Aziz Kardeşim, öncelikle şunu ifade edeyim ben mezkûr toplumu müslüman topluluk görmüyorum. Fakat yaptığımız şey iki seçenek arasında sıkışıp kalmak. Kendimizi iki ''Dar'' fıkhı arasında sıkıştırıp bırakmışız. ''Darulİslam olmayan her belde Darulharptir'' Mantalitesinin ''Beyaz olmayan her renk siyahtır'' düşüncesinden farkı yoktur. Halbuki muhtelif renkler çoktur ve bunu görmek zorundayız. Bunu tespit edecek kaynağımız ise Kur'an'ı Kerim'dir.
Bu iki dar fıkhı Müçtehit imamların Kur'an'ı Kerim ve Sünnet'ten çıkarmış oldukları içtihatlarıdır. İçtihatları isabetli fakat bu kendi dönemleri için geçerli. Bizim devrimize ışık tutamamaktadır bu görüşler; çünkü zamansız ve mutlak olan nasslardır, müçtehitlerin içtihatları değil. Bu iki dar fıkhı arasında sıkışıp kalanlar, Hz. Nuh'un kıssasını ve devrini hangi dar'a koyacaklarını bilemezler; çünkü bu iki konum fıkhına uymaz Hz. Nuh'un kıssası. Bizim devrimizde bu iki sınıflandırmadan hiç birisine uymamaktadır.
Zaten Darulharp diyen kimseler bir paradoks içerisindeler, çünkü ayak uyduramadıkları fıkhın içini kendileri doldurmaktadırlar. Yani onların tavırları zaten kendilerini çelişkiye düşürmektedir.
Şu bir gerçek ki Türkiye toplumu Kafir bir topluluk değildir. Gerçek bir İslam olmasada kendilerini ''İslam''a nispet etmektedirler. Üstelik aydınlatılmış olmaları şöyle dursun malum teşkilat tarafından aldatılmaktadırlar.
Yani karşımızda sadece cahil olan değil aynı zaman da aldatılan bir topluluk var. Elbette ki Onların bu konuda ''cahil'' olmaları kendilerini kurtaracak değildir; fakat en azından bu bizim yaklaşımımızı değiştirmeli.
Mesala Kur'an'ı Kerim de kullanılan ''Ey Kafirler'' hitabını değil; ''Ey insanlar'' nidasını tercih etmeliyiz. Mesala onları cehenneme terketmemeli; bilakis cennete davet etmeliyiz. Mesala onlarla sosyalite olarak tamamen kopmamalı; bilakis içlerinde olmalıyız.