bunlar arasında mücadele gayet şiddetli olmuş­tur. Birbirlerine çok atıp tutmuşlardır. Belki de yukarıda geçen se­bebe şunlar da ilâve olunabilir: Bu ihtilâf aklî ve mantıkî idi, din­de düşünüş tarzlarına aitti. Fukahâ ve muhaddisler dîni Kur'ân ve Hadîsten alıyorlardı. Onlar akıllarını, kitabın naslarını anlamak ve Peygamberden naklolunan Hadîslerin sahibini öğrenmek için kullanıyorlardı. Dîni bu yolların dışında Öğrenmek onlarca hata­dır. Mutezile ise akideleri aklî kıyasla isbat etmeği caiz görüyor, dînî bir nassa muhalif olmadıkça bununla amel ediyorlardı. îslâm akaidini isbatta mantık, felsefî bahisleri kullanıyorlardı, Fukahâ ise buna karşı idiler. Ayakları kayıp şaşırmasınlar diye nas üzerin­de duruyorlardı. Çünkü akıl aldanabilir ve şaşırır.

Bu onlar arasında ihtilâf yoktu demek değildir. Mutezile ile muhaddisler arasında bir çok cüz'î mes'elelerde ihtilâf vardı. Fa­kat akidelerin özünde ve esasında ihtilâf yoktu*. Onun için Mutezile fukahâyı ve muhaddisleri tekfir etmez, onlar da Mutezileyi tekfir etmezler, yalnız bid'atçı sayarlar.

Onların mücadeleleri işte böyle iki nevi usul ihtilâfından ileri geliyordu. Halk-ı Kur'ân mes'elesindeki ihtilâflarına bak. Görür­sün ki, Mutezile tevhid ve tenzihten başka hiçbir kayıta mukayyet olmaksızın aklî kıyaslar arkasından koşmakta, onları delil tut­maktadır. Fukahâ ile muhaddisler ise tevakkuf ediyor, kitap ve sünnetten Has bulunmıyan hususta gayet çekingen davranıyor. Cumhur halk fukahâ ve muhaddislerin arkasında idi.
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
Mutezilenin Mücadeleleri


Abbasîler devri ilmî münazaralar ve mübâhaseler asrı idi. Bu münazaralar b,elâgat ve fesahat gösterisi meydanı halini almıştı. Herkes mehâretini orada gösterirdi. Akaide dair mübâhase ve mü­nakaşalarda Mutezile daima koşuyu kazanıyordu.

Mutezilenin münazara meclisleri pek çoktu. Ümeranın yanın­da, mescidİerde ders halkalarında, münazara ve mübâhaseye elve­rişli her yerde münazara yaparlar, mübâhase meclisleri kurulurdu. Fakat bu münazaraların çokluğuna nisbetie bize kadar naklolu-nanlar azdır. Belki de bu şundan ileri gelmiş olacak. Mutezile Mü­tevekkil devrinde ve ondan sonraki devirlerde daima takibe uğra­mış, baskı altında kalmıştır. İslamların çoğu cumhur halk onlar­dan hoşlanmamıştır. Bu yüzden onların eserlerinin çoğu zayi ol­muş, münazaraları bize kadar gelememiştir. Bugüne kadar kalan­lar, azlığına rağmen, onların mücadeleci ruhu, mübâhase kuvveti hakkında bir fikir vermeğe kâfi gelmekte, onların mücadeleci bir zümre olduğunu göstermektedir.







--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ebü Hasan Eş'âri, Makâlât'ül-İslâmiyyîn.

[2] Mutezile îmanla küfür arasında bir dereceye kail olmakla be­raber büyük günah sahibini zimmîlerden ayırmak için Müslüman adını verirler. Mutezileden İbn-i Hadîd diyor ki: «Biz büyük günah sahibini mü'min saymakla beraber diğer zimmîlerden onu ayırmak için ona bu adı veririz. Bununla medih ve sena, mânası kasdetmeksizin bu ismi vermeği caiz görürüz. (Nehc'ül-Belâga şerhi).

mutezile ile akali yazilarin alindigi kaynaklar

[3] Şehristânl, EI-Milel vel-Nihal.

[4] Eş'ari Makalâfül-İslamiyin

[5] întisar'ın Önsözü.

[6] Ubeydullah b. Hassan, Fusul-i Muhtara Min Kütüb-i Câhiz.

[7] Halife Mansur bu Amr'ı son derece sever ve sayardı. Ölünce onun hakkında bir mersiye söylemiştir.

[8] Vâsıl b. Ataya uyanlar.

[9] Ebû Hüzeyl Allâf'ın taraftarları.

[10] İbrahim Nazzam'ın taraftarları

[11] Ahmet b. Hâit'in taraftarları.

[12] Biçir b. Mûtemer'in adamları.

[13] Muammer b. İyâd taraftarları.

[14] Ebû Musa îsa b. Müzdar'm taraftarları.

[15] Sümâme b. Eşres'in taraftarları.

[16] Hişam b. Ömer'in taraftarları.

[17] Edip Ebû Osman Câhız'in taraitarlan.

[18] Ebû Hüaeyin Hayyât'ın taraftarları.

[19] Ebû Ali Cübbaî'nin taraftarları

[20] Bunu Gustave le Bon, Arâ vs Mütekâdât eserinde söylüyor.

"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
ALLAH RAZI OLSUN ABLA BAYAĞ BİR UĞRAŞMISSIN
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: RE: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
SAHRA Adlı Kullanıcıdan Alıntı:ALLAH RAZI OLSUN ABLA BAYAĞ BİR UĞRAŞMISSIN

ecmain olsun canım

Emr-i bil Ma'ruf Nehyi Anil Münker için

az bile verdiğim emek

değer inşaallah...
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
Cvp: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
allah razı olsun zeynebim ...
ellerine sağlık...
faydalı bilgiler sundugun için teşekkür ederim..
hepsini okuyamadım yakın zamanda okuyacam inş..
ablasının gülü selametle kal inş...
[Resim: 1871qt9.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet Dışı Bozuk Fırkalar...
ASUDE Adlı Kullanıcıdan Alıntı:allah razı olsun zeynebim ...
ellerine sağlık...
faydalı bilgiler sundugun için teşekkür ederim..
hepsini okuyamadım yakın zamanda okuyacam inş..
ablasının gülü selametle kal inş...

Ecmain olsun ablacım gülücük

Selamet hepimizin üzerine olsun inşaallah...
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.